Dükkana katkım manevi değil maddi

Mutfaktan gelen çikolata kokusu eşliğinde çalışmak herkese nasip olmazken; Ruken ve Rojda Demirer, bunu her gün yaşıyor. Nişantaşı’ndaki butik çikolata dükkanları ‘Marie Antoinette’de ‘yaban kirazlı’ ve ‘menekşeli’ gibi her yerde tadamayacağınız lezzetlere imza atıyorlar. İki kardeş, çikolata tutkusunu Şamdan Plus’tan Gülru İncu’ya anlattı...

* ‘Marie Antoniette’ akılda kalıcı bir isim. Bu isim nereden aklınıza geldi?

Ruken Demirer: Eski dönemlerde olan tutkumla doğdu. Barok, Rokoko ve Rönesans dönemlerini çok seviyorum. Fakat Rönesans biraz karanlık kalırdı çikolata için... Bir de çikolata denince akla gelen ilk isimlerden biri olan ‘Marie Antoinette’, yanında özel çikolatacısıyla gezermiş. Dedik ki ismi ‘Marie Antoinette’ olsun, iştah açısı pastaları ve çikolataları çağrıştırsın.

* Çikolata yapımı için özel bir eğitim alıyor musunuz?

Ruken D.: Evet, alıyorum ama her şeyi merak ediyorum. Sürekli sorular soruyorum. Şef benden bıkmış durumda!

* En çok hangi çeşitler tercih ediliyor?

Ruken D.: En çok altın çilekli öne çıkıyor, hatta Ramazan ayında Başbakanımız’a iletilmek üzere kutular alındı. Kestaneli, menekşeli ve portakal dilimli çikolatalarımız da çok beğenildi.

Rojda Demirer: “Artık ben bu işi yapmayacağım. Başka bir şey yapmalıyım. Acaba ne yapmalıyım” dediğim sırada Ruken aradı. “Çikolata dükkanı açacağım, bana ortak olur musun?” dedi. “Tamam” dedim. Aslında benim bu dükkana katkım manevi yönünden ziyade maddi oldu, çünkü yoğunluğumdan dolayı çok aktif olamıyorum.

ALTIN ÇİLEKLİ ÇİKOLATA ÖNDE

* Peki Rojda Hanım bu projeye nasıl katıldı?

Ruken D.: Özel kutulara çok meraklıyım, tatildeyken kendim içim kutular yapıyordum, dedim ki “Bu kutuların içine çikolata çok yakışır..” Rojda’yı aradım. O sırada ‘Melekler Korusun’un çekimlerindeydi. Fikrimden bahsettim, “Butik bir çikolata dükkanı açsak, adını Marie Antoinette koysak, her şeyini de o döneme uygun yapsak nasıl olur?” dedim. O da fikri çok beğendi.

DİĞER GALERİLER