Berat Albayrak’a itibar suikastının arkasında kim var? “Hükümete yakın” görünen kalemler de devrede
Fon soruşturması üzerinden Berat Albayrak’ı hedef alan muhalefet açıklamaları ve hükümete yakın görünen bazı gazetecilerin yazıları, “aynı merkezden yönlendirilen kampanya” iddiasını gündeme taşıdı. Albayrak’ın avukatı İsa Sinan Göktaş, açıklama ve yazıların arkasında aynı kişilerin bulunduğunu ileri sürerken A Haber yayınında konuşan Okan Müderrisoğlu, “algı kurgulama” çabasına bizzat tanık olduğunu söyledi. Müderrisoğlu’nun “‘Hükümete yakın’ kavramının da artık içini doğru doldurmak lazım” çıkışı dikkat çekti.
Bir yanda muhalefetin suçlamaları, diğer yanda hükümete yakın görünen bazı kalemlerin aynı bağlantıları gündeme taşıması… Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın avukatı İsa Sinan Göktaş, fon soruşturmasına konu işlemlerin 2024–2026 dönemine ait olduğunu, Albayrak'ın ise 2020'de görevinden ayrıldığını belirterek müvekkilinin soruşturmayla ilişkilendirilmesine tepki gösterdi. Göktaş, Albayrak'ın söz konusu suçlama ve eylemlerle hiçbir ilgisinin bulunmadığını vurgulayarak adını maksatlı ve kötü niyetli biçimde kullanan kişiler hakkında dava açılacağını duyurdu.
Göktaş'ın açıklamasında dikkat çeken bir diğer nokta, siyasi açıklamalarla bazı köşe yazılarının arkasında aynı kişilerin bulunduğu noktası oldu. A Haber yayınında Okan Müderrisoğlu da farklı sohbetlerde yönlendirme ve algı kurgulama çabasına bizzat tanık olduğunu söyledi. Muhalefetin suçlamalarıyla aynı çizgide buluşan, hükümete yakın görünen bazı kalemlerin Albayrak'ı hedef alan tutumu da sert eleştirilerin odağına yerleşti.
Göktaş'ın açıklamasına göre altı yıldır siyasi programlara katılmayan ve vakıf işleriyle ilgilenen Albayrak'ın, görevden ayrılmasından yıllar sonraki işlemlerle ilişkilendirilmesine karşı çıkıldı. A Haber yayınında gazeteciler ve hukukçular, kurulan bağlantıları, bu açıklamaların zamanlamasını ve Albayrak'ın neden yeniden hedef alındığını söyledi.
Abdülkadir Selvi, Öztrak’ın sözlerini köşesine taşıdı.
SELVİ'NİN YAZISINDA ÖZTRAK'IN "PALTO" PAYLAŞIMI
Abdülkadir Selvi, köşe yazısında "Faik Öztrak neden hedef aldı" başlığı altında, Öztrak'ın fon krizine ilişkin paylaşımını gündeme taşımıştı. Öztrak'ın az konuşan bir siyasetçi olduğunu belirten Selvi, Hazine Müsteşarlığı geçmişi nedeniyle ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinin dikkat çektiğini ifade etmişti.
Selvi, Öztrak'ın Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan'ı hedef alan şu sözlerine yazısında yer vermişti:
"Dostoyevski, 'Hepimiz Gogol'ün Palto'sundan çıktık' demiş ya... Bürokraside de pek çok kurumun yöneticisi Erişah Hanım ve ekibinin paltosundan çıkmış..."
Göktaş ise Öztrak ve Ümit Özlale'nin açıklamalarını eleştirerek Albayrak'ın adının ağır ithamlarla örülü bir metne ilgisiz bir bağlam üzerinden yerleştirildiğini belirtti.
Avukat İsa Sinan Göktaş: Berat Albayrak’ın adını maksatlı kullananlara dava açılacak.
ALTI YIL SONRA AYNI İSİM: BU KEZ GEREKÇE FON SORUŞTURMASI
Göktaş, soruşturmaya konu işlemlerin 2024–2026 dönemine ait olduğunu, Albayrak'ın ise 2020'de görevinden ayrıldığını vurguladı. Aradan geçen sürede Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini üç farklı ismin üstlendiğini hatırlatarak, birbirinden bağımsız olayların aynı dosyanın parçalarıymış gibi sunulmasına tepki gösterdi.
Sosyal medyada paylaşılan ilişki tablolarına da değinen Göktaş, şu ifadeleri kullandı:
"'Berat Albayrak'ı da zorla oraya yerleştir' talimatını almış gibi, ortada hiçbir bağ yokken sırf bir ilişki örüntüsü yaratmak için gülünç bir eşleştirme yapmaktadır."
Müderrisoğlu: “17–25 Aralık 2013 senaryosunun 2026 versiyonu” (Takvim foto arşivi)
HÜKÜMETE YAKIN GÖRÜNEN KALEMLERE SERT ELEŞTİRİ
A Haber yayınında dikkat çeken başlıklardan biri, muhalefetin açıklamalarıyla bazı köşe yazılarında kurulan bağlantılar arasındaki benzerlik oldu.
Moderatör Hikmet Öztürk'ün hükümete yakın görünen gazetecilerin de tartışmayı Albayrak'a taşımasına ilişkin sorusunu yanıtlayan Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, bir süredir bürokratların görev dönemleri ve atanmaları üzerinden Albayrak'la bağlantı kurmaya çalışan bir faaliyet gözlemlediğini anlattı.
Müderrisoğlu, "Ben de şahsen bu söylem, bu yönlendirme ve bu algı kurgulama biçiminin canlı tanığı oldum farklı sohbetlerde" dedi.
Kulislerde kendisine aktarılan değerlendirmelerin zamanla "sistematik bir adreslemeye" dönüştüğünü söyleyen Müderrisoğlu, bunun somutlaştırılmasının kolay olmadığını ve değerlendirmesinin mesleki gözlemine dayandığını da belirtti. Ardından şu çıkışı yaptı:
"'Hükümete yakın' kavramının da artık içini doğru doldurmak lazım."
Göktaş da açıklamasında, Öztrak ve Özlale üzerinden yürütüldüğünü savunduğu kampanyayla bazı köşe yazılarının arkasında aynı kişilerin bulunduğunu ifadeetti.
Müderrisoğlu, hükümete yakın söylemler kullanarak bu kurgunun içinde yer aldığını savunduğu isimlere yönelik eleştirisini şu sözlerle sürdürdü:
"Hükümete yakın söylemlerin içine girip tırnak içinde bu kurguyu yapanların basiret bağlanması yaşamasını umuyorum; aksi takdirde çok ibretlik bir sınavla karşı karşıya kalabilirler."
MÜDERRİSOĞLU'NDAN "HAYASIZCA AKIN" TEPKİSİ
Albayrak'a yönelik suçlamalara sert tepki gösteren Müderrisoğlu, yaşananları tesadüfi görmediğini söyledi.
"Şimdi bir hayasızca akın söz konusu burada" diyen Müderrisoğlu, kullanılan bağlantıları "zayıf, yapay ve zorlama" olarak nitelendirdi. Geçmişte oluşturulan algının yeniden canlandırılmak istendiğini savunarak nihai hedefin Başkan Recep Tayyip Erdoğan olduğu değerlendirmesinde bulundu.
Süreci 17–25 Aralık dönemine benzeten Müderrisoğlu, "17–25 Aralık 2013 senaryosunun 2026 versiyonuyla karşılaştığımızı" söyledi. Konuyu altı yıl öncesine taşıyan yazıların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Yayındaki tepkilerin panikten veya hesap vermekten kaçınma çabasından kaynaklanmadığını belirten Müderrisoğlu, "Açık yalan, açık kurgu, açık iftiraya karşı bir isyan olduğunun altını çizelim" dedi.
Fon tartışmasının önce AK Parti'nin kurumsal kimliğine, ardından Cumhurbaşkanı'nın ailesine ve Külliye'ye uzatılmak istendiğini savunan Müderrisoğlu, bu yöndeki gelişmeleri daha önce öngördüğünü söyledi. Suçlamaların karşılıksız bırakılmasının zincirleme sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Ankara'daki mesleki tecrübesine işaret eden Müderrisoğlu, bazı isimlerin geçmişte beş yıldızlı otellerin özel odalarında IMF ile görüşerek Türkiye ekonomisini sabote etmeye dönük faaliyet yürüttüğünü ileri sürdü. Bu görüşmeleri "adeta ispiyonculuk faaliyeti" olarak nitelendirdi.
Müderrisoğlu’ndan 17–25 Aralık senaryosu uyarısı. (Takvim foto arşivi)
"SPEKÜLASYONA YOL AÇMAMAK İÇİN ÖZEL ÖZEN GÖSTERDİ"
Albayrak'ın her iki bakanlık dönemini yakından takip ettiğini belirten Müderrisoğlu, görevden ayrıldıktan sonraki tutumuna da dikkat çekti.
Albayrak'ın siyasetle arasına mesafe koyduğu andan itibaren yanlış anlaşılmaya ve spekülasyona yol açabilecek ilişkilerden uzak durmaya özel özen gösterdiğini söyleyen Müderrisoğlu, bu tutumun yakın tanığı olduğunu ifade etti.
Müderrisoğlu, Albayrak'ın ekonomi yönetimindeki mücadelesini anlatırken Londra'daki finans çevreleriyle karşı karşıya geldiğini ve yurt dışındaki altın varlıklarının Türkiye'ye getirilmesinde rol üstlendiğini belirtti. Albayrak'ın hedef alınmasını da bu dönemdeki mücadeleleriyle ilişkilendirdi.
Yurt dışında oluşturulan Türk lirası kaynakları üzerinden Türkiye piyasasında suni döviz talebi yaratılabildiğini söyleyen Müderrisoğlu, Albayrak'ın bu kanallara müdahale ettiğini anlattı. Bu çevrelerin "para musluklarının" kesilmesinin ardından Albayrak'a yönelik ağır ithamların yoğunlaştığını savundu.
Enerji politikalarına da değinen Müderrisoğlu, Albayrak'ın bakanlık dönemindeki çalışmalarını Gabar'daki petrol üretimi ve Karadeniz'deki doğal gaz faaliyetleriyle birlikte değerlendirdi. Gabar'daki üretimin ekonomiye yıllık 3–3,5 milyar dolar kazandırdığını, doğal gaz çalışmalarında ise 20 milyon haneye ulaşacak kapasitenin hedeflendiğini ifade etti.
Albayrak'ı hedefleri belli, dedikoduya ve üçüncü kişilerin yönlendirmesine kapalı bir isim olarak tanımlayan Müderrisoğlu, bu yaklaşımın yerleşik bürokratik alışkanlıklarla karşı karşıya geldiğini savundu.
Bazı bürokratik çevrelerin "Biz hancıyız, onlar yolcu" anlayışıyla bakanları etkisi altına almaya çalıştığını ileri sürerek Faik Öztrak'ın görev yaptığı döneme de eleştiri yöneltti.
Müderrisoğlu, yaşanan tartışmayı "Türkiye'nin vesayet odaklarıyla mücadelesinin ekonomi sahnesindeki yeni perdesi" olarak nitelendirdi. Eleştirdiği çevreler için "sülük gibi bu ülkenin hazinesine yapışmış unsurlar" ifadesini kullandı.
- Kenan Kıran, Albayrak’ın kazandığı tazminat davasını hatırlattı. (Takvim foto arşivi)
TEZ DANIŞMANLIĞINDAN SUÇ BAĞLANTISI ÜRETME ÇABASI
Yayında, Erişah Arıcan'ın Albayrak'ın tez danışmanı olması üzerinden kurulan bağlantılar da sert biçimde eleştirildi.
Kenan Kıran, Arıcan'ın farklı siyasi çevrelerden isimlere de tez danışmanlığı yaptığını hatırlatarak akademik ilişkinin neden yalnızca Albayrak'ı hedef almak için kullanıldığını sorguladı. Kıran, bu isimler arasında Ayyüce Türkeş Taş ve Selim Temurci'nin de bulunduğunu belirtti.
Hukukçu Aydoğan Ahıakın ise "Bir tez danışmanı olması, bir suçun işlendiğini veya bu işle doğrudan bir bağlantı olduğunu göstermez ki" dedi.
Akademik ve sosyal ilişkilerden hareketle suç bağlantısı kurulmasına karşı çıkan Ahıakın, bu yaklaşımı kişilerin şeref ve onuruna yönelik "itibar suikastı" olarak değerlendirdi.
Bir siyasetçinin fotoğraf çektirdiği kişinin daha sonra suç işlemesinin o siyasetçiyi kendiliğinden sorumlu hâle getirmeyeceği örneğini veren Ahıakın, benzer biçimde akademik ilişkilerden suç bağlantısı çıkarılamayacağını söyledi.
Ahıakın, suçlamaların tekrarlanmasının kişilik haklarına saldırı nedeniyle tazminat sorumluluğu doğurabileceğini, unsurlarının oluşması hâlinde TCK'nin 267. maddesindeki iftira suçu kapsamında da değerlendirilebileceğini ifade etti.
Öztrak'ın CHP'li belediyelere yönelik soruşturmalar ve kamu zararları hakkında konuşmadığını savunan Ahıakın, öncelikle bu konularda açıklama yapılması gerektiğini belirtti.
2018–2021 yıllarında AK Parti Kadıköy İlçe Başkanlığı yaptığını ve Albayrak'ın çalışmalarına tanık olduğunu anlatan Ahıakın, Albayrak'ın bakanlık döneminde faiz ve enflasyonun tek hanelere indiğini, enflasyonun yüzde 25'ten yüzde 8'e gerilediğini ve yurt dışındaki 350 ton altının Türkiye'ye getirildiğini söyledi. Enerji alanındaki adımlara da değinen Ahıakın, bu politikaların Albayrak'ın hedef alınmasında etkili olduğu görüşünü dile getirdi.
ŞAHİN: ASIL SORUMLULAR GİZLENMEK İSTENİNCE ALBAYRAK GÜNDEME GETİRİLİYOR
Gazeteci Zafer Şahin, Albayrak'ın görevden ayrıldığı tarihle soruşturmanın kapsadığı belirtilen dönem arasındaki farka dikkat çekti.
"Ne zaman çetrefilli bir konu olsa ve asıl sorumlular gizlenmek istense hemen gündeme Berat Albayrak'ın adı getirilir" diyen Şahin, aynı senaryonun yeniden devreye sokulduğunu savundu.
Siyasi anlaşmazlık yaşayan isimlerin Albayrak konusunda ortaklaşmasını da sorgulayan Şahin, şu soruyu yöneltti:
"Berat Albayrak 2020'den beri yok. Neden şimdi sistemli bir biçimde acaba Berat Albayrak'ın ismini gündeme getirmeye çalışıyorlar?"
Muhalefete servis edildiğini düşündüğü belgeler üzerinden Albayrak'ın hedef hâline getirilmeye çalışıldığını söyleyen Şahin, "Kimin taşeronu olarak bu adımları atıyorsunuz?" diye sordu.
Öztrak'ın geçmişte de Albayrak'a yönelik açıklamalar yaptığını hatırlatan Şahin, bu tutumu "Berat Albayrak fobisi" ve "kompleks" olarak nitelendirdi. Öztrak'ın Albayrak'a yönelik "sosyetik" eleştirisine karşı çıkan Şahin, Öztrak ailesinin farklı kuşaklarda devlet ve siyaset içinde görev üstlendiğini belirtti.
Şahin, Öztrak'ın 2001 ekonomik krizindeki rolüne ilişkin hesap vermesi gerektiğini de savundu. Kemal Derviş'le birlikte görev yaptığı dönemde IMF'den gelen talimat doğrultusunda mali yapıları sağlam beş bankanın batırıldığını ileri sürerek bu konuyu geçmişte köşesinde yazdığını söyledi.
Altınok: “Berat Albayrak ihtimalinin kendisinden korkuyorlar”
ALTINOK: "ALBAYRAK İHTİMALİNİN KENDİSİNDEN KORKUYORLAR"
Sabah gazetesi yazarı Melih Altınok, fon soruşturmasının ilgisiz bağlantılarla başka bir zemine çekildiğini savundu.
"Meselenin üstünü örtmeye çalışıyorlar" diyen Altınok, muhalefetin kendi gündemindeki soruşturmaları perdelemek amacıyla Albayrak'ın adına sarıldığını ileri sürdü.
Siyasi açıklamalardan köşe yazılarına uzanan benzer kurgulara dikkat çeken Altınok, "Bu konuyu bağlamdan kopartmaya çalışan bir ittifak var" dedi.
Albayrak'ın siyasi bir dönüş açıklaması bulunmamasına rağmen hedef alınmasını ise şu sözlerle yorumladı:
"Berat Albayrak ihtimalinin kendisinden korkuyorlar."
Altınok, fon soruşturmasının üzerine gidilmesi konusunda AK Parti tabanında da açık bir tutum bulunduğunu belirtti. Buna rağmen tartışmanın ilgisiz bağlantılar üzerinden Albayrak'a taşındığını savundu.
Öztrak'ın muhalefet içindeki anlaşmazlıklar nedeniyle eleştirildiğini ve bu süreçte Albayrak'ı yeniden gündeme getirdiğini ileri süren Altınok, "128 milyar söylemi FETÖ söylemidir, çok net söylüyorum" dedi.
Yurt dışındaki FETÖ trollerinin yayınlarıyla muhalefetin açıklamalarının aynı hedefte buluştuğunu savunan Altınok, bu birlikteliği "17–25 Aralık ittifakı" olarak nitelendirdi.
Albayrak'ın pandemi dönemindeki tutumuna da değinen Altınok, hükümette bulunmaması hâlinde kapanma kararlarının daha katı uygulanabileceğini ve ekonominin daha büyük zarar görebileceğini savundu. Albayrak'a yönelik açıklamaları, o dönemdeki politikalarının bedelinin ödetilmeye çalışılması olarak yorumladı.
HADİ DÜNDAR: ALTINLAR DIŞARIDA OLSAYDI BAĞIMSIZ EKONOMİDEN SÖZ EDEBİLİR MİYDİK?
Avukat Hadi Dündar, Albayrak'ın neden hedef alındığının anlaşılması için ekonomi ve enerji alanındaki çalışmalarının anlatılması gerektiğini söyledi.
Yurt dışındaki altınların Türkiye'ye getirilmesini küresel ekonomik gelişmeler ve savaşlar karşısında stratejik bir karar olarak değerlendiren Dündar, "Bugün eğer altınınız dışarıda olsaydı siz bağımsız bir ekonomiden bahsedebilir miydiniz?" diye sordu.
Dündar, altınların başka ülkelerde bulunmasının Türkiye üzerinde baskı kurulmasına zemin hazırlayabileceğini savundu.
KOBİ DESTEKLERİNDEN ENERJİ BAĞIMSIZLIĞINA
Dündar, Albayrak'ın politikalarını değerlendirirken KOBİ desteklerine, bankacılık sistemine ve vatandaşların konut edinmesine yönelik uygulamalara da değindi.
Petrol, doğal gaz ve diğer kaynakların Türkiye'nin kendi imkânlarıyla işletilmesinin ekonomik bağımsızlık açısından önem taşıdığını belirten Dündar, Gabar ve Karadeniz'deki çalışmaların daha önce yapılmış olması hâlinde ülkenin farklı bir ekonomik konumda bulunabileceğini söyledi.
Türkiye'nin kendi gemileriyle arama ve sondaj faaliyetleri yürütmesini bağımsızlaşma çabası olarak değerlendiren Dündar, siyasi eleştiriyle ülke yararına atılan adımların hedef alınmasının ayrılması gerektiğini vurguladı:
"Fakat ülkenin menfaatine olan adımlarla ilgili de çıkıp destek vermek zorundasınız, eğer ülkenizi seviyorsanız."
"HER SEÇİM ÖNCESİ AYNI MEKANİZMA"
Dündar, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Cumhurbaşkanı'nın ailesi, yakın çevresi ve bakanlar hakkında para konulu suçlamaların gündeme getirildiğini savundu.
"128 milyar dolar" söyleminin seçim döneminde afişlerle tekrarlandığını, seçim sonrasında ise aynı yoğunlukta sürdürülmediğini söyleyen Dündar, bunu seçim çalışması olarak değerlendirdi.
Ülke için çalışan isimlerin yıpratılmak istendiğini ileri süren Dündar, benzer yöntemlerin farklı aktörler üzerinden tekrarlandığını belirtti.
Müderrisoğlu: Albayrak üzerinden Erdoğan hedef alınıyor.
ESKİ SUÇLAMALAR YENİDEN DOLAŞIMA SOKULUYOR
Göktaş'ın açıklamasında, fon soruşturmasıyla ilgisi bulunmayan "128 milyar dolar" tartışmasının da yeniden gündeme getirildiği belirtildi.
CHP aleyhine verilen tazminat kararını ve 20 Mayıs 2026 tarihli Anayasa Mahkemesi kararını hatırlatan Göktaş, hukuki sürece rağmen aynı söylemlerin tekrarlandığını ifade etti.
A Haber yayınında Kenan Kıran da Albayrak lehine verilen 60 bin liralık tazminat kararını aktardı. Mahkemenin veri ve delil sorduğunu, karşı tarafın bunları sunamadığını söyleyen Kıran, Merkez Bankası işlemlerinin kayıt altında olduğunu belirterek geçmişte Masum Türker'in de bu noktaya dikkat çektiğini hatırlattı.
Ahıakın ise Albayrak lehine verilen kararın ardından Anayasa Mahkemesine yapılan ifade özgürlüğü başvurusunun reddedildiğini, kazanılan tazminatın şehit ailelerine bağışlandığının açıklandığını aktardı.
Müderrisoğlu, geçmişte oluşturulan algının bugünkü tartışmalar üzerinden yeniden canlandırılmaya çalışıldığını savundu. "128 milyar dolar" hesabına da itiraz ederek böyle bir rakam bulunmadığını söyledi.
KIRAN, İKİ BAKANA YÖNELİK SUÇLAMALARI DA ELEŞTİRDİ
Kenan Kıran, Ümit Özlale'nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Ticaret Bakanı Ömer Bolat'a yönelik açıklamalarını da gündeme getirdi.
Bakan Göktaş'ın fonda parası bulunmadığını belirterek suçlamanın ispatlanmasını istediğini hatırlatan Kıran, önce kabine üyelerinin, ardından Albayrak'ın hedef alındığını savundu.
Özlale hakkında bir sosyal medya hesabında ortaya atılan fon iddiasının ise isim benzerliğine dayandığını aktaran Kıran, Özlale'nin eşinin bu suçlamaya verdiği sert yanıtı da eleştirdi. Program sunucusu da Özgür Özel'in isimlerin karıştığı yönündeki sözlerini hatırlattı.
- Albayrak’ın tutumu net: Sorumlular en ağır şekilde cezalandırılsın. (Foto: AA)
ALBAYRAK'IN TUTUMU NET: SORUMLULAR EN AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILSIN
Göktaş, Albayrak'ın fon soruşturmasına ilişkin yaklaşımını da açıkladı. Albayrak, ihmali bulunan kamu görevlileri dahil, hangi sıfatı taşırsa taşısın haksız kazanç elde eden ve vatandaşları mağdur eden herkesin en ağır şekilde cezalandırılması gerektiği kanaatinde.
