Son dakika: Aksaray'da sele kapılan Asel bebekten acı haber! Asel Balcan'ın cansız bedeni bulundu
Son dakika haberleri... Aksaray'da sele kapılan Asel bebekten 6 gün sonra acı haber geldi. Arama ekibinde görevli Miraç Mutlu Asel bebeğin bulunuş sürecini anlatırken, 'Üzerinde kendi elbiseleri mevcuttu. Ayağında çorabı dahi vardı.' ifadelerini kullandı. Söz konusu noktaya gelen Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu "Demek ki Cenabıhak Asel bebeğimizi çok seviyordu, yanına almak istedi. O artık cennet bahçesinde. Rabb'im tüm ailesine sabırlar versin." dedi.
Son dakika haberleri: Aksaray'da etkilini olan sağanak yağışta annesi Hayriye Balcan'ın kucağından akıntıya kapılarak kaybolan 3 aylık Asel bebekten acı haber geldi. Küçük bebeğin 6 gün sonra cansız bedenine ulaşıldı.
Aksaray, son yılların en büyük sel felaketlerinden birini yaşadı.

Kentte geçtiğimiz Pazar akşamı etkili olan yağmur, kısa sürede sele dönüştü.

Bu felakette akıntıya kapılan araçtaki Nazif ve Hayriye Balcan çifti kendi imkanları kurtarılırken, ilk göz ağrıları 3 aylık bebekleri Asel sele kapılıp, kayboldu. 400 kişilik ekip ve 6 arama kurtarma köpeğinin günlerdir yaptığı çalışma sonuç verdi.

Ekipler bebeği, olayın yaşandığı bölgenin yaklaşık 800 metre uzağında dere yatağı kenarında selin sürükleyip getirdiği ağaç dallarının altında buldu.

Bebeğin cansız bedenine ulaşan ekipler olay yerine gelecek savcıyı bekliyor.
ASEL BEBEĞİ BULAN GÖREVLİ KONUŞTU
Asel bebeği bulan ekiplerden Aksaray Belediyesi İtfaiyesi'nde görevli Miraç Mutlu, bebeğin üzerinde kıyafetleriyle bulunduğunu belirterek, ''Üzerinde kendi elbiseleri mevcuttu. Ayağında çorabı dahi vardı. Ağaç kütüğü üzerine gelmiş ve vücudunda fazla bozulma yoktu. Biz tarama yöntemiyle taradığımız için ekip halinde aldık. AFAD ekipleri, itfaiye ekipleri. Bizim itfaiye ekipleriyle birlikte sağ tarafta ağaç kütüğünün altında yatmış bir şekilde bebeğin naaşını bulduk'' dedi.
"O ARTIK CENNET BAHÇESİNDE"
Söz konusu noktaya gelen Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, bebeğin cansız halde bulunması nedeniyle yaşadığı üzüntüyü dile getirdi.

Kumbuzoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bebeğimizin cansız bedenine bu sabah 09.45 civarında ulaştık. Gönül isterdi ki Asel bebeğimizi canlı bir şekilde ailesine, annesine, annesinin kucağına teslim edelim ama maalesef arama neticesinde cansız bedenine ulaştık. Ailesine teslim edeceğiz. Demek ki Cenabıhak Asel bebeğimizi çok seviyordu, yanına almak istedi. O artık cennet bahçesinde. Rabb'im tüm ailesine sabırlar versin."

Arama kurtarma çalışmalarında görev alan tüm ekiplere teşekkür eden Kumbuzoğlu alanın balçık içinde olmasının işlerini zorlaştırdığı belirterek şunları kaydetti:
"Yaklaşık on kilometre civarında arama tarama yaptık. 7/24, gece gündüz çalıştık. Asel bebeğimizde yüreğimiz attı. Çok gayret gösterdik. Tabii bu selin özelliği; dere suyunun tamamen balçıkla kaplaması. Balçık yapışkan bir özellik taşıyor. Asel bebeğimizi kavrıyor ve kapatıyor. Bu şekilde olunca aramayı da zorlaştırdı. İş makinesi yardımıyla arkadaşlarımız, arama kurtarma ekibimiz bu balçığı fark ediyorlar. Bebek de küçük olduğu için işin zor tarafı da buydu. Ancak fark ediyorlar ve üstünden alarak bebeğimize ulaşıyorlar. Bulunma şekli bu şekilde."
Öte yandan Acılı anne yaşadığı dehşeti şu sözlerle anlatmıştı:
Otomobillerine çarpan kaya parçası sonrası aracın içinde kucağındaki bebeğiyle birlikte suya fırladıklarını ve sürüklendiklerini belirten Balcan, ''Sular gittikçe yükseldi. Nasıl olduysa bir kaya parçası mı, sert bir şey geldi, eşimin oturduğu tarafa sürücünün bulunduğu tarafa çarptı. O çarpmayla kapı açıldı. Çocukla ben suya fırladım. Eşim arkamdan 'Hayriye' diye bağırdı. Duydum ama suyun içindeydik artık. Taklalar atıyoruz, çocuk kucağımda. Çocukla epey sürüklendim. Sonra da ellerimin içinden kaydı gitti. Sonra su beni dereye attı ''dedi.

'ÖLECEĞİM BURADA, HEPİMİZ ÖLECEĞİZ'
Kapıldığı akıntıdan kurtulmak için dakikalarca uğraştığını belirten Balcan, ''Derede akıntıya kapılmamak için direndim, sonra artık canım kesildi, yoruldum. Kımıldayacak halim kalmadı. Ellerimi, kollarımı açtım, 'Öleceğim burada, hepimiz öleceğiz' diyerek kelimeişehadet getirdim. Nasıl olduysa Allah tarafından ot, çöp, işte ağaç parçaları etrafımı sardı. Ben hareketsiz halde kalınca su beni yukarı kaldırdı. Ondan sonra ağzım, burnum açılınca nefes almaya başladım; ama derenin içinde tabi gidiyorum bu sırada. Hani akıntı birden fazlalaşıyor. Suda batıp, çıkıp sürükleniyorum. Ağaçlardan tutunmaya çalıştım. Çok uğraştım ama akıntı kuvvetli olduğu için tutamadım. Daha sonra elime kalın bir ağaç parçası geldi. Ona tutundum. Biraz dinlenip, nefes aldım. Sonra gücümü toplamaya çalıştım. Çıkmaya çalışıyorum suyun içinden; ama deredeki su o kadar yükselmiş ki, topraktır, ağaç parçasıdır neye tutunmak istesem hepsi suya karışıp gidiyor. Sonra suyun içinde ayağıma ağacın kökü denk geldi. Oradan artık destek aldım ve ağacın üzerine çıktım. Ağacın üzerinden tarlaya indim. Yürüyecek halim yok. Ayağa kalkıyorum. Bir sağa düşüyorum, bir sola düşüyorum. Bir iki adım atamadan ayakkabılarımın altına çamurlar yapıştı, ayakkabı ağırlaştı. Ayakkabıları çıkardım, tarlanın içinden yürümeye çalıştım'' diye konuştu.