Kurtulmuş’tan CHP krizi için İçtüzük mesajı: Kılıçdaroğlu'nun konuşmasına engel yok

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, CHP’de grup toplantısı üzerinden yaşanan tartışmalara ilişkin Meclis Başkanlığının taraf olmayacağını belirterek, sürecin Meclis İçtüzüğü ve partilerin grup iç yönetmelikleri çerçevesinde yürütüleceğini söyledi. CHP Genel Merkezi ve CHP Grup Başkanlığı tarafından gelen yazılar bulunduğunu ifade eden Kurtulmuş, herhangi bir partinin genel başkanının kendi partisinin grup toplantısında konuşmasını engelleyen bir madde olmadığını vurguladı. Kurtulmuş, CHP’deki meselenin çözüm yerinin Meclis Başkanlığı değil, partinin kurumsal kimliği olduğunu belirtti.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Kurtulmuş’tan CHP krizi için İçtüzük mesajı: Kılıçdaroğlu'nun konuşmasına engel yok
ai haber özet Hızlı Özet Göster
  • TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç'e yaptığı resmi ziyaret sonrası her iki ülkenin meclis başkanlarının 28-29 Haziran'da İstanbul'da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi'ne katılacağını açıkladı.
  • Kurtulmuş, İsveç Kralı Carl 16. Gustaf ile 40 dakika süren samimi bir görüşme gerçekleştirdiklerini ve ikili ilişkiler ile küresel konuları değerlendirdiklerini belirtti.
  • Kurtulmuş, Avrupa'nın genişleyerek kendini korumak mecburiyetinde olduğunu ve genişlemeyi düşündüklerinde ilk görecekleri yerin Türkiye olduğunu ifade etti.
  • Kurtulmuş, İsrail'in Gazze, Batı Şeria ve Lübnan'daki saldırılarının devam ettiğini ve Netanyahu hükümetinin arkasındaki destekçilerin bu destekten vazgeçmesi gerektiğini söyledi.
  • Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında konuşmasına ilişkin Meclis Başkanlığının yasal mevzuat çerçevesinde hareket edeceğini ve partinin iç işlerinde taraf olmadığını vurguladı.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç'e yönelik resmi ziyaretinin dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Finlandiya ve İsveç'in NATO süreçlerinde birtakım gerilimlerin bulunduğunu aktaran Kurtulmuş, NATO'ya girmesinden sonra her iki ülkenin Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını dile getirdi.

Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, her iki ülkenin meclis başkanının 28-29 Haziran'da İstanbul'da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi'ne katılacağını belirtti.

Bir gazetecinin "zirveye NATO ülkelerinin tamamının meclis başkanlarının gelip gelmeyeceğine" yönelik sorusu üzerine Kurtulmuş, 20'nin üzerinde meclis başkanının zirveye katılacağını bildirdiğini, daha zamanın olduğunu ve son ana doğru katılacak meclis başkanı sayısının artacağını söyledi.

İsveç Kralı Carl 16. Gustaf ile görüşmesinin sorulması üzerine Kurtulmuş, çok samimi bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, "Yaklaşık 40 dakika sürdü, bu da Türkiye'ye verdiği önemi gösteriyor. Hem ikili ilişkileri hem bölgesel konuları hem Avrupa'nın geleceğiyle ilgili konuları hem de dünyanın geleceğiyle ilgili konuları, özellikle Birleşmiş Milletlerin fonksiyonsuz hale gelmesi gibi başlıkları değerlendirdik. Büyük oranda müşterek fikirlere sahip olduğumuzu gördüm. İyi bir görüşme oldu." diye konuştu.

Bir gazetecinin, yaptığı ziyaretlerdeki muhataplarına yönelik "Türkiye'nin etrafında ve küresel ölçekte yaşanan krizleri onlar da derinden hissediyor mu?" sorusu üzerine Kurtulmuş, bu konunun İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsündeki yuvarlak masa toplantısının soru cevap kısmında gündeme geldiğini hatırlattı.

Türkiye'nin şu anda dünyayı yakından ilgilendiren hangi küresel sorun varsa hepsinin fiziki, fikri ve siyasi olarak tam ortasında yer aldığını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'nin, bu sorunların hiçbirine uzak duramayacağını, bigane kalamayacağını vurguladı. Kurtulmuş, bu nedenle ülkelerin, sorunların hepsiyle ilgili Türkiye'nin ne düşündüğünü öğrenmek istediğini söyledi.

Türkiye için dış politikanın sadece belli kurumlar aracılığıyla yapılacak bir iş olmadığını belirten Kurtulmuş, parlamenter diplomasinin öne çıktığını, parlamenter diplomasinin ağırlığını daha fazla artıracaklarını, bu çalışmaların Türkiye için milli bir vazife, zorunluluk olduğunu dile getirdi.

Kurtulmuş: CHP Genel Başkanı’nın konuşmasını önleyecek madde yok (Fotoğraflar Anadolu Ajansı'ndan alınmıştır)Kurtulmuş: CHP Genel Başkanı’nın konuşmasını önleyecek madde yok (Fotoğraflar Anadolu Ajansı'ndan alınmıştır)

"AVRUPA'NIN 'BİZ BİZE YETERİZ' DEME LÜKSÜ KALMAMIŞTIR"

Bir gazetecinin Kurtulmuş'un Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile görüşmesini ve Stubb'ın "AB, üye sayısını 40 ülkeye çıkarmak için çaba göstermeli ve İngiltere, Kanada, Türkiye, Norveç ve İzlanda'yı potansiyel üye adayları olarak göstermelidir." sözlerini sorması üzerine Kurtulmuş, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci dönemine başlamasıyla birlikte Avrupa ile Amerika arasında, Avrupa'nın güvenliği konusunda ciddi ihtilafların ortaya çıktığını dile getirdi.

AB'nin yeni perspektiflere ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Aynı tezleri tekrarlamanın bir anlamı yok. Bunları çok net şekilde, açıklıkla söylüyoruz. Burada Avrupa'nın 'Biz bize yeteriz.' deme lüksü kalmamıştır. Avrupa'nın içine kapanma lüksü de kalmamıştır. Avrupa içerisindeki bütün ırkçılık, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi Avrupa siyasetini rotasından çıkaran gelişmelere rağmen AB mutlaka genişleyerek kendisini korumak mecburiyetindedir.

Genişlemeyi düşündükleri zaman ilk görecekleri yer Türkiye'dir. Finlandiya'da Cumhurbaşkanı Sayın Stubb'ın bunu da açıklıkla kabul ettiğini ve etrafına anlatmaya başladığını da gördüm."

"Görüşmelerde, Ukrayna konusunda özellikle Trump'ın tavrı Avrupa'da güvensizlik yaratıyor duygusu oluştu mu?" sorusu üzerine Kurtulmuş, ABD-AB ilişkilerine dair görüşlerine hiç kimsenin "Hayır, öyle değil." demediğini, "Trump'ın özellikle ikinci döneminde Avrupa ile Amerika arasındaki görüş ayrılıkları NATO'yu da etkisizleştiriyor." cümlesini bilerek kullandığını söyledi.

Türkiye'yi bu ülkelerin ileride vazgeçilmez görme ihtimallerinin olup olmadığının sorulması üzerine Kurtulmuş, "Oraya doğru ilerliyor." ifadesini kullandı.

Artık ne iki kutuplu ne de tek kutuplu bir dünyanın var olduğunu dile getiren Kurtulmuş, hiçbir ülke, kıta ve bölgenin tek başına dünyayı yönetemeyeceğini, bunun açık bir gerçeklik olduğunu vurguladı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Bu kadar çatışmanın, kavganın ve gürültünün olmasının temel nedenlerinden birisi de bu. Ortaya çıkmaya başlayan 'çok kutupluluk' dediğimiz hatta ben bu durumu 'çok merkezlilik' kavramının daha doğru ifade ettiğini düşünüyorum, dolayısıyla çok merkezli bir dünyaya doğru gidiyoruz. Batılıların 'orta güç' olarak tanımladığı ülkelerin ortaya çıkmakta olduğunu görüyoruz.

Hiç şüphesiz Türkiye bunlardan birisi. Jeostratejik önemi, jeokültürel avantajları, tarihi birikimi ve potansiyeli itibarıyla Türkiye bu ülkelerden birisidir. Türkiye birçok ülke tarafından aranılan bir müttefik haline gelecektir."

Kurtulmuş’tan CHP krizi için İçtüzük mesajı: Kılıçdaroğlu'nun konuşmasına engel yok-3

"SORUNLARA ÇÖZÜM BULMAKTA AVRUPA KITASININ ÇARESİZ KALDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM"

Bir gazetecinin Avrupa'da lider sorununun bulunduğunu belirtmesi ve görüşmelerde Türkiye'nin Sudan'da, Somali'de, Libya'da yaptıklarının görülüp görülmediğine yönelik sorusu üzerine Kurtulmuş, Avrupa'da lider sorununun olduğunu, önemli liderlerin döneminin özellikle Angela Merkel'den sonra sona erdiğini söyledi.

Avrupa siyasetinin kayda değer lider çıkaramadığını dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Bu sonucun Avrupa siyasetinin doğasından kaynaklandığını düşünüyorum. Kendi içlerinde politik ihtilafları başarılı bir entegrasyon tecrübesi olan Avrupa Birliği ile belli bir aşamaya kadar getirdiler, siyasi entegrasyonu sağladılar. Avrupa Parlamentosuyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi birçok kurumla… Ekonomik açıdan para birliğini büyük oranda temin ettiler.

Ama ortak bir savunma gücüne bundan 20 sene evvel sahip olabilselerdi bugün çok köklü bir Avrupa kimliğinden bahsedecektik ve bu kimlik doğal olarak da Avrupa'nın tamamına liderlik yapabilecek siyasi figürleri çıkaracaktı. Bu kadar dağınık ortamda Avrupa'yı kapsayacak kuvvetli bir siyasi figüre de çok ihtiyaçları yok. Çünkü kendi aralarında fikirleri farklılaştı. Daha kötü gelişmeler de oldu.

20 sene evvel Avrupa için düşünülemeyecek birçok çıkış, örneğin aşırı sağın bu kadar yükselmesi, yabancı düşmanlığının ana akım siyasetleri bu kadar etkiler hale gelmesi, İslam düşmanlığının artması aslında Avrupa Birliği ülkelerinin 'ortak sözlü anayasası' diyebileceğimiz değerler sisteminde büyük tahribatlara neden oldu.

Dolayısıyla hem siyasi birliği gerektirecek siyasal birlik atmosferinde törpülenmeler oldu hem de toplumsal normlarda özellikle aşırı sağ akımlar Avrupa siyasetinin ana gövdesini büyük oranda tahrip etti. Rusya'nın Kırım'ı işgaliyle başlayan süreçte de bir tepki geliştiremedikleri için, sorunlara çözüm bulmakta Avrupa kıtasının çaresiz kaldığını düşünüyorum."

Avrupa'nın bu tablodan çıkıp çıkamayacağına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, "Söylediklerimi zaten kendi aralarında konuşuyorlar. Benim söylediğim kadar açık söylemiyorlar belki ama gidişatın farkındalar ve bu durumdan çıkmak için gayret gösteriyorlar." dedi.

Kurtulmuş’tan CHP krizi için İçtüzük mesajı: Kılıçdaroğlu'nun konuşmasına engel yok-4

"BATILI DOSTLARIMIZIN ARTIK BU MAZERETLERİ ESKİSİ GİBİ İFADE ETMEDİKLERİNİ GÖRÜYORUM"

Bir gazetecinin "İsrail'in Lübnan'a, İran'a bu şekilde saldırmasının, Gazze'de bunları yapmasının Avrupa'nın güvenliğini de tehdit edecek hale geldiğini düşünüyorlar mı?" sorusu üzerine Kurtulmuş, Avrupa'nın güvenliğini tehdit edecek bir algının oluştuğunu zannetmediğini ancak bundan 1-2 sene önce Gazze konusunda, Filistin konusunda, İsrail'in saldırganlığı konusunda konuştuklarında "Öyle diyorsunuz ama şunlar da var." diyerek mazeret üreten Batılı dostların artık bu mazeretleri eskisi gibi ifade etmediklerini söyledi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Ortada açık bir saldırganlık ve soykırım var. Gazze topraklarında başlayan çok sert bir 'apartheid' rejim uygulaması var. Lübnan'da fiili bir işgal var. Bunların hiçbirisinin Amerika ve İsrail'in İran'da başlattığı savaşla uzaktan yakından ilgisi yok. İsrail artık giderek savunulamaz bir ülke konumuna geliyor. Netanyahu ve çetesinin tamamen yalnızlaşacaklarını düşünüyorum."

Bir gazetecinin, Türkiye'nin savaş ortamında peş peşe barış zirveleri gerçekleştirdiğini, dünya ölçeğinde 5-6 organizasyona ev sahipliği yaptığını belirtmesi üzerine Kurtulmuş, "Ortalama bir Avrupa ülkesi bunlardan bir tanesini bir yılda ancak yapabilir. Bu da Türkiye'nin gücünü gösteriyor, algıyı çok olumlu hale getiriyor.

Dışarda yeni bir perspektif sunabilen, bu kadar türbülansın ortasında istikrarı koruyabilen bir ülke olarak Türkiye'nin hem Rusya-Ukrayna hem de Amerika-İran gibi konularda arabuluculuk yapabilen, en azından uzlaştırmacı, fikir üretebilen bir ülke görüntüsü var, bunlar çok kıymetli." değerlendirmesinde bulundu.

Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulunun İstanbul'da yapıldığının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, başarılı, herkesin memnun kaldığı bir organizasyonu tamamladıklarını vurguladı.

Kurtulmuş’tan CHP krizi için İçtüzük mesajı: Kılıçdaroğlu'nun konuşmasına engel yok-5

"ÇOK AÇIK ŞEKİLDE İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR İŞLENİYOR"

Bir gazetecinin "Türkiye bu tür zirveleri peş peşe gerçekleştirirken İsrail'in bölgedeki saldırganlığının önüne nasıl geçeceğiz? İsrail'in Lübnan'a saldırıları var. Bu sorun nasıl çözülecek?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bunun çözümünde en kestirme yol, Netanyahu hükümetinin arkasındaki destekçilerinin bu desteklerinden vazgeçmeleridir. Çok açık şekilde insanlığa karşı suçlar işleniyor. Yapılan o kadar uluslararası müzakereye ve anlaşmalara rağmen bırakın Gazze'de ateşkesin sağlanması ve insani yardımların yapılabilmesini, dediğiniz gibi yeni bir savaşı, işgali ısrarla sürdürüyorlar.

Gazze'nin işgaline ilave olarak Batı Şeria'da köy köy, kasaba kasaba, ev ev işgali devam ettiriyorlar. Beyrut'u bombalıyorlar. Daha dün Litani Nehri'nin kenarındaki tarihi kaleyi işgal eden İsrail, dur durak bilmiyor.

Başta ABD olmak üzere İsrail'in arkasında bu desteği veren ülkeler İsrail kadar sorumsuzluk içerisindeler. Burada özellikle İran'a yönelik savaşın başlatılması bir kere daha ortaya koydu ki bölgedeki savaşla ilgili Amerika ile İsrail arasında hedefleri bakımından çok ciddi farklılıklar var.

Netanyahu kendi kişisel siyaseti bakımından olumlu bir sonuç elde etmeye çalışıyor. Rakip ve düşman olarak ilan ettiği İran'ı bir şekilde dizginlemek, yapabilirse İran'da bir rejim değişikliği yapmak, değişiklik olmayacağını gördükten sonra kendince kazanım olarak kabul ettiği Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması ve nükleer kapasitenin kısıtlanması gibi alanlarda alınacak kararlarla barış görüşmelerinden sonuç almak istiyor.

İsrail'in aslında İran'la bir işi de yok. İsrail, bölgede Arz-ı Mevud'un artık son adımını atmak istiyor. Bölgeyi bu kadar parçalanmış bir halde bulmuşken, ABD'nin de sınırsız desteğini arkasına almışken her şeyi bitirmek istiyor. Yapabilirse Arz-ı Mevud toprakları içerisinde olan her yeri içine alabileceği son adımını atmak istiyor."

Kurtulmuş’tan CHP krizi için İçtüzük mesajı: Kılıçdaroğlu'nun konuşmasına engel yok-6

KURTULMUŞ'TAN GAZZE ÇIKIŞI: İSRAİL'İN HEDEFİ ARZ-I MEVUD

Radikal Yahudi grupların Gazze'nin tamamının ilhak edilmesine yönelik açıklamaları hatırlatılarak "Gazze de mi ilhak edilecek?" sorusu yöneltilen Kurtulmuş, siyonist ideoloji içerisinde, Gazze'nin, Arz-ı Mevud'un tam göbeğinde bulunduğunu söyledi.

İsrail'in Gazze'nin yanı sıra Beyrut'u da bombaladığını çünkü kendileri için ideolojik formasyonları bakımından önemli yerler olduğunu ifade eden Kurtulmuş, İsrail'in Gazze'deki direnişin yok edilmesi için çalıştığını ancak Filistin halkının güçlü şekilde direndiğini belirtti.

Mısır'ın İsrail'e karşı tavrına ilişkin de değerlendirmelerini paylaşan Kurtulmuş, İsrail'in kurulma sürecinden önceki savaşlarda bugüne benzer şekilde direnen Filistin halkı bulunduğunu ancak Arap ülkelerinin duyarsızlığı, plansızlığı ve müşterek hareket edememesi nedeniyle İsrail devletinin kurulduğu süreci anlattı.

1967'deki Altı Gün Savaşı'nda aynı tutarsızlığın bir kere daha yaşandığını hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"İsrail'in gücü, karşısındaki Arap ülkelerinin, Müslüman ülkelerinin bütünleşik bir şekilde hareket edememesidir. Bugün de öyledir. En büyük gücü kendi silahı, topu tüfeği, Amerika'nın gücü değil, Müslüman dünyasının bölünüp parçalanmış olmasıdır, iradesiz olmasıdır.

Bugün de bu dağınıklık devam ediyor ama çok acı bir şekilde tecrübe edildi ki Mısır, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri şunu gördüler; ABD istese de bu ülkelerin güvenliğini sağlayamaz ya da sağlamaz. Özellikle Katar'daki müzakere heyetini İsrail'in bombalamasıyla birlikte bu, çok net ortaya çıktı.

Orada mesaj ne Katar'aydı ne Filistinli müzakere heyetineydi, kanaatimce İsrail'in mesajı Amerika'yaydı. Amerika'ya dedi ki 'Sen trilyon dolarlar alsan da bu ülkelerin güvenliğini sağlayamazsın.' Dolayısıyla bu kadar acı tecrübelerden sonra artık ben tüm bölge ülkelerinde siyasetçilerin gözünün açılmış olduğunu ümit ediyorum, açılması gerektiğini düşünüyorum."

Körfez ülkeleri ve Arap ülkelerinin ortak projelerle kendi güvenliklerini sağlamak için kendi iş birlikleriyle kendilerine özgün bir güvenlik şemsiyesi oluşturması gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, bunun Mısır için de geçerli olduğunu, aksi takdirde İsrail'in "şımarıklığıyla" bu ülkelerden hiçbirini ciddiye almayacağını ve hiçbirini kendisi için ciddi bir tehdit olarak görmeyeceğini söyledi.

"Bölgenin kendi kaderini kendi tayin etmesine müsaade edilir mi?" sözleri üzerine Kurtulmuş, dünyanın bugün eskisi gibi hegemonist ülkelerin istediklerini yapabileceği bir yer olmadığını belirtti.

Güç dengelerinin çok değiştiğini, çok güçlü olduğu zannedilen ülkelerin artık kendi arka bahçeleri kabul ettikleri bölgelerde gelişmelere müdahale edemez duruma geldiğini aktaran Kurtulmuş, Afrika ve Asya'daki birçok ülkede yaşanan gelişmelerin bunun açık bir göstergesi olduğunu bildirdi.

Artık çok kutuplu, çok merkezli yeni bir dünyaya doğru geçildiğine işaret eden Kurtulmuş, "Bu sancılar da bu geçişin doğum sancısı. Bu süreçte çok farklı bölgeler, ağırlık merkezleri olarak ortaya çıkmakta. Dolayısıyla herkesin kendi milli ve bölgesel çıkarlarını önceleyerek, ittifaklarını genişleterek devam etmesi lazım. Artık hiçbir hegemon gücün başka bir ülkeye faydası olmayacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye açısından aydınlık bir gelecek, tablo var mı?" sorusuna ise Kurtulmuş, şöyle yanıt verdi:

"Türkiye doğru bir istikamette ilerliyor. Bu kadar büyük türbülansların yaşandığı bir dönemde inşallah siyasi istikrarımızı koruyarak, bütünlüğümüzü koruyarak, kendi problem alanlarımızı hızla çözmeyi başararak yolumuza devam edersek Türkiye çok iyi bir ivme yakalamıştır. Bu ivmeyi de inşallah yukarıya doğru sürdürebilecek güce, potansiyele sahiptir.

Savunma sanayii başta olmak üzere birçok yüksek teknoloji alanında da Türkiye önemli bir merkez haline geliyor. Uluslararası çatışma çözümlerinde sözüne itibar edilir, ciddi bir arabulucu ülke konumunu güçlendiriyor. Bölgesindeki ve dünyadaki birçok çatışmaya yeni, barışçıl görüşler ve perspektifler geliştirebilmeyi başarabiliyor. Sözü, geçmişe göre daha itibarlı bir ülke konumundayız. Ümit ederim ki bu istikamette devam edersek daha etkili bir ülke olacağız."

Kurtulmuş’tan CHP krizi için İçtüzük mesajı: Kılıçdaroğlu'nun konuşmasına engel yok-7

"CHP GENEL MERKEZİ VE GRUP BAŞKANLIĞI TARAFINDAN GELMİŞ YAZILAR VAR"

Meclis'te salı günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısında konuşacağının açıklandığı hatırlatılarak, "Burada bir kargaşa olur mu, bu konuda bir düşünceniz var mı? Sizin tavrınız hala aynı mı?" şeklindeki soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, CHP içerisindeki çelişkiyi üzülerek takip ettiğini belirtti.

Meclis Başkanı olarak CHP içindeki bu konuların tarafı olmamaya ilk andan itibaren büyük özen gösterdiğini söyleyen Kurtulmuş, "Nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı, bu konularda Meclis İçtüzüğü ve partilerin grup iç yönetmelikleriyle sınırlıdır. Oradan gelecek yazılara göre biz kararlarımızı almak durumundayız.

Ortada CHP Genel Merkezi ve CHP Grup Başkanlığı tarafından gelmiş yazılar var. CHP Meclis Grup Başkanvekillerinin imzasıyla Grup Başkanı olarak geçen hafta Sayın Özel grup toplantısı yaptı. Aynı şekilde önümüzdeki yasal mevzuat çok açıktır ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı ya da herhangi bir partinin genel başkanı da kendi partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir, bunu önleyecek hiçbir madde yok. Dolayısıyla biz buna göre hareket etmek durumundayız." dedi.

Geçmişte benzer bir uygulamaya ilişkin örnek veren Kurtulmuş, "Sayın Murat Karayalçın, Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı ama milletvekili değil. Sayın Karayalçın'a rağmen Aydın Güven Gürkan Meclis Grup Başkanı olarak seçiliyor. Bu konuyla ilgili nasıl hareket edileceğine ilişkin o zamanki TBMM Başkanı rahmetli (Hüsamettin) Cindoruk'a soruluyor.

Cindoruk da biz "Meclis Başkanlığı olarak bir partinin iç işlerinde taraf değiliz" diye çok açık bir şekilde konumunu belli ediyor ve orada hem grup başkanlığından gelen yazıyı kabul ediyor hem de o zamanki Sayın Genel Başkan Murat Karayalçın meclis grubunda konuşma yapıyor." değerlendirmesinde bulundu.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Meclis Başkanlığı açısından konu dün de açıktı, bugün de açıktır. Çok az sayıda da olsa bazı siyasi yorumcular, Meclis Başkanlığını bu konunun tarafı yapmaya kalkmasınlar. Bu meselenin çözüm yeri Cumhuriyet Halk Partisinin kurumsal kimliğidir. Burada Meclis Başkanlığı olarak bizim mevzuat, kanunlar, kararlar çerçevesinde bir katkımız olacaksa samimiyetle Cumhuriyet Halk Partisinin kendi meselesini halletmesi için destek olmaya hazırız."

"Bir yazı göndermiştiniz, bir yanıt geldi mi?" sorusu üzerine ise Kurtulmuş, "TBMM Genel Sekreterliği ile yazışmalar oldu; yurt dışı resmî ziyaretlerim sırasında takip ettim. Hangi yazıların geldiğine detaylıca bakmaya devam edeceğiz ama yasal çerçevede elimizdeki mevzuat açısından durum özetle anlattığım gibidir." ifadelerini kullandı.

"Size yönelik birtakım eleştiriler oldu. Siz tam olarak burada 'Neden eleştirildim?' sorusunu kendinize sordunuz mu?" şeklindeki soruyu Kurtulmuş, "Siyasette eleştiri doğaldır ama herkes şunu bilsin ki Meclis Başkanlığı gündelik siyasetin, politik polemiklerin daha açık bir ifadeyle siyasi magazinin gündemi olamaz, olmamalıdır. Olmaması için şahsen büyük bir özen ve gayret gösteriyorum. Aynı şekilde yorumcu ve gazeteci arkadaşlardan da demokratik teamüller çerçevesinde hassasiyet bekliyorum." diye yanıtladı.

"Meclis Başkanlığı kapıyı kapatabilir mi?" sorusuna ise Kurtulmuş, "Ben ne yapacağımı da yapmayacağımı da gayet iyi biliyorum. Meclis İçtüzüğü'nün ve partilerin grup iç yönetmeliklerinin hangi yetkileri verdiğinin farkındayım. Bu anlamda Meclis iç mevzuatı bakımından söylüyorum, herhangi bir partinin Meclisteki iç işleyişiyle ilgili TBMM Başkanlığına bırakılmış bir inisiyatif yoktur." cevabını verdi.

Yunus Akseki
Yunus Akseki Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler