10 Nisan 2026 Diyanet Cuma hutbesi: "Allah katında yegane din İslam’dır"
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayınlanan 10 Nisan 2026 tarihli Cuma hutbesinde "Allah katında yegane din İslam’dır" başlığıyla İslam dininin güzellikleri ve faziletleri ele alındı. Hutbede müslümanların fitne ve ayrışmadan uzak durarak birlik ve kardeşliği koruması gerektiği hatırlatıldı.
Hızlı Özet Göster
- Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 10 Nisan 2026 Cuma hutbesinde İslam'ın tevhid ve vahdet kavramları üzerinde duruldu.
- Hutbede, İslam'ın insanlığı huzur ve mutluluğa davet eden, Allah katında yegane din olduğu vurgulandı.
- Müslümanların dil ve coğrafya farklılıklarına rağmen ortak değerler etrafında birleşmeleri gerektiği ifade edildi.
Türkiye genelindeki camilerde okunan 10 Nisan 2026 tarihli Cuma hutbesinde İslam'ın temel ilkeleri işlendi. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan hutbede "Allah katında tek din İslam'dır" vurgusu öne çıkarılarak İslam'ın hikmet ve güzelliklerine dikkat çekildi. Hutbede müslümanların fitneye kapılmadan birlik ve kardeşlik içinde yaşamaları gerektiği bir kez daha hatırlatıldı.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 10 Nisan 2026 Cuma hutbesinde İslam'ın tevhid ve vahdet kavramları üzerinde duruldu.Fotoğraf: Takvim.com.tr grafik servisi
10 NİSAN 2026 CUMA HUTBESİ TAM METNİ
Muhterem Müslümanlar!
Cenâb-ı Hak, dünyamızı ve ahiretimizi mamur kılalım diye bizlere akıl ve irade vermiş, peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir. "Allah katında yegâne din İslam'dır" fermanıyla, kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için, İslam'ı seçmiştir. İslam, insanlığı huzur ve mutluluğa davet eden bir dindir. Zihinleri kötü düşüncelerden, nefisleri bencillik ve hırstan arındıran, beşeriyete kurtuluşu gösteren bir dindir. Dürüstlük ve hakkaniyeti, iyilik ve güzelliği yeryüzüne hâkim kılmanın yollarını öğreten bir dindir.
Hutbede, İslam'ın insanlığı huzur ve mutluluğa davet eden, Allah katında yegane din olduğu vurgulandı.
Aziz Müminler!
İslam'ın özü tevhittir. Tevhid, azamet ve yüceliğin sadece Allah'a ait olduğunun ilanı ve ikrarıdır. Varlığın asıl sahibine teslim olmak, heva ve hevesin esaretinden kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşmaktır. Tevhid, Allah'tan başka hiçbir varlığın önünde eğilmemek, hak ve hakikat uğrunda izzetli bir duruş sergilemektir. Cenâb-ı Hak, "Allah, sizin Rabbinizdir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O'na kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık O'dur" buyurmaktadır.
Müslümanların dil ve coğrafya farklılıklarına rağmen ortak değerler etrafında birleşmeleri gerektiği ifade edildi.
Değerli Müslümanlar!
İslam'ın toplumsal hayattaki yansıması ise vahdettir. Vahdet; birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Dilleri ve coğrafyaları farklı olsa da Rabbi bir, peygamberi bir, kitabı bir, kıblesi bir olan müminlerin; her hâl ve durumda birbirlerine kenetlenmeleri, el birliğiyle zulme ve zalime geçit vermemeleridir. Farklılıkları, zenginlik olarak görmeleri; ayrışmanın ve bölünmenin değil, birleşmenin ve bütünleşmenin vesilesi kılmalarıdır. Bu hususta Yüce Rabbimizin beyanı gayet açıktır: "Doğrusu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana kulluk edin." Hutbede Müslümanların ortak değerler etrafında birleşmesi gerektiği ifade edildi.
Hiçbir kimse veya grubun İslam'ı kendi tekelinde göremeyeceği, fitne ve fesat çıkaramayacağı belirtildi.Fotoğraf:AA
Kıymetli Müminler!
Bugün, insanlığı; içine düştüğü buhranlardan çıkaracak olan, İslam'ın istikamet mesajlarıdır. Yangın yerine çevrilmek istenen dünyamızı tekrar huzur yurduna dönüştürecek olan, Kur'an-ı Kerim'in hayat veren ilkeleridir. Gönülleri birbirine ısındıracak, insanları birbirine kaynaştıracak olan, Allah Resûlü (s.a.s)'in güzel ahlakıdır.
İslam'ın sahibi Allah'tır.
Aziz Müslümanlar!
İslam'ın sahibi Allah'tır. Onu gönderen de kıyamete kadar koruyacak olan da O'dur. Bu dinin kitabı Kur'an-ı Kerim'dir. Peygamberi ise, İslam'ı en güzel şekilde yaşayarak öğreten Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)'dir. Dolayısıyla hiçbir kimse ya da grup, İslam'ı kendi tekelinde göremez. İslam'ın en temel vasfı olan tevhidi savunma bahanesiyle fitne ve fesat çıkaramaz, ümmetin vahdetine, vatanımızın dirlik ve birliğine zarar veremez. İslam'ın; dar kalıplara hapsedilemeyecek, bir coğrafyanın sınırına sığmayacak kadar yüce bir din olduğu unutulmamalıdır.
Fotoğraf AA'dan servis edilmiştir
Cenâb-ı Hak, bizleri vahdetten, birlik, beraberlik ve kardeşlikten ayırmasın. Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)'in şu duasıyla bitiriyoruz: "Allah'ım! Bozgunculuktan, nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım."
