Spor yazarları İsmail Kartal'a yüklendi: "Kadıköy'de kara gece"
Ülkemizi UEFA Şampiyonlar Ligi'nde temsil eden Fenerbahçe, 3. maçında Slavia Prag ile karşılaştı. Sarı-lacivertliler son dakikada yediği golle sahadan 2-2 beraberlikle ayrıldı. Spor yazarları karşılaşmayı değerlendirirken hedefte İsmail Kartal vardı. İşte o yazılar...
Böyle olmamalıydı - ABDULLAH ERCAN
Fenerbahçe maça tek kelimeyle müthiş başladı. Önce Oğuz'la, sonra Greenwood'la iki jeneriklik gol bulduk. Özellikle Greenwood'un topu soluyla kontrol edip sağıyla vuruşu müthişti. İki golle tribün havaya girdi, takım havaya girdi. Herkes bu dakikadan sonra "Fark atarız" demeye başladı.
Ancak Guendouzi'nin gole neden olan hatasından sonra Fenerbahçe'nin oyunu resmen bozuldu. Sahada çok coşkulu oynayan bir Fenerbahçe vardı. Ama takım 2-1 sonrası skoru koruma içgüdüsüyle oynamaya başladı. İkinci yarıda da görüntü değişmedi. Fenerbahçe bence Devler Ligi'nin en kötü takımına karşı özellikle de müthiş başlangıcın ardından daha net bir oyun oynamalıydı.
Bu gibi oyunlarda yani oyunu erteleyip skoru almak şu an Fenerbahçe'nin en çok ihtiyaç duyduğu konuydu. Ancak son dakikalarda yediği golle bunu da başaramadı. Şampiyonlar Ligi'nde ilk 24 takım arasına girmek için bu üç puan çok önemli bir adım olacaktı.
Fenerbahçe Devler Ligi'nde kazanabileceği en net maçta bile puan kaybetti. Galibiyete en yakın olduğu maçtı. İkinci yarıdaki oyunu kontrol edememek düşündürücü. 2-2 sonrası İsmail Kartal'a yapılan protesto, taraftarların duygusunu net şekilde ortaya koydu. Şimdi sırada Galatasaray derbisi var. Burada da gelebilecek kötü bir skor sonrası Fenerbahçe'de her türlü karar çıkabilir. Bir bakıma derbi, İsmail Kartal'ın kader gecesi olabilir.
Klasik Fenerbahçe! - GÖRKEM AĞGÜNDÜZ
Fenerbahçe, ilk 10 dakikasında 2-0 öne geçtiği maçtan son dakikada yediği golle 2-2 beraberlikle ayrıldı. Ve yıllardır yenen aynı tarz golle... İnanın artık taraftarlar da alıştı bu duruma. Guendouzi'nin yaptığı hatadan sonra hem skor 2-1'e geldi hem de Fenerbahçe ipleri tamamen rakibine bıraktı. Bu dakikadan maçın sonuna kadar da hep birlikte Slavia'nın 2. golünü bekledik.
İsmail Kartal, yaptığı ve yapmadığı değişikliklerle Slavia Prag'a yardım eden isimlerin başında geldi. Son haftaların ve bu maçın yıldızlarından olan Oğuz Aydın, sahadan çıkan ilk isim oldu. Yerine ise sezon başından beri ana planda düşünmediği Nene'yi aldı. 82. dakikada ise Kerem-İsmail değişikliği yaparak rakibe "biraz daha yüklen" dedi.
İsmail ve Guendouzi'deki düşüş de akıl almaz seviyelere geldi. Geçen sezonun devre arasında gelen Fransız, ilk maçtan itibaren ortaya koyduğu performansla takımın en iyi ismiydi. Ancak bu sene tanınmaz halde. Bunu golde yaptığı hataya istinaden söylemiyorum. Roma maçında cezası nedeniyle olmayan Guendouzi, Aston Villa ve Slavia Prag maçlarında takımı adeta eksik oynatarak daha fazla zarar verdi.
Maçın ardından bu iki ismin yaşadığı düşüşü İsmail Kartal'a soracaktım ancak taraftarların 'istifa daveti' hocaya sorulmayınca, soru hakkımı bundan yana kullandım. İsmail Kartal, "Elbette üzgünüm, keşke yaşanmasaydı ancak derbiyi ve önümüzdeki maçları kazanarak bunu tersine çevireceğiz" minvalinde bir cevap verdi. Bu belki o anki duygularla verilen bir yanıttı ancak Fenerbahçe derbiyi de kazanamazsa hoca bu sefer taraftara ne diyecek bilmiyorum.
Burgos sınıfta kaldı - MUSTAFA ÇULCU
Fenerbahçe kalite ve kalibre olarak kendinden düşük Slavia Prag karşısında maça doğru 11 ve doğru oyun planı ile başladı. Erken gelen iki gol özgüveni ve moralleri yükseltti, seyirciyi coşturdu. Her şey çok iyi giderken Guendouzi'nin pas hatasından yenilen gol, rakibe can suyu verdi. Oturmuş oyunu sıkıntıya soktu. Buna bir de savunmanın güvencesi Ake'nin sakatlanıp çıkması eklenince, stres arttı. Oğuz'un yükselen performansıyla jeneriklik golü ve farklı rolde oynayan Greenwood'un harika golü geceye damgasını vurdu. Slavia Prag çok koşan genç oyunculara sahip, kolektif ve fiziksel mücadele içinde oynayan baskılı bir takım. Oyundan hiç düşmediler, bırakmadılar. Ederson çok başarılıydı. Kora kor mücadelenin olduğu maçtan her ne olursa olsun Fenerbahçe mutlaka 3 puan almak istiyordu. Ancak son dakikada Semedo hamlede geç kaldı, Kacor topa vurdu, Fenerbahçe bir puanla yetinmek zorunda kaldı. Yazık oldu.
Tutkulu seyirciye sahip Türk takımlarının içeride oynadığı maçlarda İspanyol ve İtalyan hakemleri çok sık görmeye alıştık. Ricardo de Burgos Bengoetxea da İspanyol, 40 yaşında ve 1. Kategori. Ancak asla güçlü ve güven veren bir hakem değil. 19'da Kubiak ceza alanı içinde Ake'yi formasından etkili bir şekilde çekti, düşürdü, sahada penaltıydı. Ancak hakem terste kaldı, göremedi. Maalesef bu pozisyonlara VAR da karışamıyor. 31'de umut vaat eden atağı kesti diye Kante'ye sarı verdi, 30 saniye sonra Kante'nin bu kez Moses'e kontrolsüz hareketi oldu, ayak kaydı diye ikinci sarıdan kırmızıyı çıkarmadı, bir tık sabretti! 49'da Skriniar'a gösterdiği saçma sapan sarının futbolda cevabı yok! Faul değerlendirmeleri ve kart uygulamaları ile sınıfta kaldı. Kararlarında sürekli yardımcıların desteğini arayan özgüveni düşük bir hakem.
Sabah'ın yendiği takımı geçemedik - Zeki Uzundurukan
Slavia Prag güç ve kadro kalitesi olarak Fenerbahçe'nin yanına bile yaklaşamaz. Bu takımı da yenemiyorsan, hangi maçı kazanacaksın Fenerbahçe! Burası Şampiyonlar Ligi! Yerel liglere benzemez burası! 90 dakika oyun ciddiyeti ister! Evinde oynuyorsun! Hem de 50 bin taraftarın desteğini arkasına alarak maça çıkıyorsun! Rakip Slavia Prag, Şampiyonlar Ligi'nde çıktığı son 21 maçta galibiyet alamamış. Tam dişine göre bir takım! Fenerbahçe ile Slavia arasında güç ve kalite bakımından dağlar kadar fark var! Maça çok iyi başlamışsın. Art arda bulduğun iki güzel golle galibiyet anahtarını cebine koymuşsun. Farka gidebileceğin maçta amatörce goller yiyorsun! Çünkü Şampiyonlar Ligi'ne çok önem vermiyorsun İsmail hocam!
Oysa futbolun en marka değeri yüksek ligindesin! 18 yıl sonra düşler sahnesine, devler sahnesine çıkmışsın! Ama senin aklın fikrin Süper Lig'de! Yani annemizin liginde! Bizim ligdeki maçların telafisi var ama Şampiyonlar Ligi'nin yok! İnanılır gibi değil! Şaka gibi bir sonuç! Slavia Praglı oyuncular bile inanamadı Kadıköy'den puan çıkardıklarına. Çünkü Şampiyonlar Ligi'nde son yıllarda gördüğümüz en kötü takıma, en zayıf takıma puan kaptırdın! Bu takımı bile mağlup edemedin! Çünkü Şampiyonlar Ligi'nin öneminin farkına bile varamadın İsmail hocam! Oysa Slavia Prag'ı yensen 4 puana ulaşacaksın ve ilk 24'e kalma yolunda dev bir adım atacaksın!
Daha maçın 11. dakikasında skoru 2-0'a getirmişsin. Oğuz Aydın ve Greenwood ile iki güzel gol bulmuşsun. Rakibin direnci tamamen kırılmış. Sahada fark yememek için çabalayan bir Slavia Prag var. Tribünler coşmuş senden fark ve güzel oyun bekliyor. Ama İsmail hocam, Aston Villa maçında kahrettiğin taraftarını yine üzdün! Fenerbahçe adına sahada işler yolunda giderken, temsilcimiz maçı tek kaleye çevirmişken savunmada yaptığımız bir hata pahalıya mal oldu. Kalecimiz Ederson'un pasında ceza yayında topla buluşan Guendouzi bir anlık dalgınlıkla hatalı bir pas verdi ve bu hatalı pasta araya girip topu kapan Provod skoru 2-1'e getirdi. Bu golle umutlanan Slavia, oyunun içine girdi ve temsilcimizin üzerine gelmeye başladı. İlk 15 dakika iyi oynadı Fenerbahçe! Sonrasında sahada ara ki bulasın Fenerbahçe'yi... Azerbaycan takımı Sabah bile bu Slavia Prag'ı 2-0 yendi.
Oyuna giren Lukaku-Nene işbirliğinde akıl almaz bir gol kaçırdı Fenerbahçe! İlk 15 dakikadaki iyi oyundan sonra Fenerbahçe'nin en etkili olduğu pozisyon da buydu. Nene karşı karşıya pozisyonda topu kaleci Markovic'e nişanladı. Oysa geçen sezon bundan çok daha zorlarını atmıştı Nene. Slavia beraberlik golü için kontrolsüz bir biçimde Fenerbahçe kalesine giderken; arkada bıraktıkları boşlukları iyi değerlendiremedik. İsmail hocanın Kerem sevdası bu maçta da devam etti. Kerem maç boyunca hiçbir şey yapmadı. Fenerbahçe'nin ikinci yarıda yaptığı değişiklikler, takımın sıradanlaşmasına, oyun olarak dökülmesine neden oldu. Slavia son bölümde çok etkili oldu. Ederson müthiş topları çıkardı. Ama o da bir yere kadar! İlk golde Guendouzi büyük hata yaptı, golü yedik. 90'da tüm savunmamız uyudu ve o kahreden golü yedik. Beraberliğe üzülüyoruz, kahroluyoruz! Çünkü Slavia Prag, Şampiyonlar Ligi'nin en zayıf halkasıydı. Sonuç olarak üç maçta iki puana ulaştı Fenerbahçe! Ama bu futbol ve Şampiyonlar Ligi'ndeki vasat oyun, 25 milyon Fenerbahçe taraftarına ilk 24'ü vadetmiyor! Yazık çok yazık oldu!
Yazık! - EMRE BOL
Fenerbahçe harika bir maç başlangıcı yaptı ve arka arkaya golleri buldu. Hem Oğuz'un hem de Greenwood'un golleri gerçekten mükemmeldi. Ancak Guendouzi'nin çevre kontrolü yapmadan rakibe verdiği pasla yenilen golün ardından takım bir anda düşüverdi. Yahu Slavia Prag karşılaşması fikstürün en kolay maçı. Aston Villa'dan yediğimiz 6 golü çıkarmamız averajı toparlamamız gerekiyordu. Bırak averajı, galibiyet gitti!
Tabii benim gibi bütün Fenerbahçe taraftarının en çok merak ettiği Ake'nin durumu! Galatasaray derbisi öncesi yaşanan bu sakatlık umarım ciddi değildir. Slavia Prag genç, diri, sert oynayan ama kalite olarak Fenerbahçe'nin çok altında... Buna rağmen zaman zaman oyun üstünlüğünü ele geçirdiler. İsmail Kartal'ın takımın en iyisi Oğuz'u neden çıkardığını anlayamadım. Derbi rotasyonu desem Galatasaray maçına daha 6 gün var. Bırak adam oynasın. O da, İrfan Can da motoru daha yeni açtılar. Oynayıp maç temposu kazanmaları daha doğru olurdu. Vedat Muriç istekli olmasına karşın ceza sahası içinde çok az topla buluşuyor. Bunun nedeni Fenerbahçe'nin hücum bölgesinde neredeyse hepsinin şutör olması... Kaleyi gören vuruyor. Vedat'ı düşünen yok.
Şampiyonlar Ligi'nde belki de alabileceğin tek 3 puanı İsmail Kartal'ın yaptığı saçma sapan değişiklikler sebebiyle kaybettik. Yazık! Artık tüm konsantrasyon Galatasaray derbisine verilmeli.
Ne sarı ne lacivert KARA BİR GECE - HAKKI YALÇIN
Hayatında kitap okumamış bir teknik adamı, oyunu okuyor masalıyla takımın başına getirirseniz, sıradan bir rakip karşısında belki Aston Villa'dan yediğinden daha çok atacak bir takımın imha edilmesine göz yuman birine hesap soracaksınız. Fenerbahçe'nin yanlışlarını güçlendirmekten başka işe yaramayan bir teknik adamın dün geceki sonuçla yakın ilişkisi vardı. O yüzden sorsunlar İsmail Kartal'a "sen bu takım için ne yaptın?" ya da "sen bu takıma ne yaptın?"
Rakip ne kadar zayıf olsa da harika bir başlangıç. Daha maçın başında Oğuz'un muhteşem vuruşuyla gelen golde Oğuz Aydın adına "benim ayaklarımın kalbi de var" imzasını gördüm. Ardından Greenwood'un golüne parantez açtım. (Firari yıldız bir anlık da olsa gerçeğine döndü) dedim. Sonra ara ki bulasın! En son gördüğümde rakibine kartlık tekme atıyordu da bereket tam kendisine uygun bir hakeme rastladı. Rakibi açık vermeye zorlamak bir sanatsa ve futbolun böyle gösterilere ihtiyacı varsa, oyun kalitesini dakikalarla sınırlı tutmanın ve bu kadar basit bir gol yemenin alemi yoktu. Ama bu takım gol atmaya mecali olmayan rakiplerini bile üzerine çağırmayı çok seviyor. Skriniar'ın rakiple birebir kaldığı pozisyonlardaki garip haline de baktım, sarı kart gördüğü pozisyondan sonraki tercüme ihtiyacı duyan haline de. Bu adamın kaliteli bir savunma oyuncusu olduğu tamamen hayal ürünü. Aksini ispatlasınlar yemin olsun ben de yazmayı bırakacağım.
Kendinde eksik olanı sen fark etmiyorsan, rakibin fark eder. O yüzden korkuların külünü karıştıranlar kendilerini ancak böyle yakar! Kerem dururken, Oğuz'un oyundan alınmasına şaşırdım. Levent Mercan'ın 3 gün önceki cesur bindirmelerinin "yabancı etiketine" kurban edilmesine hiç şaşırmadım. Lukaku'nun tribünlere ellerini kaldırıp "bizi coşturun" pozlarına baktım da "bu işi sen niye yapmıyorsun?" diye haykırsam kim duyar! Sonuç olarak kara bir gece daha. Birinci sınıf acılar ikinci sınıf rakipler karşısında bile tedaviye cevap vermiyorsa, bir inat uğruna içi boş adamlar böyle bir koltukla taçlanıyorsa, yetkili beyler cevap versin. "Siz bu çocukları yine ve niye ağlattınız?"
İsmail Kartal'a olumsuz eleştirim yok! - ÖMER ÜRÜNDÜL
Fenerbahçe maça çok hırslı ve alışılmışın dışında bir tempoyla başladı. Önce Oğuz mükemmel bir gol attı. Hemen sonrasında da Greenwood klas bir vuruşla farkı ikiye çıkardı. Her şey tozpembeydi ama beklenmedik bir anda Guendouzi'nin hatasıyla fark bire indi. Bu gole rağmen Fenerbahçe bir şok yaşamadı. Etkili ataklarına devam etti. 30-35'lere kadar bütün kontrol Fenerbahçe'nin elindeydi. Rakip 2-3 pas bile yapamıyordu. Ama birden tempo düştü, yorgunluk başladı. İkinci devrede de bu durum devam etti. İlk yarının aksine kısıtlı bir kadroya sahip Slavia Prag tehlikeli ataklar yapmaya başladı.
Bu arada maçın kırılma anı Oğuz'un yerine oyuna giren Nene'nin kaleciye nişanladığı gol fırsatıydı. Sonra yine herkesi tedirgin eden anlar geldi. Sonuçta Slavia Prag aradığı golü 90'da buldu. Fenerbahçe için sonuç kâbus oldu. Bu maç için İsmail Kartal'a yapacağım olumsuz bir eleştiri yok. Çünkü değişik bir düzen denedi. Oğuz'u sağ açıkta, Greenwood'u forvet arkası orta sahada oynattı. Ben bunu çok doğru bulmasam da bu iki oyuncudan 11 dakikada iki gol buldu. Bir de Nene'yi oyuna aldıktan bir dakika sonra Nene golü atsa bu da Kartal'ın doğru hamlesi olacaktı. Maalesef futbol biraz da şans istiyor. Bu şoktan sonra ikinci şok da derbi öncesi kadroda alternatifi olmayan tek oyuncu olan Ake'nin sakatlığıydı. Şu da bir gerçek; seviyemizde olmayan bir takım bile bizim takımları zorluyor.
2 tulumba ve sonrası - BÜLENT TİMURLENK
Üniversitede okuyoruz, bir taraftan iplik işi yapıyoruz. Öğlenleri tabldot geldiğinde Boşnak ustabaşımızla hem sohbet edip hem yemek yerken masaya oturur oturmaz yemeğe iki tulumba tatlısı ile başlamasını hiç unutmam. Alışkın değilim tabii! 'Biz böyle başlarız' demişti. Dün de F.Bahçe Stadı'na gelenler maça iki tulumbayı mideye indirerek başlayan bir takım gördüler. Önce Oğuz'un nefis golü, ardından Greenwood'un güzel golü. Daha 11. dakikada 'farka gider' havası vardı maçta. F.Bahçe sezonun en iyi futbolunu Avrupa'nın Barcelona ile birlikte en formda takımı Roma'ya karşı oynamış, galibiyetin kenarından dönmüştü. Aston Villa deplasmanındaki ağır mağlubiyet bir tarafta, ligde son 4 maçta kalesini gole kapatıp 14 gol atan bir F.Bahçe...
Kartal'ın, İrfan'ı dinlendirip Greenwood'u Vedat'ın arkasına koyması, Lukaku'yu dinlendirmesi, Kerem'i ilk 11'de başlatması bütün bunların hepsi pazartesi günkü derbinin 11'ine hazırlıktı. O iki tulumba tatlısının üzerine Ederson-Guendouzi'nin oyun kurarken fahiş hatası ortamı ekşitti. Çeklerin bireysel hatadan golle maçın içinde kalması, ikinci yarıda F.Bahçe'nin rakibi ile topa sahip olmayı eşit paylaşması sonrasında ve hücumdaki verimsizlikle oyunu bıçak sırtı bir son çeyreğe soktu… Doğrusu ne F.Bahçe 3. golü atacak kadar ne de S.Prag beraberliği bulacak kadar baskın görünmediler. Ama futbol bu! Rakip, Ederson'un neredeyse ağzının içinden vurdu topu filelere. Elbette 2 farktan beraberlik Roma ile berabere kalmak gibi değil. Kartal, Prag'ı bir düşündüyse G.Saray üzerine 5 kez kafa patlatacak.