Kılıçdaroğlu’ndan İmamoğlu ve Özgür Özel’e yolsuzluk mesajı: Belediye başkanı olup köşeyi dönemezsin
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Abant’taki milletvekili kampında “siyasi ahlak” ve yolsuzluk üzerinden dikkat çeken mesajlar verdi. “Belediye başkanı oluyorsun, bir süre sonra köşeyi dönüyorsun” diyen Kılıçdaroğlu, yolsuzluk yapanlar konusunda parti ayrımı yapılmayacağını vurgulayarak, “Yok bu benim adamım, bu bizim arkadaş, bu bizim partili... Yok arkadaş!” çıkışı yaptı. Kılıçdaroğlu’nun sözleri, İBB’ye yönelik yolsuzluk davasında tutuklu yargılanan Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel öncülüğündeki Yeni Parti’ye yönelik aylardır sürdürdüğü “arınma” ve “ahlaki üstünlük” mesajlarının yeni halkası oldu.
CHP milletvekillerini bir araya getiren değerlendirme kampı, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun katılımıyla Abant'ta başladı.
TBMM'nin yeni yasama yılı öncesinde milletvekillerine seslenen Kılıçdaroğlu, Türkiye'de yaşanan sorunların temelinde "siyasi ahlak" meselesinin bulunduğunu savundu.
Siyasi Ahlak Yasası'nın parlamentodan geçirilmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, yolsuzlukla mücadelenin siyasetin ahlaki zemine oturtulmasıyla mümkün olacağını söyledi.

"BELEDİYE BAŞKANI OLUYORSUN, KÖŞEYİ DÖNÜYORSUN"
Kılıçdaroğlu'nun konuşmasındaki belediye başkanı vurgusu dikkat çekti.
Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:
"Milletvekilisin, bir süre sonra köşeyi dönüyorsun. Ya aldığın maaş belli ya! Yüzüne gözüne dursun ya, nereden çıktı bu? Belediye başkanı oluyorsun, bir süre sonra köşeyi dönüyorsun. Ya aldığın maaş belli, nasıl oluyor? Olmaz. Siyasetin ahlaki temellerinin atılması lazım."
Kılıçdaroğlu'nun "belediye başkanı" vurgusu, İBB davası ve Ekrem İmamoğlu üzerinden yaşanan siyasi ayrışma nedeniyle ayrıca önem kazandı. Kılıçdaroğlu, daha önce de belediye dosyalarını küçümsemediğini açıkça belirtmiş ve parti içinde "arınma" çağrısı yapmıştı.
Bu nedenle Abant'taki sözler, yalnızca genel bir yolsuzluk eleştirisi olmaktan çıkıp Kılıçdaroğlu'nun Özel–İmamoğlu hattına karşı uzun süredir savunduğu siyasi tutumla aynı çizgiye oturdu.

"BU BENİM ADAMIM, BU BİZİM PARTİLİ... YOK ARKADAŞ!"
Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında mesajını doğrudan CHP'lilere yöneltti.
Yolsuzluk yapan bir ismin siyasi aidiyetinin kendisini koruyamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Kim yolsuzluk yaptıysa hesabını soracağız. Hesabını! 'Yok bu benim adamım', 'Bu bizim arkadaş', 'Bu bizim partili...' Yok arkadaş, yok arkadaş!"
Kılıçdaroğlu, "Kim kul hakkı yiyorsa şunu bilecek: 'Benim karşımda Cumhuriyet Halk Partililer var.' Bunu bilecek. Biz bunun hesabını soracağız" dedi.
Bu çıkış, Kılıçdaroğlu'nun daha önce "'Benim hırsızım iyidir' diyenlerle mücadele etmezseniz ülkeye adaleti getiremezsiniz" sözleriyle açtığı tartışmanın devamı oldu. Kılıçdaroğlu o dönemde de yolsuzluk iddiaları karşısında parti aidiyetinin kalkan olamayacağını vurgulamış, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu hattının siyasi savunma refleksine karşı "hesap verme" ve "ahlaki üstünlük" çizgisini öne çıkarmıştı. Abant'taki "Bu benim adamım, bu bizim partili... Yok arkadaş" sözleriyle aynı mesajı bu kez daha açık ve daha sert biçimde tekrarladı.
Ardından mesajını daha da netleştiren Kılıçdaroğlu, "Soygunu yapanın partisine bakmayacağız, kimliğine bakmayacağız, yaşına boyuna bakmayacağız, uğraştığı işine bakmayacağız. Kim soygunu yapıyorsa gelip bu ülkede hesabını verecek kardeşim" ifadelerini kullandı.

İMAMOĞLU DAVASI SÜRERKEN DİKKAT ÇEKEN ÇIKIŞ
Kılıçdaroğlu'nun "belediye başkanı", "benim adamım" ve "bizim partili" sözleri, İBB'ye yönelik yolsuzluk davasının sürdüğü bir dönemde geldi.
Kılıçdaroğlu, isim vermeden İmamoğlu ile yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen ve CHP'den ayrılarak Yeni Parti'ye geçen milletvekilleri ile belediye başkanlarına gönderme yaptı. "Belediye başkanı oluyorsun, köşeyi dönüyorsun" ve "Bu benim adamım, bu bizim partili... Yok arkadaş" sözleriyle, parti değiştiren ya da siyasi olarak aynı safta yer alan isimlerin yolsuzluk iddiaları karşısında korunamayacağı mesajını verdi.

"ÖNCELİK AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞÜ YENİDEN KAZANMAK" DEMİŞTİ
Kılıçdaroğlu, 24 Haziran'da verdiği röportajda İmamoğlu ve belediyelere ilişkin davaları "yolsuzluk davası" olarak nitelendirmişti.
İmamoğlu'nun tutuklu yargılanmasına ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, "Önceliği tutuksuz yargılamaya vermek gerekmez mi?" sorusuna ise, "Bizim öncelikle ahlaki üstünlüğü yeniden kazanmamız gerekli" yanıtını vermişti.
Aynı görüşmede "Arınalım diyorum, kızıyorlar" ifadelerini de kullanmıştı.
Bu sözler, Kılıçdaroğlu ile dönemin Özgür Özel yönetimi arasındaki temel ayrışmayı görünür hale getirmişti: Özel ve İmamoğlu cephesi davaların siyasi boyutunu öne çıkarırken, Kılıçdaroğlu parti içinde hesap verme ve "ahlaki üstünlük" vurgusunu öncelikli tutuyordu.

"DOSYALAR SIRADAN DEĞİL"
Kılıçdaroğlu, temmuz ayında katıldığı bir televizyon yayınında da CHP'li belediye başkanları hakkındaki iddianameleri incelediğini söylemişti.
"Belediye başkanlarımız hesap verebilir" diyen Kılıçdaroğlu, dosyalar için "Sıradan iddianameler değil" ifadesini kullanmıştı.
Parti içindeki yolsuzluk iddiaları konusunda ise, "Partinin ahlakıyla uyuşmayan kişileri arındıracağız" mesajını vermişti. Kılıçdaroğlu'nun bu açıklamaları o dönemde doğrudan Özgür Özel'le yaşanan parti içi mücadeleyle birlikte gündeme gelmişti.
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu ve belediyeler hakkındaki dosyaları yalnızca yargının meselesi olarak görmediğini, bunların CHP'nin kendi içindeki siyasi ve ahlaki tartışmanın da parçası olduğunu açıkça ortaya koymuştu.

YENİ PARTİ SONRASI "ARINMA GERÇEKLEŞTİ" MESAJI
Kılıçdaroğlu'nun "arınma" çıkışları, Özgür Özel öncülüğünde Yeni Parti'nin kurulmasının ardından daha açık bir siyasi anlam kazandı.
Özel'in CHP'den ayrılıp Yeni Parti'yi kurmasının hemen ardından Kılıçdaroğlu, 25 Temmuz'daki açıklamasında CHP için "Arınmak zorunda olan bir partidir" dedi ve ardından "Çok şükür o da büyük ölçüde gerçekleşti" ifadelerini kullandı.
Aynı konuşmada, "Hiçbir CHP'li yolsuzluk yapanlarla yan yana duramaz" sözleriyle yolsuzluk konusunda parti içi ayrım gözetilmeyeceği mesajını verdi.
Bu çıkış, CHP ile Yeni Parti arasındaki siyasi ayrılığın yalnızca liderlik ve parti tabelası üzerinden değil, Kılıçdaroğlu'nun "arınma" söylemi üzerinden de şekillendiğini ortaya koydu.
Abant'taki "Bu benim adamım, bu bizim partili... Yok arkadaş" sözleri de aylar önce başlayan bu tartışmayı yeniden sert biçimde gündeme getirdi.
"Diline sahip çıkan geleceğine de sahip çıkar"
4. dalga operasyonda dikkat çeken yazışmalar