Huzur dolu Anadolu! Yavuz Sultan Selim Ortadoğu'ya nasıl huzur getirdi? | Muhteşem Osmanlı
Yavuz Sultan Selim’le Suriye, Hicaz ve Mısır, Anadolu ile buluştu. Beyrut, Şam ve Kahire, Üsküdar’la kardeş oldu. Böylece Ortadoğu’daki huzur 400 yılı buldu...
İsveç eski Başbakanı Carl Bildt, "Ortadoğu'da neden huzur yok?" sorusunu şöyle yanıtlıyor: "Cevabı çok basit. Osmanlı'nınkurduğu düzeni bozanher şey bölgenindaha fazla kan gölünedönmesine yol açtı." Bu sözler, Osmanlı'nın bölgeye nasıl huzur ve adalet getirdiğini gösteriyor. Osmanlı, bölgede huzur için her adımı attı. Coğrafyayı, sadece manevi bir sorumluluk duygusuyla asırlar boyunca elinde tutarken, bu siyaset devletin dağılmasının ardından ciddi biçimde istismar edildi. Arap ülkelerinde yazılan ve okullarda okutulan tarih kitaplarında Osmanlı ile ilgili hakarete varan içeriklerin bulunması, aslında Osmanlı'nın yönetimi altındaki milletlerin zihinsel dünyalarına müdahale derdinde olmadığının da göstergesidir. Tam bu noktada, Mehmet Akif Ersoy'un şu mısralarını hatırlamakta yarar vardır: "Türk Arap'sız yaşamaz, kim ki 'yaşar' der delidir. Türk Arap'ın hem sağ gözü hem sağ elidir."
GÜÇLÜ DEVLET Prof. Dr. Refik Turan, "Devlet olmak, kültür ve medeniyet sahibi olmak, tarihte her millete bahşedilmiş bir hususiyet değildir. Bu gelişmişliği yakalayan milletlerin sayısı azdır. Bir kültürün medeniyete dönüşmesinin ana teması güçlü bir devlettir" diyor. Yavuz Selim'le Suriye, Hicaz ve MısırAnadolu ile buluşmuştu. Öyle ki Ortadoğu'nun en önemli merkezleri Beyrut, Şam veKahire; Üsküdar'la biraraya gelmişti. Mekkede Eyüp'le anılıyordu.
AYNI SUÇ, AYNI CEZA Türkiye'de16. Yüzyıl'da bir süre esir ikamet eden Bartholomaeus Georgieviç hatıralarında, "Osmanlı'da Türkler ve Hristiyanlar'ın hakimleri aynıdır. Ayrım gözetmezler, herkese aynı adaleti uygularlar. Öldüren öldürülür, hırsızlık yapan veya zorla bir şeyi alan asılır. Yeniçeriye de aynı kural uygulanırdı" diye yazmıştır.
KADILAR BAĞIMSIZDI Osmanlı Devleti'nde adalete büyük önem verilir, sistemin temelinin adalet olduğuna inanılırdı. Bu yüzden kadılar, bağımsız olarak görev yaparlardı. Kadının hükmü olmadan kimse cezalandırılamazdı. Vergi toplanması, tahrir yapılması gibi idari tasarruflar da kadının bilgisi olmadan gerçekleştirilemezdi. Osmanlı mahkemeleri davalarda zengin fakir, güçlü-zayıf, Müslüman-gayrimüslim ayrımı yapmazdı. Kişinin statüsüne ve itibarına bakılmazdı. Ortadoğu'nun her noktasında Osmanlı'nın hüküm sürdüğü her yerde 'adalet' kuralı değişmezdi.