Ahbap göründüler ayrı düştüler! Oğuzhan Uğur kendi derdine düştü: Haluk Levent hakkında şüpheler vardı
Tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen Oğuzhan Uğur'un savcılık ifadesi ortaya çıktı. Uğur, Ahbap ve Haluk Levent'le ticari bağının olmadığını savunurken, deprem sonrası Levent hakkında çeşitli şüpheler duyduğunu, yaşadığı bazı olayların ardından iletişimini kestiğini söyledi. Bilirkişi raporundaki 45 milyon liralık gelir, 25 milyon liralık taşınmaz ödemesi ve 6,5 milyon liralık nakit para için de savunma yapan Uğur, şirketlerin annesi ve kardeşi üzerine kurulmasını "finansal konularda bilgili olmamasıyla" açıkladı.
Ahbaplar Suç Örgütü soruşturmasında tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen Oğuzhan Uğur'un savcılık ifadesi ortaya çıktı. Uğur, Haluk Levent'le deprem döneminde görüştüğünü ancak ticari ilişkisinin bulunmadığını savundu.
Bilirkişi raporuna yansıyan para hareketleri için ise 45 milyon liranın program gelirlerinden, 25 milyon liralık taşınmaz ödemesinin banka kredisi ve avanslardan, hesaba nakit yatırılan 6,5 milyon liranın da adını açıklamadığı bir aile dostundan geldiğini söyledi.
Şirketlerin annesi ve kardeşi adına kurulmasını "Finansal konularda bilgili olmamam" sözleriyle açıklayan Uğur, kardeşinin hesabından para gönderilen bazı kişileri ise tanımadığını söyledi.
Oğuzhan Uğur'un savcılık ifadesi ortaya çıktı. (Haberin fotoğrafları Takvim.com.tr Foto Arşivi'nden alınmıştır.)
45 MİLYONLUK GELİR, 25 MİLYONLUK TAŞINMAZ, 6,5 MİLYONLUK NAKİT
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Ahbaplar Suç Örgütü soruşturması kapsamında şüpheli sıfatıyla ifade veren ve tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevk edilen yayıncı Oğuzhan Uğur'un savcılık ifadesine ulaşıldı.
Uğur'a, Ahbap Derneği ve tutuklu Dernek Başkanı Haluk Levent'le ilişkilerinin yanı sıra şirket hesaplarına giren milyonlarca lira, taşınmaz alımı, nakit para yatırma işlemleri ve üçüncü kişiler üzerinden kurulduğu belirtilen bağlantılar soruldu.
Şüpheli Uğur, suçlamaları reddetti. Şirket hesaplarındaki yüksek tutarlı işlemlerin medya ve organizasyon faaliyetlerinden kaynaklandığını savunan Uğur, banka hesabına nakit yatırılan 6,5 milyon lirayı ise adını açıklamadığı bir aile dostundan aldığını söyledi.

"YALNIZCA HALUK LEVENT'İ TANIYORUM"
Uğur ifadesinde, "Ben Haluk Levent'i 2018 yılında yapmış olduğum 'PİNÇ' isimli program vasıtasıyla tanıdım. Kendisi o dönemde de oldukça ünlü ve etkili bir kişiydi. Sosyal medya da yüksek bir etkiye sahipti. Yine Ahbap Derneği ile ilgili faaliyetleriyle de ön plana çıkmaktaydı. Programdan sonra belirli bir süre kendisiyle görüşmedim. 2021 yılında sosyal medya yasasıyla ilgili olarak bir program düzenliyordum. Programa kendisini de davet ettim ve ikinci görüşmemiz bu şekilde gerçekleşti. Program, Haluk Levent'in de katılımıyla yayımlandı." dedi.
Uğur, Haluk Levent'le temasının 6 Şubat 2023 tarihli Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından arttığını söyledi. Depremin yaşandığı gece Levent'in kendisini aradığını belirten Uğur, Levent'in yardımların İstanbul'dan yürütülemeyeceğini söyleyerek kendilerini deprem bölgesine davet ettiğini anlattı.

LEVENT'İN SAĞLADIĞI UÇAKLA DEPREM BÖLGESİNE GİTTİM
Uğur, Haluk Levent'in sağladığı ambulans uçakla Adana'ya, oradan da Hatay'a gittiklerini söyledi. Hatay'da AFAD ve Ahbap gönüllüleriyle röportaj yaptıklarını belirten Uğur, internet bağlantısı bulunmadığı için görüntüleri yayımlayamadıklarını ve İstanbul'a döndüklerini anlattı.
Babala TV stüdyolarında deprem yayınlarına devam ettiklerini söyleyen Uğur, yayınların altında hem AFAD'ın hem de Ahbap Derneğinin banka hesaplarını paylaştıklarını savundu.
Uğur, "Bundan sonraki görüşmemiz, 2023 yılındaki 6 Şubat depreminden sonra gerçekleşti. İlk olarak 6 Şubat gecesi kendisiyle telefonda konuştuk. Kendisi, muhtemelen sosyal medya da aktif olduğumuzu gördü ve yardım faaliyetlerinin İstanbul'dan yürütülemeyeceğini, sıfır noktasına gidilerek durumun doğrudan Hatay'dan görülmesi gerektiğini bana söyledi.
Gitme imkânımızın olmadığını kendisine söyledim. Devamında kendisi beni aradı ve ambulans uçakla Adana'ya gitmemizi sağladı. Adana'ya gittikten sonra Hatay'a geçtik ve Haluk Levent ile görüştük. Hatay'da çeşitli yardım faaliyetleri yürütülüyordu. AFAD ve AHBAP gönüllüleriyle röportajlar yaptık ancak internet bağlantısı olmadığı için çekmiş olduğumuz görüntüleri servis edemedik.
Orada bir faydamız olmayacağını düşünerek İstanbul'a döndük. İstanbul'a döndüğümüzde, Babala TV stüdyolarında deprem yardımları ve benzeri konularda yayınlar yapmaya devam ettik. Paylaştığımız görüntülerin altına hem AHBAP'ın hem de AFAD'ın IBAN bilgilerini içeren hesap bilgilerini yayımladık. Yardım yapmak isteyen kişiler bizleri arayarak ilgili IBAN bilgilerini teyit ediyordu. Arayan kişilerden bazıları yalnızca AHBAP'a yardım yapmak istiyor ve bizden özellikle AHBAP'ın IBAN numaralarını talep ediyordu.
Yurt dışından arayan ve yardım yapmak isteyen kişileri ise özellikle AFAD'a yönlendiriyorduk. Zira gönderilecek paraların yasa dışı vb. olabileceği ihtimalini gözetiyorduk. Bu hususu dikkate alarak bu kişileri doğrudan AFAD'a yardım yapmaya teşvik ettik. O döneme ilişkin, yalnızca AHBAP'a yönelik yardım teşvikinde bulunduğumuz belirtilmekteyse de bu hususlar doğru değildir. Biz ilgili kurumların IBAN numaralarını paylaştık. Kendi şirketlerimiz veya şahsi hesaplarımız üzerinden herhangi bir bağış toplamadık. Bunun yasal olmadığını biliyorduk" dedi.
Uğur, kendi şirketleri veya şahsi hesapları üzerinden bağış toplamadığını belirterek, yurt dışından bağış yapmak isteyenleri "Paraların yasa dışı olabileceği ihtimaline karşı" özellikle AFAD'a yönlendirdiklerini ileri sürdü.

"HALUK LEVENT HAKKINDA ŞÜPHELER VARDI"
Uğur, depremden sonra gazeteci Cansu Şimşek'in kendisini arayarak Haluk Levent hakkında çeşitli şüpheleri bulunduğunu söylediğini anlattı. Şimşek'in konunun üzerine gitmek için belge aradığını belirten Uğur, o dönemde Haluk Levent'in kamuoyunda "yardımsever" ve "kahraman" olarak görüldüğünü söyledi.
Uğur, somut bir belge olmadan konunun üzerine gidilemeyeceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Beklemeye başladık."
Uğur, "Yine başka bir gazeteci arkadaşım, 27 Şubat 2023 tarihinde beni aradı. Kendisi, Haluk Levent ile ilgili çeşitli şüpheleri bulunduğunu, süreçten rahatsız olduğunu ve konunun üzerine gidebilmek için belge aradığını söyledi. O dönemde Haluk Levent, açıkçası yardımsever ve bir nevi 'kahraman' olarak görülen bir insandı. Herhangi bir belge olmaksızın konunun üzerine gitmek mümkün değildi. Bende kendisine bir süredir Haluk Levent ile görüşmediğimi söyledim ve açıkçası beklemeye başladık. Benim için esas kırılma noktası, gazeteci arkadaşımdan duyduğum hususlarla ilgiliydi. Haluk Levent hakkında çeşitli dedikodular duymaktaydım. Ancak benzer bir durumu bizzat kendim yaşayınca kendisiyle iletişimimi kestim. Bu, Haluk Levent ile aramızdaki kişisel bir konuydu. Bizzat Hatay'a gittiğimde AHBAP'ın sahada bulunduğunu ve çeşitli çalışmalar yaptığını gördüm. Bu nedenle kişi ile kurumu bir noktada birbirinden ayırdım. Bu konuyla ilgili durum bunlardan ibarettir" dedi.

"ARKAMDAN KÖTÜ KONUŞUYORMUŞSUN"
Uğur, gazeteci Taha Hüseyin Karagöz'ün de kendisini arayarak Haluk Levent'in kendisi hakkında konuştuğunu söylediğini ifade etti. Bunun üzerine Levent'e mesaj attığını belirten Uğur, Levent'in konuyu yüz yüze görüşmek istediğini söyledi.
Uğur, "Deprem sürecinden sonra daha önceden tanıdığım gazeteci arkadaşım beni aradı ve Haluk Levent'in benimle ilgili çeşitli konuşmalar yaptığını söyledi. Haluk Levent'in, benim kendisini muhalif gibi gösterdiğim yönünde bazı konuşmaları olmuş. Ancak aslında böyle bir durum olmadığını da beyan etmiş. Bende bunun üzerine Haluk Levent'e mesaj atarak böyle bir durumun bulunup bulunmadığını sordum. Kendisi, yüz yüze konuşmamız gerektiğini söyledi. Devamında kendisiyle iki kez daha telefonla görüştük. Görüşmelerden birinde bana, 'Arkamdan kötü konuşuyormuşsun' dedi. Ben konuşmayı kısa keserek kapattım. Diğer görüşmemizde ise bir şarkı çıkaracağını söyledi ve destek istedi. Bunun dışında kendisiyle herhangi bir görüşmemiz olmadı" dedi.
Uğur, daha sonraki telefon görüşmelerinden birinde Haluk Levent'in kendisine, "Arkamdan kötü konuşuyormuşsun" dediğini anlattı. Bir diğer görüşmede ise Haluk Levent'in çıkaracağı şarkı için destek istediğini söyledi.
Uğur, Levent hakkında duyduğu bazı iddiaların benzerini kişisel olarak yaşadığını savunarak, bu olayların ardından iletişimini kestiğini belirtti. Ancak Ahbap'ın deprem sahasında faaliyet gösterdiğini gördüğünü ifade eden Uğur, "Kişi ile kurumu birbirinden ayırdığını" ileri sürdü.

"AHBAP'TAN VE HALUK LEVENT'TEN PARA ALMADIM"
Oğuzhan Uğur, Haluk Levent veya Ahbap Derneğiyle herhangi bir ticari ilişki kurmadığını söyledi. Derneğin reklamı için kendisine teklif yapılmadığını belirten Uğur, şahsi veya şirket hesaplarına Ahbap'tan herhangi bir para girmediğini savundu.
Uğur, Haluk Levent'in mali işlemleri hakkında bilgisinin olmadığını ve bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığını görebilecek bir konumda bulunmadığını ifade etti.
Uğur, "Her ne kadar anlattığım üzere depremin yaşandığı günden hemen sonra Hatay'a gitmişsem de Haluk Levent ile yakın bir çalışma içerisinde bulunmadım. Kendisinin mali açıdan ne gibi tasarruflarda bulunduğunu bilmiyorum. Dolayısıyla derneğe yapılan bağışların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığına ilişkin herhangi bir şüphe duymadım. Esasen bunu görebilecek bir konumda da değildim. Yine Haluk Levent veya Ahbap Derneği tarafından derneğin reklamının yapılması ve benzeri konularda benimle herhangi bir görüşme gerçekleştirilmedi. Ne dernekle ne de Haluk Levent ile herhangi bir ticari faaliyette, iş birliği içerisinde bulundum. Şirket hesaplarıma veya şahsi hesaplarıma herhangi bir para girmedi. Dönemin hassasiyeti gereği, o dönemde böyle bir şey yapmak aklımızın ucundan dahi geçmemiştir" dedi.

BABALA TV ANNESİNİN ÜZERİNE KURULMUŞ
Savcılıkta, 18 Temmuz 2026 tarihli bilirkişi raporunda yer alan şirket ve banka hesapları da Uğur'a soruldu. Uğur, Babala TV Organizasyon Ticaret Limited Şirketinin yüzde 100 hissesinin annesi Pakize Uğur'a ait olduğunu söyledi.
Kendisinin şirkette maaşlı çalışan olduğunu belirten Uğur, yaptığı işler karşılığında prim aldığını ifade etti. Şirket hesaplarının annesi, kendisi ve kardeşi Tuğrul Uğur tarafından kullanıldığını anlattı.
Uğur, şirketin neden annesi adına kurulduğunu şu sözlerle açıkladı: "Finansal konularda çok bilgili değildim. Annem yönettiği takdirde şirket işlerinin daha derli toplu olacağını düşündüm."
DİĞER ŞİRKET DE KARDEŞİNİN ÜZERİNE
Uğur, 2024 yılında kurulan Babalayka Film Yapım Ticaret Limited Şirketinin ise tamamen kardeşi Tuğrul Uğur'a ait olduğunu belirtti. Şirketin kendi öncülüğünde kurulduğunu kabul eden Uğur, kardeşine güvendiği için şirketi onun adına kurduklarını söyledi.
Uğur, şirkete giren ve çıkan paralardan haberdar edildiğini, ancak resmî ortaklığının bulunmadığını savundu. Uğur'un yüzde 25 ortak olduğu Osis Organizasyon isimli şirketin kalan hisselerinin ise İlker Ayrık, Pervasız Yapım, Serhat Sarı ve Mustafa Serdar Fırat'a ait olduğu belirtildi.
Uğur, bu şirketin hesap yönetimiyle ilgisinin olmadığını ve yalnızca kâr payı aldığını söyledi.

45 MİLYON LİRAYA "PROGRAM GELİRİ" SAVUNMASI
Bilirkişi raporunda Babala TV'ye Gain Medya tarafından farklı tarihlerde yapılan toplam 45 milyon liralık ödeme de Uğur'a soruldu. Uğur, bu paranın "PİNÇ" ve "Mevzular Açık Mikrofon" programlarının hak edişlerinden kaynaklandığını savundu.
Gain Medya'yla yapılan sözleşme kapsamında program ürettiklerini belirten Uğur, şirketin daha sonra el değiştirdiğini ve yeni sahipleriyle yeni bir anlaşma yapmadıklarını söyledi.
Gain Medya'ya TMSF tarafından kayyım atanmasının şirketin el değiştirmesinden sonra gerçekleştiğini belirten Uğur, ticari ilişkilere ait fatura ve defter kayıtlarını savcılığa sunduğunu ifade etti.
25 MİLYON LİRALIK TAŞINMAZ ÖDEMESİ
Uğur'a, Emin Altuğ Özkan'a yapılan 25 milyon liralık ödeme de soruldu. Söz konusu paranın Çekmeköy Ömerli'deki bir taşınmazın satın alınmasına ilişkin olduğunu belirten Uğur, Gain Medya'dan yaklaşık 13 milyon lira avans aldıklarını, kalan tutar için ise banka kredisi kullandıklarını söyledi.
Taşınmazı şahısları adına alamadıkları için Babala TV şirketi adına aldıklarını anlatan Uğur, bilirkişi raporundaki "Yeterli hesap bakiyesi bulunmadığı" tespitine itiraz etti. Uğur, Türkiye İş Bankasından kredi kullandıklarını ve kredi belgelerini dosyaya sunduklarını belirtti.

6,5 MİLYON NAKİT PARAYI KİM VERDİ?
İfadenin en dikkat çeken bölümlerinden biri, 1 Kasım 2024 tarihinde şirket hesabına nakit olarak yatırılan 6,5 milyon liraya ilişkin oldu.
Uğur, bu parayı ev kredisi, ev tadilatı, çalışan maaşları ve vergi borçlarını ödemek amacıyla bir aile dostundan aldıklarını söyledi.
Ancak parayı veren kişinin adını açıklamadı. Uğur, "İsmini vermek istemediğim bir aile dostumuzdan aldık" diyerek paranın kaynağını bu şekilde izah etti. Paranın hangi ödemelerde kullanıldığının banka hareketleriyle ortaya konulacağını savundu.
PARA TRANSFERLERİNE "HAYATIN OLAĞAN AKIŞI" AÇIKLAMASI
Oğuzhan Uğur'a, hesaplarında para transferi görülen Serhat Aydın, Barış Zümrüt ve Ercüment Karataş isimli kişiler de soruldu. Serhat Aydın'ın kendisine tadilat ve benzeri işlerde yardımcı olduğunu söyleyen Uğur, aralarındaki para transferlerinin bu işlemlerden kaynaklandığını belirtti.
Barış Zümrüt'ün eski menajeri, Ercüment Karataş'ın ise menajerlik ve organizasyon işi yapan bir kişi olduğunu anlatan Uğur, bu isimlerle para transferlerinin "Hayatın olağan akışına uygun" olduğunu savundu.
FİNANSAL BAĞLANTI NOKTASINDAKİ İSMİ "NEZARETTE" TANIMIŞ
Bilirkişi raporunda, Yeliz Kaya'yla bağlantılı kişiler arasında gösterilen Mehmet Said Köse de Uğur'a soruldu. Uğur, Köse'yi daha önce tanımadığını ve kendisini ilk kez nezarethanede gördüğünü iddia etti.
Köse'nin menajer olduğunu da soruşturma sırasında öğrendiğini belirten Uğur, bilirkişi raporunda birinci bağlantı hattı olarak gösterilen para hareketlerinde olağan dışı bir durum bulunmadığını savundu.
Uğur'un avukatları ise Serhat Aydın'ın Mehmet Said Köse'ye bin lira, Barış Zümrüt'ün 10 bin lira ve Ercüment Karataş'ın 14 bin lira gönderdiğini belirterek, bu rakamlarla soruşturma konusu yüksek tutarlar arasında bağlantı kurulamayacağını ileri sürdü.
KARDEŞİNİN PARA GÖNDERDİĞİ KİŞİLERİ TANIMADIĞINI SÖYLEDİ
Bilirkişi raporunda ikinci bağlantı hattı olarak gösterilen Gaye Akıl ve Aytaç Köse isimli kişiler de Uğur'a soruldu. Uğur, bu iki kişiyi tanımadığını söyledi.
Kardeşi Tuğrul Uğur'un bu kişilere para gönderip göndermediğine ilişkin bilgi sahibi olmadığını belirten Uğur, araştırma yaparak dosyaya bilgi sunabileceğini ifade etti.
Uğur, kardeşinin şahsi banka hesaplarını kendisinin yönetmediğini ve bu hesaplardaki işlemlerden haberdar olmadığını savundu.
Oğuzhan Uğur'un avukatları, müvekkilleri hakkında somut bir delil bulunmadığını savundu. Ticari ilişkilerin tamamının muhasebeleştirildiğini ve faturaya bağlandığını belirten avukatlar, üçüncü kişilerin kendi aralarındaki ilişkilerinin Oğuzhan Uğur'a yüklenemeyeceğini ileri sürdü.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında banka hesapları, şirket kayıtları, ticari faturalar, üçüncü kişilerle yapılan para transferleri ve bilirkişi raporundaki tespitlerin incelenmesi sürüyor.
