Mudanya, Trilye veGölyazı biraz böyle bir kombinasyon. Bir tarafında deniz kıyısı yürüyüşleri, diğer tarafta eski Rum mahalleleri, sonra bir anda göl kıyısında balıkçı kasabası hissi… Üstelik İstanbul'dan çok kopmadan.
KİM SEVER?
- Sakin tempo seven çiftler
- Fotoğraf meraklıları
- Kısa kültür kaçamağı isteyenler
- Yürüyerek keşfetmeyi sevenler
ARAÇ VE FERİBOT EN KEYİFLİ SEÇENEK
İstanbul çıkışlı bu rota için bence en iyi model. Özellikle araçla geçildiğinde yol psikolojik olarak daha kısa hissedilir. Feribot kısmı küçük bir "tatil başladı" hissi yaratır.
Burada kritik soru: "Mudanya'da mı kalmalı, Trilye'de mi?" Ben çoğu kişi için Mudanya'yı üs olarak öneririm. Nedeni, akşam yaşamı biraz daha var. Yeme–içme daha rahat. Dolaşmak daha kolay. Akşam yürüyüşlerini sevenler için sahil çevresi daha uygun. Ara sokak tercih edenlere butik otel seçenekleri de var.
Bence iyi model: Mudanya'da konaklama, Gölyazı'yı gün batımı durağı yapmak.
Deniz kenarında olmanın avantajı burada hissediliyor. Ama Mudanya bir gastronomi kenti değil. Bazı mekanlar konum satıyor.
ÖNE ÇIKAN ÇİZGİ:
- Balık ve deniz ürünleri
- Zeytinyağlılar
- Mezeler
Gölyazı bu rotanın Sürpriz karakteri olabilir. İlk anda çok büyük görünmez. Hatta bazı insanlar şöyle düşünebilir: "Bu kadar mı?"
GÖLYAZI'DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER
GÖLYAZI KÖPRÜSÜ: Kasabaya girişin sembolik noktası. Dar bağlantı yolu ve göl manzarası güzel bir ilk izlenim yaratıyor. Özellikle fotoğraf sevenler için iyi başlangıç.
ULUABAT GÖLÜ KIYISI: Rotanın özü. Burada olay görülecek şey sayısı değil. Oturmak ve bakmak. Bir çay ya da kahve alıp zamanı biraz ağırlaştırmak. Özellikle gün batımına yakın saatlerde ışık çok değişiyor.