İstanbul'daözellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde, bir çok İslam alimi ve bilgini yaşamıştır. Bunların bir çoğu, gerek yaşantıları, gerekse başta irşad ve tebliğ ile beraber, gösterdikleri kerametlerle, tarih sayfalarına adlarını yazdırmışlardır. Bunlardan biri de Beşiktaş'ta türbesi bulunan, Şeyh Yahya Efendi'dir. Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman'ın sütkardeşi, Boğaz'ın manevi koruyucusu, denizcilerin piridir. Matematik ve geometriyi bilen, ilim, irfan sahibi, şair ve ikram ehli Şeyh Yahya Efendi, dergâhına gelenlere "Âşık" diye hitap ederdi. Osmanlı donanması, Yahya Efendi'den dua almadan sefere çıkmazdı. Onlarca gemi önce Boğaz'da Ortaköy kıyısına yanaşır. Tüm mürettebat güvertede dikkatle karşılarındaki tepeye bakar. Huşu içinde bekleyen askerlerin "Ey ya molla" çağrısı, Boğaz'daki sessizliği bozar. Yeşillikler arasındaki tepede denizcilerin piri olarak adlandırılan manevi önder Yahya Efendi belirir. Ellerini havaya kaldırıp Osmanlı donanmasının savaştan zaferle dönmesini Allah'tan niyaz eder. Bu Osmanlı geleneği manevi önderin vefatının ardından da yıllarca sürdürülmüştür. "Ey ya molla" sözü ise denizcilerin kullandığı 'heyamola'ya dönüşmüştür. Günümüzde de bazı balıkçılar, motorlarıyla kıyıya yaklaşıp tepedeki kabrine doğru dönerek Yahya Efendi'nin ruhuna Fatiha okuyor.
SÜT KARDEŞ 1495'te Trabzon'da dünyaya gelen Yahya Efendi, Şehzade Selim'in (Yavuz Sultan Selim) Trabzon'da Sancakbeyi olduğu dönemde oğlu Süleyman ile sütkardeş olur. Kanuni Sultan Süleyman da aynı hafta doğmalarına rağmen Yahya Efendi'ye hep hürmet gösterir. Ona "Ağabeyim, hocam!" diye hitap eder. 17 yaşına kadar Trabzon'da yaşayan Yahya Efendi, sık sık şehir dışındaki bir mağarada inzivâya çekilip Allah'ı zikreder. Rivayet odur ki bu durum yedi yıl sürer. Ardından İstanbul'a yolu düşer. Dönemin en büyük alimlerinden dersler alır. Bir gün rüyasında gördüğü Beşiktaş'taki denize bakan yüksekçe araziyi kendi parasıyla satın alır. 1538'de burada kurduğu dergâh, adeta bir külliyeye dönüşür. Burası devlet erkânından tutun da Müslüman olsun olmasın dergâhı herkese açıktır. Yahya Efendi, Osmanlı Sarayı ile bağını hiç kesmez. Daima bilgisine başvurulan bir âlim olarak hep hürmet görür. Kanuni Sultan Süleyman, süt kardeşi Yahya Efendi'yi makamına asla çağırmaz, dergâhında onu ziyaret edip gönüllere ferahlık veren sohbetlerine bizzat katılır, ondan feyz alır, gönlünün sultanı olur.
YUŞA HAZRETLERİ'NİN MEZARINI BULDU Yahya Efendi'nin rüya veya hal yoluyla kişilerle manen görüştüğü de söylenir. Hatta Yahya Efendi üç gün üst üste rüyasında Hz. Yuşa'nın (a.s) "Beykoz'dayım, gel, benYuşa Peygamberim veşu tepede yatıyorum.Gel yerimi tespit et vebeni ziyaret et" dediğini görür. Dervişleriyle birlikte tepeye giden Yahya Efendi, bir çobana burada hiç olağanüstü bir olay yaşayıp yaşamadığını sorar. Çoban, "10 senedir buradayım, şu bölümde koyunlarım hiç otlamaz ve asla üzerinden geçmezler" cevabını verir. Bunun üzerine Hz. Yuşa'nın kabrini keşfeder.
RUM'U MÜSLÜMAN YAPTI... GayrimüslimlerinMüslüman olmasına vesileolup 'gönülleri çaldığı' içinYahya Efendi'ye Rumlar da'Hırsız Aziz' (Hırsız Evliya)namını takarlar. Rivayetodur ki, koyunlarını otlatanbir Rum çobanın birkaçkoyunu dergâhtaki bahçeyekaçınca peşlerindendergâha giren genç, YahyaEfendi'yi gülleri budarken bulur.Yahya efendi, adı "Balaban"olan gence yiyecek verir. "İştesana tereyağı, mumlu bal,taze nân (ekmek). Dilersenyağa ban, dilersen bala ban!"der. Bu sözle Rum delikanlınıngönlüne dokunur. Gönlü çalınangenç Müslüman olur.Rivayet odur ki Yahya Efendi,Hz. Hızır ile sık sık muhabbeteder. Hz. Hızır ile dostluklarıKanuni'nin kulağına da gider.Kununi, bir gün ziyaretinegeldiğinde Hz. Hızır'ı görmekistediğini söyler. Yahya Efendiise "Nasip" der susar. Dahasonra Kanuni ile tebdil-i kıyafetgezintiye çıkar bir kayıklaBoğaz'a açılırlar. Teknede birgenç daha vardır. Padişah ogün dalgındır, elini suya sokar,parmağındakiyüzüğü denize düşürür. Kayıktam Kuruçeşme iskelesineyanaşacakken, genç elini suyadaldırıp yüzüğü avucuna bırakır.Padişah şaşkınlığını gizleyemez.Tam o esnada o genç kaybolur.Yahya Efendi, "Hadi bakalımgözün aydın. Aradığını gördünişte" der. "Kimi?" diye sorarKanuni. "Hızır Aleyhisselam'ı"cevabını alır. Kanuni, "Biziniye tanıştırmadınız?" diyesorar. Yahya Efendi, "O kendinitanıttı, ama siz tanımakta geçkaldınız" deyip susar. Vefatınakadar tefekkür ve ibadetlehayatını sürdüren, Yahya Efendi,1570 yılında vefat ettiğinde75 yaşındadır. Tüm İstanbulcenaze namazına akın eder.Süleymaniye Camii'nde kılınancenaze namazını ŞeyhülislâmEbusuud Efendi kıldırır.