Stres mi, beyin mi? Tansiyonu yükselten gizli komut keşfedildi
Brezilya ve Yeni Zelanda’daki araştırmacılar, yüksek tansiyonun neden bazı hastalarda kontrol altına alınamadığını ortaya koydu. Beyindeki solunum merkezinin kan basıncıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kanıtlayan çalışma uyku apnesi ve dirençli tansiyon arasındaki kayıp halkayı da buldu. Yeni yöntemle beyne dokunmadan tansiyonu düşürmek mümkün olacak.
Hızlı Özet Göster
- São Paulo Üniversitesi ve Auckland Üniversitesi araştırmacıları, beyindeki lateral parafasiyal (pFL) bölgesinin yüksek tansiyonun bazı vakalarında kritik rol oynadığını ortaya koydu.
- pFL bölgesi solunumu kontrol etmenin yanı sıra kan damarlarını daraltarak tansiyonu yükseltebildiği ve hastaların yüzde 40'ında ilaçlara rağmen tansiyonun dengelenememesini açıklayabildiği belirlendi.
- Fareler üzerinde yapılan deneylerde pFL nöronlarının aktive edilmesinin tansiyonu yükselttiği, devre dışı bırakılmasının ise kan basıncını normale döndürdüğü gözlemlendi.
- Araştırmacılar, boyundaki karotis cisimciklerini hedef alarak beyne doğrudan müdahale etmeden pFL aktivitesini kontrol altına alabileceğini ve mevcut bir ilacı bu amaçla yeniden uyarlayabileceğini belirtti.
- Dünya genelinde her üç kişiden birinin yüksek tansiyon sorunu yaşadığı tahmin edilirken, yeni bulgular mevcut tedavilere yanıt vermeyen hastalar için alternatif yol sunma potansiyeli taşıyor.
Brezilya'daki São Paulo Üniversitesi ile Yeni Zelanda'daki Auckland Üniversitesi'nden araştırmacılar, yüksek tansiyonun (hipertansiyon) bazı vakalarında beynin belirli bir bölgesinin kritik rol oynadığını ortaya koydu. Çalışmaya göre "lateral parafasiyal" (pFL) adı verilen bu bölge, yalnızca solunumla değil, aynı zamanda kan basıncının düzenlenmesiyle de doğrudan ilişkili.
Beyindeki pFL bölgesi yüksek tansiyonun beklenmedik nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor. (Haberde yer alan fotoğraflar Takvim Foto Arşiv'e aittir)
Sciencealert'te yer alan habere göre, pFL bölgesi özellikle egzersiz sırasında ya da öksürme ve gülme gibi durumlarda gerçekleşen güçlü nefes verme süreçlerini kontrol ediyor. Ancak araştırma, bu bölgenin aynı zamanda kan damarlarını daraltarak tansiyonu yükseltebildiğini gösterdi.
SOLUNUM VE SİNİR SİSTEMİ ARASINDAKİ BAĞLANTI
Bilim insanları, pFL bölgesinin solunum ritmindeki değişimleri sempatik sinir sistemiyle bağlantılı hale getirdiğini belirledi. Bu sistem, vücudun "savaş ya da kaç" tepkisini yönetiyor ve kan basıncını doğrudan etkiliyor.
Araştırmacılara göre bu mekanizma, tansiyon hastalarının önemli bir bölümünde ilaçlara rağmen kontrol sağlanamamasını açıklayabilir. Tahminlere göre hastaların yaklaşık yüzde 40'ında mevcut tedavilere rağmen tansiyon dengelenemiyor.
Araştırma solunumla ilgili bir merkezin aynı zamanda kan basıncını etkileyebildiğini ortaya koydu.
DENEYLERDE DİKKAT ÇEKEN SONUÇLAR
Çalışma kapsamında fareler üzerinde genetik yöntemler kullanılarak pFL nöronları aktif ve pasif hale getirildi. Bu süreçte solunumla ilişkili sinir aktiviteleri, sempatik sinir sistemi tepkileri ve kan basıncı detaylı şekilde izlendi.
pFL nöronlarının aktive edilmesi, diğer beyin devrelerini tetikleyerek tansiyonun yükselmesine neden oldu. Hipertansiyonlu deneklerde bu nöronların yalnızca solunumu değil, aynı zamanda damar daralmasını da kontrol ettiği tespit edildi.
Araştırmacılar, pFL bölgesinin devre dışı bırakılmasıyla kan basıncının normale döndüğünü de gözlemledi.
pFL bölgesi güçlü nefes verme hareketleri sırasında aktif rol oynuyor.
UYKU APNESİ İLE BAĞLANTI AÇIKLANIYOR
Elde edilen bulgular, uyku apnesi ile yüksek tansiyon arasındaki ilişkiye de ışık tutuyor. Uyku sırasında oksijen seviyesinin düşmesi ve karbondioksit oranının artması, pFL nöronlarını harekete geçiriyor. Bu durum, tansiyonun yükselmesine zemin hazırlıyor.
Bilim insanlarına göre bu bölge kan damarlarını daraltarak tansiyonu yükseltebiliyor.
YENİ TEDAVİ YOLU: BEYNE GİRMEDEN MÜDAHALE
Araştırma yalnızca hayvan modelleri üzerinde yapılmış olsa da, bilim insanları elde edilen sonuçların insanlarda da benzer şekilde geçerli olabileceğini düşünüyor.
En dikkat çekici gelişme ise potansiyel tedavi yöntemi oldu. Araştırmacılar, boyundaki "karotis cisimcikleri" olarak bilinen ve kandaki oksijen seviyesini algılayan hücre kümelerinin pFL bölgesini dolaylı olarak etkilediğini belirledi.
Bu yapıların hedef alınmasıyla, beyne doğrudan müdahale etmeden pFL aktivitesinin kontrol altına alınabileceği düşünülüyor. Ekip, bu amaçla mevcut bir ilacı yeniden uyarlayarak karotis cisimciklerinin aktivitesini baskılamayı hedefliyor.

KÜRESEL BİR SORUNA YENİ UMUT
Dünya genelinde her üç kişiden birinin yüksek tansiyon sorunu yaşadığı tahmin ediliyor. Bu durum kalp hastalıkları başta olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa yol açıyor ve demans gibi hastalıklarla da ilişkilendiriliyor.
Yeni bulgular, hipertansiyonun sinir sistemi kaynaklı yönünü daha iyi anlamayı sağlarken, mevcut tedavilere yanıt vermeyen hastalar için alternatif bir yol sunma potansiyeli taşıyor. Ancak yöntemin klinik kullanıma girebilmesi için kapsamlı insan deneylerine ihtiyaç duyuluyor.
Araştırma, Circulation Research dergisinde yayımlandı.