Mehmet Uçum’dan seçim takvimi açıklaması: Erdoğan için “Son kez aday olacak” dedi, 16 Nisan 2028’i işaret etti
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, seçim takvimine ilişkin 2028’in mart ve nisan aylarını işaret ederken, 16 Nisan 2028 tarihinin “sembolik anlamı” bulunduğunu söyledi. TBMM’nin 360 milletvekiliyle seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olabileceğini belirten Uçum, “Sayın Recep Tayyip Erdoğan son kez aday olacaktır” dedi. Uçum, Terörsüz Türkiye sürecinde ise MGK kararının ekim ya da kasım ayında gündeme gelebileceğini açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Türkiye Basın Federasyonu'nda basın mensuplarıyla bir araya geldi. Uçum, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden adaylığı, 2028 seçim takvimi, 50+1 kuralı, yeni anayasa çalışmaları, Terörsüz Türkiye süreci ve infaz hukukuna ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Uçum, Başkan Erdoğan'ın önümüzdeki seçimlerde son kez aday olacağını belirterek, adaylığın hukuki zemine kavuşması için TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi kararı alması gerektiğini söyledi. Seçimlerin 2028 yılının mart veya nisan ayında yapılabileceğini ifade eden Uçum, 16 Nisan 2028 tarihini işaret etti.
Erdoğan yeniden aday olacak mı? Uçum seçim için 16 Nisan 2028’i işaret etti (Fotoğraflar AA'dan alınmıştır.)
ERDOĞAN'IN ADAYLIĞI İÇİN MECLİS KARARINI İŞARET ETTİ
Başkan Erdoğan'ın bir sonraki seçimde adaylığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uçum, siyasi açıdan adaylığın ortaya çıktığını, hukuki sürecin ise TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi kararıyla tamamlanabileceğini söyledi.
Uçum, şöyle konuştu:
"Siyasi olarak Cumhurbaşkanımızın önümüzdeki seçimlerde son kez aday olması gerçekleşmiştir. Bu gerçeği kabul etmek gerekir. Bunun hukuki olarak sürecini tamamlamak gerekir. Anayasamıza göre Meclis seçimlerin yenilenmesi kararı alırsa Cumhurbaşkanı son kez aday olur. Buna 'istisnai adaylık' diyoruz. Kural, iki dönem cumhurbaşkanlığı yapmaktır. Burada üçüncü dönem imkanı veriyor."
Uçum, Başkan Erdoğan'ın yeniden adaylığının hukuki zemine kavuşabilmesi için 7 Mayıs 2028'de yapılması öngörülen seçimlerin öne alınması gerektiğini belirterek, mart veya nisan aylarını işaret etti.
"Siyasi olarak adaylığı gerçekleşmiş, adaylığı belli olmuş, toplumsal olarak da adaylığı beklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adaylığının hukukileştirilmesi için 7 Mayıs 2028'de yapılacak genel seçimlerin erkene alınması gerekir, öne alınması gerekir. Bunun için de Meclis'in 2028 mart ya da nisanında seçimlerin yapılacağı şekilde bir karar alacağı bekleniyor."

360 OY ÇIKARSA 16 NİSAN 2028 GÜNDEMDE
Uçum, TBMM'nin seçimlerin yenilenmesi yönünde karar alabileceğini öngördüğünü belirterek, siyasi partilerin Başkan Erdoğan'ın adaylığına engel olacak bir tutum sergilemeyeceğini düşündüğünü söyledi.
"Ben zannediyorum hiçbir parti Cumhurbaşkanının aday olmasına engel olacak bir tutum almayacaktır. Benim öngörüm seçimler 2028'de yapılacak, 7 Mayıs'tan kısa bir süre önce yapılacak."
TBMM'nin 9-15 Şubat 2028 tarihleri arasında 360 veya daha fazla milletvekilinin oyuyla seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde seçimin 16 Nisan 2028'de yapılabileceğini ifade eden Uçum, şöyle devam etti:
"Eğer 9 Şubat ile 15 Şubat arası bir tarihte Meclis 360 ve üzerindeki milletvekili ile seçimlerin yenilenmesi kararı alırsa seçim 16 Nisan'da yapılacak. 16 Nisan 2028 tarihi seçimin yapılacağı tarihlerden biri."
Uçum, 2027 yılının son çeyreğinde seçim yapılması ihtimalini ise düşük gördüğünü belirtti.
16 NİSAN İÇİN REFERANDUM VURGUSU
16 Nisan tarihinin sembolik bir anlam taşıdığını belirten Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş için yapılan 16 Nisan 2017 referandumunu hatırlattı.
"16 Nisan'ın sembolik bir değeri var. 16 Nisan 2017, referandumun 11'inci yıl dönümü. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçmenin yıl dönümü. Bu sembolizm de önemli."

50+1 İÇİN "TEMEL NORM" MESAJI
Cumhurbaşkanı seçiminde uygulanan yüzde 50+1 kuralına ilişkin tartışmaları da değerlendiren Uçum, anayasa değişikliği olmadan söz konusu kuralın değişemeyeceğini söyledi.
"Anayasa değişikliği olmadan 50+1 değişmez. 50+1 bu sistemin temel normudur. 50+1, hem sosyal istikrar hem siyasal yönetim istikrarı sağlar. 50+1, Türkiye toplumunun tamamına hitap edebilmek demektir."
Uçum, 50+1 kuralına ilişkin tartışmaların siyasetin gündeminde yer alabileceğini ancak mevcut anayasal sistem içinde bu kuralın varlığını sürdüreceğini savundu.
"50+1'le halkın bir sorunu yoktur. Siyaset açısından bu konu her zaman tartışma gündemi olabilir. Ancak 50+1 değişme ihtimali olmayan temel bir norm olarak varlığını sürdürür."
Seçim hukukuna ve siyasi partiler hukukuna ilişkin farklı düzenlemelerin ise gündeme gelebileceğini ifade eden Uçum, "Ancak seçim hukukuna ilişkin, siyasi partiler hukukuna ilişkin değerlendirmeler öteden beri yapılıyor. Bunlar gündeme gelebilir" dedi.

YENİ ANAYASA İÇİN 29'UNCU DÖNEMİ İŞARET ETTİ
Yeni anayasa çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Uçum, kapsamlı bir anayasa teklifinin mevcut yasama döneminde TBMM'ye gelmesini düşük ihtimal olarak gördüğünü söyledi.
Başkan Erdoğan'ın seçim sürecinde yeni anayasa yapma hedefini gündeme getirebileceğini belirten Uçum, şu ifadeleri kullandı:
"Belki Sayın Cumhurbaşkanımız bu son dönem adaylığında seçime; son derece kapsayıcı, en yüksek desteği alacağı, tüm siyasi partilerin desteğini alacağı, belki de referandumda yüzde 60'ı geçebilecek yeni bir anayasa yapma sürecine öncülük etme vaadiyle girecektir."
Yeni anayasa hazırlığı için yaklaşık 20-24 aylık bir süreye ihtiyaç olduğunu ifade eden Uçum, mevcut takvimin bu çalışma için yeterli olmayacağını söyledi.
"Yeni anayasa gündemi Türkiye'nin olağan gündemidir. Ancak 28'inci dönemde bunun yapılma ihtimalini ben düşük görüyorum. Bir anayasa yapma hazırlığı için 20-24 aya ihtiyaç var. Seçimlere 20 ay kaldı. Zaten 1 Ekim'de başlasak bile böyle kapsamlı bir anayasa hazırlık süreci açısından yetişmez."
Karar yetkisinin TBMM'de olduğunu vurgulayan Uçum, "İrade TBMM'dedir. TBMM bunu gündeme alır, yapar; buna bir şey demiyorum. Ama olağan şartlar altında bu dönemde yeni anayasa teklif olarak Meclis'e gelmez" dedi.
Uçum, yeni anayasa çalışmalarının 29'uncu yasama döneminde gündeme gelmesini beklediğini belirterek, "29'uncu döneme bir taahhüt olarak gündemde olur. 29'uncu dönemde Türkiye yeni anayasaya kavuşur, benim öngörüm bu" ifadelerini kullandı.

TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DE GÖZLER TEYİT VE İLAN AŞAMASINDA
Uçum'un açıklamalarındaki bir diğer önemli başlık Terörsüz Türkiye süreci oldu.
Silahların bırakılması, örgütün feshi ve tasfiye sürecine ilişkin saha çalışmalarının devam ettiğini belirten Uçum, mevcut aşamanın tamamlanmasının ardından teyit ve ilan sürecine geçileceğini söyledi.
Uçum, şöyle konuştu:
"Yani silahların bırakıldığı, tasfiye sürecinin gerçekleştiği, fesih sürecinin tamamlandığı teyit edilecektir. Bu teyit de MGK kararıyla ilan edilecektir. Şu anda tespit aşaması devam etmekte, teyit ve ilan aşamasının mümkünse ekim ayında, değilse kasım ayında, en geç bu yıl bitmeden gerçekleşmesi beklenmektedir. Yani tespit ve teyit aşamaları en geç bu yılın sonuna kadar tamamlanması gereken aşamalardır."
MGK KARARI İÇİN EKİM-KASIM TAKVİMİ
Uçum'un açıklamasına göre, sahadaki gelişmelerin teyit edilmesinin ardından sürecin MGK kararıyla ilan edilmesi öngörülüyor.
Teyit ve ilan aşamasının mümkünse ekim, aksi halde kasım ayında gerçekleşmesini beklediğini ifade eden Uçum, sürecin en geç yıl sonuna kadar tamamlanması gerektiğini söyledi.

ÖCALAN İÇİN ALT KOMİSYON AÇIKLAMASI
Abdullah Öcalan'ın süreçteki konumu ve İmralı'da inşa edilen yapıya ilişkin soruları yanıtlayan Uçum, yürütme bünyesinde oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun dört alt komisyon kurduğunu hatırlattı.
Alt komisyonlardan birinin silahsızlanma ve fesih sürecinin takibiyle ilgili olduğunu belirten Uçum, "Muhtemelen Öcalan'a bu komisyonda bir görev verilecektir" dedi.
Uçum, şöyle devam etti:
"Buradaki statüden kasıt; bekleneni daha iyi yapabilmesi için ona sağlanan bir imkandır. Bu, farklı şekillerde değerlendirilmesi gereken bir durum değildir."

İMRALI'DAKİ YENİ YAPIYA AÇIKLAMA
İmralı'da cezaevine bağlı ek ünite olarak inşa edilen yapıya da değinen Uçum, bunun Öcalan'ın süreç kapsamındaki rolünü daha rahat yerine getirebilmesi amacıyla oluşturulan bir çalışma imkanı olduğunu söyledi.
Uçum, Öcalan'ın hükümlülük statüsünün devam ettiğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:
"Cezaevine bağlı ek bir ünite olarak inşa edilmiş yapı da bu süreçteki rolünü daha rahat yerine getirebilmesi için oluşturulmuş bir imkandır. Bunlardan 'Hükümlülük statüsü ortadan kalktı' şeklinde bir sonuç çıkarılamaz. Bunlardan 'Fiilen serbest bırakıldı' şeklinde bir sonuç çıkarılamaz."
Öcalan'la yürütülen süreci "diyalog süreci" olarak nitelendiren Uçum, temel hedefin örgütün tasfiye edilmesi ve silahların tamamen bırakılması olduğunu söyledi.
"Çünkü Öcalan'la ilgili yürütülen süreç bir diyalog sürecidir. Bu diyalogda hedef bellidir; tasfiye sürecinin fiilen tamamlanması, silahların bırakılmasının tamamlanması. Dolayısıyla orada muhatap odur zaten."

"ÖRGÜTÜ KİM KURDUYSA FESHEDECEK OLAN DA ODUR"
Uçum, devletin terör örgütünün tasfiyesi konusunda güvenlik yöntemlerini kullanabileceğini ancak mevcut süreçte diyalog yönteminin tercih edildiğini belirtti.
"Örgütü kim kurduysa, silahı kim kullandırdıysa, feshedecek olan da, silahı bıraktıracak olan da odur. Öbür türlü devlet bunu güvenlik pratiği ile yapar. Ama bunu bu yöntemle tercih ettiğine göre, o diyalog üzerinden onu yapar."
Öcalan'a süreç kapsamında sağlanan çalışma imkanlarının bir ayrıcalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Uçum, şöyle konuştu:
"Diyalogda muhatap aldığı kişinin de bu görevi daha rahat yerine getirebilmesi için bir komisyonda görevlendirilmesi, daha rahat bir çalışma ortamına kavuşturulması bir gerekliliktir. Bu sağlanan bir imtiyaz değildir, tam tersine görevin gerektirdiği bir ortam sağlamaktan ibarettir."
"RUTİN DIŞI SÜREÇLER RUTİN DIŞI YÖNTEMLERLE YÖNETİLİR"
Öcalan'a verilebilecek görevin hukuki niteliğine de değinen Uçum, bunun resmi bir görev olmadığını söyledi.
"Bu hukuken resmi bir görev değil. Sonuçta komisyonun yapısında her kişiden yararlanmaya ilişkin kanunda bir düzenleme var. Sen bir hükümlü üzerinden bir diyalog yürütüyorsan terör örgütünün tasfiyesine ilişkin, silah bırakmaya ilişkin ona da o süreci ilerletmek için üstlendiği görevleri yerine getirmesi için bir imkan verirsin. Bunun hukuka aykırı bir tarafı yok."
Terörsüz Türkiye sürecinin olağan yöntemlerle değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Uçum, şunları söyledi:
"Rutin dışı süreçler rutin dışı yöntemlerle yönetilir. Terörsüz Türkiye süreci olağan bir süreç, rutin bir süreç değildir; olağan dışı, rutin dışı bir süreçtir. Rutin dışı süreçleri rutin yöntemlerin kısıtları üzerinden ilerletemezsiniz."
Uçum, Öcalan'a sağlanan imkanların süreç kapsamında üstlendiği rolün yerine getirilmesine yönelik olduğunu belirterek, "Burada Öcalan'la ilgili geliştirilen yaklaşım; bu rutin dışı süreçte bir rol üstlenmiş, o rolün gereğini yerine getirmesi için birtakım imkanlara sahip olması gereken kişiye sunulan imkanlardır. Sağlanan imkanlar tasfiye sürecine ilişkin görevlerinin yerine getirilmesi içindir. Olağan süreçlerin bakışlarıyla bu süreci eleştirmek, değerlendirmek haksızlık olur" dedi.
İNFAZ HUKUKUNDA YENİ DÜZENLEME HAZIRLIĞI
Uçum'un gündeme getirdiği bir diğer başlık ise cezaevlerindeki yoğunluk ve infaz hukukuna ilişkin çalışmalar oldu.
Cezaevlerindeki hükümlü ve tutuklu sayısının 440 bini geçtiğini belirten Uçum, cezaevlerinde kalabalıklaşma sorunu bulunduğunu söyledi.
Adalet Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu'nun konuya ilişkin çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Uçum, "Bunu gidermek için Adalet Bakanlığımızın çalışması var. Hukuk Politikaları Kurulumuz ile yaptığı çalışmalar da var" dedi.
Genel bir infaz hukuku düzenlemesi üzerinde çalışıldığını belirten Uçum, "Önümüzdeki dönemde infaz hukukuna ilişkin reformcu bir bakış açısıyla bir düzenleme gündeme gelebilir" ifadelerini kullandı.
Erdoğan-Trump zirvesi için tarih verildi!
İstanbul Havalimanı’nda bir ilk