Başkan Erdoğan’dan İsrail saldırılarına tepki: 1700 sağlık çalışanı İsrail terörünün kurbanı oldu
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü'nde düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Erdoğan, sağlık alanında son 23 yılda yapılan yatırımları anlatırken Gazze ve Lübnan’da İsrail saldırılarında hayatını kaybeden sağlık çalışanlarına da dikkat çekerek yaklaşık 1700 sağlık çalışanının İsrail terörüne kurbanı gittiğini söyledi.

Hızlı Özet Göster
- Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi'ndeki iftarda, son 23 yılda sağlık çalışanı sayısının 1 milyona çıktığını ve 27 şehir hastanesinin hizmete alındığını açıkladı.
- Erdoğan, sağlık çalışanlarına yönelik şiddete asla tahammül gösterilmeyeceğini ve bu konuda gerekli tedbirlerin alınmaya devam edileceğini belirtti.
- Türkiye'nin sağlık sisteminin, Covid-19 salgını ve 6 Şubat depremleri gibi sınavlardan başarıyla geçtiği ifade edildi.
- BaşkanErdoğan, konuşmasında Gazze'de İsrail tarafından yaklaşık 1700 sağlık çalışanının öldürüldüğünü söyledi.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü'nde düzenlenen iftar programında sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi. Başkan Erdoğan önemli açıklamalarda bulundu.
Başkan Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:
İlk bimarhanelerin ve ilk şifahanelerin kurulmasından bu yana kendilerini aziz milletimizin sağlık ve sıhhatine adamış, bu uğurda varını yoğunu ortaya koymuş fakat artık ebedî âleme göç etmiş sağlık çalışanlarımızı da rahmetle yâd ediyorum.
14 Mart'ı bizlere Tıp Bayramı olarak armağan eden tıp fakültesi talebelerini; onlara katılan, destek veren ve güç veren tüm hekimleri de yine saygıyla, şükranla ve elbette rahmetle anıyorum.
İnanıyorum ki kendilerini milletimizin istiklâline adayan o doktorların, o talebelerin mücadele azmi bugün sizlerin de yolunu çok güçlü bir şekilde aydınlatıyor. İnanıyorum ki Millî Mücadele'de cepheden cepheye koşan hekimlerimizin ve hemşirelerimizin cesaret ve metaneti sizlerin de gönlünüzü, ruhunuzu coşturuyor.
"BAZI MESLEKLER FEDA MESLEĞİDİR"
Değerli kardeşlerim, bazı meslekler eda mesleği, bazıları ise feda mesleğidir. Sağlık ordumuz çok yüksek bir tempo ve özveriyle çalışarak, yeri geldiğinde ailelerine ayıracakları zamandan feragat ederek kendilerini milletimiz için adeta feda eden bir karaktere sahiptir.
Biz de tüm imkânlarımızı kullanarak, tüm kaynaklarımızı seferber ederek sağlık camiamızın yanında olmaya gayret ediyoruz. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim: Sağlık sistemimiz bugün geçmişe göre hiç olmadığı kadar güçlüdür ve dayanıklıdır. Hastanelerimiz ve sağlık tesislerimiz, keza geçmişle kıyas kabul etmeyecek derecede modern bir donanım ve altyapıya sahiptir.
Covid-19 salgınında ve 6 Şubat depremlerinde sağlık sistemimiz tüm zorlu sınavlardan alnının akıyla geçmeyi başarmıştır.
"SAĞLIK ALANINDA TARİHİ ADIMLAR ATTIK"
Tıp ve fikir dünyamızın abidevi isimlerinden İbn-i Sina, "Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir." diyor. Evet, ülkemizde de maalesef yapılanı görmemekte ısrar edenler var. Hakkı teslim etmekten gocunan, ülkenin nereden nereye geldiğine inatla gözlerini kapatan; sayısı az ama sesi çok çıkan bir kesim var.
Kendi ülkesi ve milletinin başarılarına karşı duyarsız olanlara, kayıtsız ve bigâne kalanlara biliyorum ki ne desek, ne anlatsak beyhude. Biz onları hiçbir zaman nazarı dikkate almadık, bugün de kale almıyoruz. Sizlerin emeklerini, sağlık çalışanlarımızın fedakârlıklarını yok sayanları biz de ademe mahkûm ediyoruz.
Biz bugüne kadar hep işimize baktık, hizmete odaklandık. Sağlık hizmetlerimizin standardını yükseltmenin çabası içinde olduk. Bu anlayışla çalışarak 23 yılda yatırımlarımızla, projelerimizle, reform ve hizmetlerimizle sağlık alanında tarihî nitelikte adımlar attık.
2002 yılında 379 bin sağlık çalışanımız vardı, bu sayı 1 milyona çıktı. Hekim sayımızı 92 binden alıp 233 bine, hemşire ve ebe sayımızı ise 113 binden 330 bine yükselttik. Sadece geçen yıl 36 bin 253 hekim ve 14 bin 470 hemşire olmak üzere toplam 75 bin 255 personel ataması gerçekleştirdik.
Son 23 yılda mevcut hastanelerimizin yüzde seksenini yeniledik veya yeniden inşa ettik. Toplamda 39 bin 367 yataklı 27 şehir hastanesini hizmete aldık. 14 bin 153 yataklı 11 şehir hastanesinin yapımı ise devam ediyor. 9 şehir hastanesi sağlık kampüsü ise ihale, proje ve arsa aşamasında.
Şunun da bilinmesinde fayda görüyorum: Buralara elbette kolay gelmedik. Hastanelerin birer harabeyi andırdığı günlerden geldik. Buralara sadece hastaların değil, hasta yakınlarının akıl almaz çileler çektiği dönemlerden geldik.
Buralara bıçak parası zulmünden, ambulans hizmetlerinin yetersizliğinden, yaralıların yollarda can çekiştiği zamanlardan geldik. Yalnızca sağlık sistemini dönüştürmekle, yenilemekle, güçlendirmekle kalmadık; aynı zamanda hizmet sunumundaki zihniyeti ve paradigmayı da değiştirerek sağlıkta bir daha asla kapanmayacak tertemiz bir sayfa açtık. Değerli arkadaşlar, bu süreçte bize verdiğiniz destekten dolayı, sağlık sistemimizin ayağa kaldırılması için gösterdiğiniz gayretten ötürü her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Şunun çok açık ve net bir şekilde altını çizmek istiyorum: Sağlık çalışanlarımızın fedakârlıkları bizim için çok ama çok kıymetlidir. Devlet ve millet olarak sizlerin hakkını ne yaparsak yapalım asla tam anlamıyla ödeyemeyiz. Asrın felaketini yaşadığımız dakikalarda yeni doğan bebekleri hayatta tutabilmek için çırpınan ebelerimizi unutmadık ve asla unutmuyoruz.
"İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN"
Bir insanı yaşatmak, bütün insanlığı yaşatmak kadar azizdir, kıymetlidir ve mukaddestir. Bunun için devlet felsefemizin temelinde "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" ilkesi vardır.
Maalesef bugün dünyada insan hayatının hiçe sayıldığı, kundaktaki hatta küvezdeki bebeklerin katledildiği, yanaklarında güllerle okula gönderilen çocukların bombalarla can verdiği vahşet sahnelerine tanık oluyoruz.
Gazze soykırımında çocuklarla, kadınlarla ve sivillerle birlikte doktorların, hemşirelerin ve sağlık çalışanlarının da acımasızca şehit edildiğini gördük. Yaklaşık 1700 sağlık çalışanı Gazze'de İsrail'in devlet terörünün kurbanı oldu.
Gözü kan bürümüş bir şebeke maalesef Gazze'de olduğu gibi İran ve Lübnan'da da okulları ve hastaneleri vurmaya devam ediyor. Bu cinnet hâli karşısında insanlığı savunan, aklıselimi savunan, diyalog ve diplomasiyle krizlere çözüm arayan ülkelerin başında Türkiye vardır.
"OKULDA VE HASTANEDE ŞİDDETE TAHAMMÜLÜMÜZ YOKTUR"
Ülkemizde olduğu gibi bölgemizde ve dünyada da sadece yaşatmanın, sadece insani değerleri korumanın derdindeyiz. Hadiselere petrolün, altının, doğal gazın ve madenlerin değerinden bakan değil; hakkın, adaletin, merhametin, şefkatin ve insanlık onurunun nazarından bakan insani tavrımızı muhafaza edeceğiz.
Burada şunun da altını çizerek ifade etmekte yarar görüyorum: Hükümet olarak dünyada barışı ve huzuru savunurken, ülkemizde buna gölge düşürecek hiçbir eyleme kayıtsız kalamayız.
Sağlık çalışanlarımızın görevlerini gönül huzuruyla yapabilmeleri temel önceliklerimizden biridir. Bilhassa okulda ve hastanede şiddete asla tahammülümüz yoktur. Buna rağmen sınırlı da olsa zaman zaman sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarına rastlıyoruz. Bu menfur hadiselerle ilgili gerekli tedbirleri de alıyoruz ve almaya devam edeceğiz.
