YUNUS EMRE SEL - LİG ŞİMDİ KEYİFLİ Mİ?
Trabzonspor için en önemli 5 oyuncuyu saymaya kalsak o 5 oyuncunun üçü bugün sahada yoktu. Bunu şunun için söylüyorum, Trabzonspor kendisinden sonra ligin oyun olarak kimlik sahibi takımlarından biriyle oynadı. Böyle bir takıma karşı bu kadar önemli eksiklerle direnmek kim ne derse desin değerliydi. Şampiyonluk hep kazanmaktan değil bazen kaybetmemekten geçer.
Oyuna gelirsek her iki takımda maç öncesi hazırlıklarını öncelikle birbirlerini durdurmak için yapmışlardı. Örnek vermek gerekirse Trabzonspor, Başakşehir'e ne zaman tam saha pres yapmasını biliyordu, Başakşehir de bu presle nasıl mücadele etmesi gerektiğini. Trabzonspor oyununa Hamsik'ten başka akıl, Denswil'den başka cesaret katan isim üretmekte oldukça zorlandı. Djaniny'nin organize ve disiplinli bir rakip karşısında yeterli üretkenliği sergileyememesi oyuncunun kendi gelişimi açısından sorgulaması gereken durumlardan biri. Bununla beraber Trabzonspor'un istediği verimi alamadığı gibi ekstra yorulduğu tam saha baskı denemelerinin de rakibe göre yeniden düzenlenme ihtiyacı var gibi.
Eksikler, hedeflenenlerin zaman zaman yapılamaması, rakibin organizasyon ve disiplin gücü bir tarafa buna rağmen Trabzonspor'un direkten dönen ve bu satırların yazarına göre verilmeyen net bir penaltısı olduğunu belirtelim. Bazı medya organlarında Trabzonspor'un ligde koyduğu ağırlık, ligin heyecanının kalmadığı şeklinde yorumlanıyordu. Bu bir sitemden de çok şikayetti aslında. Ama kime sitem, kime şikayet ve ne gibi bir beklentiyle yapıldığı konusu muğlaktı. "Ligde heyecan kalmadı" yani? Trabzonspor'un ortaya koyduğu oyun neticesinde bulunduğu konum ligde heyecanı götüren bir unsur ve bu yüzden mi birileri bir şey yapmalı acaba? Çünkü maç içinde maça dikkat kesilmeden seyreden tarafsız gözlerin bile rahatlıkla sezdiği bir karar çifte standardı vardı. Trabzonspor bir bütün olarak şunun bilincinde: Rakipleri, ezberleri, algıları ve bununla beraber çifte standartları da yenmeden hak edilen kupayı kazanmamız zor. Neyse ki bu sezonun Trabzonspor'u bütün zorları kolaylıkla yapıyor.
ERMAN TOROĞLU - HELAL OLSUN!
Önce bir maç seyrettik saat 16.00'da, G.Saray ile Antalya arasında... Hani devre arası programı yaptık Ender Bilgin ile, konuşacak bir şey bulamadım. Maç sonu da yazacak bir şey bulamıyorum. Güzel iki tane vuruş golü, bakın hazırlanmış gol demiyorum, sadece vuruş golü. Estetik olarak güzel ama şöyle 3-4 pastan sonra atılan goller değiller. Antalya bu G.Saray'a karşı daha dirençli ve etkili olmalıydı. Aslında onlar da iyi değillerdi. İki kötünün galibi G.Saray çıktı, işte size maçın özeti..
Sonra bir maç başladı saat 19.00'da... Öyle bir maç ki, bence maç önemi olarak koca ilk devrenin en önemli maçıydı. Ve şunu söyleyebilirim. İki taraf da iyi hazırlanmışlar. Aykut'un Başakşehir'i ile Emre'nin Başakşehir'i arasında siyahla beyaz kadar fark var. Bu iki teknik adamın arasındaki farktır.