Bugünkü
Takvim
  • 23 Ekim 2010, Cumartesi

Yüzü buzlu, başı türbanlı kız'a

Ekranlarda el kadar çocuğun yüzünü buzlanmış görünce ne yalan söyleyeyim, aklımda ne türbanlı kızların üniversitelere özgürce girmesi, ne de onların doktor çıktıklarında erkek hastalarına bakıp bakamayacakları gibi saçma sapan sorular kaldı. Hele sesi o kadar titrek ve endişe doluydu ki, bu çok boynuzlu tartışma tümden değerini yitirdi gözümde.
***

Yavrucak, olsun olsun 9-10 yaşında... Aklı basar mı türbana mürbana bilmiyorum? Aileden ne görmüşse onun için doğru o!
Fenerli babanın çocuğunun Fenerbahçeli doğması gibi bir şey.
Ama üç gündür okulunun kapısını, derlerse girebilmek için aşındırıyor.
Diğer yanda yetişkin ablası, "Kardeşim okumak hakkını kullanmak istiyor" diye kameralara demeçler veriyor. O kameralar da mesleki bir şehvetle minik kızın her defasında okulun kapısından kovulmasını görüntülüyorlar. Haber müdürleri öyle emretmiş çünkü...
***

Fena haber de olmuyor doğrusu! Çünkü malzeme orasından burasından çekiştirmeye son derece müsait!
Yüzü 'buz tutmuş' küçük kızın görüntüsü üzerine insanlar hararetli hararetli konuşuyorlar.
Birileri neden olmasın diyor, birileri çemkiriyor. Yarı başörtülü ama laik olduğu her halinden belli bir hanımefendi, "Ne işi var türbanlı çocuğun ilkokulda" diye dalıyor hadiseye! Azzz sonra sayın seyirciler... Yarın daha heyecanlısı gelecek kuşkusuz...
***

Ama benim aklım takılıp kalmış bir kere yüzü buzlanmış küçük kıza... Sonra internete girip bakıyorum. "İlkokulda türban provakasyonu' başlığından tutun da, "En büyük türban krizi'ne kadar 'sağlı sollu' dalmışlar habere... Herkes kendi meşrebine göre vermiş olayı.
Tabii haberin öznesi kimsenin umurunda değil.
Yani yüzünü buzlayıp bıraktıkları o el kadar çocuk...
***

Oysa o minik bir insan sonuçta... Ve kim bilir çocuk aklı nerelere takılı?
Hangi düşleri kurmakta? Acaba televizyon izliyor mudur? Kimlerdir beyin kıvrımlarındaki kahramanlar?
Tuğba Büyüküstün müdür mesela yada haber sunucusu güzel bir kadın? Belki öğretmeni veya ülkeyi sporda başarıdan başarıya götüren bir atlet kız! Belki de yerinde olmak istediği kadın o yeni yeni öğrenmeye başladığı, geçmişte en güzel kuran okuyan Rabia Hatun! Bilinmiyor küçük kızın düşleri. Görünen o ki kimse de adam yerine koyup sormuyor.
Sadece buzlanmış yüzünü, ekranlarda izlemeye mahkum bırakılıyor.
***

Son paragrafı bu küçük dosta ayırdım müsaadenizle; Kocaman bir yaşamın daha ilk adımlarındasın minik kız. Hayat bütün ihtişamıyla önünde duruyor. Belli ki yirmi yıl sonranı ben göremeyeceğim ve bu satırlar da tarih olup gidecek internetin tozlu sayfalarında ama o gün geldiğinde, "Ben kendi kararımı kendim verdim" diyebileceksen, Bülent Ortaçgil'in şarkısında söylediği gibi sakın yüzünü dökme!
Bülent'in kırk yıl önce yazdığı o güzelim sözler senin yirmi yıl sonrana armağan olsun.
Yüzünü Dökme Küçük Kız
Kızma onlara
Yalnız sen misin bir düşün
Zincir oranda buranda
Her tutsağın bir kaçışı
Uykunun uyanışı da vardır
Yüzünü dökme küçük kız Y
aşamın anlamını bul
Sonra dinle kendini
Yolunu bil
Her siyahın bir beyazı
Gecelerin gündüzü de vardır



Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.
  • ve ya