Hantavirüs Türkiye’yi tehdit ediyor mu? Ölüm oranı yüzde 50’ye çıkan virüsü 15 kemirgen türü taşıyor
Nisan 2026’da MV Hondius gemisinde patlak veren ve 3 can alan hantavirüs salgını dünyayı sarsmışken, uzmanlar şimdi de iklim krizinin Türkiye’deki risk haritasını yeniden çizdiğine dikkat çekiyor. Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Prof. Mehmet Ali Öktem, ölüm oranının virüs türüne göre “yüzde 5 ile 50 arasında değiştiğini” vurgularken; Türkiye’deki 69 kemirgen türünden yaklaşık 15’inin virüsü taşıma potansiyeline sahip olduğu açıklandı.
Hızlı Özet Göster
- Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Ali Öktem, iklim değişikliği ve insan müdahalesinin kemirgen popülasyonlarını artırarak hantavirüs vakalarının bazı bölgelerde artabileceğini belirtti.
- Hantavirüs kemirgenlerden insanlara idrar, dışkı ve tükürük yoluyla bulaşıyor ve ölüm oranı virüs türüne göre yüzde 5 ile yüzde 50 arasında değişiyor.
- Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen, Türkiye'de 69 kemirgen türünden yaklaşık 15'inin hantavirüs taşıma potansiyeline sahip olduğunu açıkladı.
- Yağış artışı ve nem kemirgen sayısını artırırken, ormanlık alanların tarıma açılması ve yerleşim alanlarının genişlemesi hastalık dinamiklerini etkiliyor.
- Tarım, ormancılık ve arazi çalışmaları yapan kişiler ile kırsal kesimde yaşayanlar hantavirüs açısından yüksek risk grubunda bulunuyor.
Doğal yaşam alanlarına yönelik insan müdahalesi ile iklim kaynaklı çevresel değişimlerin birleşmesi, hastalık taşıyıcı canlıların dağılımını yeniden şekillendiriyor. Bilim insanları, özellikle kırsal bölgelerde ve doğayla iç içe çalışan meslek gruplarında hantavirüs vakalarının görülme ihtimalinin bazı bölgelerde artabileceğini belirtiyor.
Hantavirüs kemirgenlerden insanlara bulaşan RNA virüsü olup Amerika'da akciğer yetmezliğine, Avrupa ve Asya'da böbrek yetmezliğine neden olan farklı türleri bulunuyor.
HANTAVİRÜSÜN YAYILIMINDA ÇEVRESEL DEĞİŞİMLERİN ROLÜ
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Ali Öktem, hantavirüsün kemirgenlerden insanlara bulaşan ve genetik materyalini RNA üzerinden taşıyan bir virüs grubu içerisinde yer aldığını ifade etti. RNA virüslerinin yapıları gereği daha hızlı değişim gösterebildiğini belirten Öktem, hastalığın ilk kez 1950'li yıllarda Kore Savaşı sırasında tanımlandığını hatırlattı.
Günümüzde dünyanın farklı bölgelerinde çeşitli kemirgen türleri tarafından taşınan çok sayıda hantavirüs bulunduğunu kaydeden Öktem, virüslerin coğrafi dağılımlarına göre farklı klinik sonuçlar doğurabildiğini söyledi.
Prof. Mehmet Ali Öktem, hantavirüsün kemirgenlerden insanlara bulaşan, RNA yapısı nedeniyle hızlı değişebilen ve farklı bölgelerde farklı hastalık tablolarına yol açabilen bir virüs grubu olduğunu belirtti.
FARKLI COĞRAFYALARDA FARKLI HASTALIK TABLOLARI
Öktem'in verdiği bilgilere göre Amerika kıtasında görülen Andes virüsü gibi bazı türler, akciğer ve kalbi etkileyerek ağır solunum yetmezliğine neden olabilen hantavirüs pulmoner sendromuyla ilişkilendiriliyor. Avrupa ve Asya'da yaygın olan eski dünya hantavirüsleri ise daha çok böbrek yetmezliğiyle seyreden Renal Sendromlu Kanamalı Ateş vakalarına yol açıyor.
Tarım, ormancılık ve arazi çalışmaları yapan kişiler ile kırsal kesimde yaşayanlar, enfekte partikülleri solumaları nedeniyle yüksek risk grubunda yer alıyor.
Virüsün kemirgenlerde belirgin bir hastalık oluşturmadan yaşamını sürdürebildiğini belirten Öktem, idrar, dışkı ve tükürük aracılığıyla çevreye yayılan virüsün insanlara çoğunlukla havaya karışan enfekte partiküllerin solunması sonucu geçtiğini anlattı.
"Tarla sürme, ahır temizliği ya da kırsal alanlarda yapılan faaliyetler sırasında havaya karışan partiküller risk oluşturabilir. İnsandan insana bulaş ise oldukça sınırlı, yalnızca bazı Andes virüsü varyantlarında nadir vakalar görülebiliyor."
Öktem, hantavirüs enfeksiyonlarında ölüm oranlarının virüsün türüne bağlı olarak yüzde 5 ile yüzde 50 arasında değişebildiğini de vurguladı.
Öktem, iklim değişikliğinin hantavirüsün yayılımını dolaylı olarak etkilediğini, artan nem ve yağışın kemirgen popülasyonlarını artırarak riski büyütebileceğini söyledi.
NEM VE YAĞIŞ ARTIŞI RİSKİ BÜYÜTEBİLİR
İklim değişikliğinin hastalığın yayılımında doğrudan değil, dolaylı etkiler yarattığını söyleyen Öktem, çevresel koşulların kemirgen popülasyonları üzerinde belirleyici rol oynadığını ifade etti.
"Özellikle yağış rejimi ve nem artışı kemirgen popülasyonlarını artırabiliyor, bu da virüsün doğadaki dolaşımını güçlendirebiliyor. Yağışlı geçen yıllarda kemirgen sayısındaki artış virüsün çevresel yükünü yükseltebilir. Güneş ışınımı ve ultraviyole etkisi ise virüsün dış ortamda kalıcılığını azaltıyor. Buna karşılık nemli ve kapalı ortamlarda daha uzun süre canlı kalabiliyor."
Hantavirüs riskinin özellikle kırsal kesimde çalışanlarda daha yüksek olduğunu, ancak virüsün küresel bir pandemiye dönüşme olasılığının düşük görüldüğünü belirtti.
Kırsal kesimde yaşayanlar ile tarım, ormancılık ve arazi çalışmaları yapan kişilerin daha yüksek risk grubunda bulunduğunu belirten Öktem, Türkiye'deki risk düzeyinin bölgesel farklılık gösterdiğini söyledi. İklim koşullarındaki değişimlerin bu risk haritasını sürekli olarak yeniden şekillendirdiğini ifade eden Öktem, mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün küresel bir pandemi oluşturma ihtimalinin düşük olduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Mustafa Sözen, insan faaliyetlerinin doğal yaşamı etkileyerek hantavirüs gibi hastalıkların yayılım dinamiklerinde rol oynadığını ifade etti.
İNSAN FAALİYETLERİ HASTALIK DİNAMİKLERİNİ ETKİLİYOR
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sözen ise Türkiye'de 2000'li yıllardan bu yana sürdürülen araştırmaların yalnızca kemirgen popülasyonlarını değil, insan faaliyetlerinin doğal yaşam üzerindeki etkilerini de ortaya koyduğunu söyledi.
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sözen, Türkiye'deki 69 kemirgen türünden yaklaşık 15'inin hantavirüs taşıma potansiyeline sahip olduğunu açıkladı.
Türkiye'de yaklaşık 69 kemirgen türünün yaşadığını belirten Sözen, bunların yaklaşık 15'inin hantavirüs taşıma potansiyeline sahip olduğunu kaydetti. Ancak taşıyıcılığın yalnızca tür bazında değerlendirilmesinin yeterli olmadığını vurgulayan Sözen, aynı türün farklı bölgelerde farklı özellikler gösterebildiğine dikkat çekti.
Prof. Dr. Mustafa Sözen, insan faaliyetlerinin kemirgen popülasyonlarını etkileyerek hantavirüs riskini değiştirdiğini ve bu nedenle Türkiye genelinde bölgesel tarama çalışmalarının önem taşıdığını vurguladı.
BÖLGESEL TARAMA ÇALIŞMALARI ÖNEM KAZANIYOR
Sözen, doğal yaşam alanlarının dönüştürülmesinin bazı kemirgen türlerinin çoğalmasına zemin hazırladığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Doğu Anadolu'da virüs taşıyan bir tür, Akdeniz'de taşımayabiliyor, bu iklim koşulları kadar insanların doğaya müdahalelerinin de hastalık dinamiklerini etkilediğini gösteriyor. Özellikle ormanlık alanların kesilerek tarıma açılması, bozkır alanların sürülmesi, yeni yerleşim alanları oluşturulması ve habitat yapısının değiştirilmesi bazı kemirgen türlerinin çoğalmasına yol açabiliyor. Bu nedenle ülke genelinde bölgesel ve tür bazlı tarama yapılması gerekiyor."
Türkiye'de yapılan araştırmalarda, daha önce dünya bilim literatüründe hantavirüs taşıdığı bilinmeyen bazı kemirgen türlerinde de virüs tespit edildiğini aktaran Sözen, bu bulguların hem biyolojik çeşitlilik hem de doğa-insan etkileşiminin hastalıkların yayılımındaki rolünü anlamak açısından önemli sonuçlar ortaya koyduğunu sözlerine ekledi.
(AA, Takvim foto arşiv)