Diyanet’ten 2 Ekim Cuma hutbesi: Camiler sadece secde ederken değil, hayatın tam merkezinde yaşatılmalı!
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bu hafta camilerde okunacak cuma hutbesinde “Cami ve Sosyal Hayat” konusu ele alınacak. Hutbede camilerin yalnızca ibadet edilen mekanlar olmadığı, aynı zamanda Müslümanları aynı inanç ve ideal etrafında buluşturan, kardeşlik ve dayanışma duygularını güçlendiren önemli sosyal merkezler olduğu vurgulanacak.
Hutbede ayrıca hızlı kentleşme, dünyevileşme ve bireyselleşmenin sosyal bağları zayıflatabildiğine dikkat çekilerek camilerin toplumsal hayattaki işlevinin yeniden güçlendirilmesi çağrısı yapılacak. Camiler ve Din Görevlileri Haftası kapsamında çocukların, gençlerin, büyüklerin ve ailelerin camiler etrafında daha fazla bir araya gelmesinin önemine işaret edilecek.
2 Ekim 2026 Cuma hutbesinin konusu “Cami ve Sosyal Hayat” oldu. (Foto: Yapay zeka)
CAMİ VE SOSYAL HAYAT
Muhterem Müslümanlar!
Kardeşliğimizin nişanesi, bağımsızlığımızın sembolü, imanımızın hayata yansıması olan camiler; müminleri aynı inanç ve ideal etrafında birleştiren, aynı kıbleye yönelten kutsal mekânlardır. Her cami, bir istikamet pusulası, bir tevhit nişanesi ve bir vahdet merkezidir. Birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, gönüllerimizi birbirine kaynaştıran ülfet ve muhabbet yeridir.
Hutbede camilerin yalnızca ibadet mekanı olmadığı vurgulandı. (Foto: Takvim foto arşivi)
Aziz Müminler!
İslam medeniyetinde camiler, sadece namaz kılınan yerler olmamış, bilakis hayatın tam merkezinde yer almıştır. Şehirlerimiz, camilerin çevresinde gelişmiş; medreseler, kütüphaneler, çarşılar, hanlar, hamamlar ve vakfiyeler camilerin etrafında insanlığa hizmet etmiştir. Cenâb-ı Hakk'ın,
"Müminlerin erkekleri de kadınları da birbirlerinin yardımcılarıdır. Onlar; iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah'a ve Resûlüne itaat ederler…"¹
ilahi fermanı, camilerden başlayıp toplumsal hayatın her alanına sirayet etmiştir.
Düğünlerin sevinci, camilerin yanı başında paylaşılmış; cenazelerin hüznü, camilerde teskin olmuş; gariplerin umudu, camiler etrafında filizlenmiş; yetimler ve kimsesizler, camilerde himaye edilmiştir.
Camilerin toplumsal birlik ve beraberliğin güçlendirilmesindeki rolüne dikkat çekildi. (Foto: Takvim foto arşivi)
Kardeşlerim!
Üzülerek ifade edelim ki, günümüzde hızlı kentleşme, dünyevileşme ve bireyselleşme camilerin temsil ettiği değerlerin unutulmasına sebebiyet vermektedir. Bu durum, aynı inanca sahip gönüller arasında mesafe oluşmasına, sosyal bağların zayıflamasına ve insanların yalnız kalmasına neden olmaktadır.
Oysaki bizleri huzur ve sükûnete erdirecek, kardeşliğimizi güçlendirecek en önemli yerlerin başında camilerimiz gelmektedir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s), camide namaz için bir araya gelen müminlere şöyle seslenmiştir:
"Saflarınızı düzgün tutun, ayrı durmayın ki kalpleriniz de ayrılmasın…"²
Hutbede hızlı kentleşme ve bireyselleşmenin sosyal bağlar üzerindeki etkisine değinildi. (Foto: Takvim foto arşivi)
Kıymetli Müminler!
Her yıl, Ekim ayının ilk haftasını "Camiler ve Din Görevlileri Haftası" olarak kutluyoruz. Bu yıl, bir farkındalık oluşturabilmek, camilerimizin tarihi fonksiyonunu yeniden canlandırabilmek için "Cami ve Sosyal Hayat" temasıyla haftamızı idrak edeceğiz.
Müftülüklerimiz ve din görevlilerimiz vasıtasıyla gerçekleştireceğimiz programlarla camilerimizin sosyal hayatla olan bağının daha da güçlenmesine katkı sunacağız. Camilerimizi; çocuklarımızın ibadet alışkanlığı kazanacakları, gençlerimizin ders halkaları oluşturacakları, büyüklerimizin avlusunda hasbihal edecekleri, hâsılı ailece bir arada olmanın coşkusunu yaşayacağımız sosyal hayatın bir parçası haline getirebilmenin gayretinde olacağız.
Cami ve Din Görevlileri Haftası kapsamında camilerin sosyal işlevi gündeme taşındı. (Foto: Takvim foto arşivi)
Aziz Müslümanlar!
Geçmişten günümüze aziz milletimizin manevi imarında katkısı bulunan hocalarımızdan, camilerimizin yapımında emeği geçen hayır sahiplerinden ve cemaatimizden ahirete irtihal edenlere rahmet ve mağfiret, hayatta olanlara sağlık ve afiyet diliyoruz.
1 Tevbe, 9/71.
2 Müslim, Salât, 122.