Bugünkü
Takvim
  • 25 Eylül 2011, Pazar

Paylaşılamayan yalnızlık

Dün sabah Zeki Müren'in şarkılarıyla kalktım yataktan.
Meğer Zeki beyin on beşinci ölüm yıldönümüymüş... Neşriyatı yapan evin annesi. Destekleyen evin dedesi. İsyan eden evin oğlu.
Anılara dalan ise evin babası, yani ben...
***

Galiba 70'lerin başıydı... Sıcak bir Ağustos gecesiydi. Antalya'da bir motelin bahçesinde, sabaha karşı, tek başıma kaldığım odama doğru yürüyordum. Karanlığın içinden bir ses, "İyi geceler" diye fısıldadı. Demek ki o da uyuyamamıştı.
Terasında öylece oturuyordu.
Baktım Zeki Müren. Nedense tek başına olması beni çok şaşırtmıştı.
Hatta gözüme biraz da -kelimeyi doğru bulmalıyımçaresiz, terk edilmiş gelmişti. Şaşkındım, ne de olsa o çok özel bir sesin sahibi, çok özel biriydi. O koskoca Zeki Müren'di... Hani güneş doğduğunda çevresinde onlarca insanın toplandığı, herkesin neşe kaynağı, paşaların paşası Zeki Müren!
Sonra birkaç kelime konuşmuştuk. Şimdi ben uyduruyor olabilirim ama sanki göz pınarlarında birkaç damla da yaş vardı. Derken elimdeki kitaba takılmıştı gözü, "Ne okuyorsun?"
Kitabı ona uzattığımda alıp bakmış ve gülümsemişti. Ben de aklım sıra jest yapmış ve "Sizde kalsın, bitirince verirsiniz" demiştim.
Ertesi gün (tabii ki öğleden sonra) karşılaştığımızda kitabımı iade etmiş teşekkürüne eklemişti; "Gözümü kırpmadan okuyup, bitirdim Arda beyciğim..."
***

O yaz tatili sırasında tuhaf bir şeye daha şahit olmuştum; Zeki bey bazen durup dururken ellerini çırpar, "Şelale!" diye bağırırdı...
Haydaa motelin bahçesinde ne kadar kadın- erkek varsa, onlar da deli gibi şımarıp hep birlikte el çırpar, "Şelale!" diye haykırırlardı. Ama 'O' söylerken o kadar ciddi olurdu ki!
Hele bir ayağa kalkıp yürümeye görsün; fareli köyün kavalcısı gibi millet ölümüne düşerdi peşine.
Artık barlar mı dolaşılırdı gurup halinde, teknelere binilip koylar mı bilinmez.
İşte bu yüzden şaşırmıştım ya, onu o gece yarısı bir başına gördüğümde.
Şimdi düşünüyorum da, meğerse hepimiz gibi yapayalnızmış!
Belki bizlerden bile fazla...
***

Derya motel bugün yıkıldı, yerinde dev binalar yükseliyor. "İyi geceler" diye fısıldayan Zeki Müren de artık yok.
O 'şelale' sözcüğünün anlamını ve sihrini ise bugün bile çözmüş değilim.
***

Ama bir şey dikkatimi çekti o gece o kitabı okuduktan sonra bir daha ne ellerini çırptı Zeki bey, ne de ahaliye dönüp 'şelale' diye bağırdı. Ritüel aniden sona ermişti sanki.
Kitabın adı mı? 'Yüz Yıllık Yalnızlık!'
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya