Girne'de 8 kişinin öldüğü gemi kazası sonrası uzman anlattı: Gemiyi terk ederken can yeleği giymek yeterli mi?
Girne açıklarında 8 kişinin yaşamını yitirdiği gemi kazasının ardından Bursa Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Dobrucalı, batma riski tespit edilen gemilerde uygulanması gereken tahliye prosedürünü anlattı.
Girne'den Mersin'in Taşucu Limanı'na gitmek üzere hareket eden, mürettebat dahil 267 kişinin bulunduğu katamaran tipi yolcu gemisi alabora oldu. Son açıklamalarda 8 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin ise kayıp olduğu bildirildi. Kayıpları arama çalışmaları sürüyor.
Girne açıklarındaki gemi kazasının ardından gemiyi terk prosedürleri gündeme geldi. Bursa Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Dobrucalı, can yeleklerinin yanı sıra can sallarının da zamanında devreye alınması gerektiğini söyledi.
Geminin batış nedeni kara kutunun incelenmesiyle netleşecek. (Fotoğraflar: DHA)
Kazanın nedeni henüz kesinleşmedi. Deniz kazalarında hızlı ve güvenli hareket etmenin önemini vurgulayan Prof. Dr. Dobrucalı, "Gemide böyle bir terk esnasında herkesin can yeleğini giymesi dışında, can sallarının da denize indirilip patlatılarak üzerine binilmesi beklenir. Batma riski tespit edilip karar verildikten sonra, kaptan ve mürettebat tarafından can sallarının patlatılarak insanları oraya yönlendirilmesi gerekiyor. Standart prosedür bu şekildedir" dedi.
GEMİ HEMEN BATACAK ŞEKİLDE TASARLANMADI
Geminin, kaza anında hemen batacak tarzda olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Dobrucalı, geminin yüksek süratli fiber yapıya sahip olduğunu ve hasar durumunda batmayı geciktirmek amacıyla su geçirmez bölmelere ayrılarak tasarlandığını belirtti.
Can sallarının açılmamış olması kazanın dikkat çeken detaylarından oldu.
Prof. Dr. Dobrucalı, şu ifadeleri kullandı:
"Gemi, bizim bildiğimiz deplasman tipi bir gemi değil. Böyle kayıcı tip dediğimiz, fiberden yapılan, high-speed craft sınıfına giren, yüksek süratli bir fiber gemi. Sadece bu gemi için değil, tüm gemilerde hasarlı ve hasarsız 'stabilite' kuralları dediğimiz kurallar oluyor. Yani geminin bir hasar alması durumunda hemen batmaması için gemiyi belli bölümlere, su geçirmez bölümlere ayırıyoruz. Dolayısıyla bir kaza anında gemi, kendi sephiyesini idame ettirip suyun üstünde personelin gemiyi terk edebileceği kadar süre batmamasını sağlayacak şekilde tasarlanıyor. Geminin 20 ila 25 yaşında olduğu bilgisi var. Geminin yeni veya eski olması önemli değil, bir kaza anında hemen böyle batabilecek tarzda gemiler değil"

'GEMİYİ TERK POZİSYONUNA GETİRMEMİZ GEREKİYOR'
Olası bir kaza sırasında kaptan ve mürettebatın yolcuları gemiyi terk prosedürüne göre yönlendirmesi gerektiğini anlatan Dobrucalı, yolcuların öncelikle can yeleklerini giymesi ve ardından can sallarına yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
İlk bilgilere göre geminin baş taraftan dalga aldığına ve ikinci dalganın ardından patlama sesi duyulduğuna işaret eden Dobrucalı, şunları söyledi:
"Her gemide olduğu gibi bu gemide de yolcu kapasitesi kadar can yelekleri ve can salları oluyor. Dolayısıyla böyle bir durumda gemi kaptanı ve mürettebatın önderliğinde gemiyi terk pozisyonuna getirmemiz gerekiyor. Yani bu ne demek? Bütün yolculara, geminin batması durumunda nasıl hareket edeceğimizi, neler yapmamız gerektiğini mürettebatın anlatması gerekiyor. Burada öncelikle herkesin can yeleklerini giymesi, daha sonra da geminin üzerinde bulunan can sallarının olduğu bölgeye gidip bir an evvel denize atlayarak bu can sallarını patlatıp, can sallarının içinde kendi hayatlarını idame ettirebiliyor olmaları gerekiyor. İlk gelen bilgilere göre, gemi baş taraftan bir dalgayı alıyor. İkinci dalgadan sonra baş tarafta bir patlama sesinin olduğunu duyuyorlar. Bu geminin baş tarafları sivri olduğu için iki dalga tepesini geçerken bir kırılma olmuş olabilir."
Bursa Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erinç Dobrucalı
KARA KUTU GERÇEK NEDENİ ORTAYA ÇIKARACAK
Olayın kesin nedeninin gemideki kara kutunun incelenmesiyle ortaya çıkacağını kaydeden Dobrucalı, mürettebatın kendi arasındaki görüşmeler, telsiz kayıtları, yolcuların nasıl yönlendirildiği ve gemide patlama olup olmadığı gibi başlıkların soruşturmayla netlik kazanacağını hatırlatan Prof. Dr. Dobrucalı, "Dolayısıyla aslında denize elverişli olarak seyir yapmaya başladığını ama seyir halindeyken kötü hava şartlarından dolayı battığını gözlemliyoruz. Ama tabii ki bu geminin içindeki kara kutunun detaylı olarak açılması, sonrasında da tüm şeylerin ortaya çıkmasıyla birlikte olayın gerçek nedeni belli olacaktır. Bu riskin ne zaman ortaya çıktığı, gemi mürettebatı arasındaki görüşmeler, telsiz görüşmeleri ve bunlara istinaden neler yapıldığı, kara kutunun açılmasından sonra netlik kazanacaktır. Telsiz görüşmeleri, personelin yolcuları ne şekilde yönlendirdiği, gemiyi terk etmek için neler yapılması gerektiğinin nasıl aktarıldığı gibi detayların tamamı incelenecek. Ayrıca geminin asıl batma sebebi, yani bahsedildiği gibi bir patlama olup olmadığı, camların nasıl patladığı ve bunların tam olarak nasıl gerçekleştiği de ortaya çıktığında, geminin neden ve ne şekilde battığı daha net anlaşılacaktır diye düşünüyorum" diye konuştu.
TÜM MÜRETTEBATIN EHLİYETİ VAR
Gemilerde görev yapan kaptan ve mürettebatın gerekli gemi adamı ehliyetlerine sahip olması gerektiğini belirten Prof. Dr. Dobrucalı, şöyle konuştu:
"Bu tip gemilerde çalışan kaptanlar dahil, makineciler de dahil, gemi adamı ehliyeti alınıyor ve bu ehliyetler belli süreler içerisinde yenileniyor. Sağlık raporları ve girilen sınavlarla yenileniyor. Dolayısıyla gemide çalışan mürettebat, yolcu gemisi olsun, ticari gemi olsun fark etmez, bunların hepsinin ehliyetleri var. Bu durum sadece şimdi gemi battı, böyle bir kaza yaşandı diye değil. Yangın gibi bir durumda da neler yapılacağı çok net belli. Dolayısıyla gemi mürettebatı ve kaptan, bu tip olaylara her zaman hazır olmalı. Bir makine stop etti, gemi denizin ortasında kaldı; neler yapmamız lazım? Yolcuları nasıl yönlendirmemiz lazım? Bunlarla ilgili gemilerde roleler oluyor. Gemiyi terk rolesi, yangın rolesi, çatışma anında ya da makine arızası olduğunda, gemi denizin ortasında kaldığında mürettebatın neler yapması ve yolcuları nasıl yönlendirmesi gerektiğiyle ilgili denizcilik eğitimlerinin hepsini alarak, gemide ehliyetli bir şekilde çalışıyorlar. Ehliyeti olmasalar, Liman Başkanlığı'ndan bu gemi Girne'den çıkamaz. Dolayısıyla hepsinin olduğunu düşünüyorum ama tabii incelenmesi gerekir diye düşünüyorum açıkçası."
AÇILMAYAN CAN SALI DİKKAT ÇEKTİ
Kazaya ilişkin görüntülerde çok sayıda yolcunun can yeleği giydiğinin görüldüğünü belirten Dobrucalı, can yeleğinin tek başına yeterli olmadığını söyledi.

Yolcuların tahliyesi sırasında can sallarının kaptan ve mürettebat tarafından devreye sokulması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Dobrucalı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yaşananlara ilişkin bazı görüntülerde yolcularının çoğunda can yeleği olduğu görülüyor. Görüntülerde çoğu kişinin can yeleği giydiği anlaşılıyor ancak bir görüntüde can salının açılmamış olması dikkat çekici. Can yeleği giymek yeterli değil, can sallarının patlatılıp yolcuların yönlendirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla o can sallarının geminin üzerinde olması da dikkat çekici bir husus olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Her yolcunun sığabileceği ebatta can salı vardır. Zaten olmasa gemi seyre çıkamıyor. Dolayısıyla kaç tane olduğunu bilmiyorum açıkçası ama yeterli sayıda olduğundan eminim. Ama bunların, dediğim gibi, gemi batmadan önce, batma riski tespit edilip karar verildikten sonra kaptan ve mürettebat tarafından patlatılarak bütün personelin o can sallarına yönlendirilmesi gerekiyor genelde. Standart prosedürdür."
Hüseyin Yayman'dan Girne faciası açıklaması
Eski ve "Yeni" CHP'nin helal para kavgası