Türk dizilerindeki saçmalıklar

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Türk dizilerindeki saçmalıklar
Neredeyse tüm Türk dizilerinde görebileceğiniz kendisini tekrar eden saçmalıklardır. Mesela esas kız ile esas çocuk ayrıldıktan sonra kızın ayna karşısında ağlayarak saçlarını makasla kesmesi...
Hayır saçlarından ne istiyorsun arkadaş.
Normalinde hemen soluğu kuaförde alman gerekiyor. Eve ayakkabıyla girmek. Böyle bir şey yok. Yiyorsa gir bakayım. Anne veya eş öldürür yeminle. Bilge balıkçı saçmalığı. O babacan, filozof, hayatı çözmüş, bol tavsiyeli balıkçılarımız. Her zaman sofrasını bizlerle paylaşmaya hazır, bize hayatın feleğiyle ilgili türlü hikayeler anlatan yüce insanlar.
Halbuki "Hey be balıkçı çok dertliyim" diye yanına gitsen, bi tane koyar çemçük ağzına, Norveçli balıkçılar gibi yumuşak da değildir ki bizimkilerin elleri. Kadınların sabahları kuaförden çıkmış gibi uyanmaları... Full makyaj da unutulmamalı tabii. Ya ben makyajlı gece uyanan gördüm. Esas karakterlerden biri ölür. Sonradan bi katakulliyle ölmediği ortaya çıkar. Bizdeki zombiler gerçekçi. Ama zombi olduklarını biz bilmiyoruz. Mantık o. İnsanlar fakirdir. Fakat hastalandıklarında hep özel hastanelerde tek kişilik odalarda görürler tedavilerini. Hastane demişken, hastane sahnesi olmayan bir dizi biliyor musunuz? Ben bilmiyorum! İki kişi gizlice bir şey konuşurken rastgele kapının önünden geçen birinin durup kapının arkasında onları dinlemesi ve bu dinleme esnasında o iki malın her şeyi birbirine anlatması... Kapı çalınınca açmak yerine kapıya doğru bakış atmak. Kapı ile telepati kuruyor.
Aslında "Kim o" sorusunu kapıya söylüyor da bizim habarımız yoh. Öğrenci dizilerinde öğrencileri 30-35 yaşındaki oyuncuların canlandırması, bu da yetmezmiş gibi kimsenin aslında öğrencilik yapmaması. Gerçi nasıl yapsınlar? Adamların başı pislikten kurtulmuyor ki bir türlü. Tam biri diğerine önemli bir şey söyleyecekken kapının çalması, telefonun çalması, bir olay olması gibi şeyler... Tamam izleyenleri heyecandırmak niyetiniz ama lütfen daha yaratıcı olun. Asabi baba, sinsi planlar peşindeki anne, kirli sakallı delikanlı genç, her daim kafası karışık genç kadın, namuslu, gururlu hayat tecrübesi had safhada olan ortadirek bilgin kişi, zıpır çocuk karakterleri dizilerimizin olmazsa olmazıdır. Kadınlar mutlaka hamile kalmalı ve bunu erkekten gizlemeli. Ya da hamile olmadığı halde hamile olduğunu söyleyip adamı etki altına almalı. Sonra hamile kalmak için uğraşmalı falan... Her dizinin sezon finalinde birinin yoğun bakımda olup kalp atışının 0 olmasıyla yaşanan panik. Bip bip bip biiiiiiiip sesi gelir, sezon biter. Ölmeyecek işte, herkes biliyor bunu, yapmayın artık.

Alkışlı Yorum

Bir arkadaşım vasıtasıyla gülerken gözümden yaş getiren hadisedir. 4-5 yaşlarında "r" harfini "y" olarak telaffuz eden sivri zekalı bir çocuk tarafından söylenmiş efendim, diyalog aşağıdaki gibidir.
- Dede, toyun ne demek?
- Benim çocuğumun çocuğu sensin. Sen benim torunumsun yavrum. (Bu arada toyun diyen çocuğu duyan arkadaşım gülmeye başlar ve çocuğa tekrar sorar) - Ekiki ekiki ney ney? (Çocuk durumun farkına varır ve içinde "r" geçmeyen bir cümle kurabilmek için cevaplar) - Çocuklayının çocuklayı.
Minik ne kadar zeki olsa da tecrübesizliğinin kurbanı olmuştur, çocuk ne yapsın efendim.

Okuma yazma

İdris, Nuh diyor peygamber demiyordu:
- Okuyup da ne olacak penum oğlan? Ha bu dükkanda duracağına göre, okuma yazmanın heç cerekliluğu yoktir. Bir, içi, uç diye saysa yeter.
Komşuları ısrar edip dururlar:
- Olur mu canum, diyelim ki onu dükkanda bırakup kahveye cittun.
Dükkana da dört adam celdu. Uçten fazla sayamazsa celup sana ne diyecek? - Uyy, bu da mesele mi yani. Celur, "Baba, uç kişi celdu, yanlarında bir herif daha var" der.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler