Ayasofya’nın açılışının 6. yıl dönümü: Tarihi "Fethin Mührü" eseri raflarda! Başkan Erdoğan'dan takdim yazısı
Başkan Erdoğan, Ayasofya’nın yeniden ibadete açılmasının 6’ncı yıl dönümüne özel hazırlanan eser için takdim yazısı kaleme aldı. Erdoğan, “Ayasofya-i Kebir Camii yalnızca bir ibadet mekânı değil; milletimizin tarih şuurunun, medeniyet iddiasının, inanç kudretinin ve fetih ruhunun abideleşmiş timsalidir” dedi
Bugün, Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi'nin yeniden ibadete açılmasının 6'ncı yılı. 1934 'te müze statüsüne alınarak ibadete kapatılan Ayasofya, 86 yıl aradan sonra 24 Temmuz 2020'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeniden ibadete açılmıştı.

Demirören Yayınları, Ayasofya'nın yeniden ibadete açılmasının 6'ncı yıl dönümüne özel bir eser hazırladı. Ayasofya'yı tüm yönleriyle ele alan ve koleksiyon niteliği taşıyan "Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi" isimli seçkin eser, bugün itibarıyla raflarda yerini alacak. Bilimsel kaynaklar ve zengin arşiv belgeleriyle Ayasofya'nın asırlara yayılan hikâyesini kapsamlı bir bakış açısıyla ele alan, gravür ve minyatürlerle zenginleştirilen eserde hiç yayınlanmayan fotoğraflara da yer verilecek.
Sabah'tan Muhammed Uzun'un haberine göre; Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi" adlı koleksiyon özel eserinin takdimini kaleme aldı. Erdoğan takdim yazısında şunları kaydetti:

YENİDEN HAYAT BULDU: İstanbul'un fethiyle birlikte Ayasofya-i Kebir Camii, insanlık tarihinin en büyük dönüm noktalarından birine şahitlik etmiş mübarek bir mâbed olarak yeni bir hüviyet kazanmıştır. 29 Mayıs 1453 tarihinde Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'a muzafferâne girişinin ardından harap ve bakımsız durumda bulunan bu eser, kısa zamanda ihya edilerek İslâm'ın mânevî sancağı altında yeniden hayat bulmuştur. Fetih ile birlikte camiye tahvil edilen Ayasofya, çağ açıp çağ kapatan büyük zaferin remzi, fethin mührü ve medeniyetimizin en ihtişamlı nişanelerinden biri hâline gelmiştir.
TARİHİ MESULİYET: Ayasofya-i Kebir Camii yalnızca bir ibadet mekânı değil; milletimizin tarih şuurunun, medeniyet iddiasının, inanç kudretinin ve fetih ruhunun abideleşmiş timsalidir. Osmanlı sultanlarının vakfiyelerinde yer alan muhafaza ve bakım hükümleri, bu mukaddes emanete gösterilen ihtimamın en kuvvetli delillerindendir. Bugün de ecdadımızdan tevarüs ettiğimiz bu aziz emaneti aynı şuur ve hassasiyetle korumayı, yaşatmayı ve gelecek nesillere en güzel şekilde aktarmayı tarihî bir mesuliyet olarak telakki ediyoruz.

GELECEK KUŞAKLARA AKTARACAK: Çağ açıp çağ kapatan kutlu fethin zafer nişânesi olan Ayasofya-i Kebir Camii, İstanbul'un siluetinde bütün ihtişamıyla yükselmeye ve dünya kültür mirası içerisindeki müstesna mevkiini muhafaza etmeye devam edecektir. Elinizdeki eser; Ayasofya'nın asırlara yayılan hikâyesini, mimarî zarafetini, mânevî derinliğini ve medeniyet mirasını gelecek kuşaklara aktarma gayesiyle hazırlanmıştır.

ASLİ HÜVİYETİNE KAVUŞTU: Asırlar boyunca semâyı ezan sesleriyle doldurarak gönüllerde ebedî bir sadâ bırakan Ayasofya-i Kebîr Câmii, fetih ruhuna uygun olarak 24 Temmuz 2020'de millet iradesiyle yeniden aslî hüviyetine kavuşmuş mukaddes bir mâbed olarak, yalnızca bir ibadet mekânı olmanın ötesinde insanlığın ortak vicdanına ve kültürel hafızasına ışık tutmaya devam edeceğine gönülden inanıyorum.
Eserde, Fatih Sultan Mehmed Han'ın İstanbul'un fethiyle Ayasofya'yı camiye dönüştürmesi yer alırken, 24 Temmuz 2020'de Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yeniden ibadete açılması, yakın tarihin en önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Muhalif kesimin iki balon kahramanı da patladı
Sen de bir annesin ne biliyorsan anlat