Hac insana zaman ve mekan şuurunu kazandırır

Hac, hem malî ve hem de bedenî bir ibadettir. Diğer ibadetler her yerde yapılabilirken hac, ancak belli yerde Mekke-i Mükerreme’de yapılabilmektedir. Bunun için dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan ve hali vakti yerinde olan Müslümanlar, bu ibadeti yapmak için Mekke-i Mükerreme’ye gelmek zorundadırlar...

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Hac insana zaman ve mekan şuurunu kazandırır
"YOLUNAgüç yetirenlerin o evi (Kâbe'yi) ziyaret etmeleri Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse bilmelidir ki Allah bütün alemlerden müstağnidir" (Âl-i İmrân, 3/97).
İslam'ın beş esasından biri olanhaccın diğer ibadetlerden farklıyönleri vardır.Haccın dışındakiibadetler, namaz ve oruç gibi yayalnız bedenî, yahut zekât gibi yalnızmalîdir. Hac ise hem malî ve hem debedenî bir ibadettir.Diğer ibadetlerher yerde yapılabilirken hac, ancakbelli yerde Mekke-i Mükerreme'deyapılabilmektedir. Bunun için dünyanınçeşitli yerlerinde yaşayan ve hali vaktiyerinde olan Müslümanlar, bu ibadetiyapmak için Mekke-i Mükerreme'yegelmek zorundadırlar. Ayrıca hac,diğer ibadetlere göre bazı zorluklarıvardır.Çünkü bu ibadet, pek çokinsanın alışkın olmadığı, iklim şartlarınıyaşamadığı bir yerde yapılmaktadır.
Bunun içindir ki Peygamberimiz, hiçbir ibadeti yapmak için Allah'tan yardım dilemediği halde hacca niyet ederken "Allah'ım, hac yapmak istiyorum, bunu bana kolay kıl ve kabul eyle"diye dua etmiştir.

MAHŞER GÜNÜNÜ HATIRLATIR
Hac, insana zorluklara karşı dayanma gücü kazandırır. Hac turistik bir gezi değildir, oldukça yorucudur. Esasen her yolculukta bir takım zorluklar vardır. Yolculuk yapanlara ibadetlerde bazı kolaylıkların sağlanmış olması bundandır. Hac ise yolculukların en zor olanlarından biridir. Bunun için hacca niyet etmiş olan kimsenin her zamandan daha çok hoşgörülü olması, arkadaşlarını incitici ve kırıcı söz ve davranışlardan sakınması tavsiye edilmiştir.Böylece insan her zamankinden daha çok iradesine hakim olacak, öfkelenmemeye, çevresine rahatsızlık vermemeye özen gösterecektir. Karşılaştığı zorluklara katlanacak, erdem kişi olmaya yönelecektir.
Hac, insana mahşer gününühatırlatır.İnsanlar ölecek, sonra dadirilip hesap vermek üzere mahşeryerinde toplanacaklardır. Bilindiği üzerehacca niyet edilirken normal elbiselerçıkarılır ve iki bez parçasından ibaretolan ihrama bürünülür. Sosyal durumlarıne olursa olsun her seviyedeki erkek hacıadayı aynı kıyafete girmek zorundadır.
Bu ise ona doğuşta herkesin Allahkatında eşit olduğunu,öldükten sonratekrar dirilip Allah'ın huzurunda dünyadayaptıklarının hesabını vereceğinihatırlatır ve ona o hesap günü anınıyaşatır. Düşünmesi bile insana dehşetveren o anı hatırlaması ise o güne kadaryaptığı pek çok şeye karşı pişmanlıkduymasını ve tövbe etmesini sağlar. Hac,dünya üzerinde yaşayan dilleri ve renkleriayrı olan Müslümanları, ibadetlerindeyöneldikleri Kâbe'de bir araya toplar,böylece tanışır ve kaynaşırlar. Ülkelerihakkında bilgi alışverişinde bulunurlar.
Birbirlerinin dertleriyle ilgilenir, ortak problemlerine çare ararlar.
Hac, günahlara da keffaret olur.
Peygamberimiz şöyle buyuruyor:
"Kim Allah için hacceder de,hac esnasında kötü sözlerden veAllah'a karşı gelmekten sakınırsaannesinin onu doğurduğu günkügibi (günahlarından arınmış olarak)hacdan döner."(Buhârî, "Hac", 4)

TAVAF, NAMAZ GİBİDİR...
Allah Resulü, haccın farz oluşuyla ilgili olarak ashabını bilgilendirmiş ve çeşitli sebeplerden dolayı bu ibadetin yerine getirilememesi durumunda yapılabilecekler konusunda onlara yol göstermişti. Nitekim Veda haccı esnasında yanına gelerek, annesinin hacca gidemeden vefat ettiğini, onun yerine haccedip edemeyeceğini sorun bir kadına, Peygamberimiz yine, "Evet" cevabını vermişti.
Kabe, hac ibadetinin yapıldığı mekanların merkezidir. Rabbimiz Kabe için, "Evim" buyurmak suretiyle orayı şereflendirmiş, çevresini de çeşitli yasakların geçerli olduğu bir Haram bölge ilan etmiştir.Hac ibadetinin rükünlerinden biri de tavaftır; yani Kabe-i Muazzama'nın etrafında yedi kez dönmektir. Tavaf bir nevi namazdırve tavafta, hacı Allah'ın huzurunda olduğunun bilinciyle, O'na yaraşan bir tazim ve muhabbet içerisinde olmalıdır.

ARAFAT, HACCIN KENDİSİDİR
Arafat, haccın bizzat kendisidir ve Kabe'yi tavaftan, Safa ile Merve arasında sa'yden sonra kalan hac görevleri, arife gününden itibaren Arafat'ta, Müzdelife' de ve Mina' da yerine getirilir. Kelime olarak "Arafat",bilme, anlama, tanıma ve güzel koku gibi manalar taşıyan bir kökten gelir. Arafat, haccın bizzat kendisidir. Arafat'ta Allah Resülü'ne, Haccı sorduklarında kısaca: "Hac, Arafat(ta bulunmak)tır."cevabını vermiştir.
Bu ifade, bizim dilimizde "Hacdemek, Arafat demektir"şeklindeanlaşılmalıdır. Bu sözü yorumlayarak veArafat'ın sembolik manasını anlamayaçalışacak olursak, "Hac, Arafat'tır."demek, hakikati bilmek, tanımak,anlamak, kavramak demektir. Dirilişi,mahşeri, mahkeme-i kübra öncesibekleyişi, ölmeden önce ölmeyi,hesaba çekilmeden önce muhasebeyapmayı bilmek demektir.
Haccın faziletini anlatarak bu ibadete karşı insanları teşvik eden Hz.
Peygamber, kendisine yöneltilen, "Hangiamel daha faziletli ve daha hayırlı?"sorusuna önce, "Allah'a ve Resulü'neiman etmek" diye cevap vermiş, "Sonrahangisi?" denildiğinde, "Amellerinzirvesi olan Allah yolunda cihad"buyurmuş ve "Bundan sonra hangisi?"sorusuna ise, "Kabul olunan hac"cevabını vermişti. (Buhari, Hac, 4)

VEFAT EDENLER IÇIN 7, 40 VE 52'NCI GÜN DUASININ DINI BIR DAYANAĞI VAR MIDIR?
BIRkimsenin ölümünün 7, 40 ve52'nci günü şeklinde zamanlar tayinedip bu zamanlardan özel merasimyapma şeklindeki uygulamalarınhiçbir dinî dayanağı yoktur.Ölenbir Müslüman'ın usulüne göre yıkanıpkefenlenmesi ve cenaze namazınınkılınarak defnedilmesi farzdır. Bunundışında yapılması zorunlu olanbir şey yoktur.Ancak, sevabı ölenkimsenin ruhuna bağışlanmak üzerehayır yapılabileceği gibi, çeşitli vesilelerledua da edilebilir. Hz. Âişe'den rivayetedildiğine göre, Hz. Peygamber'e biradam: "Annem ansızın öldü. Öylesanıyorum ki şayet konuşabilseydi,sadaka verilmesini vasiyet ederdi.
Şimdi ben, onun adına sadaka versem,sevabı ona ulaşır mı?"diye sordu.
Peygamberimiz de: "Evet, ulaşır. Onun namına sadaka ver" buyurdu."

SAHABEDENCABİR B.ABDULLAHANLATIYOR:
UHUDSavaşı'ndan önceki gece babam beni yanına çağırdı ve şunları söyledi: "Oğlum! Yarınki savaşta Allah Resulü'nün sahabilerinden ilk önce benim öldürüleceğimi tahmin ediyorum. Hz.
Peygamber bir yana geride bırakacağım en değerli kişi sensin. Benim borçlarım var onları ödemeyi unutma.
Kardeşlerine de çok iyi davran." Ertesi sabah ilk şehit düşen babam oldu ve başka bir şehit ile birlikte aynı mezara defnedildi.
Daha sonraları babamı başka biriyle aynı kabirde bırakmayı içime sindiremedim.
Altı ay sonra onu kabirden çıkardım. Hayretler içinde kaldım. Babamın bütün vücudu kulağının toprağa gelen kısmı hariç kendisini kabre koyduğum günkü gibi sapasağlamdı.
Onu tek olarak başka bir mezara defnettim. (Buhari, Cenaiz, 77)

BİR AYET
DEki, insanlar ve cinler birbirine yardımcı olarak Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, and olsun ki yine de benzerini ortaya koyamazlar." (el-İsrâ, 17/88)

BİR HADİS

"İNSANOĞLUNUNiki vadi dolu malı olsabir üçüncüsünü ister. İnsanoğlunun ihtiras dolu gönlünü topraktan başka bir şey doyurmaz. Şu kadar ki tövbe eden kişinin tövbesini Allah kabul eder. ( Buhari, "Rikak", "10)

PROF.DR.ALİ KÖSE

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler