AK Parti’den CHP’ye ağır eleştiri: Depremi istismar eden siyaset iflas etti

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, deprem sürecine ilişkin eleştiriler üzerinden CHP’yi hedef aldı. Çelik, devletin tüm imkânlarıyla sahada olduğunu vurgulayarak, CHP’nin felaket günlerinde dezenformasyon ve karalama siyaseti yürüttüğünü, bu yaklaşımın kamuoyu nezdinde çöktüğünü söyledi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
AK Parti’den CHP’ye ağır eleştiri: Depremi istismar eden siyaset iflas etti
ai haber özet Hızlı Özet Göster
  • Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti MYK toplantısında, "Terörsüz Türkiye" süreci, Suriye, Gazze ve ABD-İran gerilimi ele alındı.
  • Toplantıda, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye yönetimine entegrasyonu ve sahadaki yansımaları değerlendirildi.
  • AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye'nin Gazze ile ilgili mücadelesinin kesintisiz devam edeceğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın diplomasi trafiğini sürdürdüğünü belirtti.
  • Ömer Çelik, deprem bölgesindeki toparlanma sürecine ilişkin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in açıklamalarını eleştirdi.
  • AK Parti teşkilatlarına, yaklaşan Ramazan ayı boyunca sahada yoğun bir faaliyet yürütülmesi talimatı verildi.

AK Parti MYK, Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bugün toplandı. Toplantıda Terörsüz Türkiye, Suriye ve Gazze etraflıca ele alınacak. ABD-İran gerilimine ilişkin tüm senaryolar masaya geldi. Toplantı sonrası Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik açıklamalarda bulundu.

"Depremi istismar eden siyaset iflas etti!"

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde, Başkan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.

ABD ile İran arasında müzakerelerin başladığını anımsatan Çelik, sorunların müzakere yoluyla çözülmesinin önemli olduğunu dile getirdi.

İran'a dışarıdan yapılacak bir müdahalenin yanlış analizlere dayanacağını belirten Çelik, şunları kaydetti:

"İran'da siyasal, sosyal alanda sorunlar var ama bunu İran toplumu kendi dinamikleriyle çözmelidir. Dışarıdan yapılacak müdahalenin çok büyük istikrarsızlıklara yol açacağını, Orta Doğu'dan Akdeniz'e, Asya'nın belli bölgelerine kadar, Kafkaslar'da çok büyük sıkıntılar yaratacağını tahmin etmiyoruz, biliyoruz. Yani bunu net bir şekilde görüyoruz. O sebeple dış müdahale, askeri müdahale seçeneğinin hiçbir şekilde gündeme alınmaması gerekir. Burada, İran'ın nükleer dosyası, balistik füze meselesi, bölgesel politikaları gündemde ama bunların tek bir torba şeklinde ele alınması sonuca götürmez. Yani burada müzakerenin imkanlarını ve kabiliyetlerini doğru kullanmak gerekir. Bu dosyaları tek tek ele alarak, tek tek çözerek ilerlenmesinde fayda vardır. Her türlü dış müdahale seçeneğinden uzak durulması son derece önemlidir."

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK'da açıklamalarda bulundu.

"ÖZ GÜVEN DEVRİMİNİN NASIL BAŞLADIĞININ HİKAYESİDİR"

AK Parti'nin iktidara geldiği ilk günden itibaren birçok vesayet alanıyla mücadele ettiğini anımsatan Çelik, iç vesayetle olduğu gibi teknoloji oligarklarının temsil ettiği küresel vesayetle de mücadele edildiğini söyledi.

Milli Teknoloji Hamlesi'nin öncülerinden merhum Özdemir Bayraktar'ın hayatını konu alan "Özdemir Bayraktar-Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti" belgeselinin gençler başta olmak üzere herkes tarafından izlenmesi gerektiğini belirten Çelik, şöyle devam etti:

"Bütün bu süreci anlatan arkadaşlarımızın verdiği bazı örneklerin Türkiye'nin vesayetle mücadelesinin aslında özellikle savunma sanayi alanında da verilen mücadelenin, milli egemenliği korumak, yani bir bakıma da tırnak içinde Türkiye'nin siyasal namusunu korumak mücadelesi olduğunu net bir şekilde görüyorsunuz. Özellikle TEKNOFEST kuşağı açısından bir akıncı olan Özdemir Bayraktar'ın belgeseli bir bakıma kendi hikayelerinin anlatımıdır. Anlatılan senin hikayendir. Bu öz güven devriminin nasıl başladığının hikayesidir. Orada, sıradan görev yapanların, bir kişiyi bir kuruma yerleştirdiği zaman askerimizin hayatına mal olacak şekilde nasıl engellemeler yaptığı görüldü. Dolayısıyla Türkiye'nin ne kadar büyük badireler içerisinden buralara gelmiş olduğu görüldü. Dolayısıyla bu belgeselin, bir akıncının, Milli Teknoloji Hamlesi'nin öncülerinden birinin belgeselinin herkes tarafından izlenmesi gerekiyor."

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK'da açıklamalarda bulundu.

"MHP MENSUPLARINA EN İÇTEN TEBRİKLERİMİZİ İLETİYORUZ"

Çelik, Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş'e kıyafeti nedeniyle hakaret eden İYİ Parti üyesinin kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edilmesine de değinerek, "Sayın Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu çok net bir açıklama yaptı. Bu nefret söylemini aşağılık bulduğunu ve reddettiklerini kurumsal olarak söyledi. Bütün bu açıklamalar son derece kıymetlidir. Bu nefret söylemi karşısında bu duruşu sergileyen her partiden, her görüşten vatandaşlarımıza, siyasi parti genel başkanlarına ve temsilcilerine buradan bir kere daha teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ama en büyük teşekkür tabii ki ortak duyarlılığı sergileyen farklı görüşlerden kadın vatandaşlarımızın hassasiyetidir." diye konuştu.

Gençlerin eğitimleri devam ederken iş hayatına girişlerinin ve uyumunun önemine dikkati çeken Çelik, bu konuda Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) aldığı kararları çok önemli bulduklarını söyledi.

MHP'nin kuruluşunun 57. yıl dönümünü kutladığını anımsatan Çelik, şunları ifade etti:

"Milliyetçi Hareket Partisi 57 yıl önce Adana'da kurulmuştu. Burada merhum Türkeş'e bir kere daha rahmet diliyoruz. Sayın Bahçeli'ye ve Milliyetçi Hareket Partisi yöneticilerine ve mensuplarına en içten tebriklerimizi iletiyoruz. Cumhur İttifakı olarak biz çok zorlu yolları aştık. Büyük bir mücadele verdik ve bundan sonrasında da Allah'ın izniyle hem bölgesel politikalar açısından hem iç siyaset açısından daha uzun yollar aşacağız ve bu yolu beraber yürüyeceğiz."

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK'da açıklamalarda bulundu.

"TÜRKİYE'DE İKİNCİ SINIF VATANDAŞ YOKTUR"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bugünkü konuşmasının Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreciyle ilgili önemli mesajlar içerdiğini hatırlatan Çelik, "Konuşma bütünüyle incelendiğinde, bunu yolundan saptırmak, odağından uzaklaştırmak isteyenlere karşı da ciddi bir uyarı ortaya koyuyordu. Özellikle Türkiye'deki gelişmeleri etnik ya da başka temellerde bir ayrışmanın parçası haline getirmeye çalışanlara karşı çok büyük uyarılar işaret ediyordu. Önemli bir konuşma her zamanki gibi." dedi.

Çelik, Cumhur İttifakı'nın Türkiye'nin birliği ve dirliği söz konusu olduğunda, Terörsüz Türkiye ve bölge süreci ile ilgili özel birtakım ilkeleri ve prensiplerinin olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Devletin nitelikleri ve milletin değerleri konusunda herhangi bir taviz ya da pazarlık söz konusu değil. Türkiye, bir etnik gruplar koalisyonu ya da bir mezhep grupları koalisyonu da değil. Tabii ki etnik kimliklere, mezhep kimliklerine saygı duyuyoruz ama kimlikçilik temelinde bir koalisyon mantığıyla milletin tanımlanmasına karşı çıkıyoruz. Çünkü burada tek bir millet var. Dolayısıyla bunun da karşılığını bulacağı yer her zaman için anayasal vatandaşlık kavramıdır. Türkiye'de ikinci sınıf vatandaş yoktur. Birinci sınıf vatandaş vardır. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci çerçevesinde etnik ya da mezhebi provokatif açıklamaların, manipülatif açıklamaların çok zararlı sonuçlar doğuracağını, bunun bizim tarafımızdan, Cumhur İttifakı tarafından çok köklü bir biçimde reddedildiğini bir kere daha ifade etmek isterim."

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK'da açıklamalarda bulundu.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarına ilişkin, "Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem yok, verilmiş bir karar yok." dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan için kullandığı ifadelere ilişkin değerlendirmeleri sorulan Çelik, "CHP Genel Başkanının kullandığı ifadeler Türk siyasi hayatında pek eşi benzeri olmayan bir skandal. Yani bir Genel Başkanın bu derece küfürlü bir şekilde kendi partisindeki bir belediye başkanına dönük ifade kullanması ya da herhangi birine bile kullanılması gerçekten hem üzücü hem de gerçekten utanç verici bir durum yapan için. Tabii Cumhuriyet Halk Partisi bu hale nasıl geliyor? Bu şekilde bir savrulmanın, bir seviye yoksunluğunun içine nasıl düşüyor? Bunu Cumhuriyet Halk Partisi'ne gönül vermiş vatandaşlarımızın değerlendirmesi gerektiği gibi bütün milletimiz de değerlendirecektir." yanıtını verdi.

CHP'nin kürsüye çıktığında "demokrasi, hukuk, siyasi diyalog" ifadelerini kullandığını, siyasetin seviyesinin yükseltilmesinden bahsettiğini dile getiren Çelik, "Fakat burada, yani seviye düşüklüğüyle bile tanımlanamaz, seviye yok. Yani onun için konuşmak bile utanç verici. Şimdi mesela bu şekilde bir gündem çerçevesinde yapılan savunmalar, o mesajlardan daha kötü. Yani çıkıp özür dilenmesi gereken bir konu bu nasıl olmuş, böyle bir duruma nasıl gelinmiş." diye konuştu.

"CHP'den istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Özarslan'ın AK Parti'ye geçeceği" iddialarına ilişkin bir soru üzerine Çelik, "Keçiören Belediye Başkanı'nın partimize geçmesiyle ilgili Genel Başkanımız ve yetkili kurullarımız böyle bir konuyu değerlendirmedi. Tabii pek çok belediye başkanının partimize dönük talebi var. O talepler yetkili kurullarda, Genel Başkanımızın başkanlığında değerlendiriliyor. Ama bugün itibarıyla Keçiören Belediye Başkanı ile ilgili bir gündem yok, verilmiş bir karar yok. Herhangi bir karara şu ya da bu şekilde varırsak ben onu size açıklarım." cevabını verdi.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK'da açıklamalarda bulundu.

"HUKUKEN MUHAKKAK GEREĞİ YAPILACAKTIR"

"TÜVTÜRK'te araç muayene istasyonundaki kavga sonrası polis memuru Melih Okan Keskin'in hayatını kaybettiği olayla ilgili" bir soru üzerine Çelik, "O cinayet, polis kardeşimizin hayatını kaybetmesi çok üzücü. Hukuken muhakkak gereği yapılacaktır. Biz de takip edeceğiz. Tabii bütün bunlarla ilgili tedbirlerin artırılması gerekir. Bu nerede gerçekleşiyorsa, herkesin de bunu ciddi bir şekilde değerlendirmesi gerekir." dedi.

Bazı kurumlarda, restoranlarda şiddet görüntüleriyle karşı karşıya kalındığını ifade eden Çelik, bunun sadece güvenlik güçlerinin inisiyatifiyle halledilecek bir durum olmadığını söyledi.

Her yerde anında hazır güvenlik gücünün bulunmadığını belirten Çelik, "En hızlı şekilde müdahale ediyorlar bir olay olduğunda. En güçlü şekilde hem güvenlik güçlerimiz, emniyetimiz, jandarmamız, adliyemiz elinden gelen gayreti insanüstü bir çabayla ortaya koyuyor. Bununla ilgili bir toplumsal duyarlılık da oluşturmak gerekiyor. Trafikteki şiddet aynı şekilde. Yani bu topyekun bir mücadeleyi gerektiriyor. Siyasetin üzerine düşen taraf, cezaların ağırlaştırılması. Tabii ki siyaset bunu yerine getiriyor ama medyada kullanılan dilden çeşitli toplum kesimlerinin yaklaşımlarına kadar bunun üzerine gidilmesi gerekiyor." diye konuştu.

"KIŞKIRTICI BİR YAKLAŞIM İÇERİSİNDE BULUNMAK DOĞRU DEĞİL"

"DEM Partili Tülay Hatimoğulları deprem bölgesinde 'Yardımlar mezheplere göre yapılıyor.' dedi. Neler söylersiniz?" sorusuna Çelik, "Deprem bölgesinde yardımların belli mezhep gruplarına göre yapıldığı ve burada Alevi kardeşlerimizin dışlandığı şeklindeki bir ifade çok büyük bir iftiradır. Yani bu, o sahada hiç bulunmamış kişilerin o zaman dezenformasyon olarak Türkiye'de provokatif amaçlı öne sürdüğü bir şeydi. Bugün bunun hala bu şekilde zikrediliyor olması son derece üzüntü vericidir." yanıtını verdi.

Herkesin çok dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Çelik, bazı cümlelerin ezbere kurulduğunu, bunların nereye gittiğinin iyi görülmesi gerektiğini kaydetti.

Çelik, "O gün sahada olan herkes biliyor ki herkes elinden gelen yardımı ilk mağdura, ilk ihtiyaç duyana ulaştırmak için insanüstü bir gayretle çalıştı. Bu provokatif açıklamalar, bu iftiralar ve yalanlar depremlerin olduğu zamanlardan itibaren gündeme geldiğinde bütün bunlara da dikkatle bakıldı. Hani bir yerde acaba bir hata, bir eksiklik, bir ihmal söz konusu mudur diye. Hepsinin yalan olduğu çıktı." ifadelerini kullandı.

Mezhepçiliği "kötü bir hastalık" olarak niteleyen, bütün mezhep aidiyetlerinin çok saygıdeğer olduğunu belirten Çelik, "Bir mezhebi, bir yolu, bir ekolü, bir üslubu savunacağım diye bu şekilde kışkırtıcı bir yaklaşım içerisinde bulunmak doğru bir yaklaşım değildir. Bu bir iftiradır ve gerçekle hiç ilgisi yoktur." dedi.

"ÇOK BÜYÜK BİR TANSİYON VAR DOĞU AKDENİZ'DE"

"Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin daha görünür olacağına şahit olabilir miyiz Mısır'la yapılan son anlaşmaların ardından? İlerleyen dönemde Türkiye, Suriye, Mısır, Libya'nın Akdeniz'de ortak tatbikatlarını görebilir miyiz?" sorusuna Çelik, "Libya'nın istikrarına büyük önem veriyoruz. Libya'nın doğusuyla batısı arasındaki ayrımın ortadan kalkması, Libya'nın bir bütün olarak bundan sonraki yılları, bundan sonraki dönemi kucaklaması konusunda elimizden gelen pozitif katkıyı Türkiye olarak vermeye çalışıyoruz." cevabını verdi.

Başkan Erdoğan'ın orada güçlü bir şekilde bu iradeyi koyduğunu dile getiren Çelik, kurumların bu istişareleri yürüttüğünü söyledi. Çelik, Başkan Erdoğan'ın Mısır ziyaretinin tarihi bir ziyaret olduğunu, pek çok anlaşma imzalandığını hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Kuşkusuz Doğu Akdeniz'de şöyle bir durum var. O kadar çok savaş gemisi var ki Doğu Akdeniz'de, neredeyse balıkçı gemisinin gideceği yer kalmadı. Çok büyük bir tansiyon var Doğu Akdeniz'de. Bunun tabii bir yandan düşürülmesi gerekiyor.

Birçok alanda olduğu gibi şu gün, bugün açısından söylemiyorum ama Mısır'la, Libya'yla tabii ki birçok alanda olduğu gibi savunma alanında da işbirliğimizi artırmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu çalışmalar Milli Savunma Bakanlığımızın yakın takibiyle daha da güçlendirilecek. Yine Dışişleri Bakanlığımız, Milli İstihbarat Teşkilatımız, ekonomiyle ilgili bakanlıklarımız yani her alanda güçlü bir şekilde bu yakınlaşmanın sağlanması için çalışılıyor hem Mısır'la hem Libya'yla söz konusu olarak."

"SİLAHLANMA YARIŞI İLE ALINACAK BİR SONUÇ YOKTUR"

"Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in ziyareti Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de varlığının arttığı dönemde gerçekleşiyor ve bu ziyaretlerde Kıbrıs konusu ne kadar yer alacak?" sorusu üzerine Çelik, şu yanıtı verdi:

"Yunanistan Başbakanı'nın ziyareti gerçekleşecek. Tabii biz her zaman şunu söyledik. Biz bütün sorunlarımızı masada çözebiliriz. Burada çeşitli zamanlarda işte silahsız olması gereken adaların silahlanmasıyla ilgili haberler ya da Dendias örneğinde olduğu gibi Yunanistan kabinesi üyesi bir kişinin Türkiye'yi hedef alan aşırı söylemleri gibi şeyler... Bütün bunlar olumsuz sonuçlar doğuruyor. İkincisi şunun unutulmaması gerekir. Çok uzun zamandır Yunanistan kendi sorunlarını Avrupa Birliği'nin sorunu haline getirmeye çalışıyor. Maalesef Avrupa Birliği de burada bu meselenin peşinden sürüklenmiştir. Ama gelinen noktaya bakın şu anda, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında bunların Avrupa'nın güvenliğine de Avrupa'nın geleceğine de hiçbir katkı sağlamadığı görüldü."

Bu sorunların çözümünün Rum tarafını başka ülkelerin karargahı haline getirmekle olmayacağına işaret eden Çelik, "Türkiye'nin en ufak bir sorun yaşadığı bir ülkeyi davet etmeyi birinci önceliği haline getirmiş durumda Rum tarafı ve aşırı bir silahlanma yarışı içerisine giriyor. Bunların hiçbir faydası olmaz, hiçbir manası da olmaz. Doğru konu sorunları masada çözmektir. Silahlanma yarışı ile alınacak bir sonuç yoktur. Türkiye'yi tehdit etmek herhangi bir karşılığı olan bir şey değil, yani komik bile denilmeyecek bir şeydir. Dolayısıyla Rum tarafının bundan kaçınması gerekir." değerlendirmesini yaptı.

"Yunanistan Başbakanı'nın ziyareti diplomatik kapasitenin geliştirilmesi ve sorunların masada çözülmesi açısından iyi bir fırsat oluşturacaktır, bir vesile olacaktır, iyi bir platform olacaktır." diyen Çelik, dolayısıyla Türkiye ve Yunanistan arasındaki diplomasinin ölçeğinin büyütülmesinin herkesin faydasına olduğunu, birtakım çalışmayan mekanizmaların daha iyi çalıştırılması, çalışan mekanizmaların performansının yükseltilmesinin doğru yol olduğunu belirtti.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik MYK'da açıklamalarda bulundu.

"EGE BİR ÇATIŞMA ALANI DEĞİL BİR BARIŞ GÖLÜ OLSUN"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Yunanistan Başbakanı'nı çok uzun zamandır tanıdığını anımsatan Çelik, bunun da pozitif katkı sağlayacak bir durum olduğunu ifade etti.

Türkiye ve Yunanistan arasında bütün sorunların çözümü için Türk diplomasisinin yeteneklerinin bu sorunları çözecek kapasiteyi üretmeye hazır olduğuna işaret eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim her zaman söylediğimiz bir, gerginlikten kaçınılsın. İki, Ege bir çatışma alanı değil, bir barış gölü olsun. Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin çıkarlarına halel getirecek girişimlerden uzak durulsun. Bütün bunlar masada konuşulur. Bir diplomasi çerçevesinde sonuca ulaştırılır. Kıbrıs meselesi zaten ana meselelerden bir tanesi. Bizim her zaman söylediğimiz odur. Biz, Kıbrıs Türk davasına her zeminde sahip çıkmaya devam edeceğiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin haklarının ve egemenliğinin korunması bizim milli davamızdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yönetimi de sorunların diplomasiden, diplomasi yoluyla çözülmesinden yanadır. Bu konuda doğru mesajlar vermektedir."

AK Parti Sözcüsü Çelik, Balkanların büyük gerginlikler yaşadığı bir dönemde olduğunu, bazı ülkeler tarafından İran'la ilgili bir gerginlik stratejisi izlendiğini, güneyde Gazze'deki insanlık dışı soykırımın, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın devam ettiğini hatırlatarak, sağduyuyla hareket etmenin, diplomasiyi hayata geçirmenin, silahlanma gibi ilkel araçların içerisinde olmamanın son derece önemli olacağını kaydetti.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler