Çapkınlıklarıyla tanınan şovmen Mehmet Ali Erbil’i uslandıran kadın olarak hayatımıza giren Tuğba Coşkun, yaşadığı beş senelik evliliği bir aldatma sonucu bitirdi. “Bu evliliğin sonucu normal bitmeyecekti” diyerek durumu beklediğini dile getiren Coşkun, boşanmasının ardından avukat Önder Fırat ile evliyken de ilişki yaşadığı iddialarına maruz kaldı. Daha önce Londra’da bir restoranda görüntülenen çift, boşanmanın ardından Küba’da tekrar görüntülenince herkesin aklında bir soru işareti belirdi. Coşkun ise bu konu hakkında bugüne kadar sessiz kalmayı tercih etti. Kendini işine adayan ve Bomonti Rixos Residance’ın satış pazarlama müdürlüğü görevini üstlenen Tuğba Coşkun, “Hayatta daha aktif olarak, sorunlarımın üstesinden gelmeye çalışıyorum” diyerek sıkıntılarını işe odaklanarak üzerinden attığını söylüyor. Coşkun ile işte bu zorlu dönemi nasıl atlattığını, yeni işini ve özel hayatını konuştuk.
TUĞBA COŞKUN
Mehmet Ali Erbil ile olaylı bir şekilde ayrılan ve ardından Önder Fırat ile ilişkisi ortaya çıkan Tuğba Coşkun özel hayatıyla ilgili ilk kez Şamdan Plus’a konuştu. Coşkun, iş ve özel hayatıyla ilgili çok özel açıklamalarda bulundu.
Bildiğim kadarıyla arkeoloji bölümünden mezunsunuz, doğru mu?
-Evet, Hacettepe Üniversitesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi mezunuyum. Aslında arkeoloji birçok şeyi kapsıyor. Bunun içerisinde seramik, restorasyon, mimari gibi boyutlar da var. Ben de yapı ve mimariyi çok seviyorum.
Üniversiteyi bitirdikten sonra hemen çalışmaya başladınız mı?
-Evet, İstanbul’a gelmiştim ve burada bir işe girdim. Zaten İtalya’da master yapmayı düşünüyordum, İtalyancam var diye. Burada ithalatçı bir firmada çalışmaya başladım. İtalya’dan ve İngiltere’den dekorasyon boyaları ithal ediyordu. Böylece ithalat, pazarlama sektörüne girdim. Çok da keyif aldım çünkü Türkiye’nin büyük projelerinde çalışan mimarlarla çalışma imkanı buldum. Orada 2.5 sene çalıştım. Ardından Kempinsky Residance Astroria diye Türkiye’nin en büyük ve ilk rezidans projesinde başından sonuna kadar çalıştım. İkinci projeye geçtiğimiz zaman ise 7.5 aylık hamileydim.
Evlenince işi bırakmadınız yani, Ali Sadi’nin doğumuna kısa bir süre kalıncaya kadar çalıştınız. Bu pek bilinmiyor sanırım. Aslında biliniyor ama insanlar güzel şeyleri çabuk unutuyor bence. Karnım burnumda inşaata çıktığımı bile hatırlıyorum. Evlenince bırakmadım. Ali Sadi doğduktan sonra da yoğun bir iş yapamadım. İlk sene hiç çalışmadım, Sedef Çalarkan çok yakın arkadaşım, sonra onunla bir marka yarattık. Daha doğrusu Sedef’in markasını desteklemek için bir takım girişimlerde bulunduk. İki sezon yaptık bunu fakat ben işin mağaza açma boyutunda değildim, corner’lar yarattık ama tutmadı. Türkiye’de tasarımcıların desteklenmesi gerekiyor büyük kurumlar tarafından. Ardından da anne ve çocuk programı yaptım. Televizyon çok da olmak istediğim bir alan değildi ama sevdim. Eşim çok destek vermişti, inanıyordu bana. O da çok fazla zamanımı almıyordu zaten. Haftada iki gün çalışıyordum. Çünkü doğum sonrası süreçte bebeğimle beraber olmak istedim. Çalışmamam keyfi değil, çocuğumu kendim yetiştirme isteğindendi. Yoksa üretmek ve çalışmak benim için çok önemli. Üniversitedeyken bile yaz aylarında muhabirlik yapıyordum.