Darağaçlarından işkence odalarına! 46 yıldır unutulmayan 12 Eylül darbesi
Askeri cuntanın toplumun her kesimini işkence ve idamlarla sindirdiği 12 Eylül darbesinin açtığı derin yaralar, aradan geçen 46 yıla rağmen dün gibi taze. Demokrasi ve millet iradesinin ayaklar altına alındığı süreç, yıllar geçse de unutulmayacak.
Millet iradesinin tanklarla susturulduğu 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Ancak cuntanın Türkiye'ye çıkardığı ağır fatura ve toplumda açtığı derin yaralar hafızalardaki tazeliğini koruyor.
Meclis'in kapatıldığı, siyasi partilerin tasfiye edildiği, yüz binlerce insanın gözaltına alınıp yargılandığı karanlık dönemin simge sözlerinden biri de dönemin lideri Kenan Evren'in "Asmayalım da besleyelim mi?" ifadesi oldu.
Darbe mahkemelerinde 517 kişiye idam cezası verilirken 50 kişinin cezası infaz edildi; sağdan Mustafa Pehlivanoğlu, soldan Erdal Eren gibi gençlerin darağacına gönderilmesi, 12 Eylül'ün demokrasi tarihimize bıraktığı en ağır izlerden biri olarak toplumsal belleğe kazındı.
İşte darbenin acı faturası:
Alparslan Türkeş ve Necmettin Erbakan Uzunada'ya; Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit Hamzaköy'e gönderildi.
Türk Hava Kurumu, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay dışındaki çok sayıda sivil toplum kuruluşunun faaliyetleri yasaklandı.
Darbe koşullarında Türk lirası bir gecede yüzde yüz değer kaybetti.
12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçti
MİLLET İRADESİ ÇİĞNENDİ
Türk siyasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül darbesi, Türk milletine de ağır travmalar yaşattı. Darbe, millî egemenliği ayaklar altına aldığı gibi ülke insanının hayatını da mahvetti. Fişlemeler, müebbet hapisler, idam cezaları ve anayasanın askıya alınması hayatı çekilmez kıldı. 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir dönem başladı. TBMM lağvedildi, Anayasa değiştirildi, siyasi partiler kapatıldı, parti liderleri önce gözetim altında tutuldu, ardından yargılandı.
650 BİN KİŞİ FİŞLENDİ
Cunta yönetimi döneminde yüz binlerce kişi gözaltına alınırken, on binlerce insan yargılandı ve ağır cezalara maruz kaldı. Yaklaşık 650 bin kişinin gözaltına alındığı dönemde 210 bin dava açıldı, 230 bin kişi yargılandı. 7 binden fazla kişi hakkında idam cezası talep edilirken 517 kişi ölüm cezasına çarptırıldı. Sağ ve sol görüşlü gençlerin de aralarında bulunduğu 50 kişi idam edildi.
50 kişinin yaşamına son verildiDEMOKRASİ ASKIYA ALINDI
12 Eylül darbesi, demokrasinin askıya alındığı, hukukun ağır biçimde ihlal edildiği ve insan hakları açısından derin yaraların açıldığı bir dönem olarak kayıtlara geçti. 12 Eylül 1980 sabahı TRT radyosunda İstiklal Marşı'nın ardından Harbiye Marşı çalındı ve dönemin Genelkurmay Başkanı ve Millî Güvenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Kenan Evren imzalı Millî Güvenlik Konseyi'nin bir numaralı bildirisi okundu.
Darbenin ardından TBMM lağvedilirken anayasa uygulamadan kaldırıldı, ülke genelinde sıkıyönetim ilan edildi ve çok sayıda demokratik kurum ile sivil toplum kuruluşunun faaliyetleri yasaklandı.
12 Eylül sürecinde 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı, 30 bin kişi hakkında "sakıncalı" değerlendirmesi yapıldı.
Yaklaşık 4 bin öğretmenin görevine son verilirken çok sayıda akademisyen meslekten ihraç edildi; gazeteciler hakkında da uzun süreli hapis cezaları talep edildi. Türk lirası bir gecede yüzde 100 değer kaybederken sıkıyönetimin ardından Türk Hava Kurumu, Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay dışındaki sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri yasaklandı.
Fotoğraflar Takvim Foto Arşive aittir
BİR SAĞDAN BİR SOLDAN
12 Eylül döneminin simge isimlerinden Erdal Eren, idamının üzerinden geçen yıllara rağmen darbe döneminin hafızalardaki en çarpıcı isimlerinden biri olarak anılıyor. Eren'e verilen idam cezası, 12 Aralık 1980'de Millî Güvenlik Konseyi tarafından onaylandı.
Eren, 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi'nde idam edildi.
Eren'in yaşıyla ilgili tartışmalar yıllarca sürdü.
22 YAŞINDA DARAĞACINDA
12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından idam edilen ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu, darbe döneminin hafızalarda yer eden simge isimlerinden biri oldu. 22 yaşındaki Pehlivanoğlu, 7 Ekim 1980'de Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi.
Hakkındaki ölüm cezası, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 No'lu Askeri Mahkemesi tarafından verilirken karar Askeri Yargıtay sürecinin ardından kesinleşti ve Millî Güvenlik Konseyi'nin onayıyla infaz edildi. Pehlivanoğlu'nun idamı, 12 Eylül sonrasında sağ ve sol görüşlü isimlere yönelik ölüm cezalarının uygulandığı dönemin sembol olaylarından biri olarak Türkiye'nin siyasi tarihindeki yerini aldı.
Liderler sürgüne gönderildi
İŞKENCELERE MARUZ KALANLAR O KARANLIK GÜNLERİ ANLATTI:
AKIL ALMAZ İŞKENCELER YAŞADIK
Kırıkkale'de yaşayan darbe dönemi tanıkları, 12 Eylül döneminde yaşadıkları işkence, baskı ve ağır cezaevi şartlarını anlattı. İki çocuk babası İzzet Yıldız (68), "İnsanın aklının, hayalinin almayacağı işkenceler yaşadık. 16 metrekarelik bir odada 30 kişi betonun üzerinde yatıp kalkıyorduk. Yaklaşık 10 gün C5'te işkence gördük. İşkencelerden biri 'Filistin askısı'ydı. Belden aşağısı çıplak hâlde elektrik veriyorlardı. İşkenceye dayanamayan insan, önüne konulan her şeyi kabul edebilecek hâle geliyordu." diye konuştu. Emekli öğretmen Mustafa Hulusi Ulusan (70), "24 yaşındaydım. Aradan yıllar geçti ama bugün bile düşündüğümde tüylerim diken diken oluyor." derken İrfan Toptaş (68) da "Ağır işkencelere maruz kaldık." dedi.
LİDERLER SÜRGÜN EDİLDİ
12 Eylül 1980 askeri darbesiyle Türkiye'nin siyasi hayatı askıya alınırken dönemin önde gelen siyasi liderleri de görevlerinden uzaklaştırılarak farklı noktalarda gözetim altında tutuldu.
Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel ile Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Bülent Ecevit Hamzaköy'e gönderilirken Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş ve Millî Selamet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ise Uzunada'da tutuldu. Darbenin ardından siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu, TBMM kapatıldı ve siyasi liderlerin ülke siyasetinden uzaklaştırılmasıyla çok partili siyasi hayat ağır bir kesintiye uğradı. Türkiye'nin siyasi tarihinde önemli ağırlığı bulunan dört liderin aynı süreçte gözetim altına alınması, 12 Eylül rejiminin siyasi irade üzerindeki kapsamlı müdahalesinin simge görüntülerinden biri olarak zihinlere kazındı.
Haber: Sabah'tan Harun Sekmen
Claude için alarm veren rapor!
Ganalı tıp öğrencisi Abdulai Yahaya Başkan'la buluştu