Asgari ücrete ikinci bir zammın yapılıp yapılmayacağının konuşulduğu şu günlerde, mümkün bir zammın yapılması halinde asgari ücretin enflasyon bilgileri ışığında nasıl farklılık göstereceği hesaplandı. Bilindiği gibi bu sene başında asgari ücrete tarihi bir zam olan yüzde 50'nin üstünde artış yapılmış ve net olarak 2.825 liradan 4.253 liraya çıkartılmıştı. Vatandaşa soluk aldıran bu zamdan sonra sene ortasında ikinci bir zam daha yapılması gündeme geldi.
Asgari ücretin Temmuz'da tekrardan belirlenmesi ile bir güncelleme yapılırsa hem brüt maaş hem de net maaş yükselecek.
Aslında asgari ücrette yapılacak bir artış yalnızca işverenleri değil borçlanan ya da farklı ödeneklerden yararlanan bütün vatandaşları etkileyecek. Örneğin işsizlik maaşı brüt asgari ücrete göre belirlendiği amacıyla yükselecek.
Yine doğum askerlik gibi borçlanmalar da rakam artacak. Yaşlılık, evde bakım parası gibi ödeneklerde gelir sınırları yükselmiş olacak. Yine işverenin ödediği SGK primleri da artmış olacak. Asgari ücrete yılbaşında oluşturulan tarihi zamla eş güdümlü işverenlerin maliyetini aşağı çekecek ve işçinin yükünü azaltacak çok mühim atılım yapılmış ve ücretler üzerindeki gelir vergisi ve damga vergisi kaldırılmıştı. Şimdi yapılacak güncelleme işverenlere ek bir yük getirecek. Fakat vergideki formül burada da uygulanabilir
Asgari ücretten iki türlü prim alınıyor. Bunlardan ilki işçiden kesilen yüzde 14 oranındaki SGK primi. Bu primin miktarı 700,56 TL. İkinci prim ise işveren sigorta payı olarak alınıyor. Bunun maliyet üzerindeki etkileri ise 775,62 TL. Toplamda bir işveren yönünden ödenen primler 1.476,18 TL'ye ulaşıyor.
Ayrıca hem işçi hem de işveren amacıyla 150 TL kadar işsizlik sigortası primi kesiliyor. Asgari ücrete yapılacak bir seyyanen zam primlerden indirim yapılarak karşılanabilir. Böylece asgari ücretin net miktarı artarken bu urum işverene maliyet olarak yansımaz.
Yine bu indirimler belli oranda yapılarak işverenin de maliyetin bir bölümünü karşılaması sağlanır.