Takvim

Bugünkü
Takvim
  • Sosyal Medya
  • 24.05.2013 Gazete
ABONE OL

Düğün konvoyu

Düğün konvoyu
Sadece Türkler'e ait olan bir şey diye biliyorum. Herhalde Avrupa'da arabalar, arka arkaya sıralanıp dat dat dat diye kornaya basmıyordur.
Küçüklüğümüzün en sevdiğimiz şeyleri arasında bulunurdu. Korna sesleri duyuldu mu, "Ahaa düğün arabası geliyor, kes önünü kes" denilerek organize bir şekilde düğün arabasının önü kesilirdi. Ama bu organize durum, araba duruncaya kadar olurdu. Çünkü herkes ön camlara ilk giden olmak isterdi.
Damat ya da sağdıç elindeki zarfları dağıtırdı.
Genelde en düşük banknot olurdu içinde ama olsun gidip şeker alıp yemek güzel olurdu.
Şu dünyada insanların arasındaki bütün farklılıkları kaldırıp herkesi birbirine eşitlemede düğün konvoyu kadar etkili bir hadise görmedim. Bütün mesafeler kalkıyor, herkes bir amaca kilitlenmiş. Emosu, memosu, hippisi, ağır abisi, entellektüeli vb... Genci, yaşlısı herkes bir arada. Kültürlerin kaynaşması. Daha doğrusu kültürlerin tek bir kültür çatısı altında eriyip bitmesi. "Hepimiz kardeşiz" deyip hümanizmi savunan arkadaşlar, şu adeti bütün dünyaya yayabilse, tüm dünya işte o zaman kardeş olur.
Bir daha da tövbe billah çözülmez.
Öncelikle o müthiş curcunanın ardından düğün salonu kısmı atlatılmış, salon çıkışında kız çıkaran ana-baba dahi derdini unutup arabalara yerleşme kaosunda yer kapma derdine düşmüş, herkes sonunda sağ salim poposunu bir araba koltuğuna yerleştirmiş. Artık o sıkış tıkış araba atmosferinde düğün ahalisi tek bir noktaya odaklanıyor: Bu gece bu iki arkadaşı birbirlerine coşkulu bir şekilde hallendirmek.
İşte bu ahval ve şerait içinde kafalar camlardan çıkıyor, eller kollar dışarı salınıyor.
Herkeste bir coşku, büyük bir şuursuzluk hali de cabası. Daha biraz evvel salonda annesine "'Off ne işim var benim ya burada?" diyen emomuz, çok mürekkep yalamış düğün ortamını banal bulan entellektüelimiz bile o coşkuya kendini kaptırıyor. Kaptırmayıp da ne yapacak? 5 kişilik arabaya 9-10 kişi doluşmuş, gel de yanındakine sarılma o arabada. Eli kolu koyacak başka yer yok zaten. Mecbur sarılacan, samimiyet alıp yürüyecek. Boşver karizmayı. Katıl o coşkuya.
Var mı daha güzel bir an arkadaş? Şahsen benim dünya barışını sağlamak için önerim budur: Milletleri bir araya getirip Anadolumuzun herhangi bir yerinde düğün konvoyuna dahil etmek. Bütün krizlere çözüm olmazsa, ben de bu işten anlamıyorum arkadaş.

* * *
MİNİ FIKRA
Temel, adalet bakanı olmuş ve bir hapishaneyi ziyarete gitmiş. Hapishanede olan herkes, suçsuz yere buraya düştüklerini, kader kurbanı olduklarını söylüyorlarmış. İçlerinden sadece bir tanesi suçlu olduğunu ve cezasına razı olduğunu söylemiş. Temel hapishane müdürüne dönmüş sinirli bir şekilde şunu söylemiş:
- Ha pu adamı çıkarun dışarıya, içerdekilerin de ahlakunu pozmasun.



LÜTFİ ALBAYRAK