İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İran İslam Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Ayetullah Humeyni'nin ardından ülkenin en yetkili ismi olarak görev yapıyor. 1939 doğumlu olan Hamaney, hem dini otoritesi hem de siyasi gücüyle İran'da son sözü söyleyen lider konumundadır. Devrim sonrası kurulan rejimin ikinci dini lideri olarak, Humeyni'den çok daha uzun süre iktidarda kalan Hamaney, İran iç ve dış politikasında belirleyici rol oynuyor. Peki Ali Hamaney kimdir, kaç yaşındadır? İşte Hamaney'in liderlik serüveni…
ALİ HAMANEY KİMDİR?
◼İran'ın en güçlü ismi olarak bilinen Ayetullah Ali Hamaney, 19 Nisan 1939'da Meşhed kentinde dünyaya geldi. Aslen Tebriz kökenli bir aileye mensup olan Hamaney'in baba tarafı İran Türklerindendir. Türkçeyi akıcı şekilde konuşabildiği bilinse de, bu dili kamuoyu önünde nadiren kullanıyor. Babası gibi din adamı olmayı seçen Hamaney, küçük yaşlardan itibaren dini eğitim aldı. Meşhed, Kum ve Irak'ın Necef şehirlerinde aldığı eğitim, onu sadece bir din adamı değil, gelecekte ülke yönetiminde söz sahibi olacak bir figüre dönüştürdü.
◼Hamaney'in hayatının yaklaşık 40 yılı, İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi döneminde geçti. Bu yıllarda Humeyni'nin fikirlerini benimseyerek onunla yakın ilişki kurdu. Humeyni'nin Paris'te sürgünde olduğu yıllarda onun görüşlerini gizlice yaymaya çalışan Hamaney, Şah rejimi tarafından altı kez tutuklandı ve işkenceye maruz kaldı.
◼1979 yılı hem Hamaney'in hem de İran'ın kaderini değiştirdi. Şah rejimi halk isyanlarıyla devrilirken, Humeyni sürgünden dönerek İran İslam Cumhuriyeti'ni kurdu. Hamaney ise devrimin ardından sistemin merkezindeki önemli isimlerden biri haline geldi. Devrim Konseyi üyeliği, milletvekilliği ve savunma bakan yardımcılığı gibi görevler üstlendi. Aynı zamanda İran'ın dini ve siyasi yapısının en güçlü araçlarından biri haline gelecek olan Devrim Muhafızları'nın kuruluşunda da aktif rol oynadı.
◼1981 yılında camide yaptığı bir konuşma sırasında suikast girişimine uğrayan Hamaney, kasetçalar içine yerleştirilen bombayla ağır yaralandı. Bu saldırı sonucunda sağ kolu felç kaldı. Olayın ardından İran'da peş peşe yaşanan suikastlar sonucu dönemin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı hayatını kaybetti. Bu gelişmelerin hemen ardından, Hamaney halkın büyük desteğiyle cumhurbaşkanı seçildi. Henüz 42 yaşındayken başladığı bu görev, İran-Irak Savaşı'nın en çetin dönemine denk geldi.
◼1980'lerin sonunda dünya Soğuk Savaş'ın sona ermesine tanıklık ederken, İran da kurucu lideri Ayetullah Humeyni'nin ölümüyle sarsıldı. Ancak İran siyasetinde boşluk uzun sürmedi. 1989 yılında, o dönem 49 yaşında olan Ali Hamaney, Uzmanlar Meclisi'nin oybirliğiyle ülkenin yeni dini lideri olarak seçildi. O günden bu yana, İran'da son sözü söyleyen kişi olarak ülkenin siyasi ve ideolojik rotasını belirleyen en üst lider haline geldi.
◼İran'ın bugünkü dini lideri Ali Hamaney, her ne kadar İslam devriminin ardından sistem içinde önemli görevler üstlense de, ilk yıllarda sessiz ve arka planda kalan bir figürdü. Ancak 1989'da Ayetullah Humeyni'nin ölümünden sonra beklenmedik bir şekilde ülkenin en yüksek makamı olan "Velayet-i Fakih" konumuna getirildi.
◼Aslında bu makama seçilmesi İran'ın kendi içindeki dini kurallar açısından bile tartışmalıydı. Çünkü bu mevkiye gelmek için yüksek derecede dini otorite kabul edilen "Ayetullah" unvanı gerekiyordu. Hamaney ise o sırada bu düzeyde kabul edilen bir din adamı değildi. Ancak siyasi dengeyi korumak ve Humeyni sonrası istikrarı sağlamak amacıyla Hamaney, adeta bir gecede "Ayetullah" ilan edildi. Aynı zamanda anayasa da değiştirilerek dini liderin yetkileri artırıldı, cumhurbaşkanının dengeleyici rolü törpülendi.
◼En stratejik adımlarından biri de, İran-Irak Savaşı'nın ardından Devrim Muhafızları'nı daha kurumsal ve etkili bir yapıya dönüştürmek oldu. Bu güç, zamanla yalnızca askeri değil, ekonomik ve siyasi alanda da etkili bir imparatorluğa dönüştü. Bugün Hamaney'in en büyük dayanaklarından biri olan bu yapı, ülke içindeki birçok kritik kararın uygulanmasında rol oynuyor.
◼Hamaney'in liderlik dönemi, sadece İran için değil tüm Ortadoğu için savaşlar ve krizlerle dolu geçti. İran-Irak Savaşı'nın ardından 1991'deki Körfez Savaşı, 2003'te ABD'nin Irak işgali ve 2011'deki Arap Baharı, bölgede derin dönüşümlere yol açtı. Hamaney bu süreçte, İran'a karşı tehdit olarak gördüğü ABD ve İsrail'e karşı "direniş ekseni" adını verdiği politikayı benimsedi.