16 Ocak 2026 Cuma hutbesi yayımlandı: Diyanet din istismarı tehlikesine dikkat çekti
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 16 Ocak 2026 tarihli Cuma hutbesinde, dini kendi çıkarlarına alet eden istismarcı yapıların dijital mecralardaki faaliyetleri vurgulandı. Hutbede ayet ve hadisleri keyfi yorumlayarak gençleri zehirleyen gruplara karşı 'dikkatli olun' mesajı öne çıktı.

Diyanet, yayımladığı tam metin ile İslam'ı şiddetle yan yana getirmeye çalışan ve kendilerini dinin tek temsilcisi gibi gösteren yapılara karşı sert uyarılarda bulundu. Özellikle dijital platformlar üzerinden gençlerin zihinlerini bulandırmaya çalışan akımlara karşı ailelerin ve toplumun sahih dini bilgiye sarılması gerektiği belirtildi.
İnsanın yaratılış gayesinin sahih bilgiyle hayatı inşa etmek olduğu, cehalet ve hurafelerin ise sadece toplumsal yıkım ve bozgunculuk getirdiği vurgulandı.
16 OCAK 2026 CAMİLERDE HANGİ MESAJLAR VERİLDİ?
Hutbede, insanın yaratılış gayesinin yeryüzünü imar etmek olduğu, ancak heva ve hevesinin peşine düşenlerin imar yerine yıkım getirdiği belirtildi. İslam'ı kendi tekelinde gören,"tekfir, cihad ve şirk"gibi kavramları bağlamından kopararak Müslüman kanı dökmeye araç kılan zihniyetin, İslam toplumuna fitne tohumları ektiği cemaate aktarıldı.
Dinde aşırılığın önceki toplumları helak ettiği hatırlatılarak, Müslümanların her türlü radikalizmden uzak, dengeli bir yaşam sürmesi gerektiği ifade edildi.
"ONLAR BOZGUNCULARIN TA KENDİLERİDİR"
Diyanet,kendini kurtarıcı gibi pazarlayan ancak toplumu felakete sürükleyen istismarcılar için Kur'an-ı Kerim'den (Bakara 11-12) şu sarsıcı ayeti tırnak içinde paylaştı:
"Onlara 'Yeryüzünde düzeni bozmayın' denildiğinde, 'Biz yalnızca ıslah edenleriz' derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar."
İslam aşırılığı reddeder; bu nedenle dijital mecralardaki yanıltıcı bilgilere karşı uyanık olmalı ve sahih dini bilgiyi Kur’an ile Sünnet rehberliğinde ehil kişilerden öğrenmeliyiz.
NEDEN ŞİMDİ BU KONU?
Diyanet'in bu hafta "Din İstismarı" konusunu seçmesi, özellikle dijital mecralar üzerinden yürütülen algı operasyonlarına bir cevap niteliği taşıyor. Hutbede, internet ve sosyal medya aracılığıyla Müslüman gençlerin zihinlerini bulandırmaya çalışan, barış dini İslam'ı terör ve şiddetle yan yana göstermeye gayret eden gruplar hedeflendi. Bu durum, sahih dini bilginin ehil kişilerden alınmasının hayati bir güvenlik meselesi olduğunu ortaya koydu.
Dinin sahibi Yüce Allah, en doğru uygulayıcısı ise Hz. Muhammed’dir (s.a.s); dolayısıyla hiç kimse kendisini Allah ve Resûlü’nün yerine koyarak mutlak hüküm veremez.
İstismara Karşı En Büyük Kalkan "Sahih Bilgi"
Hutbe, hiç kimsenin Allah ve Resûlü adına hüküm veremeyeceği, mutlak doğrunun sadece kendisine ait olduğunu iddia edemeyeceği vurgusuyla son buldu. Gençlerin ve toplumun bu yapılara karşı korunması için Kur'an, Sünnet ve medeniyet birikimine sahip çıkılması gerektiğinin altı çizildi.
(Bakara Suresi 11-12): Kendilerini ıslah edici ve reformcu olarak tanıtan istismarcılar, aslında yeryüzündeki düzeni bozan bozguncuların ta kendileridir.
İŞTE DİYANET TARAFINDAN PAYLAŞILAN 16 OCAK CUMA HTUBESİ TAM METNİ
Tarih: 16.01.2026
﷽
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمْ لَا تُفْسِدُوا فِي الْاَرْضِۙ قَالُٓوا اِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ.اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ.
وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:
يَا أَيُّهَا النَّاسُ! إِيَّاكُمْ وَالْغُلُوَّ فِى الدِّينِ، فَإِنَّمَا أَهْلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمُ الْغُلُوُّ فِى الدِّينِ.
DİN İSTİSMARI
Muhterem Müslümanlar!
İnsanın yaratılış hikmetlerinden biri, yeryüzünü imar etmektir. İnsan; sahih dini bilgiye ulaştığı ölçüde hikmet üzere bir hayat inşa eder. Bu bilgiden uzaklaşıp heva ve hevesin, cehaletin ve hurafelerin peşine düştüğünde ise, imar yerini ifsada, ıslah yerini bozgunculuğa bırakır.
Modern dünyada dijital mecralar, Müslüman gençlerin zihinlerini bulandırmak ve İslam’ı şiddetle yan yana göstermek için küresel bir savaş alanı olarak kullanılmaktadır.
Aziz Müminler!
Yüce dinimiz İslam, aşırılığı reddetmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, "Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti"[1]buyurmaktadır. İslam,Müslümanların orta yolu tutmalarını, dengeli bir hayat sürmelerini istemektedir. Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de, "Siz insanlara şahit olasınız, Peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir ümmet kıldık"[2]buyurmaktadır. Durum böyleyken barış ve esenlik dini İslam'ın yüce değerlerini istismar edenler, geçmişte olduğu gibi bugün de varlığını sürdürmektedir. Bu kimselerin asıl gayesi; din kisvesi altında İslam toplumu içinde fitne ve fesat çıkarmak, Müslümanları birbirine düşürmektir.
İslam’a en büyük zararı veren istismarcılara karşı tek çare; dini bilginin internet fenomenlerinden değil, doğru yöntemlerle yetkin ve ehil hocalardan alınmasıdır.
Kıymetli Müslümanlar!
Dini istismar edenler, kendilerini dinin tek temsilcisi gibi sunarlar. İslam'ı kendi düşüncelerine hapsederler. Sahih dini bilgiye dayanmayan görüşlerini desteklemek için Kur'an-ı Kerim'i ve sünnet-i seniyyeyi gerçek anlamından koparıp keyfi yorumlara yönelirler. Ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerini kabul ettirebilmek için hadis-i şerifleri devre dışı bırakmaktan çekinmezler. Şirk, tekfir ve cihad gibi kavramları, cana kıymaya ve Müslümanları katletmeye aracı kılarlar. Kendilerini ıslah edici, tevhidin savunucuları olarak tanıtan bu grupların asıl yüzünü Kur'an-ı Kerim şöyle haber vermektedir: "Onlara 'Yeryüzünde düzeni bozmayın' denildiğinde, 'Biz yalnızca ıslah edenleriz' derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar."[3]
Din kisvesi altında faaliyet gösteren yapıların asıl amacı yüce değerleri savunmak değil, Müslümanlar arasına fitne sokarak toplumu birbirine düşürmektir.
Değerli Müminler!
Dinin sahibi Yüce Allah'tır. İslam'ı en doğru şekilde yaşayan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)'dir. İslam'a göre, hiç kimse kendini, Allah ve Resûlü'nün yerine koyamaz. Onlar adına hüküm veremez. Geleneğimizden gelen dini ve tarihi birikimi yok sayamaz. Hiç kimse, dinin asıl temsilcisi olarak kendini göremez. Mutlak doğrunun sadece kendisine ait olduğunu iddia edemez. Şirk ve küfür isnadıyla bir Müslümanı iman dairesinin dışına çıkaramaz. Onun canına, malına ve namusuna kastedemez.
Dini, internetteki belirsiz figürlerden değil; Kur’an, Sünnet ve ehil hocaların rehberliğinde öğrenmek tek çıkış yoludur.
Aziz Müslümanlar!
Maalesef, bugün, Müslüman toplumlar, İslam'ı kendi tekelinde gören, kendinden olmayanı dışlayan tehlikeli bir anlayışla karşı karşıyadır. Dijital mecralarda Müslüman gençlerin zihinlerini bulandırmaya, barış dini İslam'ı şiddetle yan yana göstermeye çalışan bu aykırı gruplar, artık küresel bir problem haline gelmiştir. Birlik ve beraberliğimizi tehdit eden, geleceğimizi karartmak isteyen bu yapılara karşı dikkatli olmalıyız. Gençlerimizin sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve metotlarla, ehil kişilerden almalarına özen göstermeliyiz. Kur'an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve medeniyetimizden neşet eden İslami geleneğimize sahip çıkmalıyız. İslam'a ve Müslümanlara en büyük zararı verenlerin; dinimizi, değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar edenler olduğunu unutmamalıyız.
Geleceğimizi korumak adına gençlerimizi dijital mecralardaki manipülasyonlardan uzak tutmalı, Kur'an ve Sünnet rehberliğinde birliğimize sahip çıkmalıyız.
[1] İbn Mâce, Menâsik, 63.
[2] Bakara, 2/143.
[3] Bakara, 2/11,12.
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Dinin yegane sahibi Allah, en doğru uygulayıcısı ise Peygamberimizdir; hiç kimse kendisini bu makamların yerine koyarak mutlak doğruluk iddia edemez.




