(Vostok Adası, Google Earth'te karartılmış görünüyor)
Google Earth, 2005'ten bu yana uyduların, uçakların ve drone'ların gözünden dünya yüzeyini herkese açık hale getirdi. O günden bu yana kullanıcılar, bu zengin görüntü arşivinde o kadar garip şeyler keşfetti ki bir kısmının açıklaması bugün hala netlik kazanmadı. LiveScience'ın derlediğine göre işte Google Earth'ün gün yüzüne çıkardığı en tuhaf 11 yer.
Pasifik Okyanusu'nun ortasındaki küçük ve ıssız mercan adası Vostok, Google Earth'te sanki karartılmış gibi duruyor. Gizli askeri üs dahil pek çok komplo teorisine konu olan bu görüntünün açıklaması aslında çok daha sıradan: Adanın merkezi, kalın turba topraklarına kök salmış Pisonia grandis ağaçlarıyla kaplı. Bu ağaçların tepesi o kadar koyu ve sık ki havadan bakıldığında ada gerçekten siyah bir leke gibi görünüyor.
Kiribati'ye bağlı olan ada yaklaşık 1,3 kilometre uzunluğunda ve 1820'de keşfedildi. Mercan kumu ile molozdan oluşan adada lagün ya da tatlı su kaynağı bulunmuyor. Adanın hiç kalıcı yerleşime ev sahipliği yapmadığına dair herhangi bir kanıt yok; bölgedeki sıçanlar ise buraya bir zamanlar antik Polinezyalıların uğramış olabileceğine işaret ediyor.
(Mozambik'teki Mount Lico, dik yamaçlarında yüksek irtifada bir yağmur ormanı barındırıyor)
2018'de araştırmacılar, Google Earth'ün yol göstermesiyle neredeyse hiç insan ayağı basmamış bir noktaya ulaştı: Mozambik'teki Mount Lico. Galli koruma bilimci Julian Bayliss, dağın tepesindeki yüksek irtifali yağmur ormanını ilk kez Google Earth üzerinden keşfetti. Ormana ulaşmak için yaklaşık 123 metrelik dikey granit bir kayalığa tırmanmak gerekti.
Zirveye çıkan ekip kelebekler, örümcekler ve küçük memelilerden oluşan eşsiz bir ekosistemle karşılaştı. Bölgede bulunan birkaç eski el yapımı çömlek, bu tırmanışı daha önce, muhtemelen 100 yıl kadar önce başka birinin de gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. O çömlekleri kimin bıraktığı ise hala bilinmiyor.
(New Mexico çölündeki Scientoloji Kilisesi sığınağı)
New Mexico'daki Mesa Huerfanita yakınlarında, çöl zeminine kazınmış iki büyük elmas ile birbiri üzerine binen bir çift çember dikkat çekiyor. Yazar John Sweeney, bu işaretlerin Scientoloji Kilisesi'ne ait gizli bir sığınağın yerini gösterdiğini öne sürdü. Bu sembollerin gezegensel bir kıyametten kaçan Scientologların Dünya'ya geri dönüşlerinde yol bulmalarına rehberlik etmek amacıyla yapıldığı ileri sürülüyor. Sembollerin gerçek anlamı ise büyük olasılıkla hep gizemini koruyacak.
(Al Futaisi Adası'nda kumla yazılmış "Hamad" yazısı)
Ebu Dabi yönetici ailesinden milyarder Şeyh Hamad bin Hamdan el Nahyan, Basra Körfezi'ndeki al Futaisi Adası'nın kumlu yüzeyine kendi adını kazıttı. Yaklaşık yarım mil yüksekliğinde ve toplam 2 mil uzunluğundaki "HAMAD" harfleri dünyanın en büyükleri arasında gösteriliyor ve uzaydan bile görülebiliyor.
Kuma yazılanlar gelgitle genellikle silinir; ancak bu harfler o kadar büyük ki içlerinde kanallar oluşturarak yükselen suyu yutuyor. Uydu fotoğraflarının çekildiği anda gelgit suyu harflerin arasından akarak "M" harfine kadar ulaşmıştı.
(Arizona, Davis Monthan Hava Üssü'ndeki uçak mezarlığı)
Arizona'nın Tucson kentindeki Davis Monthan Hava Üssü, ABD ordusunun hizmet dışı bıraktığı uçakların son durağı. "Boneyard" (kemiklik) olarak bilinen bu yaklaşık 1.050 hektarlık alan genel ziyaretçilere kapalı. Google Earth ise içeriyi yüksek çözünürlüklü görüntülerle gözler önüne seriyor: B-52 StratoFortress'ten F-14 Tomcat'e kadar İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana uçurulan neredeyse her model, çeşitli çözülme aşamalarında burada bekliyor.
Mezarlık aynı zamanda rock müziğinin efsanesi Tom Petty and the Heartbreakers'ın "Learning to Fly" klibinin de sahnesiydi. Grup, uçak gövdelerinin arasında performans sergiledi.