İstanbul'da neden peş peşe deprem oluyor? Uzmanı açıkladı: "Adalar Fayı masum değil"
Marmara Denizi’nde Adalar açıklarında art arda meydana gelen küçük ölçekli depremler yeniden İstanbul’un deprem riskini gündeme taşıdı. Deprem uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, A Haber canlı yayınında yaptığı değerlendirmede Adalar Fayı’nın diri ve deprem üreten bir fay olduğunu belirterek, mikro depremlerin faydaki hareketliliğe işaret ettiğini söyledi.
İstanbul ve Marmara Denizi çevresinde yaşanan küçük ölçekli depremler, bölgedeki sismik hareketliliği yeniden gündeme getirdi. Adalar açıklarında kısa zaman aralıklarıyla meydana gelen depremler arasında en dikkat çekeni 3,2 büyüklüğündeki sarsıntı oldu. Sarsıntının Anadolu Yakası'ndaki bazı ilçelerde hafif şekilde hissedildiği belirtildi.
Marmara Denizi’nde Adalar açıklarında art arda küçük depremler meydana geldi. (Haberin fotoğrafları AA'dan ve A Haber canlı yayınından alınmıştır.)
SARSINTILAR SÜRECEK Mİ?
Peş peşe yaşanan depremlerin ardından gözler, Marmara'da uzun süredir tartışılan Adalar Fayı ve olası büyük İstanbul depremi konusuna çevrildi. A Haber canlı yayınında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Deprem uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, mikro depremlerin tek başına büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağını, ancak Adalar Fayı'nın aktif olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Depremler arasında en büyüğü 3,2 olarak kaydedildi.
ADALAR AÇIKLARINDA PEŞ PEŞE DEPREMLER YAŞANDI
Ekrana yansıyan deprem verilerine göre dün adalar açıklarında saatler içinde art arda sarsıntılar kaydedildi.
3,2 büyüklüğündeki sarsıntı Anadolu Yakası’ndaki bazı ilçelerde hissedildi.
"ADALAR FAYI ÖLÜ BİR FAY DEĞİLDİR"
A Haber canlı yayınında depremlerin ardından oluşan hareketliliği değerlendiren Prof. Dr. Osman Bektaş, Adalar Fayı'nın aktif olduğuna dikkat çekti. Bektaş, mikro depremlerin ne anlama geldiğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
"Önce mikro deprem deyince mesela 2 büyüklüğündeki bir deprem deyince ne anlıyorsunuz derseniz; 2 büyüklüğündeki bir deprem bugün bir futbol sahası kadar alanın kırılmış olduğunu gösteriyor ve enerjisini boşaltmış olduğunu gösteriyor."
Adalar Fayı'nda hareketliliğin sürdüğünü belirten Bektaş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Dünden bugüne, şu anda dahi mikro depremler Adalar fayı üzerinde devam ediyor. Şu anda da devam ediyor. Adalar fayı ölü bir fay değildir. Adalar fayı bugün yapılan çalışmalar, Kandilli'nin ve AFAD'ın yaşadığı deprem kayıtlarına göre diri, deprem üreten bir faydı."
1963 DEPREMİNE DİKKAT ÇEKTİ
Prof. Dr. Bektaş, Adalar Fayı'nın geçmişte de önemli depremler ürettiğini belirterek 1963 yılında meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki depremi hatırlattı. Bektaş, uluslararası çalışmalara da atıfta bulunarak Adalar Fayı'nın geçmişteki hareketlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Yine uluslararası uygulamalara göre 1963 depremi Adalar fayı üzerinde gelişmiştir; 6,3 büyüklüğünde deprem."
Bektaş ayrıca 2005 yılında yapılan bir uluslararası çalışmada Adalar Fayı'nın deniz altında incelendiğini belirterek, bu çalışmanın genç bir kırılmaya işaret ettiğini söyledi.
Prof. Dr. Osman Bektaş, A Haber canlı yayınında depremleri değerlendirdi.
MİKRO DEPREMLER FAYDAKİ SÜRÜKLENMEYLE İLİŞKİLİ
Mikro depremlerin oluşum mekanizmasına ilişkin de bilgi veren Bektaş, fayların yalnızca büyük kırılmalarla hareket etmediğini belirtti. Uzman isim, mikro depremleri şöyle açıkladı:
"Şimdi mikro depremi dediğimiz; fayın alttaki sıcak akışkanlarla, yani sıcak sularla veya buharlarla veya gazlarla gevşeyerek milimetre cinsinden hareket etmesidir. Yani milimetre cinsinden fay sürüklendiği andan itibaren bir deprem meydana gelir, mikro deprem oluşur."
Bektaş'a göre Marmara'daki fay sistemi bütünüyle kilitlenmiş durumda değil. Fayın bazı bölümlerinde sürünme meydana gelirken bazı bölümlerde ise gerilme birikimi söz konusu olabiliyor.
Bektaş, Adalar Fayı’nın diri ve deprem üreten bir fay olduğunu söyledi.
"ASIL KORKTUĞUMUZ YER FAYIN KİLİTLİ OLDUĞU YER"
Marmara Fayı'nın tamamının aynı şekilde davranmadığını vurgulayan Bektaş, bazı bölümlerdeki hareketliliğin gerilmenin boşalmasına katkı sağlayabileceğini ancak kilitli kesimlerin önemini koruduğunu söyledi. Bektaş, bu noktadaki riski şu sözlerle anlattı:
"Şu anda Adalar'da olan, dünden en az dünden bugüne kadar, şu ana kadar olan mikro depremler fayın milimetre mertebesinde yaşadıklarının sürüklendiğini gösteriyor. Ancak bu sürüklenme nereye kadar gider? Fayın sürüklenmediği yerde bu gerilmeler artar. İşte esas bizim korktuğumuz yer bu; yani fayın kilitli olduğu yer."
Adalar Fayı'nın ne kadarının kilitli, ne kadarının sürüklendiği konusunda kesin bir yanıt bulunmadığını belirten Bektaş, bu nedenle İstanbul açısından deprem tehlikesinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Mikro depremlerin faydaki milimetrelik hareketlerle bağlantılı olabileceğini belirtti.
2025 SİLİVRİ DEPREMİ SONRASI ÇINARCIK ÇUKURLUĞUNA DİKKAT
Bektaş, değerlendirmesinde 2025 yılında Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki depremi de gündeme getirdi. Bu depremin ardından artçıların doğuya, İstanbul yönüne doğru devam ettiğini belirten uzman, Çınarcık Çukurluğu'ndaki gerilme durumuna dikkat çekti. Bektaş şu ifadeleri kullandı:
"Özellikle 2025 Silivri, yani batıda Silivri'de 6.2'lik bir deprem gördükten sonra bunun artçıları doğuya doğru, yani İstanbul'a doğru devam etti. Başka bir deyişle Çınarcık çukurluğu bu gerilmelerle yüklendi ve şu anda mikrodepremlerin belki de nedeni bu gerilme gerilmeleri olabilir."
Bu değerlendirmeye göre Adalar çevresindeki mikro depremlerin nedenleri arasında bölgedeki gerilme değişimleri de bulunabilir. Ancak tek başına bu sarsıntılardan hareketle büyük bir depremin ne zaman meydana geleceği konusunda kesin bir öngörüde bulunmak mümkün değil.
Fayın bazı kesimlerinde gerilimin boşalırken bazı bölümlerde birikebileceğini ifade etti.
"ADALAR FAYI MASUM DEĞİL, İSTANBUL İÇİN TEHDİT"
Prof. Dr. Osman Bektaş, Adalar Fayı'nın İstanbul açısından dikkate alınması gereken bir deprem kaynağı olduğunu vurguladı. Bektaş, fayın oluşturabileceği deprem büyüklüğüne ilişkin değerlendirmesinde ise şu ifadeleri kullandı:
"Yani Adalar fayı masum değil, ölü değil, İstanbul'u tehdit edebilir. Ama bu tehdidin büyüklüğü nedir derseniz; bu tür sürüklenen fayların dünya performansında sürdürülmesine göre 7'den küçük deprem üretme olasılığı var."
Bektaş, geçmişte Marmara'da meydana gelen depremlere bakıldığında da 7'nin altında büyüklüklerin dikkat çektiğini belirtti.
Bektaş, 2025’teki 6,2 büyüklüğündeki Silivri depreminin ardından Çınarcık Çukurluğu’na dikkat çekti.
"ŞU ANDA İSTANBUL'DA TEDİRGİN OLACAK BİR DURUM GÖRMÜYORUM"
Deprem uzmanı, yaşanan mikro depremlerin İstanbul'da paniğe yol açacak şekilde yorumlanmaması gerektiğini de söyledi. Bektaş, değerlendirmesinin sonunda şu mesajı verdi:
"Dolayısıyla ben şu anda İstanbul'da tedirgin olacak bir durum görmüyorum. Ama mutlaka mutlaka önlem almamız gerekiyor. İstanbul'un bir deprem tehlikesi vardır. İstanbul 7'nin üzerinde depreme karşı hazırlıklı olunmalıdır."
Bektaş, bir yandan Adalar Fayı'nın diri ve deprem üreten bir fay olduğunu vurgularken, diğer yandan mevcut mikro depremler üzerinden "büyük deprem geliyor" şeklinde kesin bir sonuca ulaşmanın doğru olmadığını belirtti.
Uzman ismin açıklamalarındaki temel vurgu, Marmara'daki küçük depremlerin yakından izlenmesi gerektiği ancak deprem zamanlamasının bu tür sarsıntılardan kesin biçimde çıkarılamayacağı yönünde oldu.
Uzman, mevcut mikro depremlerin büyük bir depremin kesin habercisi olmadığını vurguladı.
MARMARA'DAKİ MİKRO DEPREMLER NE ANLAMA GELİYOR?
Mikro depremler, fay sistemlerindeki küçük ölçekli hareketlerin bir göstergesi olabilir. Ancak bu tür sarsıntıların görülmesi tek başına büyük bir depremin kesin habercisi anlamına gelmez.
Prof. Dr. Osman Bektaş'ın A Haber canlı yayınındaki değerlendirmesine göre Marmara'daki fay sistemi farklı davranış gösteren kesimlerden oluşuyor.
Bazı bölümlerde fay hareket ederek gerilimin bir kısmını boşaltabilirken, kilitli kesimlerde gerilme birikmeye devam edebilir. Bu nedenle uzman isim, özellikle İstanbul'un olası büyük depreme karşı hazırlıklı olması gerektiğinin altını çiziyor.
Bakan Gürlek: Devletin nefesi üzerlerinde
Dündar'ın bırakıp kaçtığı villasının son hali