Bakan Fidan’dan İsrail’e sert tepki: Netanyahu barış istemiyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da ağırladığı Suriyeli mevkidaşı Esad Hasan Şeybani ile ortak basın toplantısında İsrail’e sert tepki gösterdi. Suriye’ye yönelik saldırıları “en büyük tehditlerden biri” olarak niteleyen Fidan, Gazze’de saldırıların sürmesinin Netanyahu’nun barış istemediğini ortaya koyduğunu söyledi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile bir araya gelerek ortak basın toplantısı düzenledi.
Fidan, açıklamasında Türkiye-Suriye ilişkileri, Suriye'deki entegrasyon süreci, ekonomik iş birliği, bölgesel projeler, İran ile ABD arasındaki müzakere süreci, Gazze, Lübnan ve İsrail'in bölgedeki saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ANKARA-ŞAM HATTINDA YOĞUN TEMAS
Fidan, iki ülke arasındaki temasların ve ortak çalışma mekanizmalarının yoğun şekilde sürdüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Ziyaretler var ve aynı zamanda yapısal hale getirilmiş ortak çalışma gruplarımız ve mekanizmalarımız var. Çok sık bir araya gelerek, haberleşerek bu kurduğumuz mekanizmalarımızın çalışmasına yönelik bilgi alışverişinde ve koordinasyon faaliyetlerinde bulunuyoruz. Yaptığımız çalışmalarda görüyoruz ki Suriye'nin giderek daha istikrarlı bir hale geldiğini ve ülkelerimiz arasındaki iş birliğinin derinleştiğini anbean izlemekteyiz. Bu durum bölgemizin ve ülkelerimizin geleceği bakımından da bizlere çok şükür umut vermekte."
"ARAMIZDA ORTAK BİR GELECEK VAR"
Suriye'deki olumlu tablonun, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hayata geçirilen müşterek gayretlerin bir neticesi olduğunu belirten Fidan, Türkiye ile Suriye'nin refah ve istikrarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı.
Fidan, şöyle devam etti:
"Suriye'deki olumlu tablo, bölgesel sahiplenme anlayışıyla hep beraber hayata geçirdiğimiz müşterek gayretlerimizin bir neticesinde olmuştur. Daha önce de zaman zaman altını çizdiğimiz gibi, Türkiye ile Suriye'nin refah ve istikrarını birbirinden ayrı görmemiz mümkün değil. Aramızda sadece 900 küsur kilometrelik bir sınır değil; ortak bir tarih, ortak bir kültür ve ortak bir gelecek var."
Şam, Halep ve Hama'nın daha zengin ve daha güvenli hale gelmesinin Türkiye'de de doğrudan hissedildiğini belirten Fidan, Suriye'de yaşanabilecek istikrar bozucu gelişmelerin Türkiye açısından da tehdit oluşturduğuna dikkati çekti.
"Şam, Halep ve Hama daha zengin ve daha güvenli olduğunda bizler bunu Gaziantep'te, Mersin'de ve İstanbul'da hemen hissediyoruz. Aynı şekilde Suriye'nin herhangi bir köşesinde vuku bulan istikrarı bozucu faaliyetler, Türkiye için de bir tehdit teşkil etmekte. Bu anlayışla; terörle mücadele, savunma ve güvenlik alanlarında yürüttüğümüz iş birliğini ve eş güdümü daha da derinleştireceğiz. Suriye'de devam eden entegrasyon sürecinin kesintiye uğramadan nihayete erdirilmesi, ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Bütün silahlı unsurların ve sözde yapılanmaların merkezi ve meşru bir ulusal yapı altında bütünleşmesi, Suriye'nin birliği ve bölgemizin istikrarı bakımından zaruridir."
ENTEGRASYON SÜRECİNE NET VURGU
Fidan, Suriye'de devam eden entegrasyon sürecinin kesintiye uğramadan tamamlanmasının Türkiye açısından önceliğini koruduğunu ifade ederken, tüm silahlı unsurların merkezi ve meşru bir ulusal yapı altında bütünleşmesinin Suriye'nin birliği ve bölgenin istikrarı bakımından zorunlu olduğunu vurguladı.
"SURİYE İLE İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRMEKTEYİZ"
Türkiye ile Suriye arasındaki ekonomik ilişkilerin yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştirildiğini belirten Fidan, ticaret hacminin artırılmasına yönelik yürütülen çalışmaları anlattı.
"Suriye ile ekonomik ilişkilerimizi de yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun şekilde geliştirmekteyiz. İkili ticaret hacmimizi artırmak gayesiyle gümrük süreçlerinin kolaylaştırılması, sınır kapılarının kapasitesinin artırılması, bankacılık kanallarının işletilmeye başlanması ve ulaştırma altyapılarımızın birbiriyle uyumlu hale getirilmesi şu anda önceliklerimiz arasında; ekiplerimiz bunlarla ilgili çalışıyor.
Kamu kurumlarımız ve özel sektörümüz Suriye'nin yeniden imarına, enerji altyapısının geliştirilmesine ve ulaştırma sisteminin rehabilitasyonuna katkı sunmak için de çalışmaktalar. Bölgesel projelerin de bu hususta önemli rol oynayacağını değerlendiriyoruz.
Bu kapsamda somut bir örnek vermek gerekirse; Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında başlattığımız karayolu ve demiryolu bağlantısallık girişimi de bu açıdan fevkalade önemli. Bu stratejik girişimin en kısa zamanda hayata geçirilmesi için çalışmalara başladık ve liderlerimizin aldığı karar neticesinde de devam edeceğiz."
DÖRT ÜLKEYİ BULUŞTURACAK STRATEJİK HAT
Fidan, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan arasında başlatılan karayolu ve demiryolu bağlantısallık girişiminin stratejik önemde olduğunu belirterek, söz konusu girişimin en kısa zamanda hayata geçirilmesi amacıyla çalışmaların başladığını söyledi.
"YENİ PROJELERİ HAYATA GEÇİRECEĞİZ"
Türkiye ile Suriye arasındaki somut projelerin hızla ilerlediğini söyleyen Fidan, eğitim, sağlık ve finans alanlarındaki yeni adımları anlattı.
"İkili ilişkilerimizde çok sayıda somut proje hızla ilerlemekte. Şam'da Türk okulu açılmasına ilişkin izin süreçlerini tamamladılar; teşekkür ediyoruz burada kendilerine. Bu okulun yeni öğretim yılına yetişmesini hedefliyoruz. Türkiye-Suriye Ortak Üniversitesi'nin kurulması için de çalışmalar hızlandı.
Sağlık sektörü Suriye ile en yoğun çalışma yürüttüğümüz alanlardan biri. Çok sayıda hastane projesinin yanı sıra Suriye'nin sağlık altyapısını inşa etmek için çalışmaktayız. Bu alandaki mutabakat muhtırası, Sağlık Bakanımızın haziran ayındaki Suriye ziyareti esnasında bildiğiniz gibi imzalanmıştı."
ŞAM'DA TÜRK OKULU İÇİN İZİN SÜRECİ TAMAMLANDI
Fidan, Şam'da Türk okulu açılmasına ilişkin izin sürecinin tamamlandığını ve okulun yeni öğretim yılına yetiştirilmesinin hedeflendiğini belirtti.
Türkiye-Suriye Ortak Üniversitesi'nin kurulmasına yönelik çalışmaların da hızlandığını aktaran Fidan, sağlık sektörünün Suriye ile en yoğun çalışılan alanlardan biri olduğunu söyledi.
SURİYE MERKEZ BANKASI İÇİN TÜRK LİRASI HESABI
Fidan, Suriye'nin küresel finans sistemine entegrasyonuna yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirterek şöyle konuştu:
"Aynı zamanda Suriye'nin küresel finans sistemine entegrasyonuna da katkı sağlamaya çalışıyoruz. Suriye Merkez Bankası'nın Merkez Bankamız nezdinde Türk Lirası hesabı açmasına imkan tanınması bu bakımdan çok önemli bir adım teşkil etmiştir. Önümüzdeki dönemde de Türkiye-Suriye ilişkilerini daha ileri taşıma hedefi doğrultusunda yeni projeleri hayata geçireceğiz."
"SURİYE'NİN GÜVENLİĞİ BÖLGEMİZİN ORTAK SORUMLULUĞUDUR"
Fidan, toplantıda bölgesel konuların da ele alındığını belirterek, ABD ile İran arasında yeniden müzakerelere dönülebileceğine ilişkin açıklamalardan memnuniyet duyduklarını söyledi.
"Bugünkü toplantımızda ayrıca bölgesel konuları da tabii ki ele alma imkanımız oldu. Amerika ile İran arasında müzakerelere geri dönülebileceğine ilişkin açıklamalardan tabii ki memnuniyet duyuyoruz.
Bir an önce ateşkesin yeniden sağlanmasını ve Hürmüz Boğazı'nın açılmasını ümit ediyoruz; bu konudaki katkılarımızla da devam edeceğiz. Gelinen noktada görüşmeleri desteklemeyi sürdürüyoruz.
Bu vesileyle bir hususun altını çizmek isteriz: Suriye savaş boyunca bölgemizde istikrarın korunmasına katkı sunan bir ülke olarak ortaya çıkmıştır; özellikle bunu not etmek gerekiyor. Dolayısıyla Suriye'nin güvenliğinin ve huzurunun korunması, bölge ülkeleri olarak hepimizin ortak sorumluluğudur."
İSRAİL'İN SURİYE'YE SALDIRILARINA TEPKİ
İsrail'in Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırılarının ülkenin istikrarına yönelik en ciddi tehditlerden biri olduğunu vurgulayan Fidan, uluslararası topluma çağrıda bulundu.
"Diğer taraftan İsrail'in Suriye'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan saldırıları, ülkenin istikrarına yönelik en ciddi tehditlerden biridir. Uluslararası toplum, İsrail'in işgalci zihniyeti karşısında tepkisini daha güçlü şekilde ortaya koymalıdır. 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'na riayet edilmesi ve Suriye'nin egemenliğine saygı gösterilmesi için gerekli baskıyı uygulamalıdır."
"İSRAİL BARIŞ İSTEMEDİĞİNİ BİR KEZ DAHA ORTAYA KOYMUŞTUR"
Filistin ve Lübnan'daki gelişmelerin de kapsamlı şekilde ele alındığını belirten Fidan, Lübnan'da yaşanan her gelişmenin hem Suriye'yi hem de Türkiye'yi yakından ilgilendirdiğini söyledi.
"Filistin ve Lübnan'daki durumu da kapsamlı bir şekilde ele aldık. Biliyorsunuz Lübnan kendilerinin sınır komşusu; orada olan her şey kendilerini de yakından ilgilendirmekte, bizi de ilgilendirmekte. Barış planının ikinci aşamasının yol haritası üzerinde mutabık kalındığı Amerika Başkanı Sayın Trump tarafından duyurulmuştu.
İsrail'in buna rağmen saldırılarını sürdürmesi, Netanyahu'nun barış istemediğini bir kez daha ortaya koymuştur. İsrail hükümeti barış çabalarını sabote etmeyi ve Filistinlileri Gazze'den koparmayı hedeflemekte; bu hedefi de değişmedi. Mümkünse Gazze'yi Filistinsiz bir yer haline, onların yaşayamayacağı bir yer haline getirmeye çalışmakta. Ancak Netanyahu bu politikasında başarılı olamayacak; Gazzeliler Gazze'de yaşamaya, geleceklerini inşa etmeye devam edecekler."
GAZZE İÇİN KALICI ATEŞKES VE YENİDEN İMAR ÇAĞRISI
Fidan, işgalci İsrail'in karşısında topraklarına sahip çıkan Filistinlilerin ve gerçekleri giderek daha iyi anlayan uluslararası toplumun bulunduğunu vurguladı.
"Nitekim işgalci İsrail'in karşısında anayurtlarına sahip çıkan cesur Filistinliler ve gerçekleri giderek daha iyi anlayan uluslararası toplum bulunmakta. Gelinen noktada Gazze'de ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, barış planının ikinci aşamasına geçilmesi ve yeniden imar sürecinin başlatılması dışında bir seçenek yoktur. Öte yandan Netanyahu hükümetinin Batı Şeria ve Kudüs'te de terör eylemlerini yoğunlaştırdığını görmekteyiz."
"ÜRDÜN'E DESTEĞİMİZİ VURGULADIK"
Fidan, Amman'da İslam dünyasından yaklaşık 20 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda İsrail'in Mescid-i Aksa'yı hedef alan eylemlerine karşı atılabilecek ortak adımların ele alındığını söyledi.
"Dün Amman'da bildiğiniz gibi önemli bir toplantı gerçekleştirdik. Burada İslam dünyasından 20'ye yakın ülkenin katılımıyla İsrail'in Mescid-i Aksa'yı hedef alan mütecaviz eylemlerine karşı kolektif olarak alınabilecek tedbirleri görüştük. Aynı zamanda Kudüs'te Müslümanlara ait kutsal mekanların tarihi statükosunun ihlal edilmesine yönelik güçlü tepkimizi gösterdik ve bu mekanların yasal hamisi konumundaki Ürdün'e desteğimizi vurguladık."
LÜBNAN'DA GÜVENLİK VE İSTİKRAR VURGUSU
Fidan, bölgenin karşı karşıya bulunduğu sınamalardan birinin de Lübnan olduğunu belirterek, İsrail'in saldırılarının ülkede yol açtığı yıkıma dikkati çekti.
"Diğer taraftan bölgemizin içinde bulunduğu sınamalardan biri de Lübnan'dır. İsrail'in saldırgan ve yayılmacı emellerini tatbik ettiği Lübnan'da binlerce masum katledilmiş, bir milyonu aşkın sivil yerlerinden, evlerinden olmuştur. Bölgemizin huzuru için Lübnan'daki güvenlik ve istikrar ortamının tesisi kritik önem taşımaktadır. Bu kapsamda Lübnan ve Suriye ilişkilerinin normalleşmesi ve iş birliği alanlarının değerlendirilmesi adına atılan adımları da memnuniyetle karşılıyoruz; kardeşimle bu konuyu da detayıyla konuştuk."
SURİYE İÇİN YENİ DÖNEM MESAJI
Fidan, Suriye'nin yeni dönemde bölgesel sorunların değil, çözümlerin kaynağı olan bir ülkeye dönüşmeye başladığını belirterek, Türkiye'nin hem ikili ilişkileri hem de bölgesel barış ve güvenliği ileri taşımak amacıyla Suriye ile birlikte çalışmayı sürdüreceğini ifade etti.
"Yeni dönemde Suriye artık sorunların değil, çözümlerin kaynağı olan bir ülkeye dönüşmekte elhamdülillah. Bölgedeki kardeşlerimizle beraber tesis ettiğimiz iş birliği masalarında Suriye'nin de yer alması bizlere açıkçası gurur vermekte. Önümüzdeki dönemde de hem ikili ilişkilerimizi hem de bölgesel barış ve güvenliği daha ileri noktalara taşımak için birlikte çalışmaya kardeşimle beraber devam edeceğiz."