İran'a ambargo başlar
Emekli Büyükelçi Bozkurt Aran, Batı’nın Ortadoğu planlarını TAKVİM’e anlattı. Trump'ın İran'a karşı nükleer anlaşmayı iptal etmesi, ambargonun başlamasına neden olacak. Fransa, Almanya ve İngiltere ise ambargoya istemeseler de Rusya'ya karşı ABD'ye ihtiyaç duydukları için destek vermek zorunda kalacaklar. İran'da yaşanan ekonomik krizden sonra muhafazakarlar yeniden iktidarı ele geçirecektir
Giriş Tarihi:

2015yılında P5+1 formülü ile Ortak Kapsamlı Eylem Planı hayata geçerek, Amerika İran ile nükleer konuda anlaşmaya vardı. Aslında o günden beri de yapılan denetimlerde İran'ın anlaşmaya uyduğu belirlendi. Fakat Trump etkisiortaya çıktı. Trump İran ile anlaşmayı iptal etmek ya da yeniden düzenlemek istiyor. Dışişleri Bakanlığı'nda birçok görevin yanı sıra Pakistan ve İran'da Büyükelçilik yapan Bozkurt Aranile İran nükleerini konuştuk.
Ülkeler neden nükleer silah üretmek istiyorlar?
Nükleer silah için çok büyük kaynaklara gerek yok. Uluslararası kurulu düzenin bir parçası olmayı reddeden bir nevi Kuzey Koreve İrangibi "ihtilalci ülkeler" saygınlık görmek, ihtilalci özellikleri ile mevcudiyetlerini sürdürmek ve kabul görmek için güvence anlamında nükleer silaha sahip olmak istiyorlar. Bir de bazı ülkelerin güçlü hasmının yaşamsal tehdidini caydırabilmek için de nükleer silah yapımına başvurduğu görülmektedir. Buna örnek Hindistan ve Pakistanverilebilir. Pakistan nükleer silaha sahip olunca iki ülke arasındaki savaş seçeneği böylece ortadan kalkmış oldu.
ŞİİLİĞİN LİDERLİĞİ
İran neden nükleer silah yapmak istiyor?
İran ihtilalci olma özelliği nedeniyle kendisini tecrit edilmiş bir ülke olarak görüyor. Uluslararası saygınlığı kazanabilmek için İran, nükleer silah kapasitesine sahip olarak dokunulmaz olmak istiyor. Bugün kabaca dünyada 1.5 milyar Müslüman nüfus içerisinde 300 milyon Şii kimlikli nüfus var. Şiiliğin en güçlü olduğu ülke de İran'dır. İran doğal olarak dünyadaki ve Ortadoğu'daki Şiiler'in hamisi olarakgörüyor kendini ve bunu ilan etmekten de kaçınmıyor. Şiiliğin liderliği bugün ortaya çıkmış değil, İran yönetimleri asırlardır bu şekilde düşünüyor. İran'ın dış politikasında Şiilik çok önemli bir olaydır. İran; Irak, Suriye, Katar, Suudi Arabistan ve Yemen'deki Şiiler'e doğrudan doğruya uzanıyor. Şiiliği bir taraftan korumak bir taraftan da kullanmak için bir enstrüman olarak kullanıyor.
LÜBNAN HİZBULLAHI
Lübnan'da Hizbullah koalisyon hükümetinin ortağıdır.
Hizbullah'ın aynı zamanda kendi silahlı gücü kısacası ordusu da var. Hizbullah'ın askeri gücünü de İran kumanda ediyor. İran istediği zaman Hizbullah'ı Suriye'de savaşa sokabiliyor. Örneklerini görüyoruz. İşte bu İsrail'de ciddi bir rahatsızlık yaratıyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ TEDİRGİN
Sorun nereden çıkıyor?
Arap Baharı Körfezülkeleri de rahatsızlığa ve endişeye ve hatta bazılarında kargaşaya neden oldu. İran'ın Şii nüfusu kullanarak bölgede etkinliğini arttırmasından ve bir şeyler yapmasından endişeleniyorlar. İran'ın bölgede çok kolay kullandığı vekalet savaşları ile gücü arttı. Bu gelişmelerden İsrail ve Suudi Arabistan rahatsız oluyor. Burada sorun Şiilik değil, Şiiliğin sağladığı imkanlar dolayısıyla rahatsız olan ülkelerin olması. Suudi Arabistan Prensi Selman, İran konusunda ciddi bir tehdit altında olduklarını ısrarla söylüyor. Bir tarafta İsrail, Lübnan Hizbullah'ı dolayısıyla diğer taraftan da Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri Şii nüfusu barındırdıkları için İran konusunda ciddi endişeli. Ayrıca, özellikle son dönemlerde ABD'nin Ortadoğu da müttefiklerine sağladığı koruma kalkanının sürekli olup olmayacağı konusunda karmaşık mesajlar geliyor, ABD yöneticilerinden. Böyle bir ortamda Başkan Trump'ınİran'ın nükleer programına ilişkin yaklaşımını da dikkate almak gerekir. Amerika P5+1 anlaşmasını yeniden müzakere etmek değiştirmek veya tamamen sonlandırmak istiyor. 12 Mayıstarihinde Trump'un bir karar vermesi gerekiyor. Trump İran ile anlaşmayı devam ettirmek istemiyor.
12 Mayıs'ta Trump nasıl bir karar verecek?
Uzun süredir İran ile Nükleer Anlaşma'nın iptal edilmesi veya yeniden müzakerelerin başlamasını talep ediyor. Mevcut resim çok net görünüyor. Trump, "İran bu anlaşmaya uymuyor" diyecek. "Bu anlaşmanın devamı için mevcut anlaşmanın içine ek maddeler koyacağız veya yeni baştan bir anlaşma yapacağız" diyecek. Tabii bu şekilde olunca çok kötü bir durum çıkacak ortaya. İran'a yeniden ekonomik yaptırımlar başlayacak. Almanya, Fransa ve İngiltere'de Amerika'nın kararını değiştirmek için uğraştılar fakat başaramadılar. Sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacaklar.
AMBARGO MUHAFAZAKARLARA YARAR
İran'a yönelik ambargo iç siyaseti etkiler mi?
İran parası yılbaşından beriyüzde 30 değer kaybetti.İran'daüniversite mezunu kadınların yüzde36'si erkeklerin de yüzde 52'si işsiz.İran ekonomik olarak bir baskı altında.Ruhani vaatlerinin çoğunu yapamadı.Sadece petrol gelirlerini yüzde 12arttırabildi. Ekonomik durumparlak değil. Böyle bir durum damuhafazakarların güçlenmesine nedenolacak. Ilımlılar başarılı olamayıncasıra yeniden muhafazakarlaragelecek. Bu da İran ve bölge için zordurumların başlaması demek olacak.İran rejiminin ihtilalci damarı dahabelirginleşecektir.
Türkiye nasıl etkilenir?
Bölgemizde istikrarın azaldığı, gerginliklerinarttığı bir ortamı Türkiyetabiatıyla tercih etmez. Hatırlatmakgerekir. Türkiye'nin dış ticaretinGSMH oranı yüzde 24. Bölgede gerginliklerdenve çıkacak sorunlardandış ticaretimiz de etkilenecektir.Türkiye ve bölge ülkeleri için siyasijeopolitik risklerin yanına ekonomiksorunlarda eklenecektir.
BOYNUZ KULAĞI GEÇTİ
İkinciDünyaSavaşı'ndanbu yana kurulmuşbir düzenvar. Bu uluslara- rası ticaretinve finansın istikrar içinde sürdürülmesinisağlayan bir düzen. Bu düzeninana koruyucusu Amerika'dır. Amerikabu ana koruyuculuğundan vazgeçeceğiniaçıklıyor. Çin 2001 yılındaDünya Ticaret Örgütü'nün üyesiolduktan sonra küresel oyuncu olarakbüyük kazanç sağladı. Bugün Çin'defert başına gelir 7 bin dolar. Çin, dünyanınen büyük ihracatçısı ve dünyanıniki numaralı ekonomisidurumuna geldi. Çin bu gücünü diğeralanlarda da kullanacaktır. Çin KuşakYol Projesiile Avrupa'nın içine kadarbütün ülkeler ile ticari ilişkileri güçlendirmekistiyor. İkinci Dünya Savaşı'ndansonra Amerika'nın MarshallPlanıvardı. Bugün Kuşak ve Yol girişimibir nevi Çin'in Marshall Planıolmakta. Amerika'da bazı cevreler,Çin'in daha fazla güçlenmeden engellenmesigerektiğini düşünüyor.
ÇİN'İN İLERİYE DÖNÜK PERSPEKTİFİNDENELER VAR?
Çin'in 2025 perspektifi var. Çinbu konuda en fazla yatırımı "YapayZeka" alanına yapıyor. Çin, bu konuda,"Dünya lideri olacağım" diyor.Bunu yapabilmek için çok büyük kaynaklarayırıyor. Gerekirse Amerikalıveya Avrupalı şirketleri satın alacağınıve dünyanın bu konuda en önde gelengücü olacağını açıkladı. Çin'in budurumu Amerika'ya ve etrafa büyükrahatsızlık veriyor. Kısasüre sonra dünyanıniki numarasınınbir numaralı ekonomihaline gelmesi bekleniyor.
YENİ BİR DÜZEN Mİ KURULACAK?
Çin bu düzen içerisinde güçlendi.Mevcut düzenin değişmesini değildevam etmesini ister. Asya Yatırım veAlt Yapı Bankası ve benzeri girişimleribu sistemin devamını sağlamak üzerekurdu. IMF, Dünya Bankası, DünyaTicaret Örgütü'nün,kurallı ticaretinsağladığı düzen bugünkü güçlü Çin'iortaya çıkartıyor. Çin buna alternatifaramıyor ki, zaten bunun içinde büyüdü.Bu düzenden Amerika rahatsızdır.Münakaşa bunun üzerinde oluyor.
TÜRKİYE BATI'DAN KOPAR MI?
Türkiye Çin ile ilişkilerinin düzeyiniarttırabilir. Çin ile ilişkilerimizAtlantik ilişkilerimizin alternatifiolamaz. Yani Amerika, Avrupa veNATO bizim ilişkilerimiz açısındanhayati önem taşımaktadır. Değişenkoşullarda oluşan yeni farklılıkları dışpolitikamızın eksenine gerçekçi biryaklaşımla aksettirmemiz önemlidir.
AVRUPA ÇIPLAK
İçinde bulunduğumuz jeopolitik ortamda Rusya'nın Avrupa'ya karşı daha sert ve "ısrarlı bir politika" uyguladığını görüyoruz. Kırım'ın ilhakından sonra Ukrayna'da ayrılıkçıları güçlendirmesi ve Baltık Denizi'nde Rus donanmasının gösterileri hatırlardadır. Rusya'nın askeri harcamaları artırıyor. Öte yandan Trump nükleer şemsiyeyi Avrupa'ya tutma konusunda çok kararlı olmadığını, tereddütlü olduğunu gösteriyor. Avrupa savunma açısından çıplak. Almanya'nın 200 tankı var sadece 100 tanesi çalışıyor. Almanya'nın tüm askeri mevcudu sadece 180 bin askerden oluşuyor. Amerika'nın koruma şemsiyesinde çıkan tereddüt nedeniyle Avrupa kendini Rusya'ya karşı zaaf içinde hissediyor. Avrupa bu şartlar nedeniyle Trump'un İran politikasını desteklemek zorunda.
RUSYA-AVRUPA GERİLİMİ
RUSYA çok ciddi bir bölgesel güçtür. Rusya'yı Amerika'nın karşısında denk güç olarak düşünmek doğru değildir. 135- 140 milyonluk bir ülke. Buna karşılık çok ciddi bir askeri kapasitesi ve nükleer gücü var. Rusya Doğu Avrupa'da etkin konumunu tahkim ediyor. Bu da Avrupa'yı rahatsız ediyor. Amerika'nın şemsiyesi altında iken Rusya'nın "ısrarlı" politikaları Avrupa'yı bugünkü kadar rahatsız etmiyordu. Ama bugün Trump'ın, Trans Atlantik ilişkilerini önemsediğini göstermekten kaçınması tabiki Avrupalılar'ı rahatsız ediyor.
İSRAİL'İNGÜVENLİĞİ
İsrai l'in güvenliği Amerika'nın bölge politikalarında en belirleyici noktadır, bunda tereddüt yoktur. Amerika İsrail'in her dediğini yapmayabilir. Fakat İsrail'i tehdit altında hissettiğinde Amerika onun her zaman yanındadır. Yakın zamanda İsrail ve Suudi Arabistan'ın ortaklaşa İran'a yönelik bir çatışma içinde olacağını ben düşünmüyorum. Ortadoğu şu an zaten bir kargaşa içinde. Fakat kesin olan durum gerginliğin artacak olması. Vekalet savaşlarının bir süre daha devam edeceğini de düşünüyorum.
ALİ DEĞERMENCİ
Ülkeler neden nükleer silah üretmek istiyorlar?
Nükleer silah için çok büyük kaynaklara gerek yok. Uluslararası kurulu düzenin bir parçası olmayı reddeden bir nevi Kuzey Koreve İrangibi "ihtilalci ülkeler" saygınlık görmek, ihtilalci özellikleri ile mevcudiyetlerini sürdürmek ve kabul görmek için güvence anlamında nükleer silaha sahip olmak istiyorlar. Bir de bazı ülkelerin güçlü hasmının yaşamsal tehdidini caydırabilmek için de nükleer silah yapımına başvurduğu görülmektedir. Buna örnek Hindistan ve Pakistanverilebilir. Pakistan nükleer silaha sahip olunca iki ülke arasındaki savaş seçeneği böylece ortadan kalkmış oldu.
ŞİİLİĞİN LİDERLİĞİ
İran neden nükleer silah yapmak istiyor?
İran ihtilalci olma özelliği nedeniyle kendisini tecrit edilmiş bir ülke olarak görüyor. Uluslararası saygınlığı kazanabilmek için İran, nükleer silah kapasitesine sahip olarak dokunulmaz olmak istiyor. Bugün kabaca dünyada 1.5 milyar Müslüman nüfus içerisinde 300 milyon Şii kimlikli nüfus var. Şiiliğin en güçlü olduğu ülke de İran'dır. İran doğal olarak dünyadaki ve Ortadoğu'daki Şiiler'in hamisi olarakgörüyor kendini ve bunu ilan etmekten de kaçınmıyor. Şiiliğin liderliği bugün ortaya çıkmış değil, İran yönetimleri asırlardır bu şekilde düşünüyor. İran'ın dış politikasında Şiilik çok önemli bir olaydır. İran; Irak, Suriye, Katar, Suudi Arabistan ve Yemen'deki Şiiler'e doğrudan doğruya uzanıyor. Şiiliği bir taraftan korumak bir taraftan da kullanmak için bir enstrüman olarak kullanıyor.
LÜBNAN HİZBULLAHI
Lübnan'da Hizbullah koalisyon hükümetinin ortağıdır.
Hizbullah'ın aynı zamanda kendi silahlı gücü kısacası ordusu da var. Hizbullah'ın askeri gücünü de İran kumanda ediyor. İran istediği zaman Hizbullah'ı Suriye'de savaşa sokabiliyor. Örneklerini görüyoruz. İşte bu İsrail'de ciddi bir rahatsızlık yaratıyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİ TEDİRGİN
Sorun nereden çıkıyor?
Arap Baharı Körfezülkeleri de rahatsızlığa ve endişeye ve hatta bazılarında kargaşaya neden oldu. İran'ın Şii nüfusu kullanarak bölgede etkinliğini arttırmasından ve bir şeyler yapmasından endişeleniyorlar. İran'ın bölgede çok kolay kullandığı vekalet savaşları ile gücü arttı. Bu gelişmelerden İsrail ve Suudi Arabistan rahatsız oluyor. Burada sorun Şiilik değil, Şiiliğin sağladığı imkanlar dolayısıyla rahatsız olan ülkelerin olması. Suudi Arabistan Prensi Selman, İran konusunda ciddi bir tehdit altında olduklarını ısrarla söylüyor. Bir tarafta İsrail, Lübnan Hizbullah'ı dolayısıyla diğer taraftan da Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri Şii nüfusu barındırdıkları için İran konusunda ciddi endişeli. Ayrıca, özellikle son dönemlerde ABD'nin Ortadoğu da müttefiklerine sağladığı koruma kalkanının sürekli olup olmayacağı konusunda karmaşık mesajlar geliyor, ABD yöneticilerinden. Böyle bir ortamda Başkan Trump'ınİran'ın nükleer programına ilişkin yaklaşımını da dikkate almak gerekir. Amerika P5+1 anlaşmasını yeniden müzakere etmek değiştirmek veya tamamen sonlandırmak istiyor. 12 Mayıstarihinde Trump'un bir karar vermesi gerekiyor. Trump İran ile anlaşmayı devam ettirmek istemiyor.
12 Mayıs'ta Trump nasıl bir karar verecek?
Uzun süredir İran ile Nükleer Anlaşma'nın iptal edilmesi veya yeniden müzakerelerin başlamasını talep ediyor. Mevcut resim çok net görünüyor. Trump, "İran bu anlaşmaya uymuyor" diyecek. "Bu anlaşmanın devamı için mevcut anlaşmanın içine ek maddeler koyacağız veya yeni baştan bir anlaşma yapacağız" diyecek. Tabii bu şekilde olunca çok kötü bir durum çıkacak ortaya. İran'a yeniden ekonomik yaptırımlar başlayacak. Almanya, Fransa ve İngiltere'de Amerika'nın kararını değiştirmek için uğraştılar fakat başaramadılar. Sonuçlarına da katlanmak zorunda kalacaklar.
AMBARGO MUHAFAZAKARLARA YARAR
İran'a yönelik ambargo iç siyaseti etkiler mi?
İran parası yılbaşından beriyüzde 30 değer kaybetti.İran'daüniversite mezunu kadınların yüzde36'si erkeklerin de yüzde 52'si işsiz.İran ekonomik olarak bir baskı altında.Ruhani vaatlerinin çoğunu yapamadı.Sadece petrol gelirlerini yüzde 12arttırabildi. Ekonomik durumparlak değil. Böyle bir durum damuhafazakarların güçlenmesine nedenolacak. Ilımlılar başarılı olamayıncasıra yeniden muhafazakarlaragelecek. Bu da İran ve bölge için zordurumların başlaması demek olacak.İran rejiminin ihtilalci damarı dahabelirginleşecektir.
Türkiye nasıl etkilenir?
Bölgemizde istikrarın azaldığı, gerginliklerinarttığı bir ortamı Türkiyetabiatıyla tercih etmez. Hatırlatmakgerekir. Türkiye'nin dış ticaretinGSMH oranı yüzde 24. Bölgede gerginliklerdenve çıkacak sorunlardandış ticaretimiz de etkilenecektir.Türkiye ve bölge ülkeleri için siyasijeopolitik risklerin yanına ekonomiksorunlarda eklenecektir.
BOYNUZ KULAĞI GEÇTİ
İkinciDünyaSavaşı'ndanbu yana kurulmuşbir düzenvar. Bu uluslara- rası ticaretinve finansın istikrar içinde sürdürülmesinisağlayan bir düzen. Bu düzeninana koruyucusu Amerika'dır. Amerikabu ana koruyuculuğundan vazgeçeceğiniaçıklıyor. Çin 2001 yılındaDünya Ticaret Örgütü'nün üyesiolduktan sonra küresel oyuncu olarakbüyük kazanç sağladı. Bugün Çin'defert başına gelir 7 bin dolar. Çin, dünyanınen büyük ihracatçısı ve dünyanıniki numaralı ekonomisidurumuna geldi. Çin bu gücünü diğeralanlarda da kullanacaktır. Çin KuşakYol Projesiile Avrupa'nın içine kadarbütün ülkeler ile ticari ilişkileri güçlendirmekistiyor. İkinci Dünya Savaşı'ndansonra Amerika'nın MarshallPlanıvardı. Bugün Kuşak ve Yol girişimibir nevi Çin'in Marshall Planıolmakta. Amerika'da bazı cevreler,Çin'in daha fazla güçlenmeden engellenmesigerektiğini düşünüyor.
ÇİN'İN İLERİYE DÖNÜK PERSPEKTİFİNDENELER VAR?
Çin'in 2025 perspektifi var. Çinbu konuda en fazla yatırımı "YapayZeka" alanına yapıyor. Çin, bu konuda,"Dünya lideri olacağım" diyor.Bunu yapabilmek için çok büyük kaynaklarayırıyor. Gerekirse Amerikalıveya Avrupalı şirketleri satın alacağınıve dünyanın bu konuda en önde gelengücü olacağını açıkladı. Çin'in budurumu Amerika'ya ve etrafa büyükrahatsızlık veriyor. Kısasüre sonra dünyanıniki numarasınınbir numaralı ekonomihaline gelmesi bekleniyor.
YENİ BİR DÜZEN Mİ KURULACAK?
Çin bu düzen içerisinde güçlendi.Mevcut düzenin değişmesini değildevam etmesini ister. Asya Yatırım veAlt Yapı Bankası ve benzeri girişimleribu sistemin devamını sağlamak üzerekurdu. IMF, Dünya Bankası, DünyaTicaret Örgütü'nün,kurallı ticaretinsağladığı düzen bugünkü güçlü Çin'iortaya çıkartıyor. Çin buna alternatifaramıyor ki, zaten bunun içinde büyüdü.Bu düzenden Amerika rahatsızdır.Münakaşa bunun üzerinde oluyor.
TÜRKİYE BATI'DAN KOPAR MI?
Türkiye Çin ile ilişkilerinin düzeyiniarttırabilir. Çin ile ilişkilerimizAtlantik ilişkilerimizin alternatifiolamaz. Yani Amerika, Avrupa veNATO bizim ilişkilerimiz açısındanhayati önem taşımaktadır. Değişenkoşullarda oluşan yeni farklılıkları dışpolitikamızın eksenine gerçekçi biryaklaşımla aksettirmemiz önemlidir.
AVRUPA ÇIPLAK
İçinde bulunduğumuz jeopolitik ortamda Rusya'nın Avrupa'ya karşı daha sert ve "ısrarlı bir politika" uyguladığını görüyoruz. Kırım'ın ilhakından sonra Ukrayna'da ayrılıkçıları güçlendirmesi ve Baltık Denizi'nde Rus donanmasının gösterileri hatırlardadır. Rusya'nın askeri harcamaları artırıyor. Öte yandan Trump nükleer şemsiyeyi Avrupa'ya tutma konusunda çok kararlı olmadığını, tereddütlü olduğunu gösteriyor. Avrupa savunma açısından çıplak. Almanya'nın 200 tankı var sadece 100 tanesi çalışıyor. Almanya'nın tüm askeri mevcudu sadece 180 bin askerden oluşuyor. Amerika'nın koruma şemsiyesinde çıkan tereddüt nedeniyle Avrupa kendini Rusya'ya karşı zaaf içinde hissediyor. Avrupa bu şartlar nedeniyle Trump'un İran politikasını desteklemek zorunda.
RUSYA-AVRUPA GERİLİMİ
RUSYA çok ciddi bir bölgesel güçtür. Rusya'yı Amerika'nın karşısında denk güç olarak düşünmek doğru değildir. 135- 140 milyonluk bir ülke. Buna karşılık çok ciddi bir askeri kapasitesi ve nükleer gücü var. Rusya Doğu Avrupa'da etkin konumunu tahkim ediyor. Bu da Avrupa'yı rahatsız ediyor. Amerika'nın şemsiyesi altında iken Rusya'nın "ısrarlı" politikaları Avrupa'yı bugünkü kadar rahatsız etmiyordu. Ama bugün Trump'ın, Trans Atlantik ilişkilerini önemsediğini göstermekten kaçınması tabiki Avrupalılar'ı rahatsız ediyor.
İSRAİL'İNGÜVENLİĞİ
İsrai l'in güvenliği Amerika'nın bölge politikalarında en belirleyici noktadır, bunda tereddüt yoktur. Amerika İsrail'in her dediğini yapmayabilir. Fakat İsrail'i tehdit altında hissettiğinde Amerika onun her zaman yanındadır. Yakın zamanda İsrail ve Suudi Arabistan'ın ortaklaşa İran'a yönelik bir çatışma içinde olacağını ben düşünmüyorum. Ortadoğu şu an zaten bir kargaşa içinde. Fakat kesin olan durum gerginliğin artacak olması. Vekalet savaşlarının bir süre daha devam edeceğini de düşünüyorum.
ALİ DEĞERMENCİ
