''Negatif heykel tekniği'' ile ilgili bilgi veren Öcal, bu tekniğin 2 boyutlusunun günümüzden 300 yıl önce dönemin mücevher ustaları tarafından uygulandığını, bu tasarımlarda yalnızca işlenen formların yükseklik ve genişliklerinin yer aldığını anlattı. Bu 2 boyutlu tasarımları geliştirerek, değerli taşların içine 3 boyutlu figürler işlediğini, ''pozitif heykel tekniği''nin tam tersi bir uygulama olması nedeniyle de bu tekniğe ''negatif heykel tekniği'' adını verdiğini belirten Öcal, şunları söyledi: ''Negatif heykel tekniğini uygulamaya 7 yıl önce başladım. İnsanlara hasar görmeden uzun yıllar saklayabilecekleri bir şey vermek istedim. İlk olarak bir taşın içine camiyi işledim. Bu tekniği, şeffaf ve 8 sertliğe kadar olabilen değerli taşların üzerine uygulayabiliyorum. Tasarımlarımı yaparken, yaşam içindeki her şeyden etkilenebiliyorum. Bu tekniğin yanı sıra değerli taşlar üzerine rölyef tarzında da çalışmalar yapıyorum.'' Taşın, içinde oyulmuş olan objeyi koruyan bir kılıf olduğunu ifade eden Öcal, taş kırılmadığı sürece yaptığı formların ölümsüzleştiğini belirtti. ''Negatif heykel tekniği''ni tamamen elde gerçekleştirdiği için ikinci kez birebir aynısını yapmasının mümkün olmadığını dile getiren Öcal, ''Sahip olunan özgün sanat eserinin, yalnızca bir kişide olması bile bir mutluluk kaynağı'' dedi.
Sanayileşmeye başlayan firmalara prototip (kalıp) çalışmaları yapan Öcal, ilerleyen dönemlerde yaylı mekanizmalarla işleyen kilit sistemleri üzerine çalışmalarda bulundu. Gelişmekte olan 30'a yakın firmaya araştırma ve geliştirme alanında destek veren Öcal, ayrıca dönemsel olarak plastik rekonstruktif ve estetik cerrahi alanında cerrahların ihtiyacı olan alet, araç ve aksamları, altın, platin ve çeliği işleyerek üretti.