Maçın son anına 1-1 berabere girildi.
90 artı 3 oynanıyordu.
Eskişehirspor serbest vuruş kazandı.
Atışı Pele kullanmak istedi, takım arkadaşı Sezer topu öfke ve sertlikle elinden almak istedi.
"Atışı ben kullanacağım" kavgası çıktı aralarında.
Birbirlerini iteklediler sahanın ortasında uzun süre.
Herkes dona kaldı.
Hakem Sezer'e sarı kart gösterirken, Pele elindeki topu arkadaşına kaptırmadı.
Aynı takımdan iki kişinin kavga etmesine, birinin sarı kart görmesine tanık olduk.
Karşılaşmanın son dakikasında yaşanan bu olay her iki oyuncuya da ağır sorumluluk getirdi.
Kavgayı Pele kazanmıştı ama ya topu auta atarsa?..
Bunun getireceği yük beni bile titretti…
Peki ya gol olursa?..
İşte o anda topu kullanmak için takım arkadaşı ile kavga edip kart gören Sezer'in durumu ne olacaktı..?
Hem sahadakiler hem de ekranda izleyenler sanırım o anda bu sorulara kilitlendiler…
Yani işin özü "İşte o an" durumu vardı ortada...
Son vuruş...
Pele geldi, sert vurdu top ağlara gitti...
Eskişehirspor 90 artı 3'te öne geçti...
"İşte o an"da her iki futbolcuyu da yakın çekim görme arzusuyla kavruldu içim…
Önce Pele geldi görüntüye…
Adam sevinçten çıldıracak gibiydi. Topa vuruş kavgası yüzünden arkadaşına sarı kart gördürmüştü ama olsundu.
Çığlık atarken ağzı 50 km açıldı. Üzerinden formasını fırlattı, o da sarı kart gördü.
Tüm takım arkadaşları son dakika golüyle çılgına döndüler, üzerine atladılar...
Gole sevinmeyen tek futbolcu vardı Eskişehirspor'da…
O da "Atışı ben kullanacağım" diyerek arkadaşıyla sahada uzun süre kavga eden Sezer...
Gitmedi, gidemedi Pele'nin yanına... "Goool" diye sevinerek uçamadı üzerine...
Başını önüne eğdi, uzak durdu gol sevincinden...
Sahayı da aynı şekilde başı önde terk etti.
Pele ise hüngür hüngür ağlıyordu sahadan ayrılırken…
Bu müthiş manzarayı izlerken çok gerilere gittim, bir anda çağrışımlar içinde buldum kendimi...
Bu ülkenin kapısına kilit vurulmak üzereydi bir zamanlar...
Amerikalar'dan Kemal Derviş'i getirtmiştik kurtarıcı olsun düşüncesiyle...
Topa o vursun diye...
Binlerce insan patır patır işten atılıyor, fabrikalar kapanıyor, dolar-euro fırlıyor, iflaslar tavan yapıyor, ihracat yerlerde sürünüyordu...
Ekonomi de topa Kemal Derviş vuramadı. Halk ona ve onu getirenlere sandıkta kırmızı kart gösterdi.
Baktığımız da iktidar da muhalefet de aynı takımda oynuyor...
Bu ülke için çırpınıyor.
Ancak öyle bir hale geldik ki aynı takımda topa vurmak için yumruklar konuşuyor neredeyse...
"Allah'tan" dedim "90 artı 3'te değiliz"...
Ve galibiz de...
Tribündeki iş dünyası ekonomik skordan memnun...
2002 öncesini hatırlayan bile yok...
Anketler önümüzdeki seçimde "Topa vuran kazanacak" diyor...
Halkıyla kavga edenler ise sahayı başı önünde terk edecek...
Belki de kadro dışı kalacaklar...
Kim bilir?
* * *
Yaşanmış bir olay
Adam, haber kanalının genel yayın yönetmenliğine getirilir.
Kameramanlardan birini yanına çağırır.
Muhabbet arasında "Kullandığınız kameralar şahsınızın değil mi" diye sorar. Kameraman "Hayır. Her kanalda kullanılan tüm kameralar kuruma aittir" cevabını verir.
Yeni genel yayın yönetmeni, "Haa" der…
Bu bir fıkra değildir...