The Guardian haberine göre, Sumatra gergedanı, Clarion çalıkuşu, Espanola dev kaplumbağası ve harlequin kurbağasının önümüzdeki 20 yıl içinde tamamen ortadan kalkabileceğini ortaya koydu. Peki insan davranışları bazı hayvanların neslinin tükenmesine yol açıyor mu?
NESLİ TÜKENMENİN EŞİĞİNDE
Dünya genelinde sayıları 1.000'in altına düşen kara omurgalıları arasında Sumatra gergedanı, Clarion çalıkuşu, Espanola dev kaplumbağası ve harlequin kurbağası gibi son derece nadir türler bulunuyor. Bilim insanlarının geçmişe dönük verilerine ulaşabildiği 77 tür üzerinde yapılan incelemeler, bu canlıların popülasyonlarının ortalama %94 oranında azaldığını ortaya koydu.
Bu dramatik düşüş, yalnızca tek tek türleri değil, tüm ekosistemleri tehdit eden bir krizin işareti olarak değerlendiriliyor.
(Görsel: Sumatra gergedanı, 1.000'den az bireyi kaldığı için nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.)
BİR TÜRÜN KAYBI DİĞERLERİNİ DE SÜRÜKLÜYOR
Araştırmacılar, bir türün yok olmasının ona bağlı diğer canlıları da hızla tükenme sınırına taşıyabileceği konusunda uyarıyor. Bu zincirleme etkiye dikkat çeken bilim insanları, "Bir yok oluş, başka yok oluşları tetikler" ifadesini kullanıyor.
İklim değişikliği veya kirlilik gibi çevresel sorunların aksine, neslin tükenmesinin geri dönüşü olmadığını vurgulayan uzmanlar, kaybedilen türlerin ekosisteme sağladığı hizmetlerin de sonsuza dek yok olduğunu belirtiyor.
BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK VE İNSAN SAĞLIĞI ARASINDAKİ BAĞ
Bilim dünyası, insanlığın sağlığı ve refahının doğrudan biyolojik çeşitliliğe bağlı olduğunu ifade ediyor. Covid-19 pandemisi ise doğal yaşamın tahrip edilmesinin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğine dair çarpıcı bir örnek olarak gösteriliyor.
Artan insan nüfusu, doğal yaşam alanlarının yok edilmesi, yasa dışı yaban hayatı ticareti, çevre kirliliği ve iklim krizi gibi sorunların gecikmeden ele alınması gerektiği vurgulanıyor.
(Harlequin kurbağası. Fotoğraf: Gerardo Ceballos/Meksika Üniversitesi/PA)
"KENDİ YAŞAM DESTEK SİSTEMİMİZİ YOK EDİYORUZ"
Stanford Üniversitesi'nden Prof. Paul Ehrlich, insanlığın doğaya verdiği zararın aslında kendine yöneldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"İnsan, diğer canlıları ortadan kaldırdığında, kendi yaşamını ayakta tutan sistemlerin parçalarını da yok ediyor. Bu, oturduğu dalı kesmekten farksız."
Ehrlich'e göre, nesli tükenme tehdidi altındaki türlerin korunması, iklim değişikliği kadar acil ve küresel bir kriz olarak ele alınmalı.