Devlet Bahçeli'den Avrupa'ya Libya tepkisi: Türkiye'ye parmak sallamak AB'nin harcı değil! Kudüs İttifakı çıkışı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda Avrupa Birliği'ne sert tepki göstererek Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanları Anlaşması'nın onaylanmasını memnuniyetle karşıladı. Avrupa'nın Türkiye'nin egemenlik haklarını sorgulamasına karşı çıkan Bahçeli, “Türkiye'ye parmak sallamak AB'nin harcı değil.” dedi. Terörsüz Türkiye hedefinde kararlılık mesajı veren Bahçeli, “Türk milleti kararını vermiştir. Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir.” ifadelerini kullandı. Bahçeli ayrıca İsrail'de Arap partilerinin yer aldığı bir hükümet kurulmasının önemine işaret ederek Kudüs İttifakı çağrısında bulundu.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Devlet Bahçeli'den Avrupa'ya Libya tepkisi: Türkiye'ye parmak sallamak AB'nin harcı değil! Kudüs İttifakı çıkışı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'na katıldı.

Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

Devlet Bahçeli'den Avrupa'ya Libya tepkisi: Türkiye'ye parmak sallamak AB'nin harcı değil! Kudüs İttifakı çıkışı-2

"Millî iradenin tecelli ettiği bu kutlu mekânda yapacağımız her faaliyetin milletimizin birliğine, devletimizin kudret ve adaletine, daha insani bir dünyanın teşekkülüne yönelik hayırlı hizmetlere vesile olmasını temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, 19. yüzyılın sonlarında başlayan ve Düvel-i Muazzama denilen emperyalist devletlerin Türk topraklarını bölme, paylaşma ve yönetme amacını taşıyan Şark Meselesi, Türk milletini varlık mücadelesi ile karşı karşıya bırakmıştır. 1912 Balkan Harbi'nden Cihan Harbi'ne ve İstiklal Harbi'ne uzanan savaşlar silsilesinde emperyalizmin hedefi açıktı.

"TÜRKLER ANADOLU'DA 2. ERGENEKON DESTANI'NI YAZMIŞTIR"
Cumhuriyet, bundan 103 yıl önce çetin bir mücadelenin fecrinde, istiklalinin ufuklarına doğan inşirah burcudur. Bu inançla kurduğumuz Cumhuriyet'imizin 103. yıl dönümünü şevkle, heyecanla, aziz ecdadımıza hürmet ve minnet duygularımızla kutladık. Cumhuriyet'e gidilen süreçte Türk milleti, Mustafa Kemal Paşa ve kahraman silah arkadaşlarının arkasına saf saf dizilerek Anadolu'da Türk tarihinin ikinci Ergenekon Destanı'nı yazmıştır.

Bu destan ki dünya tarihinin nadir ve nadide örneklerinden biri olarak cümle mazlum milletlere umut olmuştur. Cumhuriyet, Osmanlı'nın savaş ve işgallerle yaralanmış toprağının şifası, bitap düşmüş yüreklerin devası, şühedanın aziz ruhunun şâdı, Gazi'nin ise mutlu mirasının yâdıdır. Cumhuriyet; Türk aklının feraseti, Türk iradesinin istihkâmı, Türk gönlünün dergâhıdır. Cumhuriyet, tarihin coğrafyamızı aydınlattığı hakikat, Türk irfanından süzülen fazilettir. En nihayetinde Türk milletinin her bir ferdinin iradesine emanet edilen hürriyettir.

"TÜRK GENCİ, CUMHURİYET SANA EMANETTİR"
Ey Türk genci, Cumhuriyet sana bırakılmış yalnızca bir miras değil; aklınla, ahlakınla, azminle ve fedakârlığınla yaşatacağın bir emanettir. Ufuk sensin, güneş sensin, ümit sensin. Cumhuriyet'in kutlu olsun. Ey çiçek açan Türk balası, sen bu toprakların geleceğine uzanan dalısın. İstiklalin teminatı, istikbalin yarınısın. Tohum sensin, fidan sensin, hayat sensin, hayal sensin, umut sensin. Cumhuriyet'in kutlu olsun.

Ey necip Türk milleti! Cumhuriyet; düzeninin mayası, istikrarının hamuru, kalkınma ve refahın nihai şeklidir. Millî egemenliğin demokrasiyle taçlandığı, millî düzenin hukuk ile tesis edildiği, makam ve statü ayırt etmeksizin haklının hukukunu koruyan adaletin payidarıdır. Cumhuriyet, behemehâl Türklüğün birlik ve dayanışma davasıdır. İrade sensin, feraset sensin, dirayet sensin. Cumhuriyet'in kutlu olsun. Milletçe birlik ve dirlik içinde ilelebet yaşasın, payidar olsun.

Kıymetli dava arkadaşlarım, Cumhuriyet'in en büyük fazileti; kurumsallaşmış bir demokrasi, kalkınmış bir devlet, refah ve bolluk içerisinde yaşayan millettir. Bugün toplumsal değerlerin, ahlaki normların ve siyasi düzen anlayışının buharlaşarak yeni bir forma kavuştuğu aşamadayız. Böylesi bir dönemde şahsiyetli bireycilik, şuurlu hürriyetçilik ve dayanışmacı toplum anlayışı ile Türk milletinin millî ve manevi değerlerini muhafaza edecek, ahlaki standartlarını yükseltecek ilke ve vizyon Milliyetçi Hareket Partisinin müktesebatındadır. Milliyetçi Hareket Partisi; Cumhuriyet'in geleceğe bakan gözü, yarınları idrak eden aklıdır. Cumhuriyet kazanımlarının varisi, devlet ve millî toplum düzeninin banisidir.

Devlet Bahçeli'den Avrupa'ya Libya tepkisi: Türkiye'ye parmak sallamak AB'nin harcı değil! Kudüs İttifakı çıkışı-3

"TERÖRSÜZ TÜRKİYE TARİHÎ BİR ÖNEME SAHİPTİR"

Aziz Atatürk'ün koyduğu muasır medeniyetler seviyesine erişme ülküsü; demokratik standartları ileri seviyelere taşımak, hak ve özgürlükleri hukuk ile kurumsallaştırmak, dış politikada kimsenin aklına ve inayetine muhtaç olmamak ve elbette müstemleke zincirlerinden, yeni nesil risk ve tehditlerden kurtulmaktır. Türkiye'nin dünya siyasetindeki yeri merkez, yönü ise insanlığın olduğu her yerdir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak kaos ve çatışmaların ürettiği fırtınalara gebe olan dünyada güven ve istikrarın limanı, barış ve refah ikliminin mimarı bir Türkiye idealinin sahibiyiz. Bunun için ülkemizin ve bölgemizin huzur ve barış iklimini kirleten başta terörizm olmak üzere bütün radikal unsurlardan kurtulmayı mümkün kılacak Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonunun bütünüyle hayata geçmesinin tarihî bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. Siyasi rakiplerimiz sularda kulaç atmaya varsın, devam etsinler. Türlü karalamalar ve çarpıtmalarla suyu bulandırmayı sözümona siyaset zannetsinler. Türk milleti kararını vermiştir. Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir. İstikrarsızlıkla çoraklaşan topraklarda refah ve güven yeşerecektir.

TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI MESAJI

İş birliği potansiyelinin harekete geçirilmesiyle Türk Devletleri Teşkilatına üye devletlerin küresel etkinliğinin, huzur ve barışa katkılarının da artacağına inanıyoruz. Muradımız Hazar ile Akdeniz'in hasretine son vermek, Issık Gölü ile Van Gölü'nü kavuşturmak, Selenga ile Sakarya'yı buluşturmaktır. Dileğimiz Merv'in yıldızlarını Söğüt'te seyretmek, Taşkent'in havasını Konya'da solumak, Bakü'de çalan türküye İzmir'de eşlik etmek, Bişkek'te doğan güneşi Ankara'da uğurlamak, Hoca Ahmet Yesevi'nin hürmet ışığını Mustafa Kemal Atatürk'ün cesaretiyle Türk dünyasıyla buluşturmaktır.

Dilde, fikirde, işte birlik şiarıyla Türk devletlerinin yolu aydınlanmalı, çağın gerektirdiği donanımla atılan umut tohumları muhabbet fidanlarına, kardeşlik ormanına dönüşmelidir. Aynı kıbleye yönelen yürekler, Türkçe düşünen, Türkçe çağıran diller, ortak bir gelişme stratejisiyle kendi mukadderatına yön vermelidir. Bu vesileyle Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi'nde üye ülkeler arasında kurumsal bağların güçlenmesi; ekonomik, teknolojik, kültürel ve askerî ilişkilerin gelişmesi, siyasi ve stratejik iş birliklerinin artması yönündeki kararlılığın ve güçlü iradenin bir kere daha ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu vurgulamak istiyorum. 167 maddeden oluşan sonuç bildirisindeki ortak geleceğimizi şekillendirecek iş birliği alanlarının, bağımsız ve egemen her üye devletin huzur, güven ve refahına katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum.

AVRUPA'NIN EKTİĞİ FİTNE TOHUMLARI KENDİSİNE DÖNDÜ Değerli milletvekilleri, Fransa ile başlayan ve farklı vesilelerle diğer Avrupa ülkelerine de sirayet eden sosyal hareketler, çok kısa bir zamanda kamu düzenini ve toplumsal huzuru bozan şiddet içerikli gösterilere dönüşmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Avrupa'da vuku bulan bu süreci başından beri yakından takip ediyoruz. Avrupa Birliği'nin temel hak ve özgürlükler noktasındaki hassasiyetini üyesi olan devletlere de hatırlatmasını bekliyoruz. Şiddetin gittikçe tırmandığı gösterilerin altında yatan temel sebeplerin Avrupalılar tarafından iyi okunması gerektiği kanaatini taşıyoruz.

Uzun zamandır göçmen karşıtlığıyla İslamofobi ve Türkofobiyi kaşımak suretiyle siyasi rant oluşturma peşinde koşan Avrupa'nın ektiği fitne tohumları kendisine dönmeye başlamıştır. Avrupa bugün her zamankinden daha fazla güvenlik kaygılarıyla karşı karşıyadır. Artan maliyetler, azalan sosyal refah ve ekonomik sıkıntılar Avrupa toplumlarında sosyal öfkeyi büyütmüştür. Avrupa artık Sanayi Devrimi'nin dinamizmini yaşadığı, ekonomik ve teknolojik üstünlüğünü tartışmasız biçimde koruduğu dönemde değildir. Küresel rekabette güç kaybetmekte, ekonomik ve siyasi etkisi giderek azalmaktadır.

"AVRUPA'NIN PEDAL ÇEVİRECEK DERMANI YOK"

Buradan Avrupa için söylenen, "Avrupa bisiklet gibidir, ilerlemek zorundadır, durursa düşer." sözünü hatırlatmak isterim. Zira Avrupa'nın pedal çevirecek dermanı da kalmamış görünmektedir. Bu doğrultuda Avrupa Birliği'ne; Türkiye'nin egemenlik hakları kapsamında uluslararası hukuka uygun atılımlarını sorgulamak ve laf yetiştirmek yerine zayıflayan ekonomisine, ihlal ettiği değerlere, tepetaklak giden sosyal ve ekonomik düzenine odaklanmasını tavsiye ederim.

Bugün Türkiye; sahip olduğu jeopolitik konumu, güçlü devlet tecrübesi, üretim kapasitesi, genç nüfusu ve bölgesel ilişkileriyle Avrupa'nın her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç duyduğu bir ülkedir.

"LİBYA ANLAŞMASI MEMNUNİYET VERİCİ BİR GELİŞME OLMUŞTUR"
Uluslararası sistemde büyüyen ve derinleşen adaletsizlik; insanı yaşamından, toplumu huzurundan, devletleri ise istikrarından hızla uzaklaştırmaktadır. Böylesi bir durumda Türkiye, egemenlik haklarının gerektirdiği tedbirleri almak mecburiyetindedir. Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmış olması memnuniyet verici bir gelişme olmuştur.

AKDENİZ'DE İSRAİL KIŞKIRTMALARI Akdeniz Havzası'nda, bilhassa da ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenlik sahasında herhangi bir oldubittiye izin verilmeyeceğini defaatle ve kararlılıkla dile getiren Türkiye; komşularımızla dostane ilişkileri pekiştirmek, karşılıklı rıza ile iş birliği mekanizmaları ihdas etmek, hükümetler arasındaki yakınlaşmayı halklarımıza da teşmil etmek suretiyle tüm bölgede barış, huzur ve istikrarı tahkim etmek arayışındadır. Ne var ki Türkiye ile Libya arasındaki dostane ilişkilerden rahatsızlık duyanların bu gelişme üzerine feryat ettikleri de görülmüş ve tarafımızca not edilmiştir. Yunanistan'ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ve onları Türkiye aleyhine kışkırtan İsrail'in, ayrıca birlik ve dayanışma adı altında Türkiye'yi Rum-Yunan tezleriyle eleştirmekten çekinmeyen Avrupa Birliği'nin bu gelişmeden rahatsızlık duyduğu hemen ortaya çıkmıştır. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı ve Avrupa Birliği Konseyi Başkanı'nın yaptıkları ortak basın açıklaması, Avrupa Birliği'nin çelişkilerle dolu yaklaşımını ve çaresizliğini ifşa etmiştir.

Diğer yandan, 23 Ekim 2026 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ile Almanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya dışişleri bakanlarının toplantısı, Türkiye'nin uluslararası barış ve istikrar için yürütmekte olduğu çok taraflı diplomasinin somut bir tezahürü olmuştur. Türkiye'nin sahadaki gücü ve diplomatik kapasitesini etkin bir şekilde kullanması, bölgesel meselelerde kilit bir role sahip olduğunu bir kere daha göstermiştir. Zira R4 Dışişleri Bakanları tarafından yayımlanan ortak bildiri, başta Filistin meselesi olmak üzere Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki çatışmaya kadar bölgemizdeki istikrarın yeniden tesis edilmesine yönelik önemli mesajlar da içermiştir.

"MEKKE ANLAŞMASI GÜVENE DAYALI"
7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke'de Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı arasında ortak savunma için imzalanan Mekke Anlaşması; taraflar arasındaki güven, iş birliği ve dayanışmayı artıracak, bölgemizde yaşanan sorunların çözümünde dış müdahalelerin etkisiz kılınmasını sağlayacak bir diğer önemli gelişmedir.

Tarafların askerî imkân ve yeteneklerinin konuşlandırılması da dâhil olmak üzere uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmasını öngören Mekke Ortak Savunma Antlaşması, onaylanmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemindedir. Husi saldırganlığının sona erdirilmesi ve sivil kayıpların önüne geçilebilmesi amacıyla bu anlaşma hükümleri çerçevesinde tüm imkânlar harekete geçirilmelidir.

"SEÇİMLER İSRAİL'İ İKİYE BÖLDÜ"
Diğer yandan, bölgemizdeki güven ve istikrar iklimini bozucu unsur olan İsrail'deki seçimler, sonuçları itibarıyla önemli gelişmelere gebedir. İsrail seçimleri, hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koymuş, İsrail siyasetini âdeta ortadan ikiye bölmüştür. Arap partilerinin bu tabloda güçlü bir konum elde etmesi dikkat çekici bir gelişme olmuştur. Bu sonuçlar, İsrail toplumunun önemli bir kesiminin, Netanyahu hükümetinin Gazze ve Filistin politikalarına yönelik tutumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Bununla birlikte İsrail'in önünde önemli bir fırsat oluşmuştur. Bu fırsatı bölgede barış ve huzur ikliminin tesis edilmesi, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesi ve farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesinin pekiştirilmesi için değerlendirmek mümkündür.

Bu çerçevede Arap partilerinin de yer aldığı bir hükümetin kurulması, İsrail siyaseti açısından önemli ve tarihî bir adım olacaktır. Böyle bir adım, İsrail'in toplumsal barışına katkı sağlamakla kalmayacak, bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından da yeni imkânlar yaratabilecektir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın ve uluslararası Yahudi kuruluşlarının İsrail halkının tümünü kapsayan bir hükümet oluşumunu desteklemesi, Filistin için oluşturulan barış çabalarında yeni ve pozitif bir aşamayı da mümkün kılacak, İran ve Yemen dâhil bölgesel istikrarsızlıkları tetikleyen çatışmaların çözümüne katkı sağlayacaktır. Bize göre Arap partilerinin de temsil edildiği, toplumsal uzlaşmayı ve barış içinde bir arada yaşama iradesini güçlendirecek yeni bir hükümetin kurulması yönündeki fırsat değerlendirilmeli, Kudüs İttifakı gerçekleştirilmelidir."

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Tayfun Dastan
Tayfun Dastan Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler