CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Devir anekdotlar devri

Eklenme Tarihi 23 Eylül 2010
Yıllar önce "Özal öldürüldü" iddialarını araştırıyordum… Özal'a yakın bir isim "Derya Sazak'ın köşe yazısından başla araştırmana" demişti… O zaman görmüştüm ki, Özal'ın çevresi bu yazıya fena halde kilitlenmişti… Derya Sazak 17 Aralık'ta gazetesindeki köşesinde "Özal dört ay sonra köşkten inecek" diye yazıyordu… Tam dört ay sonra 17 Nisan'da Özal'ın ölüsü köşkten iniyordu… Nokta atışı yapmıştı Derya Sazak… Toto oynasan bu kadar isabet ettirmek mümkün değildi. Hep nereden bildi, nasıl tutturdu bunu diye düşündüm… Yanlış hatırlamıyorsam Sazak daha sonra bunu Hüsamettin Cindoruk'tan duyduğunu ima etmişti.
Eğer bu doğruysa Cindoruk kimden duymuştu?...
Ve dahi Cindoruk'un duyduğu da kimden duymuştu… Gazeteci refleksim ile hep bu soruların cevap bulmasını istemiştim… Sonra aniden müdürlerim bu araştırmayı durdurmamı istedi.
Durdum… Şimdi Ahmet Özal ekranlarda babasına yapılan suikastlarla ilgili ilginç iddialar ortaya atıyor… "Babam Turgut Özal bu olayı çözmüş, bazı isimlere ulaşmıştı.
Türkiye karışır, ülke zarar görür olayı kapattı. O isimler emniyet ve MİT arşivlerinde var
" diyor… Bir generalin ismini de açıkladı Ahmet Özal. Son olarak da bir medya patronunun Turgut Özal'a yapılan suikasttan sonra gazetesini apar topar satıp yurtdışına kaçmasına dikkatleri çekti… Medya patronunun suikastla ne alakası olabilir bilemiyorum. Bunu çözmek benim işim değil… Ancak Emin Çölaşan Doğan grubundan ayrıldıktan sonra verdiği bir röportajda şöyle diyordu; "İşin özü şurada: Doğan Grubu'nun yedi tane gazetesi, üç tane de televizyonu var. Bu patronun hükümetle yüzlerce işi var. Ben bire bir yaşadığım için biliyorum bu olayları. Bunlar Erdoğan'dan resmen korkuyorlar.
Hacı Ertuğrul'a hep derdim ki, 'Ya arkadaş, elinizde böylesine güç var, siz bunlardan korkacağınıza bunlar sizlerden korksunlar.
"
Evet medya patronları, Başbakanları korkutucu bir insan tip olarak çıktı bu ülkede hep karşımıza… Bu açıklaması aslında gerçekçi bir tespitti Çölaşan'ın… Ve o röportajda Aydın Doğan'a yönelik bir cümlesi daha vardı. "Her gün Tayyip Erdoğan sizi arayıp 'Benden bir emriniz var mı' diye sorsun..."
Başbakanları evinde pijamayla karşılayan medya patronlarına alıştırıldığımız dönemlere tanık olmuş bir milletiz. O dönemde o medya patronunun gazetesinde yazdığı için de Çölaşan'ın bu medyatik faşizan çağrısını yadırgamamıştım hiç… Acaba Simavi döneminde nasıldı Hürriyet?...
Başbakanlar hergün telefonla arayıp "Benden bir emriniz var mı?" diye hazır olda duruyorlar mıydı?...
Ahmet Özal'ın "Turgut Özal suikastı" ile ilgili medya patronu imasını dinlerken 28 Şubat arefesinde Tansu Çiller'in mitinglerde otobüs üzerinde salladığı bir banka dekontu geldi aklıma nedense… Alakasız ama geldi işte… Bir bankadan bir işadamının hesabına yatırılan paranın dekontunu sallıyordu elinde Çiller… O işadamının o gün medya patronu olduğunu söylüyordu onbinlere… Ben olsam Tansu Çiller ile bu konuda röportaj yaparım… İlginç anekdotlar çıkar gibime geliyor…