Milyonlara yapay zeka uyarısı: Fark ettirmeden tek tipleştiriyor
Bize zaman kazandıran, para harcatmayan, hata yaptırmayan algoritmalar hayatımızı düzenliyor. Peki ya insanı insan yapan özellikleri de ortadan kaldırıyorsa? Herkes kendine özgü bir yaşam biçimi ararken, algoritmik tekdüzelik hayatın akışını ele geçiriyor.
Teknoloji yıllardır hatayı azaltmaya çalışıyor. Navigasyon yanlış yolu engelliyor. Çeviri dil problemini azaltıyor. Yapay zekâ araştırmayı hızlandırıyor. Öneri sistemleri kötü seçim ihtimalini düşürüyor. Ama insan hayatındaki her hata kayıp değildir. Bazı yanlış restoranlar güzel anıya dönüşür. Bazı yanlış yollar unutulmaz yerlere çıkar.
REÇETELİ KARİYER
"Geleceğin meslekleri", "En çok kazandıran beceriler", "CV'nizi böyle hazırlayın"… Kariyer dünyası giderek daha fazla reçeteye dönüşüyor.
Yapay zekâ hangi becerinin değer kazanacağını, hangi sektörün büyüdüğünü anlatabiliyor. Bunlar önemli veriler. Ama herkes aynı reçeteyi uygulamaya başladığında farklı bir yol seçmek zorlaşıyor.
Yapay zeka fark ettirmeden tetkipleştiriyor. (Fotoğraflar: Takvim Foto Arşivi)
HERKESİN 'KENDİ'Sİ AYNI OLURSA
Kişiselleştirme bize özgün olduğumuzu hissettiriyor. Ama milyonlarca insan aynı sistemlerden öneri alıyorsa başka bir paradoks ortaya çıkıyor: Hepimiz kişiselleştirilmiş hayatlar yaşarken birbirimize daha fazla benzeyebiliriz. Başarı formülü çoğaldıkça, formülün dışında kalanların değeri artabilir. yaratabilir.Bazı yanlış kararlar insanı değiştirir.
KUSURSUZ TUTSAKLIK
Kısa bir tatil için İspanya'ya gitmeden önce ne yaptım? Nereye gideceğimi sordum. Nerede kalacağımı sordum. Hangi şehirde kaç gün kalmanın mantıklı olduğunu sordum. Ulaşımı, restoranları, görülecek yerleri, zamanlamayı sordum. Karşılığında makul, ekonomik ve yorucu olmayan bir plan çıktı.
Aslında tam istediğim şeydi. Ama sonra aklıma tuhaf bir soru geldi: Aynı soruyu aynı gün yüzlerce kişi sormuşsa, onların karşısına da benzer bir plan çıktıysa, hepimiz kendi tatilimizi mi yaşadık? Belki aynı meydanlarda dolaştık. Aynı "mutlaka görülmeli" listesini tamamladık. Aynı popüler restoranlara gittik. Aynı fotoğrafları çektik.

Oysa bazı seyahatlerin en güzel anısı, plana dahil olmayan bir sokağa sapmaktır. Yanlış trene binmek, küçük bir lokantaya girmek, hiç tanımadığın biriyle konuşmak, programda olmayan bir yerde saatlerce oturmak…
En güzel tatlımı, yağmurdan kaçarken girdiğim küçük bir işletmede yedim. Bir düğüne rast geldim ve 2 saat davetlileri, yeni evlenen çiftleri ve ailelerini izledim. Bazıları ile konuştum. Çok da keyif aldım. Hayatın bazı güzel anları, belki de algoritmanın "gereksiz" gördüğü anlardır. Görünmez bir kalıba giriyoruz.
Mesele sadece tatil değil. Bugün yapay zekâdan restoran seçmesini, film önermesini, kıyafet belirlemesini, metin yazmasını, alışveriş listesi hazırlamasını, yatırım seçeneklerini araştırmasını, iş fikrini test etmesini hatta bir ilişki sorununa nasıl yaklaşmamız gerektiğini söylemesini isteyebiliyoruz. Her defasında aynı şeyi yapıyor: Belirsizliği azaltıyor.
Bu muazzam bir kolaylık. Ama belirsizlik her zaman düşmanımız mı? Bir ilişkinin matematiksel olarak "uygun" görünmemesine rağmen bize bambaşka bir hayat öğretmesi… Bunların hiçbiri yalnızca veriyle açıklanamıyor. Çünkü hayatın önemli bölümü verimsiz görünen deneyimlerden oluşuyor.

GİRİŞİMCİLİK RUHU TEHLİKEDE
Yapay zekâ iyi bir fikri daha hızlı geliştirebilir. Ama girişimciliğin başlangıç noktası bazen veriden değil, sezgiden gelir. "Bunun çalışacağına dair elimde yeterince veri yok ama denemek istiyorum." Belki de girişimciliğin ruhu tam olarak budur.
Algoritma riski hesaplayabilir. Girişimci ise bazen hesaplanmamış bir riski üstlenmeye karar verir. Girişimciliğin özünde biraz da "Kimsenin görmediği şeyi görmek" yok mu? Eğer herkes aynı araçlarla pazarın mevcut verisini analiz ediyorsa, ortaya çıkan fikirler de giderek birbirine yaklaşabilir.
İDEAL EVLERİN SOĞUKLUĞU
Ev dekorasyonu kişinin zevkini, geçmişini ve alışkanlıklarını taşır. Şimdi sosyal medya ve yapay zekâ bize "ideal ev" örnekleri sunuyor: aynı açık renkler, aynı ahşaplar, aynı büyük bitkiler, aynı sade mutfaklar. Kişiselleştirilmiş dekorasyonun sonunda herkesin evi aynı görünüyorsa, gerçekten kişisel midir?
BÜTÇEYE YÜK GETİRİYOR
Eskiden ihtiyacımız olur, ürünü arardık. Şimdi bazen ürün karşımıza çıkıyor ve ihtiyacımızı sonradan keşfediyoruz. "Sen bunu sevebilirsin", "Bunları da beğenebilirsin" önerileri alışverişi kolaylaştırıyor. Fakat sürekli önerilen şeyler, tüketmek istediğimiz şeylerle tüketmemiz beklenen şeyler arasındaki çizgiyi inceltebilir. Bazen alışveriş kararını biz mi veriyoruz, sistem mi başlatıyor?
RİSKİ BİLİR AMA YAŞAYAMAZ
Finans bunun en ilginç örneklerinden biri. Yapay zekâ bize şirketleri karşılaştırabilir, bilanço okuyabilir, riskleri sıralayabilir, geçmiş verileri analiz edebilir. Bunlar çok değerli. Ama yatırım kararını yalnızca geçmiş verilerden üretmeye başladığımızda herkesin aynı veriye, aynı modele ve aynı optimizasyon mantığına bakması başka bir paradoks yaratabilir:
Herkes daha akıllı karar vermeye çalışırken kararlar birbirine benzeyebilir. Üstelik finans yalnızca matematik değildir. Risk alma biçimi, sabır, zaman ufku, hayatın hangi döneminde olduğunuz ve kaybettiğinizde ne hissedeceğiniz de kararın parçasıdır. Algoritma sizin için risk hesaplayabilir. Ama o riski sizin yerinize yaşayamaz.
AYNI HEDEFE KOŞUYORUZ
Fitness uygulamaları, akıllı saatler ve sosyal medya bize sürekli daha iyi performans, daha düşük yağ oranı, daha fazla adım ve daha düzenli antrenman hedefleri sunuyor. Ölçmek gelişimi kolaylaştırıyor. Ama bedenler birbirinden farklı. Aynı "ideal" görüntüye yönelmek, sağlıklı olmayı da tek bir kalıba sokabilir. Kendimizi geliştirmek başka, kendimizi başkasının ölçüsüyle değerlendirmek başka.
Ambulansa yol vermeyen sürücüye ceza
Migros Nescafe Temmuz Kampanyası çekiliş sonuçları açıklandı