Kaş yapayım derken!

Turkcell Süper Lig'de 26. haftanın açılış maçında Beşiktaş deplasmanda Kasımpaşa ile 2-2 berabere kaldı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Kaş yapayım derken!
Kasımpaşa, Ziraat Türkiye Kupası'ndan elediği Beşiktaş'a şampiyonluk yolunda da büyük bir darbe vurdu. Kasımpaşa, Trabzonspor ve Fenerbahçe'yi de 3-1'lik skorlarla yenmişti.

Gökhan ile yenik duruma düşen Beşiktaş, Tello ve Bobo ile 2-1 öne geçmesine rağmen, 85. dakikadaki Şahin'in golüne engel olamayarak 1 puana razı oldular.

Beşiktaş puanını 52'ye, Kasımpaşa ise 32'ye çıkardı. Ayrıca Kasımpaşa, siyah-beyazlıların 4 maçlık galibiyet serisine de son vermiş oldu.

AHMET ÇAKAR: Kaş yapayım derken... (SABAH)


Beşiktaş bu sezon ilk defa en iyi yerinden vuruldu. Beşiktaş ligimizin en az gol yiyen takımı ve tüm otoritelerce savunmayı en iyi yapan ekiplerden biri. Ama dün gece defans hatalarına teslim oldu. Beşiktaş'ın mantığı iyi savunma yapıp çabuk toplarla çıkabilmek. Çabuk toplarla pozisyon da buldu ama özellikle Sivok'un çıkışından sonra İbrahim Kaş işi toparlayamadı.

Kaş yapayım derken!-1

İlk yarıya bakıyoruz sıkıcı, ortada bir maç. Oyunun hemen başında Holosko'nun beceriksizce kaçırdığı goller var. Aslında sadece beceriksizlik demek de yanlış olur. Saha o kadar kötü ki top kontrolü bile zor oluyor. Mesela kaçırdığı ikinci gole baktığımızda ayak içiyle alıp kaleciyi geçeyim derken top sekiyor, kaval kemiğine çarpıyor ve auta çıkıyor. Buna rağmen ilk yarıda Beşiktaş savunması fazla açık vermedi. Ama ne olduysa ikinci yarıda oldu.

Aksayan Beşiktaş art arda pozisyonlar veriyordu ki bunlardan birinde Kasımpaşa'nın golü geliverdi. Sonra Mustafa Denizli ne yaptı? Tabii ki yapması gerekeni. Tabata ve Nihat'ı sahaya sürdü. Üstelik Ernst'i de oyun dışına alarak. Kararı yanlış mı, tabii ki değil. Beşiktaş risk almak zorundaydı ve semeresini 10 dakika içinde görüverdi. Tabata'nın getirdiği dinamizm ve art arda gelen goller Beşiktaş'ı öne geçirdi.

ALİ GÜLTİKEN: Kaçırılan avantaj (SABAH)

Kasımpaşa'nın ligdeki performansına baktığımızda, iyi futbol oynamaya çalışan bir takım olmasının yanında, çok iyi atağa çıkıp başarılı kontraatak organizasyonları yapabilen bir ekip görüyoruz. Beşiktaş karşısında da bu çizgilerini devam ettirdiler. Oyun içerisindeki topa hakim olma istekleri ve buna ilaveten hırslı ve arzulu oyunları maçı onlar adına hem kazanma hem de kaybetme noktasına getirdi. Fakat Kasımpaşa'nın futbol adına alkışlanacak bir özelliği var. Maçı hangi şartlarda götürürlerse götürsünler oyunu iyi oynamaya çalışıyorlar. Bu özelliklerinin yanında hücumda da çok organizeler. Bu istek ve ısrarları da Beşiktaş karşısında maça asılmalarına ve kazanmak için tüm gayretlerini ortaya koymalarına sebep oldu. Karşılığını da aldılar. Belki kazanamadık, defansta hata yaptık diye üzülüyor olabilirler ama son dakikalarda maçı kaybedebilecek defans hatalarını da yaptılar. O süreçte de şanslıydılar.

LEVENT TÜZEMEN: İnan Kıraç'tan yol haritası (SABAH)

Özhan Canaydın 23 Mart 2002'de dönemin başkanı Mehmet Cansun'u seçimde 2 bin 89'a bin 338 oyla geride bırakarak başkan olmuştu. 3 bin 496 oy kullanımı "rekor" olarak adlandırılmıştı. Galatasaray'da haftaya gerçekleşecek seçimde 7 bin 521 üyenin oy kullanma hakkı bulunuyor. Aidatlarını yatırmış üye sayısı 7 bin 542. Bunun 21'i kulüpte maaşlı olarak çalıştığı için tüzük gereği oy kullanamayacak.

Galatasaray'da mektepli-mektepsizler arasında çekişme yaşanacağını sekiz yıl önce yazmıştım. Bugün Adnan Polat ve Adnan Öztürk arasındaki seçim yarışında mekteplilerle mektepsizlerin çok ciddi bir üstünlük savaşı var. Bu noktada mektepli tanımını iyi yapmak gerek.

Bu yarış, camiada Galatasaray Lisesi'nde okumuş olmanın diğer Galatasaraylılar'a karşı bir üstünlük unsuru olarak görenlerle, bu ayrımı reddedenler arasında.

Sekiz yıl önce Canaydın'ın kazandığı seçimden sonra şöyle yazmıştım:

"Bu seçimde Galatasaraylılar Derneği (Lise mezunlarının derneği) sanki Mehmet Cansun mektepli değilmişçesine taraf oldu. Korkarım ki; bu tutum Galatasaray Kulübü üyelerini ikiye ayıracaktır. Bugüne kadar gizlenmeye çalışılan mektepli-mektepsiz kavgası gün ışığına çıkacaktır. Mektepli-mektepsiz kavgası seçimlerde hep gündeme gelecektir. Galatasaray da, Fenerbahçe gibi bazı grupların egemenliğine girecek, seçimler ve listeler pazarlıklar sonucu yapılacaktır. Dilerim bu kavga büyümez."

Galatasaray'ın önemli isimlerinden Eğitim Vakfı Başkanı Sayın İnan Kıraç medyada pek görünmez. Sayın Kıraç'ın Galatasaray camiasıyla ve özellikle de seçimlerle ilgili olarak çok fazla kürsüye geldiğine tanık olmadım. Sayın Kıraç'ın 17 Mart'taki Milliyet'te yayınlanan röportajını oy kullanacak Galatasaraylılar'a seçim öncesi yol haritası olarak görüyorum.

TURGAY DEMİR: Kader anı! (FOTOMAÇ)

Kasımpaşa savunması kontrolsüz ve uyumsuz... Beşiktaş önde baskı kurmayı başarabilse golü de bulacak ama olmuyor. Bobo, Tello, Holosko ve Yusuf hep ayrı telden çalıyorlar. Dört bir yana dağılıp beklemeye geçmişler. Yusuf solda bekliyor, Holosko sağda... Tello bir yandan ikili sıkıştırmadan kurtulmaya çalışırken diğer yandan zeminle boğuşuyor. Kopuk kopuk bir futbol. Buna rağmen savunmanın iki büyük hatası Holosko'ya iki net gol şansı sundu ama Slovak oyuncu ikisini de değerlendiremedi. Yusuf ve Tello'nun yerlerini değiştirmek üçüncü bölgedeki sıkıntıların bir bölümüne çözüm olabilirdi. Denizli bunu yapmadı ve arıza devam etti. Savunmanın önündeki Ernst'le birlikte beş kişi kendi yarı sahasında bekliyor, Necip'le birlikte beş kişi de önde beklemede. Al gözüm seyreyle. Sivok'un rahatsızlanıp çıkması dengeleri Beşiktaş aleyhine bozdu. Yerine giren İbrahim Kaş, Gökhan Güleç'i marke etmek yerine refakatçilik yaptı ve geliyorum diyen gol sonunda geldi.

GÜRCAN BİLGİÇ: Çok laf, az iş! (FOTOMAÇ)

Beşiktaş, sürekli eve geç geldiği için kocasına "bıdı-bıdı" yapan kadınlar gibi. Susmak bilmiyor, devamlı çalışıyor ama sonuç yok. Ertesi gün aynı koca eve yine gelecek. Sırf kadının dırdırının yaşamındaki oranını en aza indirmek adına, eve geç gelecek. Yani, o kadar konuş, o kadar çalış, o kadar pas yap, o kadar didin. Sonuç elde edemiyorsun. Bu ne biçim bir kalitedir ki, Holosko, iki karşı karşıya pozisyonda golü yapamıyor. Burnu göklerde gezen Bobo'nun (Her Beşiktaş yorumcusunun oynamadığında isyan konusudur) kaleyi tutan ilk hamlesi gol oluyor. Bir duran topta, Tello'nun aklı ile... Sonrasında çıkıyor yine ortaya, bir gol, bir asist. Ama ne zaman? Denizli'nin "yemeyen" takımı, unvanını kaybedip, kulübedeki "yangın anında kullanın" elemanları (Tabata, Nihat) oyuna girince. Belki de bu maçta, Beşiktaş adına eleştiri getireceğimiz son isim Necip. Sahada "hata yapmamak için" özel çaba sarfettiğini görüyoruz. Aynı cümleleri Fenerbahçe'de Özer Hurmacı için de kullanmıştım. Niye böylesiniz?

ADNAN AYBABA: Azap bitti (FOTOMAÇ)

Ben Beşiktaş'ı tanıyamıyorum. Yani bu kadar silik, kişiliksiz, öz güvensiz bir futbol takımı olamaz. Oyunu kendi alanında kabul edip, zaman zaman akıllı hücumlar yapabilirsin. Ama rakip Kasımpaşa iyi top yapabilen, topu ayağında tutabilen, bol pozisyon bulan bir takım. Sen böyle bir rakibe geniş alan bırakırsan kendi işini de şans meleklerine bırakmış olursun. Aylardır oynamayan Yusuf ile oyuna başlamak, hatta onu 90 dakika sahada tutmak da neyin nesi? Üstelik sol kanatta oynatıyorsun. Bu hamle ile İbrahim Üzülmez de işlevini yapamaz hale geliyor. Üstelik Keller ve Yekta gibi dirençli iki adama karşı mücadele etmek zorunda kalıyor. Yekta demişken söylemeden geçemeyeceğim. Dün akşam onu izleyen Real Madrid forması giyiyor sanırdı. Hücumda o var, savunmada yine o var. Adeta tek başına Kasımpaşa'yı ayakta tutan adamdı.

GÜRCAN BİLGİÇ: Hoca bu işi biliyor (FOTOMAÇ)

Kasımpaşa maçı başlamadan önce yayıncı kuruluşun verdiği kadroyu gördüğümde, anladım ki Mustafa hocanın tercihlerini tahmin etmek imkansız. Geçen hafta Necip'in oynamamasını eleştirmiştim. Şimdi ise kadroda görmek ilginç geldi bana. Yabancı sayısına takılmıştı Fink, evet. Ancak ben şu Tello'nun oynadığı bölgedeki varlığına inanmıyorum. Neyse ki Yusuf resitali için bizlere şans verdi Denizli hoca. Maçın ilk 45 dakikasında Beşiktaş'ın girdiği, daha doğrusu Yusuf'un attığı paslarla takımını soktuğu iki pozisyon var. Bu pozisyonlarda Yusuf'un gönderdiği topları gol yapamamak en zor olanıydı ve Holoskobunu başardı. Paşa'nın da hakkını vermek lazım tabii. Sivok'un katkıları ile girdikleri pozisyon yok değil. İkinci yarının başlamasından kısa bir süre sonra savunmada Sivok'un sakatlığını fırsat bilen Paşa, ikinci ciddi pozisyonuna girdi. Sivok'un yerine giren Kaş'ın adaptasyon sorunu yaşadığı sırada da Ekrem'in hatası gol oldu. Beşiktaş'ın savunmasında oynayan bir futbolcunun Gökhan'ı altı pasın önünde rahat rahat döndürmesini anlamak mümkün değil. Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler