Bilal Erdoğan’dan Gazze ve adalet mesajı: “Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez”

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nda konuşan Necmeddin Bilal Erdoğan, Gazze’de yaşanan soykırıma karşı dünyanın çifte standardına dikkat çekti. “Ukrayna’daki çocuklar sarışın, Gazze’deki çocuklar esmer; bunun bir farkı olmamalı” diyen Erdoğan, “Adalet karşıdakinin kimliğine göre değişmez. Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez” ifadelerini kullandı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Bilal Erdoğan’dan Gazze ve adalet mesajı: “Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez”

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, "Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" temasıyla 4-6 Ekim tarihleri arasında İstanbul'da düzenleniyor.

Sempozyumun Atatürk Kültür Merkezi'ndeki açılış programına Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, Suriye Evkaf Bakanı Dr. Muhammed Ebulhayr Şükrü, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ve İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan katıldı.

Programa ayrıca yayıncı ve gazeteci Lauren Booth, Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ali Karadaği, Pakistan İslam Alimleri Birliği Başkanı Mevlana Fazlurrahman, Ankara Hamiyet ve İrfan Vakfı Eğitimcisi Fevzi Allahverdi ve İstanbul İlim ve Kültür Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Said Yüce yer aldı.

Açılış programında "Küresel Krizlere Kur'ani Çözümler" ile "Kur'an ve Sünnet Ekseninde Yeni Dünya Düzeni İçin Medeniyet Tasavvuru" başlıklı oturumlar gerçekleştirildi.

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, “Küresel Krizlere Kur’ani Çözümler” temasıyla İstanbul’da düzenleniyor.(Foto: DHA)13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, “Küresel Krizlere Kur’ani Çözümler” temasıyla İstanbul’da düzenleniyor.(Foto: DHA)

ADALET KİMLİĞE GÖRE DEĞİŞMEZ

İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Bugün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde 15 ülke, bunların içerisinde 5 daimi üyenin veto yetkisi, diğer ülkelerin, dünyanın bütün ülkelerinin iradelerinin önüne geçebiliyor. Bir salonda alınan siyasi kararın veya alınamayan kararın karşılığı, binlerce kilometre ötede bombardıman altında kalan bir Gazzeli çocuk olabiliyor. Daha vahimi, benzer acılara, mağdurun kimliğine göre farklı tepkiler verilebiliyor. Bir yerde hayatını kaybeden siviller günlerce dünya gündeminde kalırken, başka bir coğrafyada yaşanan büyük bir insanlık dramı birkaç saniyelik haber görüntüsüne dönüşebiliyor. Ukrayna-Rusya savaşıyla Gazze soykırımını aynı dönemde yaşarken, Avrupa medyasında özellikle ilk yıllarda bu iki çatışmaya, bu iki zulme, bu savaşa ve tabii ki Gazze'deki soykırıma yaklaşımın ne denli dengesiz olduğunu çok net bir şekilde hep birlikte izledik. Kur'an burada çok açık bir ölçü koyuyor. Ukrayna'daki çocuklar sarışın, Gazze'deki çocuklar esmer, bunun bir farkı olmadığını, olmaması gerektiğini bize hatırlatıyor. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin, adaletli olun diyor Allah Teala. Kur'ani adaletin en güçlü taraflarından biri budur. Adalet karşıdakinin kimliğine göre değişmez. Zulmün faili değiştiğinde zulmün adı değişmez. Mağdurun dini, ırkı, milleti, rengi veya pasaportu insan hayatının anlamını, değerini değiştirmez. Bugün dünyanın ihtiyaç duyduğu ölçülerden biri de budur: Aidiyetlerimizi adaletin önüne koymamak. Mizanın bozulduğu ikinci büyük alan servet ve tüketimle kurduğumuz ilişkidir." dedi.

Bilal Erdoğan açıklamalarda bulundu (Foto: DHA)Bilal Erdoğan açıklamalarda bulundu (Foto: DHA)

TEKNOLOJİ İLERLEDİKÇE AHLAKA İHTİYAÇ ARTIYOR

Erdoğan, "Kur'an serveti reddetmiyor. Meşru kazancı, mülkiyeti, ticareti kabul ediyor, fakat servetin insanı esir almasına ve toplumsal sorumluluktan kopmasına karşı güçlü bir ahlak ortaya koyuyor. Zekat bunun için var, infak bunun için var. Allah Teala servetin, sermayenin biriktirilmemesine yönelik bir mizan önümüze koyuyor. Kul hakkı hassasiyetini hayatımızın bir ölçütü olarak önümüze koyuyor. Kur'an bize ne kadar kazandın sorusunun yanında başka sorular da sorduruyor: Nasıl kazandın? Kimin hakkını gözettin? Sahip olduğun imkan başka insanların hayatına nasıl dokundu? Bugün ölçüye en fazla ihtiyaç duyduğumuz alanlardan biri de elbette ki bilgi ve teknolojidir. Bir insanın sesi taklit edilebiliyor, görüntüsü üretilebiliyor. Birkaç saniyelik video, milyonlarca insan tarafından saniyeler içinde izlenip etkileyici olabiliyor. Teknoloji geldikçe buna baktığımız zaman ahlaka duyduğumuz ihtiyaç aslında azalmıyor, artıyor. Teknoloji bize neyi yapabileceğimizi söylüyor, fakat her yapabildiğimiz şeyi yapmamız gerekip gerekmediği sorusuna teknoloji cevap vermiyor. Bugün yapay zekanın gelişiminde kurallar nasıl olmalı konusunda dünya ittifak etmiş değil. Yapay zekayı sadece teknoloji için geliştirmiş olmak için geliştirmek durumuyla karşı karşıyayız." diye konuştu.

"KUR'AN'IN ÖLÇÜLERİNİ BUGÜNÜN DİLİYLE ANLATABİLMELİYİZ"

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"60 ülkeden fazla katılmış, 300'e yakın uluslararası akademisyen, alim burada bütün bu meseleleri yan yana koyduğumuzda aslında aynı yere geliyoruz: Güç var, servet var, bilgi var, teknoloji var, imkan var. Bunları hangi istikamette kullanacağız? Bediüzzaman'ın Kur'an'ın medeniyetini tarif ederken ortaya koyduğu ölçü tam da burada önem kazanıyor. Noktayı istinat kuvvete bedel haktır ki, şe'ni adalet ve tevazundur. Hedef de menfaat yerine fazilettir. Gücün karşısına hakkı, menfaatin karşısına fazileti koyuyor. Devamında da hayatın temel düsturunu çatışma yerine yardımlaşma olarak tarif ediyor. İmkan mizandan koptuğunda kriz büyüyor. Güç zulme, servet tahakküme, bilgi fitneye, teknoloji insanın kendi eliyle ürettiği yeni sorunlara dönüşebiliyor. Aynı imkan adaletle, hikmetle ve sorumlulukla buluştuğunda ise bambaşka bir dünya mümkün oluyor. Kur'an'ın çağımıza söyleyeceği söz tam burada büyük önem taşıyor. Kur'an insanın elindeki imkanı küçültmüyor, ona istikamet veriyor. Onu bazılarının düşündüğü gibi esirleştirmiyor, bilakis özgürleştiriyor. Gücü adaletle buluşturuyor, serveti infakla buluşturuyor, bilgiyi hakikatle buluşturuyor, aileyi merhametle buluşturuyor. Tabiatı emanet bilinciyle, teknolojiyi mesuliyetle buluşturuyor. Bizim vazifemiz de Kur'an'ın o ölçülerini bugünün insanına, bugünün diliyle anlatabilmektir. Bunun için ilim ehline büyük sorumluluk düşüyor."

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş (Foto: DHA)Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş (Foto: DHA)

ARPAGUŞ: MODERN ÇAĞIN SORUNLARINA KALICI ÇÖZÜM ARAYIŞI ÖNEMLİ

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş ise, "13. Bediüzzaman Sempozyumu'nun çerçevesini çizen Küresel Krizlere Kurani Çözümler başlığı son derece önemlidir ve anlamlıdır. Açıkçası bu başlığı geçmişin ihtişamına sığınan bir nostalji çağrısı değil, bilakis çağın değişen şartları içinde Kur'an'ın değişmeyen hakikatlerini yeniden düşünme, çağdaş meselelere sünnetin hikmet deryasından çözümler bulma arayışı olarak görüyorum. Bilgi ve teknolojiyi ahlakla, kalkınmayı adaletle, özgürlüğü sorumlulukla, farklılığı kardeşlikle ve gücü merhametle buluşturma çabası olarak değerlendiriyoruz. Dolayısıyla bu anlamlı çabayı ve modern çağın kronikleşen sorunlarına kalıcı çözüm bulma arayışını önemli ve kıymetli buluyoruz." diye konuştu.

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Simla Öğütcü
Simla Öğütcü Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler