Genç iletişimciler geldi önceki gün ziyaretime.
"Gelecekte nasıl bir televizyonculuk bekliyor bizi?" diye sordular... Aklımızın alamayacağı bir televizyonculuk bekliyor gelecek nesilleri. Örneğin belki de televizyon kutusu kalkacak ortadan. Dizi oyuncuları digital ortamda evimize ışınlanarak oynayacaklar belki de... Spikerleri misafir odamızda, banyoda,mutfakta hatta istersek belki de tuvalette ışınlanmış olarak karşımızda bize haber anlatırken dinleyeceğiz... Zaten
Ali Kırca, Korcan Karar'ı canlı yayında başka yerden stüdyoya yanına ışınlamaya başladı bile... Belki de daha ileriye gidecek olay. Kafalarımıza birer çip yerleştirilecek… Uydudan o çiplere görüntü yansıtılacak. Beynimizde veya gözümüzün içinde izleyeceğiz televizyon dizilerini ve programlarını... Bunları anlattım iletişimcilere...
"Peki" dediler,
"Televizyoncu yetiştiren üniversiteleri nasıl buluyorsun" diye sordular... Tam da damarıma bastılar... Dört yıl önce memleketim Bursa'nın kazası Yenişehir'e gitmiştim... Beni kolumdan tuttular bir eve soktular. 3 VHS kamera ile 20 bin nüfuslu kasabada canlı yayına çıktım. Sohbet ettik. Arada bir halı sahadaki maça canlı bağlandılar. Artık neredeyse köylerde çiftçi Mehmet emmi televizyon kurup yayın yapacak duruma geldi... Ancak üniversitelerimiz hala yaya... İç yayın yapan bir televizyon kurup üniversitede, öğrencilere pratik yaptırmak zorundalar. Ancak çoğunda yok bu. Sıfır geliyorlar üniversite sonrası hayata... Kasaba köylerde televizyon yayını var, üniversitelerde yok... Bana göre öğrenciler kasabam Yenişehir'deki o
manav Hamdi'nin kurduğu yerel kanala dört yıl gitse, üniversitelerden daha fazlasını öğrenirler... Denemesi bedava... Harç yok, kitap parası yok...
* * *
YAVŞAKMETRE!
Ayşe Arman da yavşak muhabbetine girmiş… "Arabesk" tutkunlarını yavşaklıkla suçlayan Fazıl Say'a sesleniyor; "Kimin yavşak olduğuna sen karar veremezsin. Yavşak fetvası vermeyi bırak müziğini yap" diyor... Doğru diyor Ayşe... Sen "Yavşakmetre" misin Fazıl?.. İnsanlara "Yavşakmetre Fazıl" dedirtme hakkını durup dururken niye veriyorsun? Sürünme... Kaşınma Fazıl!
* * *
BEKİR'DEN BEKİR'E
Geçtiğimiz hafta Ayvalık Cunda adasında yaşayan Güneş sitesi sakinlerinin çilesini yazmıştım… Bekir Coşkun büyüğümüzün de yazlığının olduğu bu sitede sular akmıyordu. Millet suu diye inliyordu. Bekir Coşkun 5-6 tonluk depoya sahip olduğu için tuzu kuru, suyu ıslaktı. Belediye de CHP'li olunca tek satır yazmıyordu. İş bir şekilde bize düştü... Yazdığım gün bozuk olan pompalar bir anda tamir oluvermiş, sular şaldır şaldır akmaya başlamış. Site sakinlerinden teşekkür seli var. Sular akmıyordu yazdık... Sular şimdi akıyor yine yazdık... Akmazsa yazmaya devam edeceğiz. Bu benim "Bekir'in yaşadığı site için Bekir'den" sloganıyla yaz kampanyam oldu...