Sosyal medya devlerine çifte standart tepkisi
Çocukların sosyal medya kullanımına yönelik küresel kısıtlamalar artarken, Türkiye’deki denetim eksikliği ve dijital platformların çifte standardı masaya yatırıldı. A Haber’de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Ali Murat Kırık, 15 yaş altı kısıtlamasında sosyal medya devlerine düşen sorumlulukları hatırlatarak; algoritma tuzakları, müstehcenlik ve denetimsizliğe karşı RTÜK ile BTK mevzuatlarının acilen güncellenmesi gerektiğini vurguladı.
Çocukların sosyal medya kullanımına yönelik dünyada art arda yeni düzenlemeler gündeme gelirken, dijital platformların Türkiye'deki denetimi de tartışma konusu oldu.
Akademisyen ve adli bilişim uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, çocukların sosyal medyada zararlı içeriklerden korunması gerektiğini belirterek, platformlara yönelik yaş doğrulama, ebeveyn kontrolü ve içerik denetimi mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Dijital İletişim Araştırmacısı Ali Murat Kırık A Haber'e açıklamalarda bulundu. (Fotoğraflar: Takvim)
A Haber'de konuşan Kırık, Türkiye'de çocukların sosyal medya kullanımına yönelik yeni düzenlemeleri, ABD, Avustralya, Fransa ve İngiltere'de atılan adımları, sosyal medyadaki müstehcen içerikleri ve dijital platformların denetimini değerlendirdi.

15 YAŞ ALTI İÇİN SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ
Türkiye'de 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulmamasına yönelik düzenlemeye dikkati çeken Kırık, sosyal medya şirketlerinin çocukların yaşını tespit etmeye yönelik sistemler geliştirmesi ve ebeveyn kontrol araçlarını devreye alması gerektiğini söyledi.
Kırık, düzenlemeyle birlikte özellikle çocukların platformlara kontrolsüz biçimde erişmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığını belirterek, sosyal medya şirketlerinin gerekli teknik altyapıyı oluşturmasının önem taşıdığını ifade etti.
Sosyal medya şirketlerinin Türkiye'deki temsilcilik ve bilgi paylaşımı yükümlülüklerini de gündeme getiren Kırık, suç ve dolandırıcılık vakalarında muhatap bulunması ve gerektiğinde gerekli teknik bilgilerin yetkili makamlarla paylaşılması konusunda sorunlar yaşandığını savundu.

"AMERİKA'NIN ÇOCUKLARI ÇOCUK DA DİĞERLERİ DEĞİL Mİ?"
ABD'de sosyal medya şirketlerine karşı çocukların platformlardaki güvenliği ve bağımlılık iddiaları nedeniyle yürütülen hukuki süreçleri değerlendiren Kırık, farklı ülkelerdeki çocuklara yönelik uygulamalar arasında çifte standart bulunduğunu ileri sürdü.
Kırık, "Amerika'nın çocukları çocuk da Türkiye'nin, Avustralya'nın, Yeni Zelanda'nın, Fransa'nın ve İspanya'nın çocukları çocuk değil mi?" sözleriyle sosyal medya şirketlerinin farklı ülkelerde benzer koruma tedbirlerini uygulaması gerektiğini savundu.

ABD'de çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin bazı sınırlamaların ve koruyucu tedbirlerin gündeme geldiğini belirten Kırık, gece saatlerindeki bildirimlerin azaltılması, okul saatlerinde çocuklara yönelik bildirimlerin sınırlandırılması ve ebeveyn kontrol mekanizmalarının artırılması gibi uygulamaları örnek gösterdi.
AVUSTRALYA VE FRANSA ÖRNEĞİ
Avustralya'nın çocukların sosyal medya kullanımına yönelik en sıkı adımları atan ülkelerden biri olduğunu söyleyen Kırık, 16 yaşın altındaki çocukların sosyal medya kullanımına getirilen sınırlamaları hatırlattı.
Programda Fransa'nın da çocuk ve gençlerin sosyal medya kullanımına yönelik daha sıkı tedbirleri gündeme aldığı belirtilirken, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un bu konudaki açıklamalarına dikkat çekildi.
Merve Tepe, özellikle TikTok ve Instagram gibi platformlarda kullanılan dijital ödül ve "jeton" sistemlerinin çocuklar arasında rekabete dönüşebildiğini söyledi. Tepe, ailelerin maddi imkânları yeterli olsa bile çocukların arkadaşları arasındaki dijital rekabet nedeniyle daha fazla jeton, puan veya ödül elde etmek için riskli davranışlara yönelebildiğine ilişkin örnekleri aktardı.
"ÇOCUKLAR BİRBİRİNDEN ETKİLENİYOR"
Kırık, sosyal medyadaki beğeni, takipçi ve ödül sistemlerinin çocuklarda davranış ve beden algısını etkileyebildiğini belirtti.
Çocukların kendilerini sosyal medyada gördükleri kişilerle karşılaştırabildiğini söyleyen Kırık, bu durumun bazı gençleri olduklarından farklı görünmeye veya estetik müdahalelere yönelmeye teşvik edebildiğini savundu.
İnternette denetimsiz biçimde sunulan bazı estetik ve cerrahi işlemlerin de sağlık riski oluşturabileceğini belirten Kırık, merdiven altı uygulamalar nedeniyle çeşitli mağduriyetlerin yaşanabildiğini söyledi.
Kırık, "Bunun bu kadar beğenisi var, benim niye yok, ben de onun gibi yapayım diye düşünüyorlar. O yaş grubu birbirinden çok kolay etkileniyor" ifadelerini kullandı.
Kontrolsüz sosyal medya kullanımının siber zorbalık, suça sürüklenme, psikolojik sorunlar, sosyal izolasyon ve eğitimden uzaklaşma gibi sonuçlara yol açabileceğini dile getiren Kırık, gerekli tedbirlerin alınmaması hâlinde genç nesiller açısından ciddi riskler oluşabileceğini savundu.
"MÜSTEHCEN İÇERİK ETKİLEŞİM GETİRİYOR"
Sosyal medya algoritmalarının daha fazla etkileşim sağlayan içerikleri öne çıkardığını belirten Kırık, müstehcen içeriklerin de bu sistem içinde daha fazla görünürlük kazanabildiğini söyledi.
Kırık, sosyal medya platformlarının reklam, canlı yayın, abonelik ve bağış gibi gelir modellerinin içerik üreticilerini daha fazla etkileşim sağlayacak paylaşımlara yöneltebildiğini öne sürdü.
Bu kapsamda kamuoyunda "Fidan Hoca" olarak bilinen sosyal medya kullanıcısını örnek veren Kırık, söz konusu kişinin başlangıçta KPSS, DGS ve YKS gibi sınavlara yönelik eğitim içerikleriyle tanındığını, daha sonra ise içeriklerinin yönünün değiştiğini ileri sürdü.
Kırık, "Zaman içerisinde baktı ki buradan etkileşim geliyor, dikkat çekiyor, takipçi kazanıyor ve gelir elde ediyor. O döngü çalışmaya başladı. Dolayısıyla video ve içeriklerini müstehcenlik üzerine yöneltmeye başladı" dedi.
Program sunucusu Merve Tepe de söz konusu sosyal medya hesabının müstehcen içeriklerden aylık yaklaşık 1 milyon lira gelir elde ettiğine ilişkin iddiaların basına yansıdığını aktardı.
FATMA SOYDAŞ ÖRNEĞİNİ VERDİ
Kırık, sosyal medyadaki tartışmalı içeriklere ilişkin Fatma Soydaş ismini de gündeme getirdi.
Soydaş hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama" suçlaması kapsamında soruşturma yürütüldüğünü söyleyen Kırık, sosyal medyada uç ve tartışmalı içeriklerin daha fazla etkileşim almak amacıyla kullanılabildiğini savundu.
Kırık, bu durumun yalnızca birkaç isimle sınırlı olmadığını ve dijital ortamda takipçi ile gelir elde etme isteğinin bazı kullanıcıları giderek daha dikkat çekici içerikler üretmeye yöneltebildiğini ileri sürdü.
"TELEVİZYONDA YAYINLASANIZ RTÜK CEZA KESER"
Geleneksel televizyon yayınları ile sosyal medya arasındaki denetim farkına dikkati çeken Kırık, dijital platformlarda yayımlanan bazı içeriklerin televizyon ekranlarında gösterilmesi hâlinde RTÜK yaptırımıyla karşılaşılabileceğini söyledi.
"Bu videoların bir ya da birkaç tanesini televizyonda oynatsanız inanılmaz ceza keser RTÜK" diyen Kırık, televizyon kanallarının yayın, reklam ve mali yükümlülükler bakımından sıkı biçimde denetlendiğini, dijital platformlarda ise aynı etkinlikte bir denetim bulunmadığını savundu.
Kırık, dijital platformların Türkiye'deki gelir ve abonelik bilgilerinin denetim açısından önem taşıdığını belirterek, geleneksel medya kuruluşlarının vergi, istihdam ve yayın denetimi yükümlülüklerine tabi olduğunu hatırlattı.
İNGİLTERE'DE OFCOM ÖRNEĞİ
İngiltere'deki Ofcom modeline dikkati çeken Kırık, kurumun geleneksel medya yanında dijital platformlara yönelik de yetkilere sahip olduğunu belirtti.
İngiltere'deki Çevrim İçi Güvenlik Yasası kapsamında platformlara çocukları zararlı içeriklerden koruma, yaş doğrulama ve yaş güvencesi tedbirleri alma, yasa dışı içeriklerle mücadele etme ve risk değerlendirmesi yapma yükümlülükleri getirildiğini söyleyen Kırık, Türkiye'de de benzer şekilde dijital mecralara yönelik denetim kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
"RTÜK KANUNU DİJİTAL ÇAĞA GÖRE GÜNCELLENMELİ"
Türkiye'de 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un 2011 yılında yürürlüğe girdiğini, daha sonra internet üzerinden yayın yapan platformların da düzenleme kapsamına alındığını hatırlatan Kırık, dijital dünyanın geldiği nokta nedeniyle mevzuatın yeniden ele alınması gerektiğini savundu.
Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla yasa dışı ve zararlı içeriklerin dijital mecralara taşındığını belirten Kırık, RTÜK'ün yanı sıra Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ile Erişim Sağlayıcıları Birliği'nin de daha etkin biçimde sürece katılması gerektiğini söyledi.
"Bizim derdimiz yasaklamak değil" diyen Kırık, dijital platformların kurallara uygun şekilde denetlenmesini istediklerini ifade etti.
"SOSYAL MEDYA VE YAPAY ZEKÂ KONTROLSÜZ KULLANILDIĞINDA DİJİTAL AFYONA DÖNÜŞÜYOR"
Kırık, sosyal medya ve yapay zekânın kontrolsüz kullanımının bağımlılık riski taşıdığını belirterek, çocukların erken yaşlarda bu sistemlere kontrolsüz biçimde dâhil edilmesinin doğru olmadığını söyledi.
Siber zorbalık, suça sürüklenme, toplumdan ve eğitimden uzaklaşma gibi risklere işaret eden Kırık, sosyal medya kullanımında yaşa bağlı sınırlamalar ve ebeveyn kontrolünün gerekli olduğunu savundu.
Kırık, özellikle çocukların korunmasının bütün dünyada ortak bir mesele olarak ele alınması gerektiğini belirtti.
DİJİTAL PLATFORMLAR İÇİN RAPOR HAZIRLIYOR
Adli bilişim alanında da çalıştığını belirten Kırık, dijital platformlarda yaşanan sorunlar ve dava süreçlerine ilişkin bir rapor hazırladığını açıkladı.
Kırık, "Bunu raporlayıp devletimizin yetkili kurum ve kuruluşlarına sunarak hem vatandaşlık görevimi hem de bir Türkiye Cumhuriyeti akademisyeni olarak üzerime düşeni yapmak için çalışıyorum" dedi.
