A Haber'i hedef alan Özgür Özel'e peş peşe sert tepkiler: Siyaset üretemiyor, milli basına yükleniyor
Özgür Özel’in A Haber’i hedef alan sözleri ve sokak çağrısına gazetecilerden sert tepki geldi. Takvim gazetesi yazarı Bülent Erandaç, Özel’in parti içindeki kavgaları gölgelemek için milli basına yüklendiğini savunarak “A Haber’in belgeselleri, yazarları ve programları bunların oyunlarını bozuyor” dedi. Gazeteci Hasan Çölmekçi ise İzmir Gazeteciler Cemiyeti’ne “Bir partinin arka bahçesi olmuş durumda” sözleriyle tepki gösterdi.
Özgür Özel'in A Haber'i hedef alan açıklamaları ve sokak çağrısı, A Haber canlı yayınında değerlendirildi. Takvim gazetesi yazarı Bülent Erandaç; sosyal medya harcamalarına ilişkin iddialar, parti içindeki tartışmalar ve Halk TV üzerinden yürütülen kampanya hakkında konuştu. Özel'in siyasi sıkışmışlık nedeniyle milli basına yüklendiğini savunan Erandaç, Çağlayan'daki eylemleri hatırlatarak bazı CHP milletvekillerinin çocuklarının Londra'da okuduğunu söyledi. İzmir'de A Haber muhabiri Tayfun Er'e konuşan gazeteci Hasan Çölmekçi de İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin yürüyüşteki rolünü eleştirdi.

ERANDAÇ: KUTUPLAŞTIRMA VE ÖFKE SİYASETİ
Özel'in siyasi tutumunu eleştiren Bülent Erandaç, geçmişteki açıklamalarına ve yürüttüğü siyasete işaret ederek şu değerlendirmede bulundu:
"Şimdi Özgür Özel'i tanıyoruz ve kendisiyle ilgili CHP'deki genel başkanlığı döneminde kutuplaştırma, öfke siyaseti, Türkiye'yi şikâyet etmeleriyle ve bunların yanında da çok kritik bazı olaylarla tanıyoruz. Bunları yazdık, bugünlerde de onların sonuçlarını hep görüyoruz."
"655 MİLYON LİRA SOSYAL MEDYA TROLLERİNE AKTARDILAR"
CHP'nin sosyal medya harcamalarına ilişkin iddialarını dile getiren Erandaç, milletvekillerinden toplanan para ve sosyal medya hesaplarının taşınması hakkında da konuştu. Erandaç, şunları ileri sürdü:
"655 milyon lira CHP'den sosyal medya trollerine para aktardılar bunlar. Bu trollerle beraber yolu yürüyorlar. Ve bunun arkasından da CHP'den de milletvekillerinden topladıkları paraların 5 milyonunu Yeni Parti'ye götürdüler ve buradan da doğrudan doğruya götürürken hesapları götürdüler. Yani CHP'nin bu sosyal medya hesaplarını da beraber götürdüler ve trolleriyle beraber."
Özel'in beklediği siyasi desteğe ulaşamadığını savunan Erandaç, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"Şimdi bunların arkasında şu yatıyor: Yeni Parti'nin başındaki Özgür Özel şu anda siyaset üretemiyor. Büyük sıkıntı içinde. Umduklarını da bulamadılar, umdukları rakamlara ulaşamıyorlar."
İMAMOĞLU ELEŞTİRİSİ: "HALK TV'Yİ BAHANE EDİYOR"
Parti içindeki kongre çekişmelerine de değinen Erandaç, bazı milletvekillerinin istedikleri il ve ilçe başkanlarını seçtiremediğini söyledi. Özel'in bu tartışmaların üzerini örtmek için basın özgürlüğü söylemi üzerinden kampanya yürüttüğünü savundu.
Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı süreçteki tutumunu da eleştiren Erandaç, şu ifadeleri kullandı:
"Bu arada da doğrudan doğruya Ekrem İmamoğlu'nun tiyatro sahnesine çevirdiği İstanbul'daki adliyeyi savunamamasının, ezikliğinin altında kaldı. Bunları bahane ederek devamlı fırsat aramaya çalışıyor. İşte bu olayda Halk TV'yi bahane ederek 'Basın özgürlüğü yoktur, sansür vardır' diye bir kampanya yapıyorlar."

"İYİ Kİ A HABER VAR, BUNLAR MİLLİ BASINA DÜŞMANLAR"
Sosyal medyada yürütülen kampanyalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erandaç, yabancı istihbarat örgütleri ve bazı küresel sermaye çevrelerinin bu faaliyetlerle bağlantılı olduğunu ileri sürdü:
"Şimdi iyi ki A Haber var. Bunlar milli basına düşmanlar. Çünkü sosyal medya; ki sosyal medyanın da yabancı istihbarat örgütlerinin ve Türkiye üzerinde karanlık mahfillerle iş birliği yapan küresel bazı sermaye çevrelerinin kontrolüyle ve beraberliğiyle oldukları için bunları köpürtüyorlar sosyal medyada. Sosyal medyada bir militan yayıncılık, kampanyacılık var. Ama iyi ki burada A Haber var, milli basın var. Milli basın gerçekleri belgelerle, yazılarla ortaya çıkarıyor."
"SAHTE BİLGİLERİ ARAŞTIRARAK DOĞRU BİLGİYİ VERMEYE ÇALIŞIYORUZ"
Takvim'deki yazıları ve A Haber'de katıldığı programlar üzerinden gazetecilik anlayışını anlatan Erandaç, kendilerine ulaşan bilgileri kontrol ettiklerini belirtti:
"Ben, Takvim'de yazıyorum, A Haber'de programlara katılıyorum. Bizzat çek ederek, bizzat konuşarak doğrudan doğruya yanlış bir ihtimale, yanlış bir oyuna gelmemek üzere birçok da böyle sahte bilgiler geliyor, onları da araştırarak doğru bilgiyi vermeye çalışıyoruz."
Halk TV'ye ilişkin soruşturmanın sansür olarak sunulmasına karşı çıkan Erandaç, sürecin kanal sahibinin şirketleri üzerinden yürütülen kara para aklama iddialarıyla ilgili olduğunu söyledi:
"Bugün Türkiye'de basına sansür edilmiyor. Halk TV sansür edilmedi. Sahibi yurt dışında, şirketlerinde kara para aklamayla, şirketleri üzerinden bir soruşturma yapıldı ve o soruşturma sonucu kara para aklamayla ilgili iddiaların Halk TV'de kullanıldığına dair iddialar üzerine bir soruşturma yapılıyor ve yürüyor."

"40 SENELİK GAZETECİYİM"
Mesleki geçmişine de değinen Erandaç, eleştirilerini bir gazeteci olarak dile getirdiğini belirterek şöyle konuştu:
"Ben 40 senelik gazeteciyim, 35 senedir sürekli basın kartı, şeref basın kartı taşıyorum ve bugüne kadar da hiçbir yazım doğrudan doğruya mahkemeler tarafından soruşturmaya girmedi, yalan haber vermedim, hep doğru haber verdim. Ben bugün bu olayları bir gazeteci olarak, yani hür basına, milli basının bir mensubu olarak eleştiriyorum. Bunu bahane ediyor. Bugün de yaptı aynı şeyi; İstanbul'da Halk TV'nin önüne gitti ve dedi ki: 'Sokaklara gidiyoruz, çıkın!'"
"GARİBAN ÇOCUKLARI SOKAĞA SÜRÜYORLAR, KENDİ ÇOCUKLARI LONDRA'DA"
Özel'in sokak çağrısına tepki gösteren Erandaç, Çağlayan'daki eylemleri hatırlattı. Gençlerin günlerce tutuklu kaldığını ve ailelerinin mağduriyet yaşadığını söyleyen Erandaç, bazı CHP milletvekillerinin çocuklarının ise yurt dışında bulunduğunu belirtti:
"Bunu biliyorsunuz Çağlayan'da da yaptı. Orada genç çocuklarımızı sürdü oraya; o çocuklarımız günlerce tutuklandılar, anneleri ağladı. Ama kendi çocukları, bazı isimlerini vermediğim CHP milletvekillerinin çocukları yurt dışındaydı, Londra'da okudular. Onlar kendi çocuklarını Türkiye'ye getirmediler. Gariban, mağdur bu milletimizin sokaklara çocuklarını sürmek için Çağlayan'da yaptıklarını aynı yine devam ediyorlar. Hedef belli: İktidarı doğrudan doğruya sıkıştırmak."
"ERKEN SEÇİM İÇİN YAPTILAR, BAŞARAMADILAR"
Sokak çağrılarının hedefinin iktidarı sıkıştırmak olduğunu savunan Erandaç, erken seçim talebiyle yapılan çağrıların da sonuç vermediğini söyledi. Fon soruşturması üzerinden algı operasyonları yürütüldüğünü ileri sürerek şu ifadeleri kullandı:
"Önce bunu erken seçim çıkarmak için yaptılar, başaramadılar. İktidarı sarsamadılar. Şimdi algı operasyonlarıyla fon krizini, ciddiyetle devletin yürüttüğü bir olayı, dünlerde de gördük; işte belli isimler yine operasyonlarla, yapay zekâ şemalarıyla yine kalktılar, hortlatmaya çalışıyorlar bu vesayet odaklarını. Yapamayacaklar. Özgür Özel'in bunlara sahip çıkması bir bahanedir, fırsat arıyor. Çünkü doğrudan doğruya siyaset üretemiyor. Sıkılmışlık içinde, köşede. Bunların altında milli basına yükleniyor."
"A HABER'İN BELGESELLERİ, YAZARLARI VE PROGRAMLARI OYUNLARINI BOZUYOR"
A Haber'in araştırmaları ve yayınları nedeniyle hedef alındığını savunan Erandaç, sosyal medyada yürütülen kampanyalara da tepki gösterdi:
"A Haber'in belgeselleri, A Haber'in yazarları ve programları bunların oyunlarını bozuyor. Sadece bunların değil, o sosyal medyadaki trollerinin oyunları da bozuluyor. Çok bağırıyorlar. Azınlığın hareketini burada görüyoruz. Azınlıkla beraber bir tahakkümü kurmaya çalışıyor ama gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor, başarılı olamıyorlar. Türk basınının mümtaz isimleri bugünkü toplantılara katılmıyor."

İZMİR'DEKİ YÜRÜYÜŞE TEPKİ: "HALKIMIZLA POLİSİ KARŞI KARŞIYA GETİRMEK İSTİYORLAR"
İzmir'deki eylemleri de değerlendiren Erandaç, yürüyüşe izin verilmemesi üzerinden sansür söylemi kurulmak istendiğini öne sürdü:
"Bakıyorum İzmir'e; ben de Egeliyim, yakından takip ediyorum. Orada sol orijinliler, Çağlayan'da olduğu gibi, Taksim'de olduğu gibi sokak hareketlerinde halkımızla polisi karşı karşıya getirmek istiyorlar. Gerçekten bir bekledikleri vardı burada; 'Aman izin verilmesin, izin verilmeyince işte sansür var' buna bahane arayacaklardı."
ÇÖLMEKÇİ: GAZETECİLİK İFTİRA VE YALAN HABER ÜZERİNDEN YÜRÜTÜLEMEZ
İzmir'de A Haber muhabiri Tayfun Er'e konuşan gazeteci Hasan Çölmekçi de gazetecilerin mesleki sorumluluklarına dikkat çekti. Çölmekçi, şöyle konuştu:
"Şimdi şöyle bakalım olaya. Biz haberlerimizi düzgün, dürüst ve kişilere hakaret etmeden, kimseyi kırmadan, kimseye iftira atmadan, yalan haber yazmazsak kimi almışlar bugüne kadar? Hangi gazeteciyi bu yüzden almışlar? Bunu bir soralım öncelikle. İkincisi, biz eğer iftira atarsak, yalan haber yazarsak gazetecinin bağımsızlığı nerede kalır? O zaman o suç işlediği zaman onu hiçbir şekilde cezalandırmayacak mıyız?"

"CEMİYET BİR PARTİNİN ARKA BAHÇESİ OLMUŞ DURUMDA"
İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin yürüyüşteki rolünü eleştiren Çölmekçi, kuruluşun farklı siyasi görüşlerden gazetecileri temsil ettiğini hatırlattı:
"İzmir Gazeteciler Cemiyeti maalesef bir partinin arka bahçesi olmuş durumda. Ben şahsen bu yürüyüşe kesinlikle tepki gösteriyorum. Neden? Bu cemiyetin içinde sadece Yeni Partili yok, sadece solcusu yok. Her partiden, her düşünceden, her ideolojiden insanlar var, gazeteciler var."
Kendisinin bu şekilde temsil edilmesine karşı çıkan Çölmekçi, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"Beni nasıl temsil ederek gidersin Özgür Özel'in, Yeni Parti liderinin katıldığı, genel başkanının katıldığı ki bu da kendi partisinde bile tartışma yaratmaya başladı bir genel başkan olarak? Orada, Ankara'da bir şey bulamayınca geldi İzmir'de, 'İşte Manisa'dayım, o yüzden konuşmaya geldim' diyor. Ama ben Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olsam onun katıldığı bir yeri organize etmezdim."
"SANSÜR VARSA YÜRÜYÜŞE NASIL İZİN VERİLİR?"
Gazetecilerin kalemleri ve sesleriyle kendilerini ifade ettiğini belirten Çölmekçi, İzmir'de yürüyüş yapılabilmesini sansür iddialarına yönelik eleştirisine gerekçe gösterdi:
"Eğer sen sokağa inebiliyorsan demek ki sansür yok. Sen sokağa inmişsin, yürüyüş yapıyorsun İzmir'de."
Yürüyüş için gerekli izinlerin alındığını söyleyen Çölmekçi, şu ifadeleri kullandı:
"Evet, İzmir Gazeteciler Cemiyeti bütün valilikten izinleri, yürüyüş izinlerini almış. Eğer sansür varsa veya yasaklama varsa Gazeteciler Cemiyeti'ne nasıl böyle bir izin verilir? Nasıl 'Yürüyün' diye izin çıkar? Çıkmazdı."

"A HABER DOĞRULARI VERDİĞİ İÇİN HEDEF ALINIYOR"
Tayfun Er'in "A Haber'e yapılan saldırıları nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusunu da yanıtlayan Çölmekçi, 40 yıldır İzmir'de gazetecilik yaptığını belirterek kanalın yayınlarına destek verdi:
"Şimdi ben şunu söyleyeyim: A Haber gerçekten tarafsız bir yayın yapıyor. Bunu izliyorum bir gazeteci olarak. Ben 40 yıldır İzmir'de gazetecilik yapıyorum. A Haber en iyi şekilde habercilik yapmaya çalışıyor. Görüyoruz, sizlerden görüyoruz. Ama maalesef bu doğru habercilik, maalesef onlar hükmünde karşılık görmüyor. Görmedikleri için de, doğruları verdiği için de tartışmalı bir şekilde kalkıp eylem yapıyorlar. Yanlış."