Bugünkü
Takvim
  • 28 Mayıs 2013, Salı

İki mahkeme iki sonuç!

Genç yaşta öyleleri vardır ki, kalkıp kazık kadar adamlara hayat dersi verir. O kazık kadar adamlardan biri de benim oğlan. Otuz yaşında ama hâlâ öyle çocuksu tarafları var ki...
Bunu, 'henüz hayata dair erkeksi iş tecrübelerini yeteri kadar edinemediğine', biraz da kadın-erkek ilişkilerindeki 'uzun süreli beraberliklerin vereceği olgunluktan' yoksun olmasına bağlıyorum. Yoksa kitap okumakla insan adam olsaydı benim oğlan 16'sında aile babası olurdu.
Ama kız çocuğu öyle değil. Daha çabuk 'derleniptoparlandığını' bilim söylüyor.
Yeni yetmelik dönemlerimde bizler çelik çomak peşindeyken, mahalledeki kızların, yakışıklı denizci resimleri biriktirmesi bunun ufak bir göstergesi.
Öğretmenlerine aşık olmak da bir diğer olgu.
Kırsal bölgelerdeki, 'küçük kardeşin bakımını üstlenme, evin çamaşırına bulaşığına yardım, cinsellik hakkında komşu teyzeden öğrenilenler' ise kız çocuğunu hayata daha çabuk hazırlayan öğelerin başında geliyor galiba. Aile içindeki konumlarının hemen anneden sonra gelmesi de bu yüzden olabilir. Biz salakların tek taraflı cinselliği keşfettiğimiz dönemlerde onlar, tabiat tarafından 'kutsal mucize analığa' hazırlanıyorlar besbelli.
Günümüzde ise her ne kadar çocuğun sosyal şartları değişmiş olsa da, hınzır doğa yine bildiğini okuyor da... Peki ben sözü nereye getirmeye çalışıyorum sizce? Bildiniz dostlarım; Meselemiz; "Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 30'lu yaşlardayken, kalkıp genç Hayrünnisa Hanım'a talip olması" meselesi.
Aslında hadiseyi gündeme getiren, ünlü avukatlarımızdan Canan Arın. 'Çocuk gelinlere hayır' kampanyasının başkanlığını yapan Arın, bir konuşması sırasında Hz. Ayşe ve Hayrünnisa Gül'ü örnek olarak göstermiş. Bu yüzden de hakkında dava açılmış ve yakalama kararı çıkartılmış. Arın'ı mahkum ettirmeye çalışanlar ise tesadüfe bakın ki sadece erkek avukatlar! Artık bunu 'Cumhurbaşkanlarına yağ çekmek için' mi yaptılar, yoksa kendi karıları da genç mi bilemem tabii.
İşin yanlışı ise Canan Arın'ın o günkü konuşmasını 'Zorla evlendirilen çocuk gelinler' başlığı altında yapıp, buna karşın Hz. Ayşe ve Hayrunnisa Hanım'ı örnek olarak göstermesi. Şahsen Peygamber Efendimiz'in izdivacına yetişemedim ama Abdullah Bey'in zorla nikah kıymadığını tam tersi karşılıklı bir aşkın ürünü olarak evlendiklerini biliyorum.
İkinci yanlış da Arın'a bu konuda dava açılması! Çoğu mahkemenin 'takipsizlik kararı' vereceği bu saflıkta bir dilekçenin ciddi ciddi yürürlüğe konması da ayrı bir gaflet.
Verilen örneklerde baktığımızda belli ki alan razı, giden razı...
Bize düşense, sağı solu mahkemeye vermek yerine, önümüzdeki gerçek olayları takip edip, zorla kaçırılan veya başlık parasıyla 60'lık kocaların koynuna sokulan 13-14 yaşındaki biçare bebelerimizi kurtarmaya çabalamak olmalı.

* * *
GAY BİLE OLSA SİZE NE?
Gündemin ikinci 'davalık olayı' daha mühim(!) Atatürk'e eşcinsel diyen vatandaşımızla ilgili çünkü. Gazi'miz, deniz kıyısında boxer mayo yerine Cemil İpekçi gibi 'don' tipi mayo tercih edince ve sanki o dönemde paçalısı modaymış da Atatürk de giymemiş gibi, adamın bir güzel eşcinsel olduğuna karar vermişler! 'Vermişler' diyorum, zira olaylar zinciri Dr. Rıza Nur'un kitabında, Ata'nın plajdaki fotoğraflarını yayınlayıp altına da "Eşcinsel miydi?" diye bir soru cümlesi koymasıyla başlıyor. Arkasından fikirsiz vatandaşlarımızdan Tunçay Tokay da bu müstesna fikri alıp blogunda yayınlıyor. Bunun üzerine "Ata'ya hakaretten" hakkında dava açılıyor. Tokay kendini "Fikir bana ait değildi" şeklinde yan çizerek savunuyor.
Zaten 1992'de gerçek fikir sahibi Dr. Rıza bu kitaptan ve tespitinden dolayı yargılanmış ve beraat etmiş! Sen şimdi neden ortalığı bulandırıyorsun di mi Tunçay kardeşim?
Bu arada hemen belirtelim Dr. Rıza'nın bu davadan beraat etmesinin nedeni, mahkemenin verdiği, "Evet Atatürk'ümüz gay'dir, bunu tespit eden Dr. Rıza da haklı görülmüştür" kararı doğrultusunda değil elbette; Hakim demiş ki; "Bu ülkede demokrasi vardır beyler, herkes kendi fikrini söyleyebilir, ayrıca böyle saçma sapan dilekçelerle kurumumuzu meşgul etmeyin, kendi işinize bakın!"
Bir 'ayrıca' da benden; Ata eşcinsel bile olaydı kime neydi ki arkadaşlar?





Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya