Bodrum'daki patron gelecek diye müşteriyi masadan kaldırdılar
Günaydın manşetindeki Bodrum skandalı, hizmet sektöründeki ayrımcılığı yeniden gündeme taşıdı. Astronomik hesap ödeyen misafirlerin patronun gelişi gerekçesiyle masadan kaldırılmak istenmesi, "Bu muamele turizmin imajını zedeliyor" yorumlarına yol açtı.
Günaydın'a manşet olan Evren Abdullahoğlu imzalı Bodrum'da yaşanan son olay, turizm sektöründe hizmet anlayışı ve müşteri memnuniyeti tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Lüks bir restoranda patronun geleceği gerekçesiyle müşteriler masalarından kaldırılmak istendi.
Temsili restoran (Fotoğraflar Takvim Foto Arşivi’nden, AA'dan ve sosyal medyadan alınmıştır.)
MÜŞTERİLER MASALARINDAN KALDIRILDI
Yaşanan bu olay, "Müşteri gerçekten herkes için eşit mi?" sorusunu da beraberinde getirdi. Günaydın'dan Tuba Kalçık 7 Ağustos 2026 tarihli yazısında şu ifadeleri kullandı:
Ülke turizmi gelişsin diye devlet dört bir koldan çalışmalar yapıyor. Peki ya turizm bölgesindeki işletmeler aynı hassasiyeti gösteriyor mu? Bence hayır. Bakın işte, Günaydın'a manşet olan Evren Abdullahoğlu imzalı Bodrum'da son yaşanan haber ile bunu gözler önüne seriyor.
Rahmi Koç
"YEMEK SERVİSİ ALAMAZSANIZ"
Bodrum'un en gözde mekanlarından biri olan Bodrum Türkbükü'ndeki Divan'da iddiaya göre Serkan Keser ve ailesi, masalarında otururken, patronun mekana geleceği gerekçesiyle, "Yemek servisi alamazsanız, restorandan ayrılın" denilerek adeta kapı dışarı edilmiş.
Peki ne uğruna böyle bir şey yapılıyor? Patron gelecek diye orada oturan müşteriyi kapı dışarı etmek ne demek! Bu muameleyi yapan da bilinen bir marka. Hadi yeni kurulmuş bir işletme olsa iş bilmiyorlar deriz de, böyle bir yerde bu olayın yaşanması gerçekten çok şaşırtıcı.
Restorandan atılan Serkan Keser
ADAMINA GÖRE MUAMELE
Hele ki turizmin göz bebeği olan Bodrum'da olması daha da vahim bir durum. Pahalılık ve çevre sorunlarıyla zaten marka değeri olumsuz etkilenen bir yer Bodrum. Üstüne bir de müşteriye yönelik en kibar tabirle 'kaba, ayrımcı' tavırla anılması Bodrum'un imajını iyice zedeledi.
Türkiye yıllardır uluslararası arenalarda Türk turizmini 'misafirperverlik', 'koşulsuz müşteri memnuniyeti' ve 'her konuğa eşit saygı' sloganıyla dünyaya tanıtıyor. Ancak bu iddia, kurumsal markaların ve lüks işletmelerin bilinçaltında turizmin bir 'hizmet sanatı' değil, 'adamına göre muamele' olarak yer aldığını gösteriyor.
Bodrum
MÜŞTERİYE İKİNCİ SINIF MUAMELESİ
Böyle bir yılların markasının kurumsal kimliği, meğer sıradan bir vatandaşın turist/ müşteri hakkı ile holding sahibinin imtiyazı ile karşıya gelene kadarmış.
O mekanda yemek yemeyi tercih eden, üstelik astronomik hesaplar ödeyen bir aileye 'ikinci sınıf' muamelesi yapan bir turizm anlayışının, ne sürdürülebilirliğinden bahsedilebilirsiniz ne de etik değerlerinden.
Bu olay, statüye göre ayrımcılığın yapıldığı, sıradan misafirin parasını ödediği halde bile sığıntı gibi hissettirildiği bir anlayışın en açık örneğidir. Kim bilir bunun gibi kaç olay daha yaşanıyordur?
Ülkemizde yerli, yabancı turizmini daha da yukarı taşımak adına bir çok atılım yapılırken, aynı motivasyonu işletmelerin de taşıması gerekiyor.

