Aşırı yeme krizine 30 saniyelik çözüm: Uzmanından pratik yöntem
Aşırı yeme krizlerini durdurmak için geliştirilen 30 saniyelik “nefes ve mantra” yöntemi, uzmanlara göre kontrolü yeniden kazanmanın en pratik yollarından biri. Diyetisyen Dr. Rachel Paul, sadece 15 saniye derin nefes alıp ardından 15 saniye boyunca zihinsel telkinlerde bulunmanın, ani yeme ataklarını kesmeye yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Hızlı Özet Göster
- Diyetisyen Dr. Rachel Paul, aşırı yeme ataklarını durdurmak için 30 saniyelik iki aşamalı bir teknik öneriyor.
- Tekniğin ilk 15 saniyesinde kalbe el koyup derin nefes alma veya hafif egzersizlerle beden harekete geçiriliyor.
- İkinci aşamada 'Bu yiyeceği yarın da yiyebilirim' gibi cümleler tekrar edilerek zihin yeniden odaklanıyor.
- Üç ay boyunca haftada en az bir kez tekrarlanan aşırı yeme atakları 'tıkınma bozukluğu' olarak değerlendiriliyor.
- Kontrol altına alınmayan aşırı yeme davranışı tip 2 diyabet, yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları riskini artırıyor.
Özellikle stres ve can sıkıntısı anlarında devreye giren bu basit teknik, hem bedeni sakinleştiriyor hem de zihni yeniden odaklayarak kontrol kaybını önlemeyi hedefliyor.

AŞIRI YEME ATAKLARINI DURDURAN YÖNTEM
NY Post'un haberine göre, çoğu kişi için bu duygular bazen kontrolsüz yeme ataklarına dönüşebiliyor. Bir bakmışsınız cips paketi bitmiş, ardından tatlıya yönelmişsiniz. Her ne kadar zaman zaman yaşanan bu durum normal kabul edilse de, bazı kişiler için bu ataklar kontrol kaybı hissiyle birlikte daha ciddi bir döngüye dönüşebiliyor.
Uzmanlar ise bu döngüyü kırmak için evde uygulanabilecek basit ama etkili yöntemlerin olduğunu söylüyor.

30 SANİYEDE KONTROLÜ GERİ KAZANMAK MÜMKÜN
Beslenme ve davranış değişikliği alanında eğitim alan Diyetisyen Dr. Rachel Paul, aşırı yeme krizlerini durdurmak için oldukça kısa süren bir teknik öneriyor. Paul'e göre bu yöntem yalnızca 30 saniye sürüyor ve iki aşamadan oluşuyor.
İlk adımda, yaklaşık 15 saniye boyunca bedeni harekete geçirmek gerekiyor. Bu aşamada kalbinizin üzerine elinizi koyup derin nefes almak bile yeterli olabiliyor. Daha enerjik hissedenler ise hafif egzersizlerle tempoyu artırabiliyor: zıplama hareketleri, esneme ya da gövdeyi döndürme gibi.

ZİHİNSEL SIFIRLAMA DEVREYE GİRİYOR
Fiziksel adımın ardından ikinci aşama geliyor. Bu bölümde amaç zihni yeniden odaklamak ve sinir sistemini sakinleştirmek.
Dr. Paul, kişinin kendi kendine kısa ve güçlü cümleler tekrar etmesini öneriyor. Örneğin:
"Bu yiyeceği yarın da yiyebilirim."
"Kontrol bende."
"Şu an durursam kendimle gurur duyacağım."
Bu tür ifadelerin, kişinin dürtüyle hareket etmek yerine bilinçli karar vermesine yardımcı olduğu belirtiliyor.
NE ZAMAN RİSKLİ HALE GELİYOR?
Uzmanlara göre ara sıra yaşanan aşırı yeme atakları yaygın bir durum. Ancak bu ataklar üç ay boyunca haftada en az bir kez tekrarlanıyorsa, "tıkınma bozukluğu" olarak değerlendirilebiliyor.
Bu durumda kişiler kısa sürede büyük miktarda yiyecek tüketiyor ve çoğu zaman fiziksel olarak doymuş olsalar bile yemeyi durduramıyor. Ataklar genellikle gizli yaşanıyor ve sonrasında suçluluk, utanç ya da fiziksel rahatsızlık hissi ortaya çıkıyor.

GÖZ ARDI EDİLEN AMA YAYGIN BİR SORUN
Araştırmalar, tıkınma bozukluğunun sanılandan daha yaygın olduğunu gösteriyor. Kadınların yaklaşık %1,6'sında, erkeklerin ise %0,8'inde görüldüğü tahmin ediliyor. Uzmanlar, bu durumun diğer yeme bozukluklarının gölgesinde kaldığı için yeterince fark edilmediğine dikkat çekiyor.
TEDAVİ EDİLMEZSE CİDDİ SONUÇLAR DOĞURABİLİR
Kontrol altına alınmayan aşırı yeme davranışı zamanla kilo artışına ve obeziteye bağlı sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri riskinde artış bu sonuçlar arasında yer alıyor.
Bunun yanı sıra depresyon, anksiyete ve madde kullanım bozuklukları gibi ruh sağlığı sorunlarıyla da sıkça birlikte görülebiliyor.

ALTERNATİF DESTEK YÖNTEMLERİ DE VAR
Kısa süreli teknikler herkes için aynı derecede etkili olmayabilir. Bu durumda uzmanlar, profesyonel destek alınmasını öneriyor. Konuşma terapileri, bireylerin sağlıksız yeme alışkanlıklarını fark etmelerine ve daha sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmelerine yardımcı olabiliyor.
Gerekli durumlarda ilaç tedavisi de sürece dahil edilebiliyor.
Uzmanlara göre önemli olan, bu tür atakların farkına varmak ve erken müdahale etmek. Basit bir nefes egzersiziyle başlayan 30 saniyelik bir adım bile, kontrolü yeniden kazanmanın ilk basamağı olabilir.