Kalp krizi ve felçlerin yüzde 99'u bu 4 risk faktörüyle ilişkili çıktı

9 milyondan fazla yetişkinin sağlık verilerinin incelendiği geniş kapsamlı bir araştırma, kalp krizi ve felç gibi ciddi kardiyovasküler olayların neredeyse tamamının önceden bilinen dört temel risk faktörüyle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri ve tütün kullanımının kalp sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, önlenebilir risklerin kontrol altına alınmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Kalp krizi ve felçlerin yüzde 99'u bu 4 risk faktörüyle ilişkili çıktı
ai haber özet Hızlı Özet Göster
  • Güney Kore ve ABD'de 9 milyondan fazla kişiyi kapsayan çalışma, kalp krizi ve felç geçirenlerin yüzde 99'undan fazlasında önceden yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri veya tütün kullanımı gibi risk faktörlerinden en az birinin bulunduğunu ortaya koydu.
  • Yüksek tansiyon, hem ABD hem de Güney Kore'de kalp krizi, felç veya kalp yetmezliği yaşayan bireylerin yüzde 93'ünden fazlasında tespit edilen en güçlü risk faktörü olarak belirlendi.
  • Minnesota'da 2003-2018 yılları arasında yapılan araştırmada, kadınlarda görülen kalp krizlerinin yüzde 53'ünün aterotromboz dışındaki nedenlerden kaynaklandığı, erkeklerde ise bu oranın yüzde 25 olduğu saptandı.
  • Northwestern Üniversitesi'nden kardiyolog Philip Greenland, çalışmanın bilinen risk faktörleri olmaksızın ortaya çıkan sinsi kardiyovasküler olayların arttığı yönündeki iddiaları sorguladığını belirtti.
  • Kadınlarda kalp krizlerinin yüzde 34'ünün anemi, enfeksiyon veya vücuttaki diğer stres faktörlerinden kaynaklanan ikincil miyokard enfarktüslerine bağlı olduğu tespit edildi.

Güney Kore ve ABD'de yürütülen ve 9 milyondan fazla kişiyi kapsayan uzun vadeli bir çalışma, kalp krizi ve felçlerin çoğunun aniden ortaya çıkmadığını gösterdi. Bulgulara göre, ciddi kardiyovasküler olay geçiren bireylerin büyük çoğunluğunda önceden yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri ya da tütün kullanımı gibi risk faktörlerinden en az biri bulunuyordu.

Güney Kore ve ABD'de 9 milyondan fazla kişiyi kapsayan çalışma, kalp krizi ve felç geçirenlerin yüzde 99'undan fazlasında önceden yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri veya tütün kullanımı gibi risk faktörlerinden en az birinin bulunduğunu ortaya koydu.Güney Kore ve ABD'de 9 milyondan fazla kişiyi kapsayan çalışma, kalp krizi ve felç geçirenlerin yüzde 99'undan fazlasında önceden yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri veya tütün kullanımı gibi risk faktörlerinden en az birinin bulunduğunu ortaya koydu.

ARAŞTIRMA ÇARPICI SONUÇLAR ORTAYA KOYDU

Science Alert yer alan 2025 yılında yayımlanan uzun vadeli çalışmada, Güney Kore ve ABD'den 9 milyondan fazla yetişkinin sağlık verileri analiz edildi. Araştırmaya göre, kalp hastalığı geliştiren ve ciddi bir kardiyovasküler olay yaşayan kişilerin neredeyse tamamında önceden dört temel risk faktöründen en az biri bulunuyordu.

Bu risk faktörleri arasında yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri seviyeleri ve geçmişte ya da halen devam eden tütün kullanımı yer aldı. Araştırmacılar, bu faktörlerin birlikte değerlendirildiğinde kardiyovasküler olayların yüzde 99'undan fazlasıyla ilişkili olduğunu belirledi.

Özellikle riski en düşük grup olarak değerlendirilen 60 yaş altı kadınlarda bile, kalp krizi veya felç vakalarının yüzde 95'inden fazlasının bu risk faktörlerinden en az biriyle bağlantılı olduğu görüldü.

Kalp krizi ve felçlerin yüzde 99'u bu 4 risk faktörüyle ilişkili çıktı-2

EN GÜÇLÜ RİSK FAKTÖRÜ: YÜKSEK TANSİYON

Araştırmada yüksek tansiyonun, kardiyovasküler olaylarla en sık ilişkilendirilen risk faktörü olduğu ortaya çıktı.

Hem ABD'de hem de Güney Kore'de kalp krizi, felç veya kalp yetmezliği yaşayan bireylerin yüzde 93'ünden fazlasında daha önce hipertansiyon tanısı bulunduğu tespit edildi.

Uzmanlar, yüksek tansiyonun etkin şekilde kontrol altına alınmasının ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek ciddi kalp ve damar hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynayabileceğini ifade ediyor.

"Çalışmanın, bu kardiyovasküler sonuçlardan önce bir veya daha fazla optimal olmayan risk faktörüne maruz kalmanın neredeyse yüzde 100 olduğunu çok ikna edici bir şekilde gösterdiğini düşünüyoruz." diyor kıdemli yazar.

Northwestern Üniversitesi'nden kardiyolog Philip Greenland, araştırmanın yayımlandığı Eylül ayında yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

"Şimdi hedefimiz, kolayca tedavi edilemeyen ve nedensel olmayan diğer faktörlerin peşinden koşarak yoldan sapmak yerine, değiştirilebilir risk faktörlerini kontrol altına almanın yollarını bulmak için daha çok çalışmaktır."

Yüksek tansiyon, hem ABD hem de Güney Kore'de kalp krizi, felç veya kalp yetmezliği yaşayan bireylerin yüzde 93'ünden fazlasında tespit edilen en güçlü risk faktörü olarak belirlendi.Yüksek tansiyon, hem ABD hem de Güney Kore'de kalp krizi, felç veya kalp yetmezliği yaşayan bireylerin yüzde 93'ünden fazlasında tespit edilen en güçlü risk faktörü olarak belirlendi.

"SİNSİ KALP HASTALIKLARI" İDDİALARI TARTIŞMAYA AÇILDI

Greenland ve çalışma ekibi, elde edilen sonuçların, bilinen risk faktörleri olmaksızın ortaya çıkan gizli veya sinsi kardiyovasküler olayların giderek arttığı yönündeki son iddiaları sorguladığını belirtiyor.

Araştırmacılara göre, geçmişte yapılan bazı çalışmalar risk faktörlerini yeterince tespit edememiş ya da klinik tanı eşiğinin altında kalan değerleri gözden kaçırmış olabilir.

Çalışmaya dahil olmayan Duke Üniversitesi kardiyoloğu Neha Pagidipati ise eşlik eden başyazısında, sağlık risklerinin ciddi ve ölümcül sonuçlara yol açmadan önce yönetilmesinin önemine dikkat çekti.

Pagidipati, "Daha iyisini yapabiliriz ve yapmalıyız" ifadelerini kullandı.

Araştırmacılar 2003-2018 yılları arasında Minnesota'da yaptığı çalışmada, kadınlarda görülen kalp krizlerinin yüzde 53'ünün aterotrombotik olmayan nedenlerden kaynaklandığı tespit edildi.Araştırmacılar 2003-2018 yılları arasında Minnesota'da yaptığı çalışmada, kadınlarda görülen kalp krizlerinin yüzde 53'ünün aterotrombotik olmayan nedenlerden kaynaklandığı tespit edildi.

GENÇLERDE KALP KRİZİ NEDENLERİ YENİDEN DEĞERLENDİRİLİYOR

Yeni bulgular, özellikle genç yetişkinlerde görülen kalp krizlerinin nedenlerine ilişkin yürütülen diğer araştırmaları da destekliyor.

Eylül 2025'te yayımlanan bir çalışmada, ABD'deki araştırmacılar, Minnesota'nın Olmsted County bölgesinde 2003-2018 yılları arasında 65 yaş ve altındaki kişilerde görülen 1.474 kalp krizi vakasını inceledi.

Araştırmacılar, tıbbi kayıtlar ve görüntüleme sonuçlarını analiz ederek her bir kalp krizinin altında yatan temel nedeni belirlemeye çalıştı.

Northwestern Üniversitesi'nden kardiyolog Philip Greenland, bulgularla birlikte bilinen risk faktörleri olmaksızın ortaya çıkan gizli kardiyovasküler olayların arttığı yönündeki iddiaların sorgulandığını belirtti.Northwestern Üniversitesi'nden kardiyolog Philip Greenland, bulgularla birlikte bilinen risk faktörleri olmaksızın ortaya çıkan gizli kardiyovasküler olayların arttığı yönündeki iddiaların sorgulandığını belirtti.

KADINLARDA KALP KRİZLERİNİN YARISINDAN FAZLASI FARKLI NEDENLERDEN KAYNAKLANIYOR

Geleneksel olarak kalp krizlerinin büyük bölümü, atardamarlarda oluşan tıkanıklıkların neden olduğu aterotromboz ile ilişkilendiriliyor. Bu durumda oluşan kan pıhtıları, kalbe giden kan akışını engelliyor.

Ancak araştırma sonuçları, kadınlarda görülen kalp krizlerinin yarısından fazlasının aterotrombotik olmayan nedenlerden kaynaklandığını ortaya koydu.

Aterotromboz erkeklerde görülen kalp krizlerinin yaklaşık yüzde 75'ini oluştururken, kadınlarda bu oran yüzde 47 olarak belirlendi. Bu durum, kadınlarda kalp krizi teşhis ve tedavi süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Kadınlarda görülen kalp krizlerinin yüzde 34'ünün anemi, enfeksiyon veya vücuttaki diğer stres faktörlerinin neden olduğu ikincil miyokard enfarktüslerine bağlı olduğu saptandı.Kadınlarda görülen kalp krizlerinin yüzde 34'ünün anemi, enfeksiyon veya vücuttaki diğer stres faktörlerinin neden olduğu ikincil miyokard enfarktüslerine bağlı olduğu saptandı.

ANEMİ VE ENFEKSİYON DA KALP KRİZİNE YOL AÇABİLİYOR

Araştırmaya göre kadınlarda görülen kalp krizlerinin yüzde 34'ü, oksijen arzı ile kalbin ihtiyaç duyduğu oksijen miktarı arasındaki dengesizliğin neden olduğu ikincil miyokard enfarktüslerine (SSDM) bağlandı.

Bu dengesizlik anemi, enfeksiyon veya vücuttaki diğer stres faktörlerinden kaynaklanabiliyor.

Bunun yanı sıra, spontan koroner arter diseksiyonu (SCAD) olarak bilinen damar duvarı yırtıkları ve vücudun başka bölgelerinden gelen kan pıhtılarının oluşturduğu emboliler de önemli nedenler arasında yer aldı.

Kalp krizi ve felçlerin yüzde 99'u bu 4 risk faktörüyle ilişkili çıktı-3

UZMANLAR FARKLI KALP KRİZİ TÜRLERİNE DİKKAT ÇEKİYOR

Araştırmanın yayımlanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan kardiyolog Claire Raphael, özellikle kadınlarda yeterince tanınmayan kalp krizi nedenlerine dikkat çekti.

Raphael, "Bu araştırma, özellikle kadınlarda tarihsel olarak yeterince tanınmayan kalp krizi nedenlerine ışık tutuyor" dedi.

Uzman kardiyolog ayrıca şu uyarıda bulundu:

"Kalp krizinin temel nedeni yanlış anlaşıldığında, daha az etkili – hatta zararlı – tedavilere yol açabilir."

Raphael, doğru teşhisin önemini şu sözlerle vurguladı:

"Kalp krizinin nedenini anlamak, onu tedavi etmek kadar önemlidir. Bu, iyileşme ile tekrarlama arasında fark yaratabilir."

(Takvim foto arşiv, Science Alert)

Takvim Kaynak Tercihleri
Sena Demiröz
Sena Demiröz Takvim.com.tr Sağlık

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler