Otizm tanılarındaki hızlı artış hem ailelerde hem de tıp dünyasında endişe yaratıyor. Bir zamanlar nadir görülen bu gelişimsel farklılık, artık her 100 kişiden birini etkiliyor. Bilim insanları genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkilerin de rol oynayabileceğini belirtiyor.
📌 Otizm Teşhislerinde Büyük Artış
Otizm, insanların sosyal ipuçlarını anlamasını veya kendilerini ifade etmesini zorlaştıran, yaşam boyu süren bir gelişimsel bozukluk olarak tanımlanıyor. Çocuk Psikolojisi ve Psikiyatrisi Dergisi'nde yayımlanan bir araştırmaya göre, son 20 yılda otizm tanısı alan kişi sayısı yaklaşık %800 arttı. Bugün dünyada her 100 kişiden biri bu tanıyla yaşıyor.
Uzmanların bir kısmı bu artışı farkındalık ve gelişen klinik tanı yöntemleriyle açıklarken, bazı araştırmacılar çevresel faktörlerin de önemli rol oynadığını belirtiyor.
1️⃣ Diyabet Riski ve Hamilelikteki Etkisi
Araştırmalar, gebelik diyabeti yaşayan kadınların çocuklarında otizm görülme riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Cambridge Üniversitesi'nden Prof. Sir Simon Baron-Cohen, hamilelikte fazla kilo alımının hormon seviyelerini değiştirdiğini ve bunun da beyin gelişimini etkileyebileceğini ifade ediyor.
2025 başında The Lancet'te yayımlanan kapsamlı analiz, anne diyabetine maruz kalan çocukların otizm tanısı alma olasılığının %25 daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
2️⃣ Hava Kirliliği Tehlikesi
2024 yılında BMJ'de yayımlanan bilimsel incelemeler, anne karnındaki bebeklerin veya küçük çocukların soluduğu hava kirliliği parçacıklarının beyin gelişimini olumsuz etkileyebileceğini ortaya koydu.
Imperial College London'dan Prof. Frank Kelly, yoğun trafikli bölgelerde yaşayan ailelere pencereleri yoğun saatlerde açmamalarını ve çocuklarıyla kalabalık yollar yerine sakin güzergahları tercih etmelerini öneriyor.
3️⃣ İleri Yaşta Ebeveynlik
Geniş çaplı araştırmalar, 50 yaş üstü babaların otizmli çocuk sahibi olma riskinin 20'li yaşlardaki babalara göre %66 daha yüksek olduğunu, 40'lı yaşlardaki annelerde ise riskin %15 arttığını gösteriyor.
Bilim insanlarına göre, bu durum babalarda genetik etkilerle, annelerde ise yaşla birlikte değişen hormonal dengelerle açıklanıyor.